Geçmişin tozlu raflarında kalan ama bugünün dünyasını bir ayna gibi aydınlatan meşhur bir hikaye vardır. İşgalci bir İngiliz generali, uzaklardaki bir çobanı ve sürüsünü izlerken yanındakilere sömürgeciliğin en kirli dersini verir.

Çobana gider ve reddedemeyeceği bir teklif sunar: "Şu sürünün önündeki lider köpeği vurursan sana 100 altın veririm."

Çoban, sadık dostunu vurur.

General, "Bir de şu sürünün içinden üç koyunu kesersen bir 100 altın daha" der. Çoban onları da keser. Son olarak, "Öldürdüğün köpeğin derisini yüzersen bir 100 altın daha" der. Çoban paranın hırsıyla onu da yapar. İşi bitince yüzünde arsız bir gülümsemeyle Generale döner: "Sizinle her zaman çalışabiliriz, isterseniz başka şeyler de yapabilirim." Generalin cevabı, tarihin tüm işgalcilerinin ortak manifestosudur

"Ben sadece bir toplumun değerlerini kaça sattığını ölçmek istedim. Liderini vuran, rızkını kesen ve dostunun derisini yüzen bir adamla benim işim olmaz."

KAPİTALİZMİN PARLAK OYUNCAKLARI VE SATILAN GELECEK

Bugün dünya sahnesi, o çobanın modern versiyonlarıyla dolu. Kapitalist sistem, insanlara sadece "daha lüks bir yaşam" veya "daha ucuz bir teknoloji" vaat ederek, toplumların özgürlüklerini ve haysiyetlerini ellerinden alıyor.

Bunun en taze ve acı örneğini Venezuela’da izledik. Bir halk, dış güçlerin ambargosu ve içerideki manipülasyonlarla öyle bir noktaya getirildi ki; cebine girecek üç beş kuruş fazlalık veya "ucuz bir iPhone" alabilme hayali uğruna, kendi liderlerinin uluslararası güçler tarafından paketlenip götürülmesine sessiz kaldı.

O anlık refah vaadi, aslında o toplumun üzerine serilecek olan bir kefen örtüsüydü. Çünkü liderini ve onurunu satan bir halk, o iPhone’la sadece kendi çöküşünü fotoğraflayabilirdi.

COĞRAFYALAR DEĞİŞİYOR, İHANETİN RENGİ DEĞİŞMİYOR

Bu trajik döngü sadece Latin Amerika'da değil, İslam coğrafyasında ve Avrupa'da da aynı senaryoyla sahneleniyor:

• Irak ve Suriye’de: Demokrasi ve özgürlük vaat eden "yeşil dolarların" peşine düşenler, bugün ne bir vatanları ne de sığınacak bir onurları kaldığını acıyla gördüler.

• Filistin’de: İşgalci güçlerin ve Amerika'nın ekonomik vaatleri karşılığında direnişten vazgeçmesi beklenenler, onurlarını satmadıkları için bedel ödüyor; ancak satanların sonu hep hüsran oluyor.

• Ukrayna’da: Batı'nın parlak vaatleri ve yardımları karşılığında ülkelerini bir cephe hattına dönüştürenler, bugün bir neslin yok oluşunu izliyorlar.

HÜSRAN KAÇINILMAZDIR

Tarih bize şunu gösterir: Kendi haklarını, değerlerini ve liderlerini para karşılığı satanlar, sattıkları o paranın hayrını hiçbir zaman göremezler. Çünkü o parayı veren "Generaller", işi bittiğinde o çobanın yüzüne dahi bakmazlar. Kendi vatanına ve değerine ihanet edene, düşmanı bile güvenmez.

Kendi onurunu bir teknolojik aletin ucuzluğuna, bir banka hesabının doluluğuna veya bir "vize" sözüne kurban eden halklar; gelecekte ne o paraya sahip olabilecekler ne de o onuru geri kazanabilecekler.

Sonuç olarak; Eğer bir halk, sürüsünü koruyan köpeği (değerlerini ve liderlerini) üç kuruşluk dünya menfaati için vuruyorsa, o sürünün (geleceğin) kurtlar tarafından talan edilmesi sadece bir zaman meselesidir.

Bugün ucuz iPhone hayali kuranlar, yarın o iPhone'u şarj edecek bir toprak parçası bulamadıklarında tarihin en büyük hüsranını yaşayacaklardır.

UNUTMAYINIZ!

"Tarih boyunca hiçbir işgalci, satın aldığı haini sofrasına oturtmamıştır. Bugün ucuz bir konfor, geçici bir refah veya parlatılmış bir teknolojik oyuncak uğruna vatanını, liderini ve onurunu açık artırmaya çıkaranlar bilmelidir ki; celladından aldığı bahşişle zengin olanın sonu, o bahşişle kendi idam sehpasını kurmaktır.

Unutmayın; köpeğini vuran çobanın sonu, kurtların insafına kalmaktır. Ve kurtların lügatinde 'insaf' kelimesi hiçbir zaman yer almamıştır. Bugün sessiz kalanlar, yarın çığlık atacak bir vatan bulamayacaklar."

Bu notla birlikte yazı, okuyucunun zihninde bir makaleden ziyade bir uyarı fişeği etkisi yaratacaktır.

İstanbul Times – Mehmet Sebbah Yiğit