Kadıköy Belediye Meclis Üyesi ve Klinik Psikolog İpek Demirtaş, Psikopolitik E-Dergisi’ne verdiği röportajda TBMM’de ve yerel yönetimlerde yaşanan parti değişikliklerini değerlendirdi. Farklı partilerden AK Parti’ye geçen siyasetçilerle ilgili soruları yanıtlayan Demirtaş, siyasi transferlerin ardında kişisel beklentilerin yanı sıra içinde bulunulan siyasi ortamın da etkili olabileceğini söyledi.

İstanbul Times Haber Merkezi - F.M.Bayram Kırtaş

“GÜÇ ARAYIŞI, GELECEK KAYGISI VE ETKİSİZ KALMA KORKUSU”

Parti değiştiren bir siyasetçiyi yalnızca “çıkarı için geçti” diyerek değerlendirmenin eksik kalacağını belirten Demirtaş, uzun süre iktidarda kalan bir partinin karar mekanizmalarına, kaynaklara ve siyasi devamlılığa yakınlığın merkezi olarak görülebileceğini ifade etti.

Demirtaş’a göre muhalefette kendisini etkisiz veya geleceği belirsiz hisseden bir siyasetçi, iktidar partisine geçtiğinde daha güvende ve etkili olacağı düşüncesine kapılabilir. Bu geçişlerin arkasında “güç arayışı, gelecek kaygısı ve etkisiz kalma korkusu” gördüğünü söyleyen Demirtaş, ideolojik aidiyetin zayıflamasının da parti değiştirmeyi kolaylaştırabileceğini dile getirdi.

“DEĞİŞEN ARAÇ MI, İLKELER Mİ?”

Siyasi pragmatizm ile ilkesizliğin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, koşullara göre yöntem değiştirmenin tek başına ilkesizlik sayılamayacağını söyledi. Belirleyici sorunun, “Değişen araç mı yoksa ilkeler mi?” olduğunu belirtti.

Demirtaş, bir siyasetçinin temel değerlerini koruyarak farklı bir yöntem izlemesini pragmatizm olarak değerlendirdi. İdeolojinin değerler sistemi olmaktan çıkıp kariyer aracına dönüşmesinin ise vatandaşın siyasete duyduğu güveni zedeleyebileceğini ifade etti.

Kadıköy’de Çocuk Hakları Şenliği
Kadıköy’de Çocuk Hakları Şenliği
İçeriği Görüntüle

PARTİ DEĞİŞİKLİĞİNİN ARDINDAN ESKİ PARTİYE YÖNELEN ELEŞTİRİLER

Demirtaş, yıllarca eleştirdiği bir partiye geçen siyasetçinin geçmişteki sözleriyle yeni konumu arasında çelişki yaşayabileceğini anlattı. Kişinin bu çelişkiyi azaltmak için eski partisindeki sorunları daha fazla öne çıkarabileceğini ve yeni partisinin olumlu yönlerine ağırlık verebileceğini söyledi.

Partilerin yalnızca siyasi fikirlerden oluşmadığını; arkadaşlıkların, ortak geçmişin ve aidiyet duygusunun da bu bağın parçası olduğunu belirten Demirtaş, parti değiştiren bazı kişilerin yeni gruba ait olduklarını göstermek için eski partilerine daha sert eleştiriler yöneltebileceğini ifade etti.

“KAYBETMEK YALNIZCA SEÇİMİ KAYBETMEK DEĞİL”

Kaybetme korkusu ile iktidarın parçası olma arzusu arasında ilişki bulunduğunu söyleyen Demirtaş, uzun yıllar siyasette görev alan bir kişi için makam kaybının statü, görünürlük ve karar verme gücünün kaybı anlamına da gelebileceğini belirtti.

Demirtaş’a göre bir siyasetçi iktidara her zaman daha fazla güç elde etmek için yaklaşmayabilir; güçsüz veya görünmez kalmaktan kaçınma isteği de bu tercihte rol oynayabilir. Siyasi makamın kişinin kimliğinde önemli bir yer edinmesi hâlinde, görevini kaybetme olasılığının daha güçlü bir kaygıya dönüşebileceğini dile getirdi.

“HEPSİ AYNI” DÜŞÜNCESİNE DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye siyasetindeki ruh hâlini tutarlılık, güven ve istikrar arayışı üzerinden değerlendiren Demirtaş, siyasi aktörler kadar vatandaşların da belirsizlikten etkilendiğini söyledi. Özellikle “Hepsi aynı” düşüncesinin yaygınlaşmasını siyasal katılım açısından bir uyarı işareti olarak gördüğünü belirtti.

Demirtaş, vatandaşın yaptığı tercihin sonucu değiştirmediğine inanmaya başlaması durumunda siyasete katılma isteğinin azalabileceğini ifade etti. Siyasetçilerin de iktidarın değişmeyeceği düşüncesine kapılmaları hâlinde mücadele yerine mevcut duruma uyum sağlamayı seçebileceklerini söyledi.

Demirtaş, değerlendirmesini şu sözlerle özetledi: “Siyasetçi iktidara yapışıyor. Vatandaş siyasetten ayrışıyor.”

Kaynak : İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)

Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)