Endometriozis tanısı alan hastaların öyküsünde benzer bir süreç sıkça karşımıza çıkar: Ergenlikten itibaren şiddetli adet ağrısı, farklı hekimlere yapılan başvurular, normal çıkan tetkikler ve "adet ağrısı olağandır" yaklaşımı. İlk belirtiden tanıya kadar geçen süre, yapılan çalışmalarda ortalama 7–10 yıl olarak bildirilmektedir.

Yaygın bir hastalık, geç konan bir tanı

Endometriozis, rahim iç zarına benzer dokunun rahim dışında yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10'unu etkiler. Kronik pelvik ağrı nedeniyle değerlendirilen kadınların %70'e varan bir bölümünde, gebelik elde etmekte güçlük yaşayan kadınların ise %30–50'sinde endometriozis saptanır.

Bu oranlara rağmen hastalığın geç tanınması, belirtilerin özgül olmamasından ve hastaların şikâyetlerinin çoğu zaman yeterince ciddiye alınmamasından kaynaklanır.

Tanıyı geciktiren üç temel neden

  1. Ağrının olağanlaştırılması: Günlük yaşamı, okulu veya işi aksatan adet ağrısı olağan kabul edilmemelidir. Ağrı kesicilere yanıt vermeyen, yıllar içinde artan ya da adet dışındaki günlere yayılan ağrı değerlendirme gerektirir.
  2. Belirtilerin başka hastalıklarla karışması: Adet dönemindeki şişkinlik, dışkılama sırasında ağrı veya idrar yaparken yanma; huzursuz bağırsak sendromu ya da idrar yolu enfeksiyonu olarak değerlendirilebilir.
  3. Normal çıkan ultrason: Periton yüzeyindeki küçük endometriozis odakları standart ultrasonografide görülmez. Normal bir ultrason sonucu endometriozisi dışlamaz.

Doç. Dr. Cengiz Andan bu konuda şunu vurguluyor: “Endometriozis hastalarının önemli bir kısmı bize geldiğinde, yıllardır ağrılarının abartıldığı düşüncesiyle yaşamış oluyor. Tanı sürecinin ilk adımı, hastanın tarif ettiği ağrıyı ciddiye almaktır.”

Tanıda güncel yaklaşım

Endometriozis tanısında amaç, hastayı gereksiz bekleme süresinden kurtarmaktır. Güncel yaklaşım şu adımlara dayanır:

İstanbul Kadar Renkli: Welder Saatlerle Şehir Stili
İstanbul Kadar Renkli: Welder Saatlerle Şehir Stili
İçeriği Görüntüle
  1. Ağrının zamanlaması, niteliği ve eşlik eden bağırsak ile idrar yolu belirtilerini içeren ayrıntılı öykü
  2. Jinekolojik muayene ile hassasiyet ve nodül varlığının değerlendirilmesi
  3. Derin endometriozis konusunda deneyimli hekim tarafından yapılan transvajinal ultrasonografi; gerekli durumlarda pelvik MR

Güncel uluslararası kılavuzlar, tedaviye başlamak için tanısal laparoskopiyi ilk adım olarak şart koşmaz. Belirti ve bulgular endometriozisle uyumluysa klinik tanı konularak tedavi planlanabilir. Cerrahi, gerekli olduğu durumlarda tanı ile tedaviyi aynı seansta birleştirir.

“Görüntülemede bir şey görülmemesi, hastanın ağrısının bir nedeni olmadığı anlamına gelmez. Öykü ve muayene, çoğu zaman tanıya giden yolun büyük bölümünü oluşturur,” diyen Doç. Dr. Andan, klinik değerlendirmenin önemine dikkat çekiyor.

Erken tanının tedaviye katkısı

Erken tanı, endometriozisin tedavisi açısından geniş bir planlama alanı sağlar. Ağrı kontrolü için ilaç tedavisi başlanabilir, gebelik planlayan hastalarda yumurtalık rezervi zamanında değerlendirilebilir ve derin tutulum gelişmiş olgularda cerrahi ayrıntılı bir haritalama ile planlanabilir. Cerrahi gereken hastalarda, görülebilen tüm odakların eksiksiz çıkarılması tedavinin kalıcılığını belirleyen temel ilkedir.

Doç. Dr. Cengiz Andan'ın klinik gözlemi: “Tanının geciktiği hastalarda karşılaştığımız tablo çoğu zaman daha yaygın bir hastalık ve daha uzun süredir süren bir ağrıdır. Ağrının kronikleşmesi, tedaviye yanıtı da güçleştirebiliyor.”

Sonuç

Endometriozis, belirtileri tanındığında yıllarca beklemeden tanı konulabilen bir hastalıktır. Günlük yaşamı etkileyen adet ağrısının olağan kabul edilmemesi, belirtilerin bütüncül değerlendirilmesi ve normal çıkan bir ultrasonun tek başına yeterli kabul edilmemesi, tanı sürecini kısaltan temel adımlardır.

Doç. Dr. Cengiz Andan – Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı https://cengizandan.com/urojinekoloji-uzmani-istanbul/