Sempozyuma Büyükşehir Zabıta Daire Başkanı Mustafa Tahmaz’ın açıklamaları damgasını vurdu. İstanbul’da dilenciliğin yüzde 90 oranında bu işi meslek haline getiren vatandaşlar tarafından yapıldığını ve organize bir hareket olduğunu söyleyen Tahmaz, “Bunlar insanların duygularını istismar ediyor” dedi. Dilencilerin belli dönemlerde ve belli semtlerde arttığını ifade eden Tahmaz, “Çok ilginç anılarımız da var. Mesela Anadolu’da bir ildeki köyün muhtarı bana mektup yazdı. ’Köydeki bütün kadınlar İstanbul’a dilenmeye geldi. Kocaları bunları gönderdiler. Köyde hiç kadın yok. Hatta bunların içinde benzin istasyonları olan bile var’diye... Bunlar gösteriyor ki, bu iş bir meslek haline getirilmiş. Bir yaşam tarzı” diye konuştu.

 

İŞTE O KÖY...

Tahmaz’ın sözünü ettiği köyün Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Turgutlu Köyü olduğu ortaya çıktı. Kozan’a 5 kilometre uzaklıktaki bu köy daha önce de “dilencilik” nedeniyle gündeme gelmişti. 2 bin nüfuslu köyde, kadınlar ve sakat olan erkekler dilenmek için İstanbul, Adana ve İzmir başta olmak üzere büyükşehire yılın belli dönemlerinde (Ramazan ayı) gidiyor. Bu köyde bu iş bir gelenek halinde sürüyor. Dilenen ailelerin Kozan’da akaryakıt istasyonları, otobüsleri, TIR’ları, en işlek yerlerde işyerleri, narenciye bahçeleri, kıymetli arsa ve daireleri var. Turgutlu köyündeki en fakir aileler de “dilenmeyen” aileler. Köyün imajını düzeltmek için yıllardır çalışan Turgutlu Muhtarı Salim Alpaslan, kendi köylülerini ikna edemeyince 2004 yılında, İstanbul Valiliği’ne bir ihbar mektubu göndermişti. İstanbul Valiliği’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Emniyet Müdürlüğü’ne 10 Haziran 2004’te gönderdiği mektupta Alpaslan, 2 bin nüfuslu köyde bin 500 kişinin dilendiği, bu dilencilerin Kozan’da benzin istasyonları, otobüs işletmeleri, TIR’ları, Mercedes’leri olduğu anlatıyordu. Ve İstanbul’da yakalanan kendi köylülerine yasal bir yaptırım uygulanmasını istiyordu.