Tüm dünyayı etkisi altına alan ve ülkemizde de büyük oranda etkisini hissettiren covid-19 salgını her alanda hayatımızı etkilediği gibi eğitim sürecinde de büyük ölçüde etki yarattı. Toplu olarak etkileşimin üst seviyede olduğu eğitim kurumları da pandemi sürecinden etkilenen alanlardan biri oldu. Hepimizin bildiği gibi salgının yayılmasını önlemek amacıyla eğitim kurumlarının kapatılması kararı alındı ve uzaktan eğitime geçiş yapıldı.

Peki bu uzaktan eğitim süreci öğrencileri ve velileri nasıl etkiledi?

  • Uzaktan eğitim en yalın ve sade tanımıyla, öğrenci ile öğretmenin aynı ortamda bulunmadığı durumlarda kullanılan gelişmiş eğitim teknolojilerini tanımlar. Bu süreçte uzaktan eğitimin avantajı olduğu kadar dezavantajı da oldu. Uzaktan eğitimin avantajlarından kısaca bahsedecek olursak; Kişi istediği zaman istediği yerde eğitimlere katılabilir, uzaktan eğitim internet üzerinden yapıldığı için genellikle yapılan eğitim videoları kaydedilir ve kişi videoları tekrar tekrar izleyerek öğrendiklerini pekiştirebilme imkânı sağlar; uzaktan eğitimin bu gibi avantajlarının yanında tabii dezavantajları da var. Mesela uygulamalı olarak öğretilmesi gereken dersler konusunda uzaktan eğitim yetersiz kalabilir, sistem üzerinde oluşan yoğunluk nedeniyle teknik aksaklıklar yaşanabilir, gün içinde uzun süre bilgisayar basında olmak öğrencinin gözlerini yorabilir. Yani bu süreçte avantaj kadar dezavantajın da olduğu açık şekilde ortadır.

BU SÜREÇTE BİREYLER NEDEN KAYGILANIYOR?

Öğrencilerde olduğu kadar ailelerin de geleceğe dair endişeleri elbette var. İçinde bulunduğumuz süreçten dolayı bu kaygı çocukları büyük oranda etkiliyor. Anı yaşamak yerine geleceği düşünerek endişe duyuyorlar. Ama bireylerin unuttukları bir şey var, bu süreci sadece kendileri değil onlar gibi herkes yaşıyor. Bu dönemde daha sakin ve adım adım ilerlemek en doğru karar olacaktır. Ebeveynler eğer bu durumda stres ve panik yaparlarsa ister istemez çocuklarda bu panik halinden etkileneceklerdir. Bu yüzden ebeveynlere düşen bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek adına sakin bir şekilde ilerlemektir.

Çocuklarımız ülkemizin geleceği, aydınlık günlerin ışığıdır. Bu sistemi iyileştirmek ve verimi en yüksek seviyeye çıkarmak için hep birlikte çalışmak zorundayız. Psikolojik olarak ebeveynlerin yaşadığı bu belirsizlik ve endişe onları karamsar olmaya değil, bu konuda evlatlarına rehber olma ve yol gösterici olma sorumluluğunu almaya daha çok itmelidir.

İstanbulTimes / Sena ÇETİNER