Merhum Prof. Dr.Necmettin Erbakan’ın çok güzel bir sözü var der ki ;
“Kürt ile Türk’ü ayırırsanız, ne Kürt kalır ne Türk. Ancak bir olup kardeş olurlarsa, karşılarında ne İsrail kalır ne de Amerika kalır”.
Bu sözün atına imzamı atarım. Ancak günümüzde söyledikleri sözleri ile Kürt ve Türkleri düşman etmeye gayret eden ve başkalarına hizmet eden bir çok tip var.
Örnek vermek gerekirse Bursaspor’un stadında bir kadın, bir anne, bir milletvekili, bir insan olan Leyla Zana için ağza alınmayan küfürlerin ne Kürtlere ne Türklere bir gram faydası yoktur aksine çok ama çok büyük zararları vardır.
Bu tür ırkçı sözler ancak İsrail’in Arz-ı Mevud safsatasına hizmet eder. Hele hele ne idiğü belirsiz o çirkin sloganları atanların büyük bir kesimi Leyla Zana’ nın kim olduğunu dahi bilmezler ama onu sevip sayan ve saygı duyan başta Kürtler olmak üzere bir çok kişinin kalbini kırdılar.
Zaten onları bu düşmanlığı körüklemek üzere kullananlar da bizi birbirimize düşman edip kendi hedeflerine ulaşmak adına her türlü şeytanlığı yapıyorlar.
O Büyük ve Küçük şeytanlar da bir sene önce Suriye hükümeti ile anlaşan SDG ‘yi bir şekilde kandıran İsrail Davut Koridoruna ulaşmak için Suriye Kürtlerini anlaşmaya uymaması konusunda şimdilik kandırdığı anlaşılıyor.
Anlaşma yapıp ona uymamak doğru değil. Temennim Suriye de ki Kürtlerin yeni Suriye devletinde Türkiye de olduğu gibi birer azınlık değil ülkenin asli kurucu unsurlarından birisi olup güzel politikalar üretip bütün Suriye halkına hizmet etmek üzere plan program ve proje yapması daha makul ve mantıklı geliyor bana.
Şu an silahla değil akıl ile bilim ile insanlığa hizmet etmek asıl olmalıdır diye düşünüyorum. İsrail ve ABD’de medet umarak politika geliştirmek mümkün değildir.
Büyük Şeytan ABD ve Onun orta doğudaki suç ortağı küçük şeytan İsrail’den kimseye yarar gelmez. Tarih bunların kullanıp attığı ucuz iş birlikçileri ile doludur. En son örnek Afganistan’dan kaçarken uçaklara tutunup havalanan uçak ile yükselen zavallıların düşüp öldüğünü hepimiz gördük.
Suriye Kürtleri kesinlikle kurtuluşu ABD ve İsrail’in süslü laflarında değil Arap ve Türkler ile istişare ederek herkesin sağlıklı bir yaşam sürmesi için yol ve yöntem bulmaları gerekir.
Bursaspor maçında Leyla Zana ’ya edilen küfürler kesinlikle tesadüf değildir. BU küfür direkt MOSAD’ dan sahaya sürülmüş zaman ayarlı bir tuzaktır.
Maça gelenlerin büyük bölümü Leyla Zana’ın kim olduğunu dahi bilmezler. Diğer geriye kalanlarında sürü psikolojisi ile hareket ettiklerini düşünüyorum… Leyla Zana bir kadın, bir anne ,bir siyasetçi, nihayetinde bir insan…
Düşüncelerine katılmayabilirsiniz, kendisinden nefret edebilirsiniz. Çünkü terörsüz Türkiye sürecinden önce cumhur ittifakı partileri günün 24 saati kendilerine yakın kanallarda ve katıldıkları her toplantıda DEM demek PKK demek, 6’lı Masa’nın 7. Ayağı DEM/PKK diyerek sokaktaki halkı daha da marjinalleştirdiler. Yoksa maça gelen ve Zana için o çirkin sözleri söyleyenlere sorun içlerinde % 2’si bile kim olduğunu bilemez…
Çünkü Zana son 20 yıldır zaten Aktif siyasetin içinde değil. Bu çirkin ifadeleri kullananların hepsi hakkında Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten acilen dava açılmalıdır.
Siyonistlerin fikir babası Thedor Herzel’ den (1897) bu yana bütün siyonistler bir araya gelseydi Bursa maçında sarf edilen ÇİRKİN Sözler kadar birlik ve beraberliğimize zarar veremezlerdi.
Hele Futbol federasyonunun Bursaspor’a verdiği 342 bin TL lik cezayı İyi Partili bir milletvekilinin hesaba havale yapması demek atılan kötü tezahüratları onayladığını belirtmiş oldu.
Soru şu Leyla Zana’ yı seven milyonlarca insanın bir kısmı diyelim ki AmedSpor’ un bir maçında binlerce kişi aynı ağızdan tribünlerde o vekilin eşine, kızına veya bir kadın akrabasına aynen o çirkin sözleri söylese ve o spor kulübüne ceza kesilse ve başka birisi o cezayı ödese o VEKİL NE DÜŞÜNÜR ?
Ümit Özdağ’ın Bursa Uludağ Gazoz’u içerek sarf edilen sözleri onayladığını göstermesi de not edilmesi gereken diğer bir çirkinlik olarak tarihe geçti.
Hele Ümit Dikbayır’ın sarfettiği sözleri kabul etmek mümkün değil. Bazı iflah olmaz tipler artık Kürtleri görünce kırmızı görmüş boğa gibi sağa sola saldırmaktan vazgeçmeleri gerekir…
YAŞADIĞIMIZ BÖLGE IRKÇILIĞI KALDIRAMAZ BURADA BİRLİK BERABERLİK VE ÜMMET ANLAYIŞI ŞART
Ben yaşam felsefesi olarak IRKİ bazda olaylara bakmıyorum. ÜMMET anlayışı ile olaylara bakmayı tercih eden bir kişiyim.
Bir kişi hangi ırka mensup olarak doğacağına karar veremeyeceği için hiçbir insanı Kürt, Türk, Ermeni, Rum, Alman, Fransız, Arap, Fars olduğu için suçlamak doğru değil. Allah indinde üstünlük ancak Takvadadır.
Kim derse desin bu ülkede Kürtlere ve Alevilere farkı bir gözle bakıldığını yaşamanın her evresinde görüyoruz. Ama bunu aza indirmek ve nihayetinde yok etmek için herkes çaba harcamalıdır.
İstanbul’da bugün 1 milyondan fazla Kürt yaşıyor. Yani İstanbul Dünya’nın en büyük Kürt şehirlerinden birisi olarak tarihteki yerini aldı.
Artık bütün siyasi partileri halkın gerçek gündemi olan açlık, yokluk ve yoksulluğu bitirmek için emek harcamalarını isterim.
Ülkemizin birlik ve beraberliği için ne ülkeye, ne Ak Partiye, ne CHP’ye ne de halkımıza bir faydası yok. İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanıp cezaevine atılması zaten FAHİŞ bir hata idi.
İBB Tutuklamaları yapılmadan bir gün önce Eminönü’nde bir sokak röportajı yapmış İmamoğlu görevden alınıp veya tutuklanır mı sorusunu sorduk.
Bırakın CHP ve İmamoğlu’na oy veren seçmen’ Ak Parti’nin fanatik seçmenleri bile böyle bir şeyin olması mümkün değil demişlerdi. Ancak siyasi otorite ciddi bir risk alarak sadece İmamoğlu’nu d a değil adeta İBB’yi Topal Ördek yapmak için tepe yöneticilerin tamamını tutukladı.
Bu baskılar ve sıkıştırmalar kesinlikle halkın İmamoğlu’na olan desteğini azaltmadı aksine daha da arttırdı. Bunu kendi kafamda demiyorum.
Her gün İstanbul’un bir ilçesinde bu Pazar günü bir genel seçim olsa oyunuzu hangi parti ve hangi cumhurbaşkanı adayına vereceksiniz sorumuza büyük kesim İMAMOĞLU diyor.
Her ne kadar Ak Parti yöneticileri şikayet eden CHP’li, tutuklayan yargı bizim bu iş ile bir alakamız yok dese de bu içi boş bir sözdür.
TURPUN büyüğü heybede diyenler vardı. Bu söz kime mesajdı bilenler bilir. Türkiye de ve dünyada hiçbir büyük siyasi dava sadece yargı mensuplarının isteği ile açılmayacağını hepimiz biliyoruz.
Ak Parti siyasi bir karar olarak daha önce bakan yardımcısı olan birini başsavcı yapmasaydı işler rutin rayında gitseydi kesinlikle AHMAK davası açılmazdı.
Açılsaydı da 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 4 yıl siyaset yasağı değil basit bir ceza verip hükmün geriye bırakılmasına karar verirlerdi.
Kimse bize çirkin davası, Bilirkişi davası vs.vs. saçma sapan davaların hukuki olmadığını söylemesin.
Ak Parti 19 Mart 2025’de sadece İmamoğlu ve mesai arkadaşlarının tutuklanması için bu kadar büyük bir RİSKİ almazdı.
30 Ekim 2024’de Küçük Turp olarak telakki edilen Esenyurt Belediye başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ‘in tutuklanmasından sonra CHP,DEM Esenyurt meydanında yapılan protesto eylemine çok az sayıda kişinin katılması siyasi Otoriteye Büyük Turp’ a dokunursak aşağı yukarı bu kadar cılız bir tepki olursa İBB’ye de KAYYIM atarız hayalleri olduğu izlenimi bende var.
Çünkü tutuklama bile Çarşamba günü yapılmış. Dört günlük gözaltı süresinin dolması Cumartesi günü bitiyor.
Bu da demek oluyor ki Cumartesini Pazar’a bağlayan gece İstanbul Valisini Kayyım atayacaktı.
Ancak İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin başlatmış olduğu protesto eylemleri ülke genelindeki bir çok üniversiteye yayılınca bütün siyasetçilerin korktuğu gibi Ak Parti yöneticileri de Ülkenin karışacağını düşündükleri için İmamoğlu’nun tutuklamasını yedekledikleri TERÖR’ den değil ekonomik suçtan yaparak başkan vekilinin CHP’den olmasını istemeyerek de kabul ettiler.
Uzun sözün kısası bu saatten sonra İmamoğlu ve mesai arkadaşlarının zindanda olmasının kimseye faydası yok.
İmamoğlu serbest kalıp görevine iade edilmeli ve Ak Parti’de Konut fiyatlarını, kiraları, gıda fiyatlarını aşağı çeker Adalet’e olan güvensizliği artırma yoluna girerse seçimde daha çok oy alır.
HAPİSTE ki bir İmamoğlu ile seçime girecek olan bir Ak Parti en rakibini HAPSE atmadığına kimseyi ikna edemez.
Herkes hata ve yanlış hesap yapabilir. Erdoğan yarın çıkıp ben mert siyaset isterim rakibim olabilecek İmamoğlu’nun tutuklanmasını istemem hemen serbest kalmalı sandıkta kapışabiliriz diyebilecek bir siyasi görüşe sahip. Yani Erdoğan kendi yararına olabilecek en radikal kararları hayata geçirebilecek bir kişiliktir..
Bütün siyasetçilerimizi MERT bir seçime davet ediyorum.
İstanbul Times- Hüseyin Çetiner - 3 Ocak 2026




