İMAMOĞLU’NDAN ERDOĞAN’A : ‘YAN GELİP YATMA’ YANITI: 2019’DAKİ MAAŞI 13.500 DOLAR EDİYORDU,
 ŞİMDİKİ MAAŞI 6 BİN DOLARA İNDİ

İmamoğlu, törenin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisiyle ilgili, “yan gelip yattığıyla” ve “proje değil, bahane ürettiğiyle” ilgili iddialarına, “2019’da, 74 bin 500 lira Cumhurbaşkanlığı maaşı vardı ve o günkü kurlarla 13 bin 500 dolar yapıyordu.

İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner 

İSTANBUL'UN İŞİYLE UĞRAŞMASIN, EMEKLİNİN ZOR GEÇİNDİĞİYLE VE ONUN ALDIĞI MAAŞLA İLGİLENSİN. AÇLIK SINIRININ ALTINDA KAÇ MİLYON HANE VAR BÜTÜN TÜRKİYE'DE; ONA BAKSIN

Ve bugün de yine yanılmıyorsam o maaş, 183 bin lira civarında bir maaşa çıktı. Ama ne yazık ki 6 bin dolara kadar inmiş değeri. Yani bence bu hesaplara bakınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili bütçe hesaplarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili matematiğin faydasıyla süreci daha iyi okuyabilirler ve daha da iyi görebilirler. Şunu da düşünmeden edemiyorum: Yani, ‘5 yıllık iktidarında kendisine bile faydası olmayanın, insanlarımıza nasıl faydası olacak…?’ Bıraksınlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden, bütçeler üzerinden yorum yapmayı.

Ki bizim liyakatli ve işini, ekonomisini, bütçesini iyi yöneten birlikte çalıştığım yol yol arkadaşlarım, o milletin evlatları, ekonomi kurallarına ve icraatların daha iyi yapılmasına dönük yönetiyorlar. Bütün zorluklara rağmen yönetiyorlar. Türkiye'deki enflasyona dönük yönetiyorlar. Ama şu anda görüyoruz ki; Türkiye'yi yöneten akıl, zihniyet ve Sayın Cumhurbaşkanı, İstanbul'un işiyle uğraşmasın, emeklinin zor geçindiğiyle ve onun aldığı maaşla ilgilensin.

Açlık sınırının altında kaç milyon hane var bütün Türkiye'de; ona baksın. Ve yine söyleyeyim: Türkiye'deki döviz artışına, maliyet artışlarına çare bulsun, çözüm bulsun. Görevi ve sorumluluğu o. Ben, Sayın Cumhurbaşkanı'nı da görevini yapmaya davet ediyorum” yanıtını verdi. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin kültürel mirasının en önemli yapılarından biri olan Mimar Sinan üretimi ‘Sıra Dükkanlar’ı yeniden canlandırdı. Son yıllarda kaderine terk edilen ‘Sıra Dükkanlar’, İBB Fen İşleri Dairesi Başkanlığı restorasyonu ve İBB Miras’ın yenilikçi vizyonuyla baştan aşağı yenilendi. UNESCO tarafından, 1985 yılında, ‘Dünya Mirası Listesi’ne kabul edilen dört bölgeden biri olan Süleymaniye Camii ve Külliyesi bünyesindeki dükkanlar, “İBB İstanbul Tasarım Müzesi” olarak işlev kazandı. Zanaatkâr, tasarımcı ve sanatçıları bir araya getiren dükkânları, sosyal mekânları, atölye ve etkinlikleriyle bulunduğu bölgeye değer katacak bir çekim merkezi olarak tasarlanan müzenin açılışı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninde, İmamoğlu ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Oktay Özel birer konuşma yaptı. 

Hatay Heyetini Tarihi Meclis Salonu'nda Ağırladı Hatay Heyetini Tarihi Meclis Salonu'nda Ağırladı

“İSTANBUL ARTIK SELDE, SU BASKININDA BOĞULAN BİR ŞEHİR DEĞİL”

Açılışı yağmurlu bir havada gerçekleştirdiklerini belirten İmamoğlu, “İstanbul'un her havası güzeldir; yaşamak, tatmak lazım. Nasılsa, İstanbul'un yağıştaki o kötü görüntülerine son verdik. Artık selde, su baskınında boğulan bir şehir değil, tam aksine yağmurun altında ıslanmanın bile güzel olduğu bir şehir var etme yolunda, güçlü bir şekilde ilerliyoruz” dedi. İstanbul’un özel noktalarından birinde olduklarını kaydeden İmamoğlu, “Ben, bu şehirdeki her insanı, dünyanın en seçkin konumundaki insanlar olarak görüyorum.

Bu aziz şehirde yaşamak, sadece kişisel olarak hayatını yaşamak değil; aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet'le yaşamak, Kanuni Sultan Süleyman'la yaşamak, Mustafa Kemal Atatürk'le yaşamak demektir. Onun için çok özel bir durumdayız, özel bir pozisyondayız. Onların şehrin dokusuna nüfuz etmiş eserleriyle, hatıralarıyla nefes almak demektir. Biz, bu şehirde, burada ömrünü geçirmiş, İstanbul'a değer katmış kim varsa, onlarla birlikte yaşıyor, onların kıymetini biliyoruz. Ve onların özel noktalarını, anlarını yaşamak, geleceğe taşımak konusunda da yoğun bir gayret içerisindeyiz” diye konuştu. 

“ECDAT YADİGARI BÜTÜN ESERLERİ İSTANBULLULARLA BULUŞTURUYORUZ”

“Bu onurlu görevi 5 yıldır yerine layıkıyla getirme konusunda, çok özenli bir çalışma dönemini yönettiğimizi gururla ifade etmek isterim” diyen İmamoğlu, “İstanbul'un tarihi mirasına büyük bir özenle, olağanüstü bir gayretle sahip çıkıyor ve geliştiriyoruz. Onun için İstanbul, tarihinin en çok restorasyon, iyileştirme, ihya etmek ile ilgili yoğun bir çalışma dönemini yaşıyor. Tarihi eserleri sadece restore etmiyoruz, restore ettiğimiz kadar, hayata kazandırıyoruz. Aktif bir parçası haline getiriyoruz. Geçmişle bugünü kaynaştıran, geleceği gözeten, bugünün bütün ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, önümüze inanılmaz bir vizyon koyan perspektifle, ecdat yadigarı bütün eserleri İstanbullularla buluşturuyoruz. Açılışını yaptığımız İstanbul Tasarım Müzesi de tam da bu anlayışla hayata kazandırdığımız çok özel bir alan. Burası, bütün İstanbulluların yoğun ilgisini görecek, İstanbullular burayı görmek için can atacak. Tarihi yarımadayı, güzel Fatih'i gezmeye gelen her insanın mutlak uğrak yerlerinden birisi olacak” ifadelerini kullandı. 

“BİREYSEL KABULLER, TEKİL ANLAYIŞLAR YA DA ‘BEN BİLİRİM’ KİBRİNDEN UZAK BİR SÜREÇ YÖNETİLDİ”

Asırlardır İstanbul’un sosyal hayatın nabzının attığı bir merkez olan Sıra Dükkanların son yıllarda kaderine terk edildiğini vurgulayan İmamoğlu, “Burada, bu özel çalışma yapılırken; bireysel kabuller, tekil anlayışlar ya da ‘Ben bilirim’ kibrinden uzak bir süreç yönetildi. Herkesin katılım gösterdiği ve içine ihmalin, hele hele ihanetin hiç girmediği, rant diye bir kavramın yanından bile geçmediği buluşmalar ve birlikteliklerle burada süreç çözüldü.

İşte ilgisiz bırakıldığında unutulan ama yoğun bir ilgi gösterildiğinde canlanan ya da bir kişinin her şeye karar verdiği bir ortamdan, İstanbulluların karar verdiği bir noktada imza atıldığında, ne denli renkli, ne denli canlı ve ne denli umut veren bir alanın oluşabileceğinin çok özel bir örneğidir Mimar Sinan Caddesi. Eline, emeğine sağlık bütün katkı sunanların. Sıra Dükkanlar, aynı zamanda Mimar Sinan'ın evinin bulunduğu yer. Yine Süleymaniye Camii ve Külliyesi içinde inşa edilmiş bir nokta. Yani Kanuni’nin iradesini, Mimar Sinan'ın da sanatını yaşatan ve taşıyan bir nokta” şeklinde konuştu. 

“İKİNCİ ETAP DA 5 AY SONRA HAZIR”

Alanın ikinci etabının da yaklaşık 5 ay sonra tamamlanacağı bilgisini paylaşan İmamoğlu, “Sizler de buradaki o sürpriz köşeleri gördükçe, yaşadığınız bu şehirle daha fazla gurur duyacak ve kendinizi bu şehre daha fazla sorumlu hissedeceksiniz. Tabii yeni alanlar ve yeni kültür sanat mekanlarının bu şehre bu tür noktalarda kazandırılması, bizleri de heyecanlandırıyor. Böylece bu bölgenin yoğun ilgi odağı haline gelmesi, bizleri şimdiden sabırsızlandırıyor. Nasıl Fatih Sultan Mehmet'in emaneti olan Haliç Tersanesi’ni kapanmış bir halden tekrar canlanan, üretim yapan ama aynı zamanda tasarımla, sanatla buluşturan bir çalışmayı yapabilmişsek, burada da aynı şeyi yapmaya devam ediyoruz. Nasıl Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti olan Büyükdere Fidanlığı’nı İstanbul'a kazandırmışsak, aynısını yapıyoruz. Kanuni Sultan Süleyman'ın ve Mimar Sinan'ın emanetini yok olmaktan kurtarıyor, yeniden üretim yapılan, insanlarımızın capcanlı bir şekilde yaşamın içine katılmasını gördükleri ve buluştukları bir merkez haline getiriyoruz. Ve daha da güzeli, halka açıyoruz. Bunları da ancak biz yapabiliriz” dedi. 

“İSTANBUL'UN, KONUŞURKEN SAĞA-SOLA BAKIP, ‘ACABA NE DİYECEK’ DİYE KORKUYLA SÜREÇ YÖNETENLERE TAHAMMÜLÜ YOK”

“’Biz yapabiliriz’ kavramı aslında şöyle tarifleniyor” diyen İmamoğlu, özetle şunları söyledi:  

“Hiç kimsenin, hiçbir grubun, hiçbir odağın emrinde olmamak anlamına geliyor. Sadece ve sadece 16 milyon insanın, halkın, buranın hemşehrilerinin, milletimizin, vatandaşlarımızın emrinde olmanın bir boyutunu sizlere gösteriyor. Biz, sadece halkın hizmetindeyiz. Onu söyleyeyim. 5 yıl daha bu onurlu göreve, yine halkın hizmetinde ve halkın emrinde olmak üzere talibiz ve bu görevi yerine getirmek için hazırız. Altını çiziyorum. Çok daha güçlü bir şekilde hazırız. Çünkü, İstanbul'un duraklama lüksü yok. İstanbul'un yalpalamaya, hiçbir lüksü yok. İstanbul'un, hele hele hiçbir şekilde ihanet edilmesine fırsat tanınacak bir ortamla karşılaşmaya tahammülü yok. İstanbul'un, konuşurken sağa-sola bakıp, ‘Acaba ne diyecek’ diye korkuyla süreç yönetenlere tahammülü, hiç ama hiç yok. Yani neye var? ‘Hep ileri’ demeye, ‘Tam yol ileri’ demeye hazır İstanbullular var. Biz de bunu temsil ediyoruz. ‘İstanbul benimdir. İstanbul benim aşkımdır’ anlayışından kurtulmaya; ‘İstanbul hepimizindir’, İstanbul’un 16 milyona ait olduğu bir döneme yine devam etme mecburiyeti vardır.”

“BÜTÜN İSTANBULLULARI BURAYA DAVET EDİYORUM”

“Buraya bütün İstanbulluları davet ediyorum. Sevgili hemşehrilerim, buraya gelirken özellikle çocuklarınızla gelin. Çocuklarınızın burada göreceği bu atmosfer, bu ortam; yenileşmenin iyileşmenin izlerini size çok derin bir şekilde hissettirecek. Aynı şekilde tasarımın gücünü, yaratıcılığın, ustalığın, zanaatkar olmanın, sanatçı olmanın o derinliğini ve o güçlü hissini verecek. O bakımdan çocuklarımızın gelecekte daha güçlü, daha tasarım kuvveti yüksek, daha umutlu olmalarını istiyorsanız; bu mekanları lütfen onlara gösterin. Sanatın, zanaatın, sanatçıların kabiliyetlerini mutlaka onlara gösterin. Bu manada özellikle İstanbulluları buraya gelirken yalnız değil, ailece, çocuklarıyla, dostlarıyla gelmeleri adına içten davetimi yapıyorum. Bugün bir arada olduğumuz ve bu müzede yer alan bütün dostlarımıza teşekkür ediyorum. Yine gelecek yıllarda da yoldaş olacak diğer tasarımcılara, değişimle beraber burayı güçlendirecek yeni yeni sanatçılara ve o mekanlara şimdiden başarılar diliyorum.”

“BİZİM BELEDİYECİLİĞİMİZ GALİP GELECEK; MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİN EVLATLARI KAZANACAK…”

“5 yıldır gerçekten özenli bir çalışma yaptık. Gerçekten iş birliği noktasında derin birikimiyle ve meslek duygusuyla hem İstanbul'umuza hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne çok güçlü çalışmalarda katkı yapan, dönem dönem yeni fikirleriyle çok özenli başarılara imza atan ve şimdi benimle birlikte bu güzel yolculukta, Fatih'te belediye başkanı olma adımını atan Mahir Polat kardeşime de burada, bu projede yaptığı özenli çalışmalardan dolayı yürekten teşekkür ediyorum. Bu memleketin güzel insanlarıyla çalışmak için söz vermiştim.

Ben yine milletimizin, memleketimizin evlatlarıyla yol arkadaşlığı yapmaya, çalışmaya, kamu hizmetinde yakın, eş, dost, akraba asla değil; kızım, oğlum, damadım, gelinim asla değil; meseleye milletin evlatları penceresinden bakarak, 86 milyon insanına fırsat tanıyan, 16 milyon insanına fırsat tanıyan, bu yolculuğa devam edeceğim. Çünkü Mahir gibi yol arkadaşlarımızın, bizi kendi maharetleriyle, gerçekten güzel günlere ve güzel işlere taşıyacağını yaşadım, gördüm. Herkese de bunu tavsiye ediyorum. İnşallah hem Fatih'te hem İstanbul'da hem birçok şehrimizde, birçok ilçemizde bizim belediyeciliğimiz galip gelecek. Milletimiz kazanacak, milletin evlatları kazanacak.”

POLAT: “KENDİNİ TARİHİ ALANLARIN ÜSTÜNDE GÖRENLERE BU DUVARI İŞARET ETMEK LAZIM”

Açılış kurdelesi kesimi öncesinde konuşan CHP Fatih Belediye Başkan adayı Polat da duygularını, “Benim için tabii onur ve heyecan dolu bir gün. Bu tür günlerde her zaman protokol konuşmaları olur. Ama ben, fotoğrafın arkasındaki duvarı işaret edeceğim. O duvar, 500 yıldır burada. Orada gördüğünüz her taş, tuğla, bu topraklardaki her bir insanın, buraya emek veren insanların hizmetini temsil ediyor. Bugünden sonra da artık tasarımcı dostlarımız buraya hizmet edecekler. Kendini tarihi alanların ya da İstanbul'un tarihinin üstünde görenlere, bu duvarı işaret etmek lazım. İnşallah duvarında bir taş da biz olabiliriz. Çok teşekkür ediyorum” sözleriyle dile getirdi. Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile İBB İstanbul Tasarım Müzesi, kentin hizmetine girdi. İmamoğlu ve beraberindeki heyet, müzenin ilk ziyaretçileri olarak bazı dükkanları gezip, sanatçılarla sohbet etti. 

DÖKMECİLER ÇARŞISI’NDAN İSTANBUL TASARIM MÜZESİ’NE…

UNESCO tarafından 1985 yılında Dünya Mirası Listesi’ne kabul edilen dört bölgeden biri olan Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle dönemin baş mimarı Sinan tarafından 1550-57 yılları arasında inşa edildi. Merkezinde cami bulunan külliye; medreseler, sıbyan mektebi, imaret, dârüşşifâ, hamam, Kanuni Sultan Süleyman Türbesi, Hürrem Sultan Türbesi ile Mimar Sinan Türbesi gibi yapıların barındırıyor. Süleymaniye Külliyesi’nin ayrılmaz bir parçası olan Sıra Dükkanlar, Süleymaniye Camii’nin doğu tarafındaki avlu duvarı ile Dârülhadis Medresesi’nin altında, Mimar Sinan Caddesi üzerinde bir sıra halinde yer alıyor. İşlevlerine ve üretilen ürünlere göre adlandırılan bu dükkanlar; dökmeci esnafının bölgedeki yoğunluğundan ötürü “Dökmeciler Çarşısı” olarak da biliniyor. Rabi ve Salis Medreseleri’ne bakan kısımda 35, Dârülhadis Medresesi altında ise 18 dükkan olmak üzere toplam 53 dükkan asırlar boyunca üretimleriyle İstanbul’a hizmet verdi. 1950 yılındaki onarımlar sonucu özgün iç mekan kurgusunu kaybeden, son yıllarda ise kendi haline terk edilen Sıra Dükkanlar, İBB tarafından 2023 yılında tamamlanan restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmalarıyla, “İBB İstanbul Tasarım Müzesi” olarak dönüştürüldü.

İBB KURUMLARI DA MÜZEDEKİ YERLERİNİ ALDI

Bileşenleri arasında KüçükevSeramik Atelier, White Rabbit Porcelain, IMOGA, Yadigâr Ataklı Vitray Atölyesi, Artı Vitray, Emre Arolat, Beoffice, Piknik Works, Onaranlar Kulübü, Design Trak, Nazmi İnce, Taksim Sanat, İstanbul Modern, TEPTA Aydınlatma, ETMK İstanbul, BASE, Karşı Sanat, Salt, İKSV, Gülay Bilge, 16.10, Gigaro, Afterwork, İdilius Jewelry, Artiz Jewelry, Artdoll İstanbul, Maumauworks, Ethem Onur Bilgiç, Toprak Fırat, Beste İleri, Mamut Art, Fol, Az Sonra Tasarım Ajansı, Mert Tügen, fam°, Selin Tahtakılıç, Alara Demirel, Aybala Yalçın, Ender Diril, Cem Yönetim gibi saygın kurum, marka ve tasarımcıların yer aldığı İstanbul Tasarım Müzesi’nde, üretimlerin satışa sunulacağı bir Artshop da bulunuyor. Beltur’un da hizmet vereceği alanda; İBB Miras, İBB Kadın, Kültür AŞ, İBB Proje, İBB Kültür, Visit İstanbul, BİMTAŞ ve İPA ofislerinin yanı sıra İdari Ofisler de yer alıyor.

İmamoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da müze çıkışında yanıtladı. İmamoğlu’nun gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle oldu:

-Meral Akşener'in toplantısında bir açıklaması oldu sabah. “Bizi engelleyen Beştepe değil, Saraçhane’ dedi ve seçim için asılacak billboardların bir telefonla engellendiğini söyledi. Bir açıklamanız olacak mı? 

“Bizim öyle bir engelleme veya bu tarz girişim, eylemde bulunmayacağımızı en iyi kendileri bilirler. Bu noktada ne için yaptığını bilmiyorum bu açıklamayı, ama muhtemelen bu billboard meselesi… Çünkü öyle bir yansıyı bana gösterdi arkadaşlar. Bir kere, bu işin sadece İstanbul'u yok, muhtelif şehirleri var. Bu işler de şehirlerde, firmalarda; firmalarda yönetiliyor. Onlarla konuşabilirler, görüşebilirler. Belli ki İstanbul'da ve Ekrem İmamoğlu üzerinden konuşmak veya Ekrem İmamoğlu’na taş atmak, böyle bir prim yapacak zannedilir şekle doğru gidiyor. Hayırlısı. Neyse; Allah'tan alışığız. Bize atılan hiçbir taşın etkisi olmaz. Bize doğru gelirken, taşların her birisi havada güle dönüşür; dikkat etsinler. Bizim öyle bir endişemiz yok. İnsanlara karşı, demokrasiye karşı her zaman sorumluluk hissettik ve hiçbir daim bu sorumluluğun dışında da hareket etmedik. Yine ilave ediyorum: Bunu, en iyi Sayın Akşener bilir.”

-Programlarınızda, yaptıklarınızı anlatmayı tercih ettiğinizi belli ediyorsunuz, ama şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da her programda sizi hedef alan açıklamaları var. Özellikle siz yaptıklarını söyledikçe, o, 5 yılda aslında -kendi tabiriyle- yan gelip yattığınızı dile getiriyor. Yine en büyük bütçeyi size verdiğini, ama sizin buna karşılık proje değil, bahaneler ürettiğinizi söylüyor. Bu sözlere ne karşılık verileceksiniz?

“Hep söyledim, söylemeye devam edeceğim: İlk randevu verdiğinde, kendisini ziyarete gittiğimde -2020’nin ocak ayıydı galiba, tam tarihini hatırlamıyorum- bana olan ilgisini, o ilk ziyarette hissetmiştim. Ve bu ilgisi hiç bitmedi. Yani her daim beni takip ettiğini görebiliyorum. Hatta gece-gündüz takip ettiğini hissedebiliyorum. Bir endişem; acaba beni takip etmekten yoruluyor da gece uykusuz mu kalıyor diye Sayın Cumhurbaşkanımız, düşünmeden edemiyorum. Bu yoğun ilgisini bana göstermesi, inşallah görevini yapmaya engel olmaz, mani olmaz. Biraz engel olduğu belli. Matematik demiştim daha önce… Sayın Kurum’un açıklamalarında ve bir metro hesabı yapmıştı.

Gerçekten matematiğin dip zafiyetini yaşattı bize. Orada da bir hesabı, bir artı, eksiyi, çarpanı, bu kadar eksik bir yorumu görmemiştim. Yine matematik sorunu yaşayan bir ekiple karşı karşıyayız. Açıkçası, şöyle bir baktım; yanlış hatırlamıyorsam rakamlar söyledi. 74 bin 500 lira 2019’da Cumhurbaşkanlığı maaşı vardı ve o günkü kurlarla 13 bin 500 dolar yapıyordu. Ve bugün de yine yanılmıyorsam o maaş, 183 bin lira civarında bir maaşa çıktı. Ama ne yazık ki 6 bin dolara kadar inmiş değeri. Yani bence bu hesaplara bakınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili bütçe hesaplarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ilgili matematiğin faydasıyla süreci daha iyi okuyabilirler ve daha da iyi görebilirler.”

“Şunu da düşünmeden edemiyorum: Yani, ‘5 yıllık iktidarında kendisine bile faydası olmayanın, insanlarımıza nasıl faydası olacak…?’ Bıraksınlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden, bütçeler üzerinden yorum yapmayı. Ki bizim liyakatli ve işini, ekonomisini, bütçesini iyi yöneten, az önce ifade ettiğim gibi, birlikte çalıştığım yol yol arkadaşlarım, o milletin evlatları, ekonomi kurallarına ve icraatların daha iyi yapılmasına dönük yönetiyorlar. Bütün zorluklara rağmen yönetiyorlar. Türkiye'deki enflasyona dönük yönetiyorlar.

Ama şu anda görüyoruz ki; Türkiye'yi yöneten akıl, zihniyet ve Sayın Cumhurbaşkanı, bizim bu rakamlarımızda İstanbul'un işiyle uğraşmasın, emeklinin zor geçindiğiyle ve onun aldığı maaşla ilgilensin. Açlık sınırının altında kaç milyon hane var bütün Türkiye'de; ona baksın. Ve yine söyleyeyim: Türkiye'deki döviz artışına, maliyet artışlarına çare bulsun, çözüm bulsun. Görevi ve sorumluluğu o. Ben, Sayın Cumhurbaşkanı'nı da görevini yapmaya davet ediyorum.”

-Cumhurbaşkanı İstanbul'daydı ve İstanbul Havalimanı Metrosu’nun Gayrettepe bağlantısının açılışını gerçekleştirdi. Siz davetli miydiniz? 

“Sizce? Diyorum yani; yoğun ilgisinden dolayı açılışa bile davet edemeyen bir kadroya sahip. Kendileri talimat veriyor herhalde. Öyle düşünüyorum. Çünkü yangın söndürmeye, ‘Onun tensipleriyle gittik’ diyen bir anlayış… Muhtemelen bizi bu tür açılışlara davet etmekten endişe ediyorlar. Dedik ya; yarın faks yollayabilirler. Bir davet faksı. Ama davet etmiyorlar. Ama ben yine de çok geç de olsa, çok büyük maliyet farklarına maruz da kalsa, İstanbul Havalimanı'na da yapılan metro hattının Gayrettepe'ye gelmiş olmasından mutluyum.

Ama beni, daha önce olduğu gibi, bu açılışa da daha doğrusu hiçbir açılışa da davet etmeyen bir ekiple karşı karşıyayız. Kendisinin zannediyor yaptığı işi, kullandığı bütçeyi. Ve şu anda yönetmek arzusunda olduğu bu şehri, kendisine ait zannediyor. Bu anlayışın tezahürü ürünü. Biz ise şöyle bakıyoruz: Milletin; millete ait… Mesela buranın açılışlarını, bütün devletimizin bütün kurum kuruluşlarına, ekibine; yeni değil, 10 yıldır aksatmadan yaparız. Beni bir tane şaşırtan olmadı. Yani ne yazık ki, kamu görevlilerinden, mülki idare amirlerinden bakanlara varıncaya kadar, bizim açılışlarımıza gelmediler.

Gelemiyorlar. Bunun da tek sebebi; Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu tutum ve tavrıdır. Milleti, bu anlamda birbirinden uzaklaştırmaya gayret ediyor. Ama işte gördüğünüz bu atmosferde olduğu gibi, biz milletimizi birleştirmeye, buluşturmaya devam ediyoruz. Israrla davet eden ve hani bu toprakların o derin kültürüne, anlayışına, uzlaşma tutumuna yakışan tavırlarla yolumuza devam ediyoruz. Etmesinler. Biz etmeye devam edeceğiz.”

-Kağıthane durağında da bir tane figür var; İstanbul figürü. O İstanbul figüründe de bir tane kanal geçiyor, Kanal İstanbul'u temsilen. Neler söylemek istersiniz? 

“Ben çok şey söylerim Kanal İstanbul'la ilgili de Kanal İstanbul’u ağzına almayan Sayın Kurum’a sorun. Yani dilinden düşürmeyen, ama şu süreçte de tek bir kelime dahi duymadığımız Sayın Kurum'a, ‘Kanal İstanbul'la ilgili ne düşünüyorsunuz’ diye, medya sorsun. Bir duyalım bakalım. Yine acaba, ‘Halkın gündeminde olmayan şeyler, bizim gündemimizde değil midir’ diyecek, diye merak ediyorum. Lütfen basın mensuplarımız, kendisine bu soruyu sorsunlar.”

-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Özgür Özel'e yönelik de eleştirileri de vardı. Orada Özgür Özel'in adını geçirirken, ‘eş genel başkan’ tabirini kullandı. Oradaki diğer başkan olarak da sizi gösterdi. Ne söylemek istersiniz? 

“Bu nezaketsiz tutum ve tavırlar ne muhatabım ne de cevap vereceğim bir niteliğe sahip. Kötü söz, sahibine aittir.”

- Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, karayollarındaki bağlantı gişeleri kaldıracaklarını söyledi. Sizin de daha önce bir yazınız olmuştu Ulaştırma Bakanlığı'na, Mahmutbey'deki trafiği çözmek üzere. Ama bir çözüm olmamıştı. Şimdi Murat Kurum'un vaatleri de arasında bu yine her zamanki gibi. Ulaştırma Bakanlığı'nın bu açıklamasına, “Seçimi kazanmak için bir vaat diyebilir miyiz?”

“Vallahi kaldırsın Sayın Uraloğlu. Doğru bir şey yapıyor. En azından iyi bir şey yaptığında, biz onlara teşekkür ediyoruz. Umarım kaldırırlar. Umarım Mahmutbey gişelerini daha önce yazdığımız gibi, daha ileriye taşırlar. Ya da Mahmutbey gişeleri ve çevresindeki trafik düzenlemesi yetkisinin Ulaştırma Bakanlığı’na ait olduğunu bilmeyen Sayın Kurum'a da bu yönüyle belki bir brifing daha verip, beraberce bilgisayar ekranına ya da haritaya bakmalarını tekrar öneriyorum. Orada belki eksik bir brifing vermiş olabilir. Bu tür noktalardaki düzenleme çalışmalarında da Sayın Bakanı, bu değerli kararı gibi kararlar almaya, mesela Mahmutbey gişelerindeki trafik sorununu çözmeye davet ediyorum. Ya da yazdığımız yazıya göre bize yetki versinler, biz yapalım.”