“ENGELSİZ YAŞAM”
Hükümetimizin engelli vatandaşlarımıza yönelik yaklaşımı bütünsellik
taşımaktadır. Dolayısıyla eğitimden fiziksel çevre düzenlemesine, ekonomik açıdan güçlendirilme ve istihdama dek engellilerin yaşam kalitelerini güzelleştirmek için uğraş veriyoruz. 

AK Parti olarak bedensel engeller yüzünden vatandaşlarımızın eğitim haklarından
mahrum kalmamaları için yoğun bir çaba içindeyiz. Bu yöndeki çalışmalarımız
neticesinde 2005 yılında kanunlaşan ve “cumhuriyet tarihinde engelliler için çıkarılan ilk yasa” olarak kabul edilen Engelliler Yasası sayesinde, engellilere eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal güvenliğe dek birçok hak ve kolaylıklar tanındı. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarına ait resmî yapıların, yol, kaldırım, yaya geçidi, park ve spor alanları gibi halka açık yerlerin ve toplu taşıma araçlarının 7 yıllık süre zarfında özürlülere uygun hâle getirilmesi karara bağlandı.  
 
   Bizzat Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili olarak, engelli otoparklarının haksız işgalinin caydırıcı yasal ve cezai yaptırımlara tabi olması konusunda ilgili tüm düzenlemeleri ve bu düzenlemelerde olası iyileştirmeleri yakından takip ediyorum. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde bu konuda oluşan “saygı kültürü”nün ne tür cezai yaptırımlar neticesinde kalıcı kılındığını araştırmaktayız. Bunun neticesinde önümüzdeki dönemde Meclis gündemine gelmesini çok arzu ettiğim bir yasa teklifi üzerinde çalışıyoruz. Bu teklifte, halkın ortak yaşam alanlarında engelli araçlara ayrılan otoparkların haksız şekilde kullanımını engelleyecek gelişmiş uyarıcı ve işaretler kullanılmasını zorunlu hale getirmek ve yetkili makamların izni olmaksızın engelliler için ayrılmış park yerlerine haksız şekilde park eden sürücülere idari para cezasının oranının artırılmasını hedefliyoruz.
 
     Kamusal yaşam alanlarında, ulaşım araçlarında engellilerin etkin bir şekilde gündelik yaşantılarını sürdürmelerinin ve hareket yeteneklerini kolaylaştırmanın önündeki engelleri birer birer ortadan kaldırmak üzere elimizden geleni yapıyoruz. Bu konunun yakın takipçisi olacağımı bir kez daha vurgulamak isterim. Ta ki tüm ortak yaşam alanlarında engellilere ayrılmış otoparklara gerçekten engelli araçları park edene ve bu konu toplumsal çapta “birlikte yaşam kültürünün” bir parçası haline gelinceye dek.
 
     Ancak her şeyin yasalar eliyle gerçekleşemeyeceğinin de bilincindeyiz. Bu anlamda, yasanın yürürlüğe girmesine karşın özellikle engellilerin elde ettikleri haklar konusunda henüz tam bir toplum bilincinin oturmadığını fark edip, buna yönelik spesifik projeler geliştirdik. Yani yasalar ile uygulama arasında etkin bir şekilde işleyen bir paralellik yaratma arzusundayız. Örneğin Hayrunnisa Gül hanımefendinin bu konuda birçok önemli projesi oldu; engelli çocukların okullaşmasına son derece değerli katkılarda bulundu. Hükümetimiz döneminde eğitim gören engelli sayısını da tam 10 kat artırmış bulunuyoruz. Engellilere yönelik birçok çalışma yapan ancak aralarında bilgi alışverişi olmayan kurumlar arasında bilgi paylaşımını sağlamaya çabaladık.
 
     AK Parti hükümeti iş başına geldiğinden beri engelli vatandaşların maddi ve manevi yükü hafifledi; hayat standartları ve yaşam kaliteleri yükseldi. Örneğin, eğitim alabilecek düzeydeki tüm engellilerin özel rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz faydalanmaya başlamasının önü açıldı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu merkezlerdeki her bir çocuk için rehabilitasyon merkezine belli bir miktar para ödemesi sağlandı. Bunlar gibi onlarca yenilik engelli vatandaşların omuzlarındaki yükü biraz olsun hafifletmek ve engellilerin engelleriyle bağlantılı bir şekilde toplumsal yaşamla bütünleşmesini sağlamak içindi...
 
     Halihazırda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı 91 adet yatılı resmi bakım evinde 5200 özürlüye bakım hizmeti verilmekte; bunun dışında 113 adet özel bakım evinde ise 7370 özürlü vatandaşımız bakım hizmetlerinden yararlanmaktadır.
 
     Engelli vatandaşlarımızın hareket yeteneğini artırmak ve toplumla daha fazla bütünleşmelerini sağlamak konusunda araç kullanımının önemli bir dinamik olduğunun bilincindeyim. Engelli kişileri ekonomik açıdan desteklemek, çalışma ve sosyal hayata katılımlarını sağlamak için alınan tedbirler içerisinde taşıt alımında sağlanan Özel Tüketim Vergisi oldukça önemli. Alınan taşıtın cinsine göre önemli bir ekonomik avantaj oluşturan bu uygulama, yaşamını rahat ve uygun koşullarda sürdürmek için bir taşıta gereksinim duyan ancak yeterli finansal gücü olmayan engeliler için fırsat sunuyor.
 
     29 Nisan 2012 tarihinde ÖSYM tarafından yapılacak Özürlü Memur Seçme Sınavı ise, engellilerin kendi durumlarına uygun şekilde sınava girerek, memuriyete dahil edilmesini sağlamak açısından çağdaş normlara uygun yenilikler getiriyor. Çünkü görmeyen, işitmeyen, zihinsel veya bedensel engelliler için bu sınavda farklı soru yöntemleri kullanılacak ve böylelikle devlette engelliler için ayrılmış boş kadroları doldurmayı hedefliyoruz.
 
     Biz parti olarak şuna can-ı gönülden inanıyoruz: Engelli vatandaşlarımızın ihtiyaç ve talepleri, sosyal devlet ilkemizin ayrılmaz bir parçasıdır. Toplumun tüm kesimlerine adil ve hizmet sunma anlayışı içinde hareket eden, Sayın Başbakan’ımızın da çok güzel ifade ettiği gibi “kimsesizlerin sesi” olma iddiasındaki hükümetimiz, bu konuyu öncelikleri arasına almıştır.
 
    Dolayısıyla, engelli kardeşlerimizi ötekileştiren, onları ait oldukları toplumun dışına iten, hatta eve hapseden, istihdam piyasasından dışlayan tüm uygulamaları reddediyoruz. Bunun için de pozitif ayrımcılık ilkesi ışığında ilerliyoruz. Bildiğiniz gibi, tüm vatandaşlarımız için sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasa yapım sürecinin önünü açan 12 Eylül 2010 referandumu sonucunda pozitif ayrımcılığa anayasal güvence kazandırdık.
 
     Engellilerin toplumla bütünleşmesinin önündeki en büyük engelin; istihdam sorunu olduğuna inanıyoruz. Halihazırda engelli vatandaşlarımızın istihdamı %20 düzeyindedir. Türkiye nüfusunun yüzde 13’ünü (8,5 milyon) oluşturan engelli insanlarımızın istihdamının teşviki, kolaylaştırılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinden rahatça yararlandıkları imkanların yaratılması hükümetimizin öncelikleri arasındadır. Çünkü çalışmayı ve işsizlikten korunmayı bir insan hakkı olarak değerlendiriyoruz.
 
     2002 yılında kamu kurumlarında istihdam edilen özürlü memur sayısı 6 bin 103 iken, 2010 itibariyle bu sayı 18.787’ye yükseltildi. Kamu kurumları ve özel sektörde istihdam edilen özürlü işçi sayısı 2002 yılında 10.883 iken, 2010 yılında 32.252’ye yükseldi.
 
     Devlet Memurları Kanunu’nda yapılan değişiklikle; eşi, çocuğu veya kardeşi özürlü olan personelin, bu yakınlarının eğitiminin sağlanacağı il veya ilçeye atanması sağlandı.
 
     2006 yılından bu yana hayata geçirdiğimiz bir diğer uygulama sayesinde, evde bakılan her engelli birey için bakımı yapan yakınına her ay bir asgari ücret (634,64 TL) ödeme yapılmaktadır. İki temel şartla: evde bir başkasının bakımına muhtaç durumda olduğu sağlık kurulu ile tespit edilmiş birisinin olması; ailenin kişi başına düşen gelirinin net asgari ücretin (634,64 TL) üçte ikisinden (423 liradan) az olması.
 
     Öte yandan, yine hükümetimizin girişimiyle kurulan “engelsiz yaşam evleri” sayesinde engelli vatandaşlarımızın uzmanlarca bakımı yapılıyor.
 
     Engelli aylıklarını da önemli oranda artırdık; öyle ki eskiden sadece 25 lira olan aylıklar, 300 liraya yükseldi. Ayrıca, engelli çocuğu olan annelere beş yıl erken emeklilik hakkı ve günde bir saat bakım izni alma imkanı getirdik. Hastaya bakacak kimse yok ise, devlet 1200 TL vererek engelli vatandaşı ‘özel bakım merkezlerine’ yerleştirdi; böylelikle engelli çocuk sahibi ebeveynlerin “biz ölürsek çocuğumuza kim bakacak” endişesine de yanıt bulunmuş oldu.
 
     Ocak 2012’den itibaren Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları ile yaptığı çalışmalar neticesinde; yolcu trenlerinde özür oranı %40 ve üzeri olan özürlü yolcunun sadece kendisi, özür oranı %50 ve üzeri olan ağır özürlü yolcunun kendisi ve varsa beraberindeki refakatçisi %50 indirimli olarak seyahat edecekler. Öte yandan, yine Ocak ayında bir başka güzel haber daha aldık: İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), en az yüzde 40 engelli olduğunu belgeleyen vatandaşların ikamet adreslerine yüzde 50 indirim uygulanacağını bildirdi.
 
     Elbette bu zamana dek engelli kardeşlerimizin yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla yaptığımız katkılar, okyanusta bir damladır. Keza aslında bugün gelinen noktada özellikle engelli istihdamı gibi sorunlar artık uzun süredir kemikleşmiş ve yapısal bir nitelik kazanmış, hatta AK Parti öncesi yönetimler tarafından neredeyse “sahipsiz ve kimsesiz kalmış” bir durumdadır. Ancak Van Gogh’a o müthiş tablolarında ilham veren bir sözünü her ortama uyarlamak mümkün: “Büyük şeyler, birçok şeyi bir araya getirerek yapılır.”
 
     Engellilerin yaşam mücadelesi diğer sosyal gruplarla kıyaslandığında hep daha güç olagelmiştir. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile birlikte bu konuda ortak projeler geliştireceğiz ve sunduğumuz bu desteklerin çıtasını her geçen gün yükselteceğiz. Bizce önemli olan, doğuştan getirilen veya doğum sonrası yaşanan bir hastalık veya kaza sonucu bazı vatandaşlarımızın bazı fiziksel işlevlerini yerine getirmemesinden doğan sınırlılık halinin bir takım destek ve yönlendirme sistemleriyle “kompanse” edilmesidir.
 
     Ayrıca, AB uyum ve üyelik sürecini öncelikleri arasına alan hükümetimiz döneminde engellilerin topluma entegrasyonu ve engelsiz yaşam sağlanması konusunda AB kaynaklı çok fazla projeden de yararlandık ve bu projeler sayesinde engellileri kuşatan sorunlar yumağını bir nebze daha hafifletmeye çalıştık, başarı öykülerini duydukça gururlandık.
 
     Engellilerin sorunlarını dinlemeye her zaman açığız. Elbette engelli vatandaşlarımızın önünde tozpembe bir tablo olmadığının bilincindeyiz; üç maymunu oynamıyoruz bu konuda. Ancak, şunu da bilmenizi isterim ki, hükümetimizin on yıldır engelli kardeşlerimizin sorunlarını hafifletmek adına yaptıklarının bir bölümü, kendisinden önce gelmiş hükümetlerin yapmadıklarını telafi etmeye dönüktü. Cumhuriyet’in başından beri çıkarılmayan Engelliler Yasası’nın bizim iktidarımız sırasında yasalaştığını unutmamak gerekir. Dolayısıyla, adeta bir sosyal mühendislik projesindeymişçesine gibi kurulu sistemde yıllardır aksayan yanları tespit edip, öncelikle onlara eğildik, onları gidermeye çalıştık. Bu anlamda, engellilerin iş hayatına kazandırılmasında halen %3’lük kontenjanın doldurulamadığının farkındayız. Öte yandan vasıflı arkadaşlarımızın hizmetli kadrolarında istihdam edildiğini, dolayısıyla kendilerinden beklenen verimin alınamadığını da biliyoruz. Bu olumsuzlukları gidermek için ise, elimizden geleni yapmaya hazırız. Çünkü engelli vatandaşlarımızın üretkenliği, bu ülkenin kalkınma sürecine verilen önemli bir katkıdır.
 
     Tüm bu sorunlara etkin ve çağın gereklerine uygun yanıtlar bulacağız ve bu yanıtları ararken de uluslararası toplumda “en iyi uygulamalar” arasında sayılan modellerin ışığında ilerleyeceğiz. Unutmayalım ki AK Parti’nin tüm politikaları, halkın günden güne evrilen istek, gereksinim ve şikayetlerine göre şekilleniyor. Ve her türlü mağduriyetleri gidermeyi vaat etmiyoruz; söz veriyoruz.
 
     Şunu her fırsatta dile getiriyorum: Bu ülke herkesin mutlu olacağı, herkesin kucaklanacağı, yaşanabilir bir ülke haline getirilmelidir. Ülkenin hemen her şeyinden, her mekanından engelliler de bizimle beraber faydalanabiliyorsa, birlikte yaşama kültürünü ve bilinçlenme olgunluğunu geliştirebilmişiz demektir. Bunun için gerek özel gerekse kamu sektöründeki bütün kurum ve kuruluşların üzerlerine düşeni yapmalarının takipçisi olacağız.

İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)