DÜNYA

KKTC bütçesine narenciyeden 1.5 milyar TL gelir hedefleniyor

Cypfruvex Genel Müdürü Cemal Redif, bu yıl 100 bin tonluk narenciye rekoltesinin ihraç edileceğini beklediklerini açıkladı. Redif bunun ülke bütçesine 1.5 milyar TL’lik getiri sağlayacağını söyledi.

“VALENCİYA FİYAT BULACAK”…

Kuzey Kıbrıs Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Turgut Akçın, tüccarların fiyatları ucuza kapatmak için her yolu denediğini ve valenciya için “ürün az olduğundan ihracatının yasaklanacağı” şeklinde söylem ortaya atıldığını ifade ederek, “Üretici acele etmesin. Şu an valenciya talebi yokmuş gibi gösteriyorlar ama bu ürün dış piyasada az. Dolayısıyla, arz talep dengesinden dolayı ürün fiyatını bulacak. valenciya, mandora mandalinden aşağı bir fiyatta kalmayacak” dedi.

“TABAN FİYAT UYGULAMASI OLMAYACAK”…

Cemal Redif, narenciyede taban fiyat uygulamasına gidilmeyeceğini söyledi. piyasalarında oluşacak alım fiyatlarına göre malzeme maliyetlerinin de dikkate alınacağını ifade eden Redif, sonrasında üreticiye verilebilecek en yüksek fiyat ile ürün alımına çıkılacağını vurguladı. Redif, bunun için en uygun zamanın 15 Şubat olacağını dile getirdi.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Özel Haber - Cemre CEMALİ

Fotoğraflar: Özmen YILANCILAR  

en önemli ürünü olan valenciyanın fiyatının ne olacağı sorusu yanıtı bekliyor. KIBRIS muhabiri Kuzey Kıbrıs Narenciye Üreticileri Birliği Başkanı Turgut Akçın ve Cypfruvex İşletmecilik Ltd. Genel Müdürü Cemal Redif ile görüştü. Akçın üreticilere çağrıda bulunarak ürünlerini satmak için acele etmemelerini önerdi, valenciyanın da mandora mandalinden aşağı bir fiyattan satılmayacağını kaydetti.

Cypfruvex Genel Müdürü Cemal Redif de, bu yıl 100 bin tonluk narenciye rekoltesinin ihraç edileceğini beklediklerini belirterek, bunun ülke bütçesine 1.5 milyar TL’lik getiri sağlayacağını söyledi. Redif, valenciyanın satılamayacağı yönündeki söylemlere itibar edilmemesini istedi, “Bu ürün satılacak. Kimsenin endişesi olmasın” dedi.

  1. üretimin yüzde 90’ı King ve Valenciya Turgut Akçın, geçen yıl sezon sonunda 56 bin 877 ton valenciya, 53 bin 669 ton da mandora mandalin (king), 3 bin 500 ton limon, 3 bin ton greyfurt, bin 137 ton w. murkot (yeni mandalin çeşidi) ve yafa portakalının bin 329 ton rekoltesi olduğunu açıklayarak, narenciye üretiminde bu senenin rekoltesiyle ilgili öngörülerini paylaştı.

Akçın, king mandalinada artış beklediklerini ve bu bağlamda rekoltesinin 55-58 bin ton dolaylarında olacağını belirterek, valenciyanın da bu sene 50-55 bin tonun altında olmayacağını vurguladı.

  1. mandalinin tonunun ilk açılışta 3-4 bin TL arasında açıldığını sonrasında talebin arttığını kaydederek, şu an tonunun ortalama 8 bin 500-9 bin TL gibi normalin üzerinde bir fiyata gittiğini belirtti.
  2. mandora mandalin gibi valenciyanın da ülkemizde fazla miktarda üretimi yapıldığını ve ikisinin toplam üretimin yüzde 85-90’ını kapsadığını işaret ederek, geri kalan kısmı greyfurt, limon ve yeni mandalin çeşitlerinin aldığını kaydetti.

Şu an Valenciyaya talebin durgun olduğunu ifade eden Akçın, şöyle devam etti:

“Tüccarlar ucuza kapatmak için her yolu dener. Öyle bir şey yaptılar ki daha önce patates ve soğanda olduğu gibi valenciyada da ‘ürün az olduğu için ihracatının yasaklanacağını’ çıkardılar. Bu nedenle durgunluk yaşandı ama tahminimiz, valenciya da mandora mandalin civardaki fiyatlara gidecek. Üretici acele etmesin ve rehavete kapılmasın. Şu an valensiyaya talep yokmuş gibi gösteriyorlar ama bu ürünün dış piyasada azlığı var. Dolayısıyla arz talep dengesinden dolayı bu ürün fiyat bulacak. Valenciya, mandora mandalinden aşağı bir fiyata kalmayacak.”

“Greyfurt yerine valenciya ya da ori aşısı” 

Akçın, bu sene Türkiye de dahil olmak üzere Akdeniz ülkelerinde narenciye üretiminde yüzde 30-40 civarında düşük olduğunu belirterek, bu durumun da fiyatların biraz daha yüksek seyretmesine vesile olacağının, üreticilerin beklentisinin de bu yönde olduğunun altını çizdi.

greyfurtun tonunun bin 600-2 bin TL gibi düşük fiyatlarda olduğunu söyleyerek, bu fiyatların su maliyetini bile karşılamayacağından, greyfurtta bu sene azalma beklediklerini, rekoltenin yaklaşık 2 bin ton olacağını öngördüklerini belirtti.

  1. büyük bir kısmının Cypruvex’e konsantreye gittiğini ifade eden Akçın, “Eskiden bir miktar da Anavatan’a ihraç edilirdi. Satış fiyatı düşük olduğu için bazı üreticiler bu fiyatlara satmaktansa tür değişikliği yaptı” şeklinde konuştu.
  2. üreticilerin greyfurt yerine valenciya ya da iç piyasada en yüksek fiyata giden mandalin çeşidi ‘ori’yi aşılamaya başladığını söyleyerek, sektörün devamı için üreticinin elinden gelen her şeyi yaptığını vurguladı. Üreticilerin farklı ürün çeşitlerine kayması ile ilgili, “İhracata yönelik düşünüldüğünde tek ürünle olmaz. Ürün çeşitlendirilmeli ki talep geldiğinde çeşitlilik olsun” diyen Akçın, ilk zamanlarda iki ürüne odaklanma olduğunu, bu bağlamda sadece valenciya ve king aşılandığını hatırlattı.

“Narenciye üretimi 75 binden 40 bin dönüme düştü” 

Akçın,“King teşvik edilmişti ama kontrol edilmemişti. Dolayısıyla limonu, valenciyanın bir kısmını, yafayı kesip king aşıladılar” diyerek, Güzelyurt’ta hatırı sayılı bir yafa ürünü varken hemen hemen hiç yafa kalmadığını, şu an sadece Lefke bölgesinde iç piyasaya yönelik yafa üretimi olduğunu açıkladı.

Üretimi ülke genelinde 75 bin dönümken, tuzlanma ve yapılaşma gibi birçok etkenle bu rakamın 40 bin dönüm civarına düştüğüne dikkat çeken Akçın, yafanın esas üretim merkezinin Mağusa’nın Maraş bölgesi olduğunu fakat üniversite açıldıktan sonra her yerin arsa olması ve Mağusa’nın tamamen tuzlanmasıyla narenciye üretiminin Mağusa’da da durduğunu kaydetti.

Akçın, daha önce 10-15 bin ton limon üretilen Girne’nin de turistik bir bölge olması nedeniyle bütün narenciye bahçelerinin kesilip arsa yapıldığını anımsatarak, bütün bunlar düşünüldüğünde narenciye üreticilerinin yüksek maliyetlerle baş etmesinin mümkün olmadığını söyledi.

“Ticari ataşelerin piyasa bulması gerekiyor” 

bölgesinin adanın sebze ve meyve ihtiyacının yüzde 80’ini karşılayan bir bölge olduğunu işaret eden Turgut Akçın, Cypruvex’in narenciye üreticisinin olmazsa olmazı olduğunu ifade etti. 

Cypruvex’i denge unsuru olarak görmek istediklerini ve devletin Toprak Ürünleri Kurumu’na verdiği destek gibi Cypruvex’e de sahip çıkması gerektiğinin altını çizerek, “Üreticinin beklentisi budur çünkü hiçbir destekleri yok. Gerekirse mali destek gerekirse pazar arasınlar” dedi.

Yurt dışındaki elçiliklerin altında çalışan ticari ataşelerin hem pazar bulması, hem de dünya ülkelerindeki tüccarları tespit edip ülkemize davet etmesi gerektiğini ifade eden Akçın, “Avrupa’ya giden ve elçiliklerde çalışan ticari ataşelerin, ülkemizde üretilen her ürün için pazar araması gerekir; beklentimiz budur. Gelenler görsünler ne üretildiğini. Malımızı da görsünler ve talep etsinler ama bizde öyle bir çalışma ne yazık ki yok” vurgusu yaptı.

Redif: Tesisin günlük kapasitesi 350 ton 

işletmecilik Ltd. Genel Müdürü Cemal Redif de, ülkemizde olanı korumak ve üretimini arttırmanın yanı sıra, tür çeşitliliği ile eylülde başlayan hasatların haziran ayına kadar devam edebileceği bir üretim yelpazesinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. Redif, hem suyu daha ekonomik kullanabileceğimiz, hem de pazarda daha fazla katma değer oluşturacak değişik tür ve ürünlere geçilmesinin önemini vurguladı. 

Cypfruvex’in 1979 model makinelerle hizmet verdiğine dikkat çeken Redif, “41 yıllık tesisi söküp attık, son model tesis kurduk. Böylece günlük 100 ton işleme kapasitesi olan tesisi 350 tona çıkarttık” dedi.

Redif, son 3 yılda kendi öz kaynakları ile yaptıkları yatırımın 11 milyon TL’yi geçtiğini belirterek, Cypfruvex’in geçen yılki toplam rekoltenin yüzde 33’ünü yani 38 bin ton malı işlediğini kaydetti.

Narenciyede bir yılda 20 bin ton azalma 

üreticilerin değil, tüm paydaşların lehine piyasayı regule etmenin görevleri olduğunu, bu amaçla da güçlerini yükselttiklerini kaydeden Redif, “Piyasa 3 kaldırırken, 5 dersek, bütün mal devletin üstüne kalır, işleme kapasitesi de yetmez” şeklinde konuştu. geçen yıl narenciye üretimi 120 bin tonken, bu yıl 100 bin ton olduğunu ifade ederek, narenciyenin bu yıl ihracatta ülke bütçesine 1.5 milyar TL’lik getiri sağlayacak pozisyonda olduğunu açıkladı. şartlarında bu rakamın en az 4-5 milyar TL olması gerektiğine işaret eden Redif, 100 bin ton narenciye yanında 5 bin ton da incir ihraç edilebilirse, ya da İsrail’in solomon hurması bu topraklarda yetiştirilirse, ülkede daha fazla büyüme sağlanabileceğini ifade etti.

Redif, pazar bulma noktasında sıkıntı olmadığına dikkat çekerek, kaliteli ürünün her yerde, her zaman pazar bulacağını, sınırların bile ticaretin önünde engel olamayacağını söyledi.

“2 yıldan beri serbest piyasa ekonomisi uygulanıyor” 

Çin’e, Rusya’dan İspanya’ya kadar, pazarının da, üreticisinin de ne olacağını öngördüklerini kaydeden Redif, “güçlü tesisi ve güçlü finansal yapı ile pazarlamada günün şartındaki fiyatlarla pazar bulma ile bir gücüz” vurgusu yaptı.

Redif, Cypfruvex’in ilk kez son 2 yıldan beri serbest piyasa ekonomisini uygulamaya başlattığını belirterek şöyle devam etti:

“Post liberal ekonomik sistemlerde bir ürüne narh fiyatı koyulursa, serbest piyasayı bazen üreticinin lehine, bazen aleyhine, yüzde 90da devletin aleyhine işletirsiniz. Narh fiyatı koyulduğu zaman o fiyatın altına düşülemeyeceği için mevcut işletme Cypfruvex’in zarar etme durumu söz konusu olduğunda, devlete koşturacağız ki üreticiyi sübvansiye etsin de fiyatın farkını ödesin. Biz devletten katkı almıyoruz. Kendi yağıyla dönüyor burası. Sadece hükümetin uygun gördüğü tarım politikaları ile ilgili yaklaşımları icraata çeviriyoruz. Başka herhangi bir ekonomik katkı söz konusu değil. Burada ustalık, serbest piyasa aktörlerinin, ederine veya ederinin üstünde, üreticiden ürünü almasını sağlayacak algı ve manipülasyona yol açmaktadır. Biz bunu yapıyoruz”.

“Geçen yıl ciddi kâr ettik” 

finansal olarak geçen yılki gelirleri ile birlikte ciddi bir kâr elde etiklerini, şirketin kredibilitesini de yükselttiklerinin altını çizerek, “Malı değerinde almazsanız, alırız diyoruz” şeklinde konuştu. piyasada geçen fiyat her neyse biz almaya hazırız diyorsak, bu serbest piyasa aktörlerinin para kazanabilmek adına rekabet edebilmesini sağlar” diyen Redif, Cypfruvex’in ilerde oluşması muhtemel fiyatlar için bir öngörüsü olduğunu ifade etti. 

fiyatlar konusunda üreticinin maksimum gelir sağlayacak stratejileri uygulamaya devam edeceklerinin altını çizerek, serbest piyasa ekonomisi ile yönetilen bir ülkede, bir ürünün önünü tıkayacak şekilde narh fiyatı koyulamayacağını açıkladı.

Cypfruvex İşletmecilik LTD. Genel Müdürü Cemal Redif, şunları kaydetti: “Mesela valenciya portakalına nasıl fiyat belirleyebiliriz ki? Valenciya fiyatları için üreticilerin telaş yapmasına gerek yok. Narh koyarak fiyat belirlenirse şu an dünyadaki piyasa şartlarında tüccarın önünü kesmiş oluruz ve bu malın hepsi Cypfruvex’e kalır. Bu durumda da ürünler ya sıkmaya gider ya da satmaya. 20 bin tonu paketlenir, 35 bin tonu da sıkmaya gider yani mal işlenir ama ülkenin kazanımında çok büyük kayıplar olur.”

“Fiyat için 15 Şubat beklenecek” 

geçen seneki kadar olmasa da bu sene de kesimde işçi sıkıntısı olduğunu belirterek, gerekli çalışmalar yapılırsa, hasatta gecikme olmadan, ürünlerin zamanında kesilerek hasat edilebileceğini açıkladı. 

satışıyla ilgili bir sıkıntı yaşanacağına ihtimal vermemesine karşın dünya piyasalarındaki sıkıntıları ne Cypfruvex, ne özel sektör, ne de devletin belirleyebileceğini vurgulayan Redif, dünya piyasalarında oluşacak alım fiyatlarına göre malzeme maliyetlerinin de dikkate alınacağını, sonrasında üreticiye verilebilecek en yüksek fiyat ile ürün alımına çıkılacağını vurguladı.

Redif, bunun için en uygun zamanın 15 Şubat olacağını söyleyerek, Mısır piyasasının hasada başlaması ile fiyatların çıkmasının yanı sıra, uluslararası en büyük yaş meyve sebze fuarı olan Berlin Fuarı’nın da 10 Şubat’ta biteceğini kaydetti.

“Kimsenin endişesi olmasın”

“Orada herkes bir araya gelecek, borsa orada oluşacak ve çıkacak fiyatlardan sonra geldiğimiz zaman hesabını kitabını yapıp, ona göre yürüyeceğiz” diyen Redif, şöyle devam etti:

“Bu ürün satılacak. Kimsenin endişesi olmasın. Prokovatif şekilde bu ürünün satılamayacağı, dalında kalacağına yönelik konuşanlar, sadece özel sektöre çalışırlar. Bize ve kendilerine güvenmezlerse bu panik havasında sadece özel sektör çıkar, 3’e 5’e bakmaz, alır ticaretini yapar, hem kendileri, hem biz zarar görürüz.” dünyada beklenmedik bir kriz olması halinde özel sektörün ürünü gönderecek bir pazar bulamaması halinde ancak o zaman dalında kalma riski taşıyan ürüne müdahale edilebileceğine dikkat çekerek, o zaman taban fiyatı koymanın görevleri olacağını kaydetti.

Serbest piyasalar dengede giderken, alış satış dengesini bozacak bir taban fiyatının verilmesinin mümkün olmayacağının altını çizen Redif, piyasaları bozmak için değil, piyasaları dengelemek için var olduklarını söyledi.