DİLEK KAYA İMAMOĞLU SİLİVRİ’DEN SESLENDİ: AİLE DAYANIŞMA AĞI’NDAN YARGIYA ADALET ÇAĞRISI

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 32. Buluşmasında konuşan Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, “19 Mart 2025’ten bu yana tam 405 gün geçti. Esaretimizin, haksızlığımız, haklılığımızın bedelini dört duvar arasında ödemenin bugün 405’inci günüdür.

“DOSYANIN TAMAMINA TAHLİYE İSTİYORUZ! BU SİZİN ZORUNLULUĞUNUZ!”

405 gündür ağır, çok ağır şeyler yaşıyoruz. Duruşmaların başlamasıyla yaşananların ağırlığı, hapishane şartlarının yetersizliği, masum insanlara reva görülen eziyetler bir bir gün ışığına çıkıyor. Tel tel dökülen bu iddianame birilerinin kariyer basamağı olmuştur maalesef. Bu artık ayan beyan ortadadır” dedi.

86 MİLYONU GÖRÜP DUYMAK ZORUNDASINIZ, YETER!

“Ne yazık ki haftalardır burada bütün siyasilere seslenmemize rağmen bu gerçeği ne kimse duyuyor ne de görüyor. Neden? Neden görmek, duymak istemiyorsunuz, neden?” Diyen İmamoğlu, “Her gün burada, bu duruşma salonlarında insanlık suçu işleniyor, bunu anlamıyor musunuz?

DİLEK KAYA İMAMOĞLU: BU DURUŞMA SALONLARINDA İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR

Bu suça sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır! Her gün spekülatif haberlerle iddianameyi köpürtmeye, itibar cellatlığına devam eden yandaş basın, yandaş basın size sesleniyorum: Duruşmalara neden katılmayı bıraktınız? Bu hafta bir oturuma katılıp oturumun gidişatını görünce salondan erken ayrıldınız. Neden biliyor musunuz arkadaşlar? Çünkü bir yılı aşkın süredir yaratmaya çalıştıkları algı artık tamamen çökmüştür!” ifadelerini kullandı.

YETER ARTIK! KOLTUKLARINIZDAN BİZİ GÖRÜN!

“Dosyanın bütününde tahliye kararı çıkmalıdır bugün, hemen, derhal!” diyen Dilek Kaya İmamoğlu, şunları söyledi:

“Dosyanın tamamına tahliye istiyoruz. Bu bir istek değil, bu bir sizin zorunluluğunuz. 405 gündür ailelerle bir fiil 7/24 beraberim ben. Herkesin ne yaşadığını, sabırla ne beklediğini, sessiz, sükunetli bir şekilde herkes kişiliğini koruyarak çok nezih bir şekilde mücadele verdi bir buçuk yıldır. Yeter artık! Yeter! Koltuklarınızdan bizi görün! 86 milyonu görüp duymak zorundasınız, yeter! Bizim ailelerimiz var, bizim çoluğumuz çocuğumuz var, bu annelerin, bu babaların evlatları var. Dosyanın bütününde bugün tahliye kararı bekliyoruz. Duruşma bugün erken bitti, oturun kararınızı verin.”

“TEL TEL DÖKÜLEN BU İDDİANAME KARİYER BASAMAĞI OLMUŞTUR”

19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), Silivri Duruşma Salonu’nun yan tarafında bulunan otopark alanındabir araya geldi. 32’inci buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi. Bir yılı aşkın süredir hukuksuz bir şekilde Silivri’de tutulan seçilmiş İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

HAKLILIĞIMIZIN BEDELİNİ DÖRT DUVAR ARASINDA ÖDEMENİN 405. GÜNÜ”

“Sevgili aileler, değerli yol arkadaşlarımız, büyük zorluklara rağmen işini en iyi şekilde yapan kıymetli basın emekçileri... 19 Mart 2025’ten bu yana tam 405 gün geçti. Esaretimizin, haksızlığımız, haklılığımızın bedelini dört duvar arasında ödemenin bugün 405’inci günüdür. Hayatlarımızın üzerinden koca bir zaman aktı. Haftalar, aylar, mevsimler değişti ama ne yazık ki bazı şeyler hiç değişmedi. Yaşadığımız haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik olduğu yerde duruyor. İnşallah uzun süre böyle durmaya devam etmeyecek.”

Turan:“Çanakkale, bir milletin kaderini değiştiren büyük direniştir”
Turan:“Çanakkale, bir milletin kaderini değiştiren büyük direniştir”
İçeriği Görüntüle

“MÜCADELE AZMİMİZ BİR PARÇA AZALMAYACAK”

“Hiçbir suç işlememiş yüzlerce masumumuz, sevdiğimiz şu anda içeride tutsak. Halkı doğru haberlerle buluşturmaktan başka bir şey yapmayan sevgili değerli gazetecilerimiz tutsak. Eşitsizlik, liyakatsizlik, çeteler, şiddet Türkiye’nin dört yanını sarmış durumda. Toplumun hemen her kesimi ağır ekonomik koşullar altında eziliyor. Günler geçerken, mevsimler değişirken Türkiye’de artık bazı şeylerin değişmesinin gereği şart oldu. Çünkü kaybedecek daha fazla vaktimiz kalmadı. Şu da bilinsin ki; Türkiye’de bir şeyler değişmeden bizim dayanışmamız da, mücadelemiz de asla değişmeyecek. Hak, hukuk ve adalet arayışımız devam edecek. Mücadele azmimiz bir parça olsun azalmayacak. Çünkü neyin söz konusu olduğunun farkındayız. Demokrasimiz, Cumhuriyetimiz, geleceğimiz için mücadele veriyoruz; her koşulda vermeye devam edeceğiz.”

TEL TEL DÖKÜLEN BU İDDİANAME BİRİLERİNİN KARİYER BASAMAĞI OLMUŞTUR”

“405 gündür ağır, çok ağır şeyler yaşıyoruz. Duruşmaların başlamasıyla yaşananların ağırlığı, hapishane şartlarının yetersizliği, masum insanlara reva görülen eziyetler bir bir gün ışığına çıkıyor. Oysa doya doya gün ışığına çıkması gereken sevdiklerimiz suçsuz yere tutsak edildiler. Duruşmalarda her gün insanların yargılanıyormuş gibi yapıldığı ama aslında peşinen cezalandırıldığını görüyoruz. Üstelik bu cezalandırmanın dayanaksız olduğu da gün gibi ortada. İddianame her geçen gün çöküyor. Çok üzgünüz; tabii ki iddianame çöktüğü için değil... Tel tel dökülen bu iddianame birilerinin kariyer basamağı olmuştur maalesef. Bu artık ayan beyan ortadadır.”

İÇERİDE BİR TİYATRO SERGİLENİYOR”

“Sevdiklerimiz, Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları, ailelerimiz, hepimiz bu kariyer hedefi için harcanan mağdurlarız. İçerideki birçok kişi neden tutsak olduğunu bile bilmiyor, neyle suçlandıklarını bile bilmiyor. İşin daha garibi, iddia makamı dahil başka kimse de bilmiyor gibi bir izlenim var. Buna rağmen insanlar mahkeme kararı olmadan suçlu gibi gösteriliyor, toplum önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Masumiyet karinesi ise yerle bir edilmiş durumda. Aileler dışarıda yakınlarının suçsuzluğunu anlatmak için çabalarken, tutsaklar da işlemedikleri suçlara karşı savunma yapmak zorunda kalıyor. Sevgili tiyatro sanatçıları lütfen benden alınmasın, onlardan özür diliyorum ama içeride bir tiyatro sergileniyor.”

“İNSANLAR DOSYA İÇİNDE BELİRSİZLİĞE TERK EDİLMİŞ DURUMDALAR”

“İddianame kapsamında yüzlerce kişinin aynı ve genel ifadelerle değerlendirilmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Tutsak ettiğiniz her bir kişi için somut delil ortaya koymanız, somut suçlamada bulunmanız ve herkesi ayrı ayrı değerlendirmeniz gerekir. Neyle suçlandığını bilemediği için nasıl savunma yapacağını kestiremeyen tutsakların ve sanık avukatlarının bulunduğu bir dava sürecinden söz ediyoruz. Duyuma dayalı, çelişkili, geri çekilmiş ya da tartışmalı beyanlar üzerinden insanların hayatları altüst ediliyor. Yalnızca işlerinin gereğini yapan insanların dosyanın içinde belirsizliğe, insanlar dosya içinde belirsizliğe terk edilmiş durumdalar. Etkin pişmanlık üzerinden algılar kuruluyor ve çifte standart uygulanıyor, çifte standart uygulanıyor.”

“BİZ YARGILANMIYORUZ; PEŞİNEN CEZALANDIRILIYORUZ”

“George Orwell'ın bir kitabı vardır, hepiniz okumuşsunuzdur: "Bazı hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir." Tutsaklar da böyle; bazı tutsaklar tutsaktır ama bazıları daha az tutsaktır. Suçlu bulunsalar yatacakları cezadan fazlasını yatan insanlar tutsak edilmeye devam ediliyor. Tutukluluk süresi dolan insanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor. Bu kadar çok belirsizlik, çelişki ve somut gerekçe eksikliği varken adil bir yargılamadan söz etmek mümkün değildir! Aslında duruşmaların gidişatını ve iddianamenin ne durumda olduğunu anlatmak için tek bir cümle bile yeterlidir: Biz yargılanmıyoruz; yargılıyorlarmış gibi yapıp peşinen cezalandırılıyoruz!”

“NEDEN DUYMAK, GÖRMEK İSTEMİYORSUNUZ!

“Ne yazık ki haftalardır burada bütün siyasilere seslenmemize rağmen bu gerçeği ne kimse duyuyor ne de görüyor. Neden? Neden görmek, duymak istemiyorsunuz, neden? Her gün burada, bu duruşma salonlarında insanlık suçu işleniyor, bunu anlamıyor musunuz? Bu suça sessiz kalan herkes bu suçun ortağıdır! Her gün spekülatif haberlerle iddianameyi köpürtmeye, itibar cellatlığına devam eden yandaş basın, yandaş basın size sesleniyorum: Duruşmalara neden katılmayı bıraktınız? Bu hafta bir oturuma katılıp oturumun gidişatını görünce salondan erken ayrıldınız. Neden biliyor musunuz arkadaşlar? Çünkü bir yılı aşkın süredir yaratmaya çalıştıkları algı artık tamamen çökmüştür!”

“SAF DEDİKODULAR ÜZERİNDEN KURGULADIKLARI İDDİANAME ASILSIZ KALDI”

“İddianamede bile yer almayan yalanları medyada ortaya saçtılar ama olmadı. Çok büyük bir suç varmış gibi göstermek için 4.000 sayfa iddianame yazdılar. Sayısız evrakı belge diye ortaya attılar ama hiçbir yere varamadılar. "Baz kayıtları", "HTS" dediler; güvenilir olmadığı ortaya çıktı. "Tanık beyanları var" dediler; tanıklar "Ben böyle söylemedim, görmedim, bizzat şahit olmadım" dedi. Yani aslında tanık olmadıkları da ortaya çıktı. MASAK raporları, örgüt şemaları, yolsuzluk, casusluk, irtikap; ne ararsanız var. Hiçbirinden hiçbir yere varamadılar, bir suç ortaya koyamadılar. Dedikodular üzerinden, saf, safi dedikodular üzerinden kurguladıkları iddianame kanıtsız, delilsiz, asılsız kaldı.”

“TEK BİR DELİL, TEK BİR SOMUT SUÇLAMA YOK!”

“Bugün burada Türkiye Cumhuriyeti'nin 86 milyonun Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşları ve sevdiklerimiz, aile bireylerimiz tamamen dedikodularla, asılsız iddialarla tutuklu bulunuyor ve yargılanıyorlarmış gibi yapıyorlar. Bu dosya kapsamında tutukluluğun devamına karar verilecek tek bir delil, tek bir somut suçlama yoktur. Yok! Yok arkadaşlar yok, tek bir delil, tek bir somut suçlama yok. Ya biz aklımızı mı oynatacağız ya? Nedir bu ailelere bu çektirdikleriniz?”

“DOSYANIN TAMAMINA TAHLİYE İSTİYORUZ! BU SİZİN ZORUNLULUĞUNUZ!”

“Dosyanın bütününde tahliye kararı çıkmalıdır bugün, hemen, derhal! Dosyanın tamamına tahliye istiyoruz. Bu bir istek değil, bu bir sizin zorunluluğunuz. 405 gündür ailelerle bir fiil 7/24 beraberim ben. Herkesin ne yaşadığını, sabırla ne beklediğini, sessiz, sükunetli bir şekilde herkes kişiliğini koruyarak çok nezih bir şekilde mücadele verdi bir buçuk yıldır. Yeter artık! Yeter! Koltuklarınızdan bizi görün! 86 milyonu görüp duymak zorundasınız, yeter! Bizim ailelerimiz var, bizim çoluğumuz çocuğumuz var, bu annelerin, bu babaların evlatları var.Dosyanın bütününde bugün tahliye kararı bekliyoruz. Duruşma bugün erken bitti, oturun kararınızı verin.”

“OLMAYAN DELİLİN NEYİ KARARTILACAK”

“Mahkeme heyeti, tutukluluk incelemesinde dosyaya bakıp karar vereceğini belirtti. Neden biliyor musunuz? Çünkü bizim sevdiklerimiz şöyle düşünüyor: "Eğer savunma yaparsak -biz böyle düşünüyoruz- savunma yaparsak mahkeme başkanı belki vicdanını çalıştırır da bizim masum olduğumuzu görür, kendi kulaklarıyla duyar." Hani duyuramadık ya bir senedir, TRT’den canlı yayınlanmadı ya bu duruşmalar... Belki mahkeme başkanı bizi görür, duyar da belki bir karar verir. Hani bir an olsun kendi vicdanının sesini dinler diye ümit ediyoruz. Peki ne değişiyor arkadaşlar, ne değişiyor? Dosya aylar öncesiyle aynı. Yeni bir delil eklenmedi. Delil yok! Delilleri karartma bahanesi, yurt dışına kaçma bahanesi; o yüzden tutuklulukmuş. Hangi delil arkadaşlar, hangi delil? Delil yok! Olmayan delilin neyi karartılacak ya? Bir yıldır önümüze gelen somut bir delil yok.”

“ÇIKSIN BİRİSİ ANLATSIN BİZE”

“Dosyaya yeni bir delil eklenmedi, yeni bir şüphe yok, farklı hiçbir şey yok. O halde bu tahliye kararlarını siz neye göre veriyorsunuz? Bugün hakkında tahliye kararı verilecek kişiler neden aylardır hapisteler? Bunun cevabını bize verin. Neden bu insanlar aylardır hapisteler? Ne değişti? Biz bir aydır bu duruşmalara gidip geliyoruz. Mart ayındaki tutukluluk incelemesinden sonra bir aydır gidiyoruz geliyoruz, gidiyoruz geliyoruz. Anlatılanlar aynı, sunulanlar aynı; somut delil yok, hiçbir şey yok. Yani bugün çıkacak olan insanlar neden bir ay öncesinden çıkmadı? Bir ay önceki tahliye kararıyla bir ay sonraki tahliye kararı arasında hukuken ne fark var? Somut olarak ne değişti ya? Ne değişti ya? Çıksın birisi anlatsın bize. Bu soruların cevabını tüm kamuoyunun bilmeye hakkı vardır.”

“BU ÜLKEDE HALA ADELET OLDUĞUNA İNANMAK İSTEYEN AİLELER OLARAK İSTİYORUZ”

“Bugün ara kararlar verilecek. Bazı aileler sevinecek, evet bazıları üzülecek. Sizin bu insanları bu kadar üzmeye hakkınız var mı ya? Hani yaratılanı severdiniz Yaradan'dan ötürü; ne oldu sizin Yaradan sevginize ya? Bu yüzden bütünsel olarak dosyadaki tüm sanıklara tahliye kararı verilmelidir bugün. Tekrarlıyorum: Bu yüzden dosyadaki tüm sanıklara bugün tahliye kararı verilmelidir! Ve bunu bu ülkede hala adalet olduğuna inanmak isteyen aileler olarak istiyoruz.

1 MAYIS’I KUTLADI

“Sevgili basın, sevgili aileler; sözlerimi tamamlarken 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutluyorum. Türkiye'nin dört yanında, tüm dünyada hakları, emekleri, alın terleri için mücadele edenleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”

Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)