BAŞKAN ÖZER “AİLE DAYANIŞMA AĞI'NI BAŞINDAN BERİ ÇOK ÖNEMSEDİM”
“Bugün bizim açımızdan önemli ve anlamlı bir gün. Benim gözaltına alındığımın ikinci yıl dönümünde, burada Aile Dayanışma Ağı'nı ağırlıyoruz.
Onlara ‘Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz’ diyorum. Aile Dayanışma Ağı'nı başından beri çok önemsedim. Zira içeride belediye başkanlarımız, arkadaşlarımız, dostlarımız var; ama dışarıda onların eşleri, kızları, oğulları, bacıları da özgür değiller.
İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner - Esenyurt - İstanbul
Onların da yürekleri onlarla çarpıyor. O nedenle bu dayanışma ağı çok önemli. Yarın olduğunda, bu sisler dağıldığında, geriye bu karanlık günlerin tarihi yazıldığında, en başta, en altın sayfalarında ailelerin kurmuş olduğu, yaratmış olduğu bu dayanışma yazılacaktır.

Ben bunu bir belediye başkanı olarak, aynı zamanda bir sosyolog olarak böyle görüyorum. O nedenle, bu dayanışma ağını kuran, öncülük eden ve bugüne kadar getirenlere bir teşekkür borçluyuz. Esenyurt Meydanı'nda, Esenyurt halkı adına onlara teşekkür ediyoruz.
Evet, bu çerçevede bazı teşekkürler yapmak istiyorum. En önce Cumhurbaşkanı adayımız ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun en az onun kadar yiğit eşi sevgili Dilek İmamoğlu'na teşekkür ediyorum; bu oluşuma öncülük ettiği ve bugüne kadar getirdiği için.
İkinci teşekkürümü, partimizden doğru bu oluşumun kurumsallaşmasını sağlamak üzere başından beri büyük bir özveriyle yürüten İstanbul Milletvekilimiz, değerli dostum Suat Özçağdaş'a yapmak istiyorum. Ve tabii onunla beraber gece gündüz çalışan değerli arkadaşımız Sevim Kırçiçeği'ni selamlıyorum, ona da teşekkür ediyorum.
Bir teşekkürümü de 376 gün boyunca, 375 gün kar, çamur, yağmur demeden beni yalnız bırakmayan, aynı zamanda avukatım da olan sevgili kızım SeraF Özer'e yapıyorum. Ve en büyük teşekkürüm; ben tutuklandıktan sonra 150 gün boyunca bu meydanda bir araya gelen bütün Esenyurt halkına, aydınlara, milletvekillerine, belediye başkanlarımıza, baro başkanlarımıza, bütün Türkiye'ye teşekkür ediyorum.”
“ESENYURT'UN İHTİYACI OLAN KAYYUMA KAYYUM ATAMAK DEĞİL; ESENYURT'UN İHTİYACI OLAN ESENYURT İRADESİNİN TECELLİ ETMESİDİR!”
Konuşmasının devamında tam 2 yıl önce yapılan operasyonda yaşananları dile getiren Özer, “Şimdi buradan sesleniyorum: Ey değerli Esenyurt halkı! Esenyurt'un ihtiyacı olan kayyuma kayyum atamak değil; Esenyurt'un ihtiyacı olan Esenyurt iradesinin tecelli etmesidir! Ben sokakta yürüyemiyorum, meydanda yürüyemiyorum. Herkes ‘Başkanım ne zaman göreve geleceksin?’ diyor.
Ben ve arkadaşlarımız hazırız. Bize yarın görevi verirlerse o aşkla kaldığımız yerden Esenyurt halkına hizmet etmekten şeref duyarız. Her zaman hizmete hazır ve nazır olduğumuzu buradan ilan ediyorum. Bu kayyum garabetinden ülkemizin artık kurtulması lazım. 21. yüzyılda kayyumun ne olduğunu hepiniz gördünüz.
Hâlâ ben resmi belediye başkanıyım; iki ayda bir kayyuma görevi uzatılarak güya kamu yararı ile görev uzatılıyor. Kamu yararını hepiniz gözünüzle ve hepinize kayyum gösterdi.
Bu mu kamu yararı? Siz buna razı mısınız? O zaman yapılması gereken olay sadece Esenyurt'ta değil, bütün Türkiye'de bu kayyum işine bir an önce son verilmesidir. Toplumda da bu konuda çok büyük bir talep ve istek vardır..” Diye konuştu.
Özer konuşmasının şu sözlerle tamamladı;
“BİR İNSANIN EN ONURLU MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİDİR”
“Değerli kardeşlerim, evet, Cumhuriyet'le başladık, Cumhuriyet'le bitirelim. Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: ‘Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir. Sesi çıkmayanların sesidir’ Biz de kimsesizlerin kimsesi olmaya geldik. Sesi çıkmayanların sesi olacağız.
Ve inanıyorum ki bugün zindanda olan arkadaşlarımız, başta Ekrem Başkan olmak üzere diğer belediye başkanlarımız ve bürokratlarımızla bundan sonraki Cumhuriyet Bayramı'nı özgürce onlarla kucaklayarak, kucaklaşarak kutlayacağız.
Hepimizin beklentisi bu zor zamanlardan geçiyoruz.
Fakat unutmayın ki bir insanın en onurlu mücadelesi özgürlük ve demokrasi mücadelesidir.
Çünkü hepiniz bir gün yaşlanıp da bir kenara çekildiğimizde çocuklarımız ve torunlarımız gelip bizim aklar düşmüş sakalımızla oynayıp ‘Dedeciğim, falan yıllarda falan şeyler olurken sen ne yaptın?’ dediğinde onlara onurla verecek bir cevabımızın olması gerekir. İşte biz bu cevabı bugün yazıyoruz burada.
Ve bir şey daha var, o da şu: Bu zor zamanlarda bedel ödeyenlerin sayesinde bizim geleceğe dair...
Evet, bedel ödeyenlerden dolayı bizim geleceğe dair, eşitliğe dair, özgürlüğe dair, adalete dair umutlarımız hep diri kalıyor. Adalet istiyoruz.
Nerede? Katılımda. Adalet istiyoruz. Nerede? Tanınmada. Nerede? Bölüşümde.
Nerede? Mahkemede! En önemlisi mahkemede adalet istemiyor musunuz? İşte bugün en büyük ihtiyacımız bu.”
Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)




