GÜNCEL

Ak Parti Nasıl Bu Kadar Hatayı Aynı Anda Yapabiliyor ?

Gazeteci yazar Hüseyin Çetiner 19 yıldır ilk kez bu kadar uzun bir makale yazdı. Ak Partiye neler tavsiye etti hepsi bu makalede ...İşte O Makale ...

Gazeteci bir partinin veya grubun güdümünde hareket ettiği zaman o artık özgür ve bağımsız bir gazeteci değil hizmet ettiği kesimin halkla ilişkiler sorumlusu olmuştur.

Gerçek adı Eric Artur Blair, mahlas ismi ise George Orwel (1903-1950) totaliter rejimleri, sömürgeciliği ve toplumsal adaletsizliği eleştiren eserleriyle tanınan dünyaca ünlü İngiliz yazar, gazeteci ve eleştirmen şöyle der: “Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi Halkla ilişkilerdir.

Bu yazımda Ak Partinin 2018’den sonra yaptığı yanlış ve hataların bir kısmını dilimin döndüğü kadar anlatayım belki istifade ederler diyeceğim ama birilerinin “Çetiner” senin de suyun ısındı demeyeceklerinden emin değilim.

Ak Parti’nin kuruluşunda Zeytinburnu’nun en büyük mahallesi olan Sümer de kurucu mahalle başkanı olarak görev yaptım.

2003 yılında yapılan ilk ilçe kongresinde 13 mahalle başkanı içinde Zeytinburnu ilçe yönetim kurulu üyesi seçilen tek kişi oldum.

2004 yerel yönetim seçimlerinden sonra ise Ekonomik İşlerden ve AR-GE’den sorumlu ilçe başkan yardımcısı olarak görev yaptım.

Bu görevim 2006’nın ortalarına kadar devam etti.

Bu tarihten 2009 yerel yönetim seçimlerine kadar Ak Parti Beylikdüzü ve Kıraç beldelerinden sorumlu il koordinatörü olarak 2.5 sene vazife yaptım.

2009 Yerel yönetim seçimlerinde Ak Parti Başakşehir Belediye Başkan aday adayı oldum.

Bu tarihten 2019’a kadar sade bir üye olarak Ak Parti’de kaldım.

31 Mart 2019’da Ak Parti Zeytinburnu Belediye başkan aday adayı oldum.

Gördüğüm lüzum üzerine Aralık 2023’de Ak Parti’den istifa ettim.

Bir çoğunuzun bildiği üzere 6 Şubat 2008’den bu yana 19 yıla yakındır ağırlığı İstanbul’un 39 ilçesi olmak üzere 7.000’e yakın sokak röportajı yaparak seçmenin nabzını ülkede tutan ilk 10 kişi içinde yer aldığımı GÜÇLÜ bir şekilde iddia ediyorum.

Bu kadar girizgahı Ak Parti’yi iyi tanıdığımı ve bir çok yöneticisi ile olaylara aynı zaviyede baktığımı da çok rahat ifade edebilirim.

Ancak bir çok konuda da ayrıştığımız olaylar var.

Ak Parti’nin ilk döneminde tek başına iş başına sloganı ile 3 Kasım 2002’de % 34 ile iktidar yaptık.

Evlatlarımı 39 derece ateşin içinde bırakarak seçim çalışmasında rakip parti ile çıkan tartışmayı büyümeden bitirmek için hastane yerine rotamı Perdeciler çarşısındaki tartışmaya döndürdüm.

Bu 1.Dönemde (2002-2007) Ak Parti halkın bir çok derdine deva oldu.

2.dönemi 2007-2012’de yaşandı bu dönemde de güzel işlere imza attı.

2012-2016 arası duraklama dönemi olarak geçti demek hata olmaz..

15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonra ise ne yazık ki ekonomi, adalet, demokrasi, hukuk başta olmak üzere emekli ve bir çok alt gelir grubuna mensup olan insanın acı çektiğini söylemek mümkün.

Henüz masumiyet karinesi varken bakıyorsunuz ülkeyi yöneten siyasiler ve üst düzey yargı mensupları çok rahat ve kolay bir şekilde Ekrem İmamoğlu Suç örgütü, Alihan Kuriş Suç örgütü, Alpaslan Kuytul Suç Örgütü isimlerini çok rahat kullanabiliyorlar.

Oysa ki bu ismin kullanılabilmesi için herhangi bir yerel mahkemeden çıkan karar bile yeterli değilken bütün yargı merhaleleri tüketildikten sonra hepsi aynı kararı vermiş ise ancak o zaman suç örgütü ifadesini kullanmak mümkün iken daha hiçbir yargı kararı olmadan peşinen Ekrem İmamoğlu vs.suç örgütü demek en basit ifadesi ile masumiyet karinesi daha işin başında çiğnenmiş olmuyor mu ? r.

Bu kişiler hakkında ileri sürülen iddiaların daha ağırı Melih Gökçek hakkında iddia edildi ediliyor.

Neden bu kişiyi tutuklayıp Melih Gökçek suç örgütü demediniz ?

Yoksa Merhum Ak Partili Prof.Dr.Burhan Kuzu hocanın oğlan bizim kız bizim neden kendi adamlarımızı kedimiz yargılayalım dediği modda mısınız?

Eyüpsultan Göktürk’te batık Esat Edin ’in inşa ettiği Kemer Country’nin yeşil alanları için bırakılan yerleri batık şirket ile satın alan Demirören Holding’e imarı verenler hakkında neden Ziraat Bankası veya TOKİ Suç örgütü demediniz ?

Burada Demirören Holding’in yeşil alanına verilen imardan dolayı

600 veya 700 milyon dolar civarından elde edilen ranttan dolayı Doğan grubu satın alınırken kullanılan krediyi tüpçü abimizin bu şekilde ödediği iddiaları son 3 yıldır Medyada sıkça dolaşıyor.

Bu grup tabi ki gazetecilik yapamaz elde ettiği rantın karşılığını ödemek için çabaladığını çok net bir şekilde görüyorum.

Bakın Erdoğan 6 veya 7 Mayıs 2023 Kayseri mitinginde Bağ Kurlu 7.200 gün ile emekli olacak diye söz verdi.

Aradan tam 4 sene bitecek bu grubun gazetelerinde, televizyonlarında bir gün Erdoğan’ a Bağ Kur’lu ya verdiğiniz sözü tutmayalı 4 sene oldu dediğini görmedim duymadım bilmiyorum.

Benim 9.500 gün Bağ Kur pirimim var hem emekli edilmedim hem de bugün itibari ile her ay benden 10.156 TL Bağ Kur pirimi almaya utanmıyor musunuz.

Üzerinde Bağ Kurlu olduğum şirket hisselerimi eşime sattım ilgili belgeleri alıp Bağ Kur’a gittim iptal edemeyeceğim başka bir şirket ortaklığım var diye pirim ödemeye devam edeceksiniz dendi ve zorla alınıyor.

İmamoğlu terörist işe aldı dediniz FOS çıktı. Burada ceza alan tek bir kişi çıkmadığı halde her gün eline dosya alan devrin bakanı Soylu İBB’de çalıştırıldığını iddia ettiği terörist listesi veriyordu..

Soylu’nun İBB hakkındaki iddialarında hiçbir şey çıkmayınca Avukatı çıkıp müvekkilim siyasi olarak konuştu diyerek işin içinde çıktı.

Adalet, hak, hukuk olsa demezler mi bak Süleyman bey sen aylarca 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra senin bakanlığının güvenlik soruşturmasında onay vermediği hiçbir kimsenin kamu görevine başlamayacağını çok net bildiğin halde MEDYA’ nın % 90’ının senin dediğin her şeyi manşetten haber yaptığını bildiğin için sırf İBB’ başkanı İmamoğlu’nu topal ördek yapıp Erdoğan’ın gözüne girmek için yaptığınız yalan haberleri bu halk unutmuş değil.

Yine İBB’nin 2019 - 2024 bütçesi 496 milyar olduğu halde İmamoğlu 562 milyar para çaldı diyerek bangır bangır gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda ayarca algı haberleri patınız.

İddianame de sadece 140 milyar lira ile alakalı kısım vardı. Onun da 100 milyarı cebeci döküm sahası ile alakalalı faraziyelerden oluştuğunu İmamoğlu kanadı söyledi.

Eski içişleri bakanı Süleyman Soylu’ nun İmamoğlu hakkında söylediği bir çok şey yalan ve yanlış çıktı.

Neden hakkında halka yanıltıcı bilgi verdiği için gözaltı ve yakalanma kararı verilmedi ?

Bir Cumhurbaşkanı baş danışmanın “Kuytul” senin suyun da ısındı paylaşımından 6 saat sonra Alpaslan Kuytul ,eşinin ve onlarca arkadaşının tutuklanmasının neresinde adalet ve hukuk var ?

Özetle 3 Y yani yalan, yasak ve yoksulluk ile mücadele edeceğiz diyerek iş başına gelen Ak Parti 2016’dan bu yana bu 3 Y nin hakkını dediğinin tam tersi yönünde vermiyor diyen beri gelsin…

Bakın çok basit bir örnek vereceğim. Ak Parti yöneticileri 31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinde aynı kişilerin görev yaptığı sandıklarda 5 ayrı şekilde seçmen oy kullandı.

Ak Parti ilk 4 pusula için kazandığından dolayı ses çıkarmadı. Ancak İBB’yi kaybettiği için bir şeyler oldu diyerek bu sandık sonuçlarını kabul etmedi.

Seçim iptal edildi İmamoğlu’nun 13 bin fark ile kazandığı seçimi kabul etmeyen Ak Parti 23 Haziran 2019 tarihiden 31 Mart 2019 seçimini tekrar etti İBB için. 13 bin fark 806’ bin olunca Ak Parti yapacak bir şey yok deyip demokrasiye teslim mi oldu hayır.

KAZANSA BİLE BİZ ONU TOPAL ÖRDEK YAPACAĞIZ DEDİ VE YAPMAYA ÇALIŞIYOR…

23 Haziran 2019 İBB tekrarlanan seçim öncesi bir kadın çamlıca camisi bahçesinde Erdoğan ile karşılaştı dedi ki eşim İETT’de şoför olarak çalışıyor. İmamoğlu’na hizmet etmesini istemiyorum dedi.

Erdoğan o kadına İBB Meclis çoğunluğu bizde. Hükümet bizde İmamoğlu yine kazanırsa bile biz onu TOPAL ördek yapacağız dedi.

Oysa insan Erdoğan gibi duayen bir siyasetçinin en azında açık alanda kameralar açık iken şöyle konuşmasını isterdik ”Hanımefendi İstanbul halkı 1994’den 2019’a kadar tam 25 yıl bize ve adaylarımıza oy verdi. Biz İstanbul’u yönettik.

Halkınız bu seferde siyasi tercihini sayın Ekrem İmamoğlu’ndan yana kullandı.

Eşinizde İmamoğlu’na değil İstanbul halkına hizmet ediyor. Bizde hükümet ve Ak Parti İBB meclis üyeleri olarak halk odaklı çalışmalarında İBB başkanımızın yanındayız deseydi daha şık ve iyi olmaz mıydı ?

Demedi demeyin kızgınlık ve kırgınlık aklın önüne geçmiş ki bu kadar ağır konuştu.

Kim ne derse desin Ak Parti’nin niyeti 19 Mart 2025’de İBB’ye valiyi kayyım olarak atamaktı.

Bunun için her şeyi de incen inceye hesaplamıştı. Ancak İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin demokratik eylemleri diğer üniversitelere yayılınca İBB başkanı İmamoğlu’nun tutuklamasını TRÖRDEN değil ekonomik suçtan yaptı. Ve CHP meclis üyeleri Nuri Aslan’ı başkan vekili seçti işler 1.5 senedir duruldu.

BUNDAN 25 SENE ÖNCE SİZE YAPILANI NE OLUR SİZDE RAKİPLERİNİZE YAPMAYIN…

Ey Ak Parti Yöneticileri bundan 25 sene önce Sayın Erdoğan için o artık muhtar bile olamaz dedikleri bir dönemden Erdoğan’sız hiçbir işin olmadığı bir döneme geldiğimizi hepimiz görüyoruz.

17 Mart 2025’de Eminönü meydanında yaptığım sokak röportajında “İBB’ye Kayyım Atanır, İmamoğlu Tutuklanır mı sorusunu sormuştum” Muhalefet Partilerine oy vereceğini söyleyen seçmenler hak,hukuk.adalet yok olduğu için her şey mümkün derken Ak Partiye oy vereceğini söyleyen seçmenin bu mümkün değil diyerek bu Ak Parti için iyi olmaz diyorlardı.

Ancak ne garip bir tecellidir ki bir gün sonra yani 18 Mart 2025’de İmamoğlu’nun 30 küsür yıl önce aldığı üniversite diploması yatay geçiş kurallara göre olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği söylendi.

Henüz bunun şoku atlatılamamışken bir gün sonra yani 19 Mart 2025’de ise Daha olayın başında henüz bir yargı kararı yok iken Ekrem İmamoğlu Suç örgütü adını verdikleri isim ile ciddi bir hata bilerek işlenerek İmamoğlu dahil İBB’de beyin takım dahil tam 407 kişi hakkında davalar açıldı.

107 kişi için ise gözaltı kararı çıktı. İddianame çıkmadan önce akla hayale gelmeyen bir çok absürd iddia iktidar yanlısı medya tarafından abartılarak yayınlandı.

Mesela İBB’nin 2019-2024 arası 5 yıllık bütçesinin tamamı 497 milyar iken bilerek ve isteyerek İmamoğlu İBB’nin 562 milyar lirasını çaldı gibi çirkin iftiralar attılar.

Tutuklamadan bir sene sonra 4.000 sayfalık iddianame hazırlandı. Peki aylarca köpürtülen 562 milyar ile alakalı iddianamede bir şey var mıydı ?

Orada 100 milyarı Cebeci döküm sahası ile alakalı olan ve faraziyeler üzerinde yapılan hesaplama ile bulunduğu söylenen rakam dışında toplam 140 milyar kamu kaybı var denildi.

Bir gazeteci olarak iBB’ de kamu kaynakları yanlış, eksik ve yersiz kullanıldı veya kullanılmadı diyecek belge ve bilgiler elimde yok.

Ancak 1994’den 2019’a kadar İBB’nin Hazreti Ömer Adaleti ile yönetilmediğinden de adım gibi eminim.

Eğer yargının amacı yolsuzlukları tespit etmek istemiş olsa neden sadece 31 Mart 2019’dan sonraki süreci MİAD alıyor ?

Mesela neden 1994’den bu yana veya 2014 yerel yönetim seçimlerinden sonra değil de sadece İmamoğlu dönemi irdeleniyor ?

Merhum Mimar Dr. Kadir Topbaş’ın 3 dönemi ve Mevlüt Uysal’ın 1.5 yıllık süreci neden araştırılmıyor da sadece İmamoğlu’nun 6 yıllık süreci hallaç pamuğu gibi araştırılıyor ?

Elbette ki araştırılsın kamu kaynaklarını çar eden kim var ise hesabı da sorulsun buna hiçbir itirazımız da olmaz.

Bizim itirazımız neden sadede İmamoğlu’na dava açılıyor da diğer kişiler muaf tutuluyor. bunu sormayalım mı ?

Mesela İmamoğlu’nun yargı mensuplarına söylediği iddia olunan AHMAK sözünden dolayı açılan davadan dolayı yerel mahkeme İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 hapis ve 4 senede siyaset yasağı verdi.

Ancak devrin içişleri bakanı Süleyman Soylu, İmamoğlu hakkında canlı yayınlarda defalarca AHMAK dediği halde dava dahi açılmadı neden ?

Uzun lafın kısası baskı ile rakibini ezmek ile bir sonuca ulaşılsaydı Ak Parti bugün olmazdı.

Çünkü bugün Ak Parti’nin İmamoğlu, Özgür Özel ve Mansur Yavaş’a karşı çıkartılan marazaların bir benzeri 25-27 sene önce aynen Erdoğan’a yaşatılıyordu.

Peki bu baskılar halkın destek verdiği Erdoğan’ı durdurabildi mi ? Durduramadığını hepimiz gözlerimiz ile gördük.

Ak Parti yöneticileri her ne kadar yargı bizden bağımsız işini yapıyor derlerse de hepimizde biliyoruz ki yargı mensupları da bu ülkede yaşıyor ve hangi kararların kendilerini o makamlara getirenleri memnun ve mutlu edeceğini bildikleri için o yönde karar verdiklerini bilmeyen mi var ?

AK PARTİ 2 SEÇİM ÖNCESİ İBB’Yİ ALMANIN DERDİNDE DEMEDİ DEMEYİN…

Ak Parti Halkın son yerel yönetim seçimlerinde yani 31 Mart 2024’de kendi belediye başkanlarına değil CHP’nin, Beykoz, Bayrampaşa, Tuzla, Şile

Gaziosmanpaşa, Esenyurt ve Şişli Belediye başkanlarını CHP’li adaylardan seçmişti. CHP’li 7 Belediye bir şekilde 19 Mart 2025’den bu yana çıktı. Bunların 5’inde Ak Partili başkan vekilleri yönetiyor.Esenyurt ve Şişli‘yi ise yine Ak Parti’nin atadığı kayyımlar yönetiyor.

Yani işin özü 31 Mart 2024 yerel yönetim seçilerinde İstanbul halkı 26 ilçede CHP’li belediye bakanlar,13’ünde ise Ak Partili başkanları seçmişti.

Bugün itibari ile İstanbul’un 39 ilçe belediye sinin 20’sini Ak Partili yöneticiler,19’unda ise CHP Li başkanlar veya vekilleri tarafından yönetiliyor.

Belediye başkanları tutuklandı. Meclis üyesi transferi veya CHP’li başkanları veya vekilleri bir şekilde Ak Partiye geçmeleri için neler yapıldı ?

Mesela İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nden getirip Beykoz’a meclis üyesi yaptığı Özlem Vural Gürzel seçilmiş başkan Alaaddin Köseler cezaevine atılınca Güzel CHP’li meclis üyelerinin çoğunluğu ile başkan vekili seçildi.

Köseler serbest kaldı yerime başkan vekili olarak seçtiğimiz Gürzel ben cezaevinde iken beni yeteri kadar ziyaret etmediği için ondan razı değilim dedi.

Ne tür bir pazarlık olduysa bundan sonra oldu. Köseler yeniden tutuklanıp zindan’a atıldı.

Özlem Hanım da 3 yıl İstanbul’un incisi Beykoz’da Ak Partiye geçeyim krallar gibi Beykoz belediye başkanı olayım diyerek Köseler’i de İmamoğlu’nu bir çırpıda sattı dersek yanlış olur mu acaba ?

BUNDAN 25 SENE ÖNCE SİZE YAPILANI NE OLUR SİZ RAKİPLERİNİZE YAPMAYIN….

Bizim inancımız bize diyor ki bir yerde bir yanlış oluyorsa önce onu eliniz ile düzeltmeye bakın diyor.

Buna gücünüz ve imkânınız yoksa ise bu seferde diliniz ile buna karşı çıkın ve düzeltmeye çalışın deniyor.

Bu öğretinin son halkasını da ilk ikisine gücünüz yok ise bu seferde yapılan hata ve yanlışa kalbiniz ile buğz edin deniyor.

Benim konumum icabı ilkini yapmaya gücüm ve imkanım yok. Ancak 2.şık olan dilimiz ile yapılanın yanlış olduğunu söyleme imkanı elimde var ve bende bunu kullanmak zorundayım.

Ak Parti şu an her şeyi yapabiliyor susup işime bakayım demek benim için çok kolay ama b seferde DİLSİZ ŞEYTAN Olmayı kabul etmiş olacağım ki bu benim mizacıma ters bir şey.

Ey Ak Parti Yöneticileri bundan 25 sene önce Sayın Erdoğan için o artık muhtar bile olamaz dedikleri bir dönemden buğun Erdoğan’ sız hiçbir işin olmadığı bir döneme geldiğimizi hepimiz görüyoruz.

17 Mart 2025’de Eminönünü meydanında yaptığım sokak röportajında “İBB’ye Kayyım Atanır, İmamoğlu Tutuklanır mı sorusunu sormuştum”

Muhalefet Partilerine oy vereceğini söyleyen seçmenler hak, hukuk. adalet olmadığı için her şey mümkün derken Ak Partiye oy vereceğini söyleyen seçmenin bu mümkün değil diyerek bu Ak Parti için iyi olmaz diyorlardı.

Ancak ne garip bir tecellidir ki bir gün sonra yani 18 Mart 2025’de İmamoğlu’nun 30 küsür yıl önce aldığı üniversite diploması yatay geçiş kurallara göre olmadığı gerekçesi ile iptal edildiği söylendi.

Henüz bunun şoku altatılamamışken bir gün sonra yani 19 Mart 2025’de ise daha olayın başında henüz bir yargı kararı yok iken Ekrem İmamoğlu suç örgütü adını verdikleri isim ile ciddi bir hata bilerek işlenerek İmamoğlu dahil İBB’de beyin takım dahil tam 407 kişi hakkında davalar açıldı.

107 kişi için ise gözaltı kararı çıktı. İddianame çıkmadan önce akla hayale gelmeyen bir çok absürd iddia iktidar yanlısı medya tarafından abartılarak yayınlandı.

Mesela İBB’nin 2019-2024 arası 5 yıllık bütçesinin tamamı 497 milyar iken bilerek ve isteyerek İmamoğlu İBB’nin 562 milyar lirasını çaldı gibi çirkin iftiralar attılar.

Tutuklamadan bir sene sonra 4.000 sayfalık iddianame hazırlandı. Peki aylarca köpürtülen 562 milyar ile alakalı iddianamede bir şey var mıydı ?

İddianamede 140 milyar dolar vardı. Bunun 100 milyarı Cebeci döküm sahası ile alakalı ve faraziyeler üzerinde yapılan hesaplama ile bulunduğu söylenen rakam dışında 562 milyar ile alakalı hiçbir kayıt yoktu.

Bir gazeteci olarak iBB’ de kamu kaynakları yanlış, eksik ve yersiz kullanıldı veya kullanılmadı diyecek belge ve bilgiler elimde yok.

Ancak 1994’den 2019’a kadar İBB’nin Hazreti Ömer Adaleti ile yönetilmediğinden de adım gibi eminim.

Eğer yargının amacı yolsuzlukları tespit etmek istemiş olsa neden sadece 31 Mart 2019’dan sonraki süreci MİAD alıyor ?

Örneğin neden 1994’den bu yana veya 2014 yerel yönetim seçimlerinden sonra değil de sadece İmamoğlu dönemi irdeleniyor ?

Merhum Mimar Dr. Kadir Topbaş’ın 3 dönemi ve Mevlüt Uysal’ın 1.5 yıllık süreci neden araştırılmıyor da sadece İmamoğlu’nun 6 yıllık süreci hallaç pamuğu gibi araştırılıyor ?

Uzun lafın kısası baskı ile rakibini ezmek ile bir sonuca ulaşılsaydı Ak Parti bugün olmazdı.

Çünkü bugün Ak Parti’nin İmamoğlu, Özgür Özel ve Mansur Yavaş’a karşı çıkartılan marazaların bir benzeri 25-27 sene önce aynen Erdoğan’a yaşatılıyordu.

Peki bu baskılar o zaman halkın destek verdiği Erdoğan’ı durdurabildi mi ?

Durduramadığını hepimiz gözlerimiz ile gördük. Ak parti yöneticileri her ne kadar yargı bizden bağımsız işini yapıyor derlerse de hepimizde biliyoruz ki yargı mensupları da bu ülkede yaşıyor ve hangi kararların kendilerini o makamlara getirenleri memnun ve mutlu edeceğini bildikleri için o yönde karar verdiklerini bilmeyen mi var ?

2008’den bu yana 7.000’den fazla sokak röportajı yaparak halkın gündemini takip etmeye gayret eden birisi olarak samimi, içten ve dostane bir şekilde Ak Partili dostlarıma lütfen titreyin ve kendinize gelin diyoruz.

100 sene değil 150 sene değil sadece 27-28 yıl önceye gidin o zaman size yapılan zulümleri düşünün ve rakiplerinize ona göre davranın ?

Erdoğan Şiir okuduğu için hapse gittiği zaman Saraçhaneden 5 saat acaba bize bir isteği olur mu diye tam 5 saat beklemiştim.

Allah aşkına İmamoğlu hakkında, Murat Ongun hakkında, Fatih Keleş hakkında, Kağan Sürmegöz hakkında, Murat çalık hakkında ve özetle içerde tutsak edilen 53 kişi hakkında gizli açık toplamadığınız hangi delil veya dinlemediğiniz hangi itirafçı veya CHP’’nin tabiri ile İftiracı kim kaldı ki tutukluları serbest bırakmıyorsunuz ?

Ben sokakta halkın içindeyim bu saatten sonra İBB’ye el koymanız emin olun size ülkeye ve kimseye faydası yok.

Bayrampaşa, Beykoz, Şile, Tuzla, Gaziosmanpaşa’a ‘da kimi yerlerde CHP’ li başkan vekillerini partinize dahil etmekle 2.5 sene sadece sizin bir meclis üyenizin veya CHP’den transfer ettiğiniz kişinin yönetmesi siz ve ülkeye ne kazandıracak ?

Bayrampaşa için dava açtınız ve şu an anda Üsküdar için dava süreci başlattınız bu istek ve arzu neyin nesidir ?

Ak Parti olarak deseydiniz ki GOP’ ta meclis çoğunluğumuz var ama ilçe halkı CHP adayını seçtiği için biz başkan vekilliği için CHP adayına destek vereceğiz deseydiniz 2029’da GOP’u yeniden kazanma imkanınız olabilirdi.

Ak Parti halen Cuma çıkışında CHP Marmaris belediye başkanına bizim partimize geç telifi yapıyorsa burada siyasi etikten bahsetmek mümkün mü ?

Bana öyle geliyor ki Ak Parti Merdane bir şekilde seçim sandığında eski gücünü yakalamayacağını düşündüğü için transferler ile partimize ilgi ve alaka devam devam ediyor demek için transferlere ağırlık veriyor.

Ak Parti’nin aklında BUTLAN CHP’sine destek veren İBB Meclis üyeleri veya transfer edeceği başkan ve meclis üyeleri (ki belediye başkanı aynı zamanda İBB meclis üyesi de olduğu için Ak Parti bir taş ile iki kuş vurmuş oluyor. Örneğin Tuzla Belediye başkanı Ak Parti’ye geçince aynı zamanda Ak Parti’nin İBB ‘de bir meclis üyesi de artmış oluyor) ile İBB’yi alabilir ama bu Ak Partiye 2 sene içinde yapılacak bir genel birde yerel seçimde bu şeyler işine pek gelecek gibi değil benden söylemesi…

Makale çok uzun oldu Mevzu derin malum…

İstanbul Times – Hüseyin Çetiner