SOSYAL DEMOKRATLARA SESLENİYORUM 

Genel seçimler öncesi sosyal demokrat bir vatandaşın şu sözleri dikkatimi çekmişti: “İçim kan ağlaya ağlaya oyumu CHP’yi vereceğim.”

Dayanamayıp sordum, “İçinizi niçin kan ağlatıyorsunuz. CHP’den başka parti yok mu?” diye.

Aldığım yanıt tahmin ettiğiniz gibi: “CHP bize hitap etmiyor. Ama solda en büyük parti o. Başka sol partiye verdiğim oy AKP’ye yarayacak. Bu yüzden istemeye istemeye, içim kan ağlaya ağlaya oyumu gidip CHP’ye veriyorum…”  

İnanın, CHP tabanının büyük bölümü bu sıkıntıdan muzdarip. Bir çoğunun içi kan ağlıyor. Bir çoğu yukarıda bahsettiğimiz sosyal demokrat vatandaş gibi CHP’ye oy verirken az da olsa vicdan azabı çekiyor. Bir çoğu CHP’nin artık soldan hayli çıktığını bile bile ‘lades’ diyor… 

Ama bugün durum farklı. Hem de çok farklı. 12 Eylül’deki referandum ile genel seçimlerdeki amaç arasında dağlar kadar fark var. Genel seçimde yine içiniz kan ağlaya ağlaya CHP’ye oy verebilirsiniz. Ama 12 Eylül’de, en çok sosyal demokratların “evet” demesi gereken referandumda ‘hayır’ diyemezsiniz.  

Aynen CHP’nin 35 yıllık emekçisi Eşref Erdem gibi.  

Biliyorsunuz, genel başkan yardımcılığı görevinde bulunmuş Eşref Erdem bile, cumhuriyet tarihimizde ilk defa yakaladığımız bir fırsatın tepilmesine dayanamadı ve referandumda “evet” diyeceğini açıkladı.

 Sadece Eşref Erdem mi? Türkiye genelinde CHP’li bir çok yerel yönetici referandumda “evet” diyeceğini deklere etti… 

Sosyal demokratlıkları tartışılmayan Ahmet Altan, Mehmet Altan, M.Ali Birand, Gülay Göktürk, Hasan Cemal gibi isimlerin niçin “evet” diyeceklerine kulak verilmeli. Hayatları boyunca sosyal demokrat çizgiden şaşmayan bu gazetecilerin boşuna “evet” diyeceklerinden kuşku duyulabilir mi? 

Ya sanatçılar? 

Sezen Aksu’ya, “evet” diyeceği için “sazan” hakaretinde bulunan CHP tavanı, bakalım ünlü yönetmen Sinan Çetin için ne tabir kullanacak? Zira Sinan Çetin, bir röportajında referandumda niçin “evet” diyeceğini şu cümleyle açıklamıştı: "Devletin seçilmişler tarafından yönetilmesini sağlamak, atanmışların seçilmişlerin iş yapmasını engellemek için anayasanın arkasına saklanmasını engellemek ve bir daha darbe olmamasını garanti altına almak adına atılacak her adıma evet diyorum." 

Sözün özü şu: Gerçek sosyal demokratların, referandum günü “hayır” tarafında yer almalarını düşünemiyorum. Daha açıkçası, böyle bir görüntüyü onlara hiç yakıştıramıyorum. Darbelere karşı duran, sürekli sendikal hakların iyileştirilmesini savunan “gerçek” sosyal demokratların, 12 Eylül tarihinde kendilerine olan saygılarından ötürü, vicdanlarının sesini dinleyerek “evet” diyeceklerine inanıyorum… 

Defalarca ifade edildi ama bir kez daha dile getirmek istiyorum. Referandumda mevcut hükümet için oy kullanmayacağız. Sonuç ne olursa olsun hükümet görevine yine devam edecek. Referandumda kullanacağımız “evet” oyu ile ‘tam demokrasi’ yolundaki ilk adım atılmış olunacak. Aksi halde vesayet sistemi devam edecek.  

Amaç bu kadar net. Gerisi artık size kalmış.

Yalnız şunu unutmamak lazım; son pişmanlık fayda etmiyor…