Dostlar,
Ülkemizde PPK ilk silahlı eylemini 1984 yılında Eruh ilçesinde yaptı.O günden bu yana hem PKK hem de TSK.yüzlerce hata binlerce silahlı eylem yaptığı halde akan kan ve gözyaşı durmadıysa mutlaka uygulanan taktik ve stratejide bir değişikliğe gitmenin vakti geldi geçiyor artık.
Kürt ve Türk Milleti bin yıldan fazladır birlikte yaşıyor.Kız almış kız vermiş adeta et ve tırnak gibi bir binden ayrılamaz hele gelmişken bazı iç ve dış mihraklar hiç kimseye ne bu dünyada ne de öteki dünyada yararı olmayan IRKÇILIK damarından işe girilerek çeyrek asırdır kardeş kanının akıtılması en basit ifadesi ile yazıktır günahtır.
TÜRK ve KÜRT IRKÇILIĞI ÇÖZÜM GETİRMEZ:
Bu ülkede bir zamanlar bir milletin tarifi şu şekilde bile yapıldı.Kürt milleti genelde dağlarda yaşar.Dağlarda da kar olduğundan yürüdükleri zaman kart kurt diye sesler çıkmış işte Kürt milletinin ismi de bu şekilde oluşmuş diyen insanlar bile oldu bu ülkede.
Böyle bir kafa ile hiçbir sorun çözülmez,çözülemez.
Nasıl ki Türk Irkı varsa Kürt Irkı da vardır.Hiç bir insana hangi ırktan dünyaya gelmek istiyorsun diye sorulmadığına göre insanlar mensup olduğu ırka göre suçlamak da o derece yanlıştır.Her ırktan iyiler olduğu gibi kötüler de vardır.Cezalar bireyseldir toplumsal olamaz.
Ülkemizin doğu ve güneydoğu illerinden cereyan eden sıkıntı için Kürt sorunu tabirinin kullanılması bile hoş bir yaklaşım değil.Ülkemizde bizim dışımızdaki insanların oluşturduğu sunni gündemlerden dolayı birbirilerini önyargısız bir şekilde dinleme kültürü edinemediğimiz için aslında küçücük sebeplerden dolayı ortaya atılan bu sıkıntı ne yazık ki çeyrek asırdır çözümsüz bir şekilde devam ediyor.
Oysaki Osmanlı döneminde Irkçılık konuşulmadığı ve böyle bir tehlike olmadığı için Yavuz Sultan Selim Kürt asıllı bir din bilgini olan İdris - i Bitlisi’ ye imzalı boş kağıt verdiği ve gerek görürse kendi emri olarak devletin menfaatlerini koruyucu şekilde emirler yazıp kullanmasını istediğine dair bazı tarihçilerin kitaplarında bilgi bulunmakta iken bugün kardeş olan bu iki milletin evlatlarının bir birlerini öldürmesi kadar saçma ve yanlış bir şey olamaz.
Osmanlı uyguladığı adaletli sistem sayesinde Doğu vilayetlerimize Kürdistan demekten hiçbir sakınca görmemiştir.Aynı şekilde Karadeniz bölgemize de Lazistan ismi verildiği bilinen bir gerçektir.Bunlar birer coğrafi işaret olarak kullanılmıştır.
Sevgili Okur,
Düşünün ilk terör eyleminden (1984 Eruh)bugüne kadar ben yapılan açıklamalara bakıyorum hiçbirinde olayı anlayıp çözüme kavuşturmanın ip uçları yerine şiddeti körükler tarzda hep açıklamalar yapılmıştır.Devletimiz güçlüdür akan kanın hesabı sorulacak,(zaten devlet güçsüzdür diyende yok)Hainler adalete hesap verecek,Bir avuç terorist hedefine ulaşamaz.kısaca düne ve bugüne faydası olamayan malayani sözler bunlar.
Akıllı bir idareci yirmi beş yıldır bu sıkıntıyı yaşıyorsa acaba biz nerede hata yapıyoruz ki bu olay bir türlü bitmiyor sorusunu sakin kafa ile kendisine sorsa ve cevap verebilse olay o gün çözüme kavuşur.
Ancak herkes birbirini suçladığı için aynı kısır döngüyü çeyrek asırdır yaşıyoruz.
ASKERİMİZ NE YAPMALI :
Asker hükümete bilişim çağının zirveye ulaştığı bir devirde sıkı yönetim tedbirleri ile bu olayı sonuçlandıracağını düşünüp yetki talebinde bulunuyorsa olayın çözümüne çok uzak olduğumuzu düşürüm ben.Yasak,ölmek öldürmek ve şiddet artık çözüm değil.Tek ve yerinde çözüm muhatabı ikna ederek birlikte hareket temek en kesin çözümdür.
Zaten sıkıyönetim,yasak,bombalamak,operasyon,ölmek ve öldürmek son yirmi beş yıldır yapılıyor ancak işi yaradığını tek kişi söyleyemez.
Hükümet de TSK istedi yaptık yapıyoruz hiçbir talebini geri çevirdik dememeli.
Gerektiğinde hayır diyebilen bir hükümet olmalı ki işler işleyebilsin.Askerin işi savaşmaktır.Elbette ki onlardan siyasi ve sosyal bir çözüm beklemek doğru değil.Siyasi ve sosyal çözümleri hükümet uygulamaya geçirecektir.
TALABANİ VE BARZANİ GÜNAH KEÇİSİMİ :
Türkiye olarak ne zaman PKK tarafından bir olay yapılırsa hemen Barzani ve Talabani ye suçu atarak sanki bizim ülke yöneticilerinin hiç suçu yokmuş gibi davranmayı bir türlü anlayamadım.Bizdeki imkanlar onlardan daha fazla biz 350-400 kişilik bir gurubu sınırımızdan içeri sızıp 17 tane vatan evladımızı şehit ederken görüp tedbir alamıyorken kıt imkanları ile bu işin engellenmesini Talabani ve Barzani’ye havale etmek akıllıca bir iş değil.
Bu iki lider kendi yanı başında her gün yüzlerce vatandaşı ölürken bile bir şey yapamıyorken Kuzey Irak sınırını nasıl güvence altına alacaklar bizim idarecilerimiz hiç mi düşünmezler.
Eğer Irak topraklarından geldikleri için birileri suçlanacaksa bu Talabani ve Barzani değil AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ olmalıdır.Çünkü o topraklarda onların borusu öterken ABD nin valisine verdiği değeri vermediği iki aşiret liderini suçlamak en basit tabiri ile yazıktır günahtır ayıptır diyorum.Bari ABD ye gücünüz yetmiyor başkasına çamur atmayın.
Merak ediyorum BARZANİ veya TALABANİ çıkıp ulan Türk yetkileri bizim burada yetkimizin olmadığını adınız gibi bildiğiniz halde sırf kendi ülke insanınızın ateşini ve heyecanını düşürmek için bizi hep suçlayacağınıza asıl burada kan ve gözyaşı akıtan ABD ye bir şeyler söylesenize derse bizimkiler ne der cidden çok merak ediyorum ama çok.
Netice olarak SEMERİ dövmek eşeğe kızan adama bir şey kazandırmaz.Eğer gücünüz ve kuvvetiniz yetiyorsa eşeği yakalayıp yine başka bir eşek sudan gelene kadar dövün de sizi göreyim.
Hadi Bakalım sakın bir daha Barzani ve Talabani’yi suçlamayın komik duruma düşüyorsunuz benden söylemesi …
[email protected]