Ne olacak CHP’nin bu hali? 

Eskiler boşuna dememişler ‘hayır’ bildiğiniz şeyde ‘şer’, ‘şer’ bildiğinizde ise ‘hayır’ olabilir diye.

Belki bugün düz mantıkla baktığınız zaman Deniz Baykal’ın başına gelen talihsiz olay ‘şer’ gibi gözükebilir ama bu olay ‘hayra’ da dönüşebilir. 

Talihsiz gibi görünen olayda CHP için güzel sonuçlar da çıkabilir. Başbakan Erdoğan, hapse girdiği zaman o kadar üzülmüştüm ki kendim hapse girseydim o kadar yaralanmazdım. Ama Rabbim bu hapsi daha sonra başbakanlığın anahtarı yaptı. Aynı şeyler Deniz Baykal içinde geçerli olabilir. Gerçi şiir okumakla bu olay arasında çok fark var ama yine de “ALLAH’ın planlarında sual olunmaz” diyelim ve bu bahse bir iki cümle ile kapatalım. 

Gerek Baykal gerekse de Baytok, bu olayı kesin bir dil ile yalanlayıp “Böyle bir şey olmadı”  demediklerine göre bu olayın olduğunu kabul etmek ve daha da ‘eşelememek’ gerekir diye düşünüyorum. 

Çünkü yaşanan olay bir kötülüktür. Kötülüğü yapmak ‘günah’ onu sürekli gündemde tutup anlatmak ise daha da ‘büyük bir günah’tır. Kötülükleri yaymamak için oldukları yerde üstünü kapatmak dinimizin gereğidir. Sonuç olarak her ikisin konumları çok önemlidir. Baykal’a, eşi Olcay Hanım’a, Nesrin Baytok’a ve eşi Can Baytok’a “geçmiş olsun” diyerek bu bölümü bir daha açmamak üzere kapatıyorum. 

CHP Başakşehir’den “Yıkılmadık ayaktayız” mesajı  

CHP Başakşehir İlçe Başkanı Özgür Karabat ve ekibi etaplarda da partilerine taraftar toplamak  ve örgütlenmelerini tamamlamak adına ciddi çalışmaların içine girdiler. Geçen hafta 5.Etapta bulunan Sular Vadisi’nin üzerinde yer alan Serander Cafe’de yüzlerce kişinin katıldığı ‘Çarpık Kentleşme Paneli’ düzenledi.

Özgür başkan her toplantıda vurgulayarak yaptığı konuşmasında insanların dini ve diyanetine karışmayı demokratik ve özgür bir ülkede doğru bulmadıklarını ifade ediyor.

 

Cahillerin İçindeki alimlere acımak gerekir  

 

Geçenlerde bir olaya şahit oldum. Hz.Peygamber Efendimizin (S.A.V) ailesinde cereyan eden bir olay aklıma geldi. Bilindiği üzere Efendimizin çok evlenmesinin bir çok kerameti vardı. Eşlerinden birisi bir başka eşini küçümser tavırlarla hareket ettiğini gören Efendimiz o eşine “Eğer senin bu söylediğin sözleri denize atsaydım su simsiyah olurdu” şeklinde buyurmuş. Bugün sonradan lüks evler ve arabalar gören eski ezikler, çevrelerindeki ekonomik durumu kendilerinden kötü olan bir çok insanı hafife almaları ve onlara imkanları nispetinde değer vermeleri başlı başına kendileri için bir felakettir de, farkında değiller. 

Ayet-i Kerime’de Allah açıkça buyuruyor ki; “Dilediğime rızkını bol dilediğiminkini de kıt veririm” diyor. Öyle insanlar tanıyorum ki durumu iyileşip parası pulu olunca “Ben çok çalıştım didindim ve zengin oldum” der. Oysa ki Rabbül Alemin, dilemezse o kişi ne kadar çalışırsa çalışsın hiçbir kuruş parası da olmayabilir. Zengin olan zat ALLAH’ın iyi kulu da fakir olan kötü kul manası da hiçbir zaman çıkmamalı. Bu dünya, gerçek manada bir imtihan dünyasıdır. Allah, malı mülkü dilediğinden alır dilediğine verir. 

Hz.Yusuf’un hayatını  düşünün. Kardeşleri tarafından kuyuya atılıyor o haline sabrediyor. Esir pazarında çok düşük bir bedel ile köle olarak satılıyor yine ondan Allah’a teslimiyetten zerre kadar sapma görmek mümkün olmuyor. 

Mısır sarayında hazineden sorumlu tek yetkili oluyor şımarıklığın zerresini görmek yine mümkün olmuyor. Bakan’ın güzel eşi Hz.Yusuf ile birlikte olmak isterken o yine Allah’ın koruması altında olduğu için o çirkin işe bulaşmıyor. İftiraya maruz kalıp yıllarca zindanlarda kalarak oraları Medrese-i Yusufiye’ye tebdil ederek binlerce insanın kurtuluşuna vesile oluyor. 

Zindandan sonra tekrar varlık içinde yaşıyor. Yani yoklukta isyan, varlıkta şımarmamın en küçük belirtisi bile Hz.Yusuf’ta yok. Bugün bir Q 7 aldığı için kendisini insanların efendisi sanan nice aileler biliyorum. Veya evine üç beş halı aldığı için o halıları olmayan komşularına havanın bin türlüsünü atan eski ezik hanımların varlığını da biliyorum. 

Sonuç olarak; “Rabbim, cahiller içindeki alimlerin yar ve yardımcısı olsun” diyerek bu bahsi de geçmek isterim. Allah, bu tür sonradan görme kardeşlerimi “ıslah etsin” diyorum. 
 

Mehmet Kaban, halkın dertleri ile hemhal olmaya devam ediyor 

Mehmet Bey’i son bir yıldır çok yakından takip ediyorum. Kendi sektörlerinde işinin ehli ve sürekli gelişmeden yana olan bir yapıya sahip olduğunu çok yakından biliyorum. Başkan o kadar faal ki biz hızına yetişemiyoruz. Bir bakıyorsunuz radyo da görüşlerini halk ile paylaşıyor, bir bakıyorsunuz partisinin çarpık kentleşme ile alakalı yaptığı panelin en ön sırasında yer alıyor, bir bakıyorsunuz Kayabaşı’nda seçmeninin cenazesinde, bir bakıyorsunuz Bader Derneği’nin toplantısında… Kısaca her yerde seveni ve destekleyeni bulunan bir insan olan Mehmet başkandan övgü ile bahsedilmesi de gök kubbede hoş bir seda bıraktığına ‘en önemli delildir’ diye düşünüyorum... 

Başbakan Erdoğan’ın kamburları: “Halkı adam yerine koymayan belediye başkanları” 

Burada isim vermeden, Başbakan Erdoğan’ın kesesinde yiyen başkanlara seslenmek isterim. Hani atalarımızın bir sözü var ya, “Hazıra dağ dayanmaz” diye. 7 yıldır Başbakan’ın kesesinden yiyip içtiniz, lütfen artık yeter. Kendiniz bir şeyler yaparak halkın gönlünde taht kurun. Açıkça söyleyeyim; bugün üstü kapalı, isim vermeden, parti teşkilatlarında yaşanan huzursuzlukları ve kayırmaları not alıyorum. Vakti zamanı gelince bunların hepsi yazılıp çizilecek, ona göre… Bazı gazetecilerin, aylarca başkanların basın danışmanları ile görüşemediklerini duyduğum zaman “Bu nasıl iştir?” diye kendi kendime bir sürü soru sormaktayım. Sayın başkanlar; !Titreyin ve kendinize dönün” derim. Şimdilik bunu derim, bunu bilirim.Vesselam…

Malatyalılar toparlanmalı ve Meclis’te mutlaka Malatyalı Bakan olmalı  

Geçen hafta Malatyalı  İş Adamları Derneği (MİAD)’nin Holiday İnn’e kahvaltılı sohbet toplantısı vardı. Konuşmacının kendiside Malatyalı olan Acıbadem Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’dı. Aydınlar, gelişim sürecini anlatınca çok etkilendim. Acıbadem Grubu’nun bir çok alanda yatırımı var “basın-yayın” alanında henüz bir çalışmaları yok. Burada sayın Mehmet Ali Aydınlar’a şunu tavsiye etmek isterim; Kurum olan ve düzenli neşredilen bir gazeteye ortak olarak bu sektöre de girmesi  kendileri için çok yararlı bir yatırım olacağına inanıyorum. Aydınlar, isterse bu konuda kendisine gerekli bilgi ve malzemeyi sunarım…

Yine geçen hafta sonu Küçükçekmece Malatyalılar Derneği’nin bir programı vardı. Küçükçekmece İlçe Temsilcimiz Müslüm Aktürk ile burada bulunduk.Gayet güzel ve etkili bir program yapmışlardı.Kendilerini tebrik ederim... 
 

İstanbul Times İstanbul’un tüm ilçelerinde temsilcilik açmak istiyor  

Daha önce bir çok ulusal gazeteye ilan vererek ilçe temsilcisi aradık. Doğrusunu söylemek gerekirse onlarca başvuru oldu ama gazetecilik ve pazarlamayı bilen doğru dürüst insan çıkmadı. Şu an iki ilçede canla başla çalışan iki kabiliyetli ilçe temsilcimiz görev başında.Amacımız çok yakın bir süre içinde diğer 36 ilçede de temsilciliğimizi kurarak İstanbul Times’ı “Bilmeyen vatandaş kalmayana kadar” çalışmaya devam etmek niyetindeyiz. 

[email protected] tel:212- 415 82 05