İYİ BİR ‘BASIN DANIŞMANI’ NASIL OLMALI? 

Günümüzde danışmanlığın hala doğru dürüst farkına varıldığını sanmıyorum. Hala bir çok kurumda, ya danışmanlık kadrosu yok ya da o kadronun, dost-ahbap, hısım-akraba istihdamına yönelik kullanıldığını görürüz. Bilgi, beceri, donanım bir çok kurumda ikinci plana atılmış… 

Mesela; adamın gazetecilikle ilgisi yok bir bakıyorsunuz ‘basın danışmanı’ olmuş. Başta belediyeler olmak üzere bir çok kurumda “Hele bir başlasın nasıl olsa öğrenir” mantığıyla hareket ediliyor. Danışmanlık müessesinin, bağlı bulunduğu kuruma kaybettirdiği puanların farkında bile olunmuyor… 

Bu küçük girizgahtan sonra gelelim yazımızın başlığındaki soruya.  

İyi bir basın danışmanı, her şeyden önce danışmanı olduğu yetkilinin, basınla arasında köprü vazifesini yerine getirebilmelidir. Köprü sağlam olursa diyaloglar devam eder. Köprü yıkıldığı, ipler koptuğu zaman basın, kurum hakkında doğrudan değil başka kanallardan haber alır ki bu da sağlıklı sayılmaz. Bilmem anlatabildim mi?  

Bakın yeri gelmişken size “köprü” konusunda iki örnek vermek istiyorum: Küçükçekmece’ye taşınalı henüz dört ay oldu. Çevremi tanımak, yazı yazabileceğim gazeteleri araştırmak amacıyla bir süre önce Küçükçekmece Belediyesi’nin Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne gittim. Meğerse yanlış kapıyı çalmışız! Müdür Bey’den randevu almamız gerekiyormuş. Zannedersiniz ki, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’ndasınız. Müdür Bey, odasına almadı bizi, yanımıza gelerek, bizzat kendisi “İşim yoğun, randevu alıp gelseydiniz” şeklinde ifadeler kullandı. Anadolu Ajansı’ndan emekli olduğumu söylemişim, Müdür Bey’den şahsıma değil ama hiç olmazsa hizmetime saygı göstermesini beklerdim. Tabii bu durum bende, Küçükçekmece Belediyesi’ne karşı ister istemez bir ön yargı oluşturdu. “Basın Danışmanı böyleyse bunların başkanı kim bilir ne havalardadır?” diye düşündüm ve düşünmeye de devam ediyorum. İnşallah öyle değildir, zira henüz Başkan Aziz Yeniay ile bir görüşmemiz olmadı. “Köprü” güven vermediği müddetçe de görüşeceğimizi sanmıyorum… 

Yine geçtiğimiz günlerde Küçükçekmece Belediyesi’nin karşı binasında bulunan Küçükçekmece Kaymakamlığı’na gittim. Tanıştığımız, gerek Özel Kalem Müdiresi ve gerekse Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü oldukça misafirperver davrandı. “Köprü”yü sağlam tutan Kaymakamlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü’nü ikinci kez ziyarete gittim… 

Yaklaşık 30 yıldır bu işin içindeyim. Anadolu Ajansı’nda çalışırken Ankara’da siyasi parti muhabirliğinde bulundum. Yeri geldi Başbakan’ı Cumhurbaşkanı’nı izleyip haberlerini yaptım. Bazı parti liderleriyle röportajlarımız oldu. Yani bu saatten sonra Küçükçekmece’nin Basın Müdürü ile, Belediye Başkanı ile görüşsem ne olur, görüşmesem ne olur. Ama gazetecilik dürtüsü ile sorunları, sıkıntıları dile getirmeden de edemiyoruz...  

Benim şu avantajım var; özgürüm... Hiç kimse ile maddi bağım yok. A gazetesi olmazsa B’ye yazarım. Hiç olmadı kendim gazete çıkarırım. İşte bu rahatlık nedeniyle “Küçükçekmece Belediye Başkanıyla görüşsem ne olur görüşmesem ne olur” diyebiliyorum… 

Umarım, ideal bir basın danışmanının nasıl olması gerektiğini anlatabilmişimdir…