Neler oluyor bize Ey Halkım?
Neden kutuplara ayrıldık istemeden?
Biz yüzyıllardır beraber yaşamaya alışmamış mıydık?
Nerede yanlış yaptıkta bu hale düştük?
Türk- Kürt ayrımı yapılıyor denildi, sustuk. Şimdi Türkler de ayrıldı ikiye.
Bir taraf diyor ki; bu açılımı sadece Kürt açılımı olarak değerlendirmek yanlış, bu bir demokratik açılım, Türkiye’nin geleceği ve dünyadaki konumu açısından çok doğru bir karar olmakla birlikte, eğer istenilenler gerçekleştirilirse, PKK’nın silahı bırakacağını düşünüyoruz.
Diğer tarafta tam tersini, hatta yaşanabilecek durumlardan en kötüsünü düşünüyor. PKK’nın asla silahı bırakmayacağını söylüyor. Demokratik açılımın bir ülkedeki tüm vatandaşları ilgilendirdiğini, bu yüzden sadece Kürtler hakkında yapılacak açılımın demokratik anlama gelmeyeceğini, eğer demokratik olacaksa tüm etnik kültürlere uygulanması gerektiği inancındalar. Tabi böyle bir durumun olmasını istemedikleri de kesin. Yoksa her etnik kültüre toprak vermeye kalkışırsanız zarara uğrayan taraf olursunuz.
İşin gerçek yanı; şu anda ülkemizin karar vermesi gereken bir durum var. Fakat bu durum için hem olumlu, hem de olumsuz bakış açıları var. Eğer bu yarışı olumlu düşünenler kazanırsa, Türkiye’de kazanmış olacak. Peki ya onlar kaybederlerse neler olabileceğini düşündün mü Ey Halkım. Hiç sordun mu bu soruyu kendine?
Sanatçılar bile ikiye ayrılmış durumda son günlerde. Hatta üç. Kürt açılımının ya da başka kullanımıyla demokratik açılımın olumlu olduğunu düşünenler, olumsuz olduğunu düşünenler, bir de halktan kötü tepki alabileceğini düşünüp sessiz kalanlar… Şimdi o sessiz kalan sanatçılar acaba kendilerini rahat hissedebiliyorlar mı? Bu ülkede yaşayıp, bu ülkede parasını kazanıp, sorunlara karşı sesiz kalmayı kendilerine yakıştırıyorlar mı acaba? Ne olursa olsun, kaybedeceğin 3–5 kişiyi geçmez, belki de kazandırır açık yürekliliğinden dolayı. Bir insanın cebine girecek maddi gelir, ülkesinden ve geleceğinden daha kıymetli olamaz, olmamalı.
Birde şu var, son günlerde sesi tekrar çıkmaya başladı terör örgütü başının bu Kürt açılımı sayesinde. Başbakan’a haber gönderir, Kürt halkına mesaj verir oldu. Peki, biz buna nasıl izin veriyoruz Ey Halkım? Hapishanedeki vatandaşlarımız bile avukatlarıyla zar zor görüşürken, hatta çoğunun avukatı bile yokken,, ailelerine haber göndermeleri bile çok zorken, yaptıklarının cezasını çekmesi için bir adaya hapsedilen o ismi lazım olmayan kişinin bunları yapmaya devam etmesine göz mü yumacağız Ey Halkım?
Şehit aileleri hala acılarını yaşamaya devam ederken, o ismi lazım olamayan kişinin her gün televizyon ve gazetelerde isminin anılması o ailelere neler yaşatıyor bunu biliyor muyuz Ey Halkım?
Uyanın artık, konuşun, susmayın, paylaşın düşündüklerinizi, bildiklerinizi etrafınızdaki insanlarla. Tanımadığınız kişilere bile günaydın, iyi akşamlar dileyin. Dileyin ki tekrar bu vatan üzerinde bir birlik beraberlik kuralım. Biz hepimiz bu ülkenin sahipleriyiz ama bu şekilde, ayrı gayrı olmadan. Bunu anlatalım bütün dünyaya. Osmanlı döneminden bu yana farklı kültürlerle bir arada, mutlu yaşayan insanlarız. Lütfen huzursuzluğa ve karmaşaya izin verme Ey Halkım…
NOT: Kürt açılımı: Ortadoğu’nun yerlilerinden olup, doğuda Zagros dağlarından, batıda Toros dağlarına, güneyde Hemrin dağlarından, kuzeyde Kars- Erzurum platolarına kadar uzanan, coğrafi bölgede yoğun şekilde yaşayan, tahminen yaklaşık 13-14 milyon kişiden oluşan etnik gruba mensup ve Hint-Avrupa dili konuşan kişidir.