ZEYTİNBURNU

Doğan Akdeniz: Zeytinburnu’nun Sorunlarını Konuşmaktan Çekinmeyeceğiz !

Gazeteci yazar, Tv programcısı ve Zeytinburnu kitabının yazarı Hüseyin Çetiner Zeytinburnu’nun en çalışkan siyasi parti ilçe başkanı Akademisyen Doğan Akdeniz ile bir röportaj yaptı. İşte Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı Akademisyen Doğan Akdeniz ile yaptığımız röportaj.

Bütün sorularımıza içtenlikle cevap verdi

Doğan Akdeniz sorularımızı sormadan önce şunu söyledi“Saygılı, yapıcı ve kararlı bir muhalefet anlayışıyla ilçemizin haklarını savunacağız.”

Zeytinburnu’ndaki yıkım tozundan deprem hazırlığına, adil kentsel dönüşümden trafik ve otoparka; gençlerden esnafa, göç yönetiminden belediye bütçesine kadar ilçenin temel meselelerini Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanı Akademisyen Doğan Akdeniz ile konuştuk.

Sayın Başkan, Zeytinburnu son dönemde yoğun bir kentsel dönüşüm ve yıkım sürecinden geçiyor. Ancak sokaklarda büyük bir memnuniyetsizlik var. Sahada durum nedir?

Öncelikle genel yaklaşımımızı ortaya koymak isterim. İki dönemdir Zeytinburnu’muza hizmet veren bir belediye başkanımız var. İlçemize mutlaka büyük bir emek ve özveriyle katkıları oldu. Takdir etmek ve edilmek en temel insani değerlerden biridir; bunun sermayesi de objektif olabilmektir. Bu itibarla ilçemize yapılan bütün katkılar için, emeği geçen seçilmişlere, kamu görevlilerine ve çalışanlara teşekkür ediyoruz.

Röportaj : Hüseyin Çetiner

Ancak bu teşekkür, yapılan yanlışları görmezden geleceğimiz anlamına gelmez. Muhalefet; daha iyisini istemek, daha nitelikli hizmet için eksikleri göstermek ve çözüm önermek için vardır. Biz de halkımızın devletin ve belediyenin imkânlarından en iyi şekilde yararlanması için görevimizi hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Tam olarak da böyle bir siyaset hem ilçemize hem ülkemize fayda sağlar. Küsmece, alınmaca yok.

Halkın iradesiyle seçilmiş bütün yetkililere saygımız büyüktür ve bu saygı her zaman yerindedir. Anahtar Parti olarak, kimilerinin hoşuna gitse de gitmese de, bu saygı çerçevesinde doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz. Milletimize borcumuz doğru muhalefet yapmaktır.

Örneğin, en son yaşanan belediye borçlarının karşılığı olarak camii dahil bazı belediyeye ait taşınmazların borç karşılığı devredilmesi karşısında “camiiler satılamaz!” demiştim. Sn. Belediye Başkanımız ise gençlerle yapılan bir söyleşide camilerin satılmadığını borçlara karşılık mahsup edildiğini söyledi. Aslında aynı şeyleri söylüyoruz.

Hatta aynı konuşmada Sn. Belediye Başkanı merkezi idarenin yapması gerekenleri de ilçemizde yerine getirdiğinden bahsetti. Merkezi İdare ve Yerel Yönetimler tamamen iki ayrı yapı ve birbirinden bağımsız iki ayrı bütçe anlamına geliyor.

Bu nedenle, yerel yönetimlerin kendi üzerlerine düşeni yapması yeterli olacaktır. Kaldı ki, ilçemizde dört dörtlük bir yaşantı var ve yerel yönetim olarak merkezi yönetimlerin işlerini de hallediyoruz anlayışı çok makul gelmiyor bana.

Az önceki sorunuzun sahadaki karşılığına gelirsek: Zeytinburnu halkının ciğerleri yanıyor! Bu, edebî bir benzetme ya da ağıt yakma meselesi değildir; doğrudan solunum sağlığıyla ilgili ciddi bir sorundur. İlçenin farklı mahallelerinde sık aralıklarla eski binalar yıkılıyor. Bu yıkımlar sırasında oluşan yoğun beton, sıva ve moloz tozu evlere, dükkânlara ve sokaklara yayılıyor. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, esnaf ve çalışanlar bu havayı solumak zorunda kalıyor.

Bazı sahalarda alınan tedbirin sıradan bir hortumla su tutmaktan ibaret kaldığını görüyoruz. Oysa modern şehircilikte yıkım, yalnızca kepçenin binaya vurması değildir. Yıkım planı, mühendislik, çevre güvenliği, iş sağlığı, tozun kaynağında bastırılması, alanın perdelenmesi, molozun güvenli taşınması ve sürekli denetim demektir.

Ayrıca eski yapılarda asbest ve diğer tehlikeli maddeler bulunma ihtimali vardır. Her bina için gerekli envanter ve analizlerin yapılıp yapılmadığı şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Laboratuvar sonucu olmadan her yıkım tozuna ‘asbestli’ diyemeyiz; fakat analiz yapılmadan ‘hiçbir risk yok’ da denilemez. Anahtar Parti olarak halk sağlığını tehdit eden hiçbir ihmale göz yummayacağız.

Belediyeden yıkımlar konusunda tam olarak ne talep ediyorsunuz?

Talebimiz açık ve uygulanabilirdir. Her yıkım için çevre koruma tedbirlerini içeren teknik bir yıkım planı hazırlanmalı; belediye bu planın kâğıt üzerinde kalmadığını sahada denetlemelidir. Toz, uygun sisleme veya pulverize su sistemleriyle kaynağında bastırılmalı; çalışma alanı çevresine uygun perdeleme kurulmalı; moloz açıkta bekletilmemeli; kamyonların üzeri kapatılmalı; şantiye çıkışları ve yollar düzenli temizlenmelidir. Rüzgârın kuvvetli olduğu ve tozun kontrol edilemediği koşullarda çalışma durdurulmalıdır.

Belediye, yıkım ruhsatlarının adresini ve çalışma takvimini önceden mahalleliye bildirmelidir.

Denetim tutanakları, tehlikeli madde analizleri ve uygulanan yaptırımlar kişisel veriler korunarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Vatandaşın fotoğraf ve video ekleyerek kolayca başvuru yapabileceği, başvurusunun sonucunu takip edebileceği bir sistem kurulmalıdır. Kurallara uymayan yüklenicinin çalışması derhâl durdurulmalı ve yaptırım caydırıcı olmalıdır.

Ayrıca belediyeye dört somut soru yöneltiyoruz: Son bir yılda kaç yıkım ruhsatı verildi? Kaç yıkım sahada denetlendi? Toz, gürültü veya güvenlik kurallarına uymayan kaç yüklenici hakkında işlem yapıldı? Kaç yapıda asbest ve diğer tehlikeli maddeler yönünden analiz istendi ve sonuçlar ne oldu? Zeytinburnu halkı bu cevapları öğrenmek istiyor.

Zeytinburnu depreme ne kadar hazır?

Deprem hazırlığı yalnızca eski binaları yıkmak değildir. Yapı stokunun güncel bir risk haritası çıkarılmalı; bu harita mahalle ölçeğinde, anlaşılır verilerle kamuoyuna açıklanmalıdır. Okulların, sağlık merkezlerinin, kamu binalarının ve kritik altyapının durumu öncelikle ele alınmalıdır. Toplanma alanlarının sadece tabelası değil, gerçek kapasitesi, erişilebilirliği, gece aydınlatması, su ve enerji imkânı da denetlenmelidir.

Dar sokaklarda ambulans ve itfaiyenin erişimini engelleyen noktalar belirlenmeli, afet anında kullanılacak ulaşım koridorları sürekli açık tutulmalıdır. Mahalle bazlı gönüllü ekipler kurulmalı; ilk yardım, yangın ve arama-kurtarma eğitimleri düzenli hâle getirilmelidir. Deprem olmadan önce hazırlanmak belediyeciliğin tercih değil, asli sorumluluklarından biridir. Biz korku siyaseti değil, hazırlık ve dayanışma siyaseti öneriyoruz.

İlçedeki kentsel dönüşüm çalışmalarının sosyal dokuya da zarar verdiğini savunuyorsunuz. Tespitleriniz nelerdir?

Zeytinburnu, İstanbul’un en köklü ve mahalle kültürünün en canlı olduğu ilçelerinden biridir. Fakat yanlış tasarlanmış bir dönüşüm modeli, mülk sahibini ağır borç yükü altında bırakabilir; kiracıyı, dar gelirliyi ve emekliyi ilçeden uzaklaştırabilir. İnsanların doğup büyüdükleri mahallelerden kopması yalnızca adres değişikliği değildir; komşuluk ilişkilerinin, dayanışma ağlarının ve yerel hafızanın kaybıdır.

Güvenli konut elbette hepimizin hakkıdır. Ancak süreç şeffaf yönetilmeli, vatandaş belediyenin kapısından girdiğinde tek bir yetkili muhatap bulabilmeli ve önündeki bütün seçenekleri açıkça görebilmelidir. Hak sahiplerine maliyet, süre, borçlanma ve teslim koşulları sade bir dille anlatılmalıdır. Kiracılar için taşınma ve kira desteği güçlendirilmeli; yaşlılar, engelliler ve dar gelirli aileler için sosyal destek mekanizmaları kurulmalıdır.

Dönüşüm, komşuyu komşuya düşman etmeden ve insanı merkeze alarak yapılmalıdır. Biz ‘yerinde, adil ve şeffaf dönüşüm’ diyoruz. Amaç yalnızca yeni bina üretmek değil; mahalleyi, esnafı ve sosyal hayatı birlikte yaşatmaktır.

En önemli konulardan biri de senin müteahhidin benim müteahhidim, şu siyasi görüşteki müteahhit, bu siyasi görüşteki müteahhit gibi ayrıştırmalar olmamalı. Merhum Dedem Güney Kore’de vatanımız için savaşmış bir Gazidir. Böyle atalarım olduğu için gurur duyuyorum. O savaşa giderken hiçbir mehmetçik siyasi partiye göre ayrılmış farklı bir cepheye gönderilmedi. Hepimizin ataları, hepimiz; şanlı bayrağımız ve vatanımız için varolduk ve varolmaya devam edeceğiz.

Trafik ve otopark sorunu neden çözülemiyor? Çözümünüz nedir?

Zeytinburnu’nun yoğun yapılaşması, transit trafik yükü ve plansız park düzeni günlük hayatı zorlaştırıyor. Bazı sokaklarda çift sıra park yüzünden normal araçların yanı sıra ambulans ve itfaiyenin geçişi de güçleşiyor. Sorun sadece daha fazla otopark yapmakla çözülmez; ulaşımın tamamını birlikte planlamak gerekir.

Mahalle bazlı trafik ve park envanteri çıkarılmalı; okul, hastane, pazar ve ibadethane çevrelerinde saat bazlı düzenlemeler yapılmalıdır. Uygun alanlarda yer altı veya katlı otopark çözümleri geliştirilirken, her boş alan betonlaştırılmamalı ve mevcut yeşil alanlardan vazgeçilmemelidir. Ana arterlerde kısa süreli indirme-bindirme cepleri, esnaf için belirli saatlerde yükleme alanları ve mahalle sakini öncelikli park modelleri uygulanmalıdır.

Kentsel dönüşümde dikkat edilecek en önemli noktalardan biri de trafiği rahatlatacak bir dönüşüm modelinde ısrar edilmelidir. 35 miyon nüfusu olan Tokyo’da yapılmış olan üst yollar mühendislik planlaması ile trafiği engellemiştir. Doğru örnekler incelenmeledir.

Toplu taşıma duraklarına erişim, yaya güvenliği ve bisiklet bağlantıları güçlendirilmeden trafik rahatlamaz. Biz gösterişli ama kopuk projeler değil, sokak sokak ölçülmüş bir ulaşım planı istiyoruz. Bulvar 58 tamamen trafiğe kapatılarak baştan sahile kadar uzatılmalı ve buradaki yapı

Gençler için Zeytinburnu’nda bir gelecek görüyor musunuz?

Gençlerle konuştuğumuzda üç temel sorun öne çıkıyor: eğitim ve çalışma alanı eksikliği, spor ve kültür faaliyetlerine erişimde eşitsizlik, bir de gelecek kaygısı. Belediye gençlere yalnızca dönemsel etkinlik sunan bir kurum olmamalıdır. Gençlerin karar süreçlerine katıldığı kalıcı bir gençlik meclisi kurulmalı ve önerileri bütçe sürecinde karşılık bulmalıdır.

Mahalle kütüphaneleri ve etüt merkezleri geç saatlere kadar açık olmalı; ücretsiz internet, sessiz çalışma alanı ve sınav dönemlerinde ek kapasite sağlanmalıdır. Spor tesislerinde adil ve şeffaf rezervasyon yapılmalı; kız çocukları, engelli gençler ve dar gelirli ailelerin erişimi özellikle gözetilmelidir. Yerel işletmelerle staj ve ilk iş programları kurulmalı; mesleki eğitim, dijital beceri ve girişimcilik desteği verilmelidir.

Özellikle yazılım ve yapay zekanın hakim olmaya başladığı, teknolojinin emek-iş gücünü ve birçok mesleğin yok ettiği süreçlerden geçtiğimiz bu dönemlerde belediyemizin gençlerimize zanaat üzerine sertifikalı eğitimler vermeli. Bu eğitim süreçlerini destekleyecek ilçemize bu kapsamda gelir getirebilecek iş modelleri oluşturarak gençlerimize istihdam olanakları sağlamalıdır.

Gençleri ilçede tutmanın yolu onlara nasihat vermek değil; alan, imkân ve söz hakkı vermektir.

Esnafın en önemli sorunları nelerdir?

Zeytinburnu esnafı yüksek kira, enerji, vergi ve personel maliyetleri altında mücadele ediyor. Buna yol çalışmaları, düzensiz yükleme-boşaltma, otopark sıkıntısı eklendiğinde ayakta kalmak daha da zorlaşıyor.

Esnaf masası göstermelik olmamalı; ruhsat, ilan-reklam, işgaliye ve diğer süreçlerde tek noktadan, süre taahhütlü hizmet vermelidir. Yol ve altyapı çalışmaları önceden duyurulmalı, ticareti uzun süre aksatan projelerde uygun destek veya kolaylık modelleri değerlendirilmelidir. Mahalle pazarları ve alışveriş aksları temiz, güvenli ve erişilebilir hâle getirilmelidir. Yerel üreticiyi ve küçük esnafı belediye tedarik süreçlerine dâhil edecek şeffaf yöntemler geliştirilmelidir.

Yapılacak festivaller öncelikle ilçe esnaflarının katılımlarıyla ve ilçe esnafları ile yapılacak toplantılarda esnafımızın fikirleri doğrultusunda icra edilmelidir. Pazar yerlerine yönelik belediyemizin yaptığı önemli uygulamalar var. Ancak, bu defa havalandırma eksikliği nedeniyle Pazar esnafımız ve vatandaşımız mağduriyet yaşıyor. Kendilerine kulak vererek bu revizeleri yapmak büyük önem arz etmektedir.

Sığınmacı ve düzensiz göçmen nüfusuna ilişkin yaklaşımınız nedir?

Zeytinburnu’nda nüfus yoğunluğu, düzensiz göç ve kayıt dışı ekonomi birlikte yönetilmesi gereken ciddi bir kamu düzeni meselesidir. Vatandaşlarımız kira baskısı, kalabalık konutlar, ve güvenlik algısı konusunda kaygılarını dile getiriyor.

Bu kaygıları yok saymak da insanları kökenleri üzerinden hedef göstermek de doğru değildir.

Anahtar Parti olarak yaklaşımımız hukuk, kamu düzeni ve insan onuru eksenindedir. Kaçak işletmeye, ruhsatsız faaliyete, kayıt dışı istihdama ve konutların mevzuata aykırı biçimde aşırı kalabalık kullanılmasına kim tarafından yapılırsa yapılsın sıfır tolerans gösterilmelidir. Denetim herkese eşit uygulanmalıdır. Belediye; kaymakamlık, emniyet, göç idaresi ve ilgili bakanlıklarla koordinasyon içinde çalışmalı, görev alanına giren verileri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Türkiye’nin göç politikası merkezi yönetimin sorumluluğundadır; yerel yönetimin görevi ise ilçedeki kamu düzenini, ruhsat denetimini, çevre sağlığını ve hizmet kapasitesini korumaktır. Sorunu sloganla değil, hukuk ve planlamayla çözeceğiz.

Belediye bütçesinin şeffaf kullanılmadığını mı düşünüyorsunuz?

Biz hüküm vermeden önce bilgi ve belge isteriz. Belediyenin bütçesi, Zeytinburnu halkının parasıdır. Bu nedenle yalnızca bütçenin hangi müdürlüğe ayrıldığını değil, hangi projenin ne kadara tamamlandığını ve hedeflenen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğini de bilmek isteriz. İhale ilanları, sözleşme bedelleri, süre uzatımları ve iş artışları vatandaşın kolayca anlayacağı bir açık veri sayfasında yayımlanmalıdır.

Belediye meclisi toplantıları erişilebilir biçimde canlı yayımlanmalı ve arşivlenmeli; komisyon raporları zamanında paylaşılmalıdır. Büyük projeler başlamadan önce mahalleliyle gerçek bir istişare yapılmalı, karar verildikten sonra yapılan tanıtım toplantıları katılım diye sunulmamalıdır. Her yıl ‘mahalle karnesi’ yayımlanarak verilen sözler, harcanan kaynak ve gerçekleşme oranı açıklanmalıdır.

Şeffaflık belediyeyi zayıflatmaz; hatayı azaltır, güveni artırır. Doğru yapılan işi alkışlamaktan, yanlış yapılanı belgeyle eleştirmekten çekinmeyiz.

Ülkemizde maalesef tüm yerel yönetimler nezdinde Belediyeler Borçlanır kabulü yaygın. Hayır Belediyeler Borçlanmaz, merkezi idarenin ön gördüğü bütçe ile ilçeyi yönetir. Bütçe de yetersizlik varsa belediye gelirlerine ek ve destekleyici gelir kaynakları oluşturmak da belediyelerimizin görevleridir. Halkımız teveccüh gösterir de göreve gelirsek en önemli uygulamalarımızdan biri de yerel yönetimler nezdinde ekonomik gelir kaynakları oluşturmak olacaktır. Bu da ilçe sakinlerine daha fazla imkan, refah, ekonomik destek ve huzur getirmesi anlamına gelmektedir.

Anahtar Parti Zeytinburnu İlçe Başkanlığı nasıl bir yerel siyaset anlayışı ortaya koyacak?

Bizim siyaset anlayışımız; insanı dinleyen, sahaya çıkan, veriye dayanan ve çözüm üreten bir anlayıştır.

Sadece seçim döneminde kapı çalan değil, her gün mahallede olan bir teşkilat olacağız, geldiğimiz günden beri böyle bir teşkilat olduğumuzu da düşünüyorum. Eleştirirken hakaret etmeyecek, teşekkür edilmesi gereken yerde teşekkür edecek, fakat Zeytinburnu’nun hakkı söz konusu olduğunda susmayacağız.

Her meselede üç ilkeye bağlı kalacağız: Önce sorunu yerinde tespit edeceğiz, sonra sorumlu kurumdan veriyi isteyeceğiz, ardından uygulanabilir çözümü kamuoyuyla paylaşacağız. Vatandaşımızın şikâyetini siyasi malzeme olarak değil, çözülmesi gereken bir emanet olarak göreceğiz.

Zeytinburnu sahipsiz değildir. Bu ilçenin çalışkan insanları, köklü mahalleleri, gençleri, kadınları, emeklileri ve esnafı daha iyi bir yönetimi hak ediyor.

Anahtar Parti olarak kapımız da gönlümüz de herkese açık. Bizim iddiamız gerilim üretmek değil; Zeytinburnu’nun sorunlarını çözmek ve yerel yönetimde yeni bir güven oluşturmaktır. Anahtar; ortak akılda, dürüstlükte ve milletimizin iradesindedir.

Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)