-Sayın Kılıçdaroğlu CHP olağanüstü kurultayında tek aday olarak seçime girdi. Delegelerin tüm oylarını alarak genel başkan seçildi. İlk günden başlayarak gerek parti tabanında, gerek sosyal demokrat kesimde gerekse tüm Türkiye’de büyük bir coşku ve ilgi yarattı. Kılıçdaroğlu, genel başkan olmadan önce milletvekilliği, Grup Başkan Vekilliği, en önemlisi de İstanbul Büyükşehir Başkan adaylığı döneminde halkla yakın iletişim içinde oldu. Böylece toplumun beklediği ve özlediği siyasetçi tipini oluşturdu.
*Performansını nasıl buluyorsunuz peki?
-Bu kısa süre içinde altmıştan fazla ili 180‘e yakın ilçeyi yüzlerce beldeyi ziyaret etmiş olması ona “Halkçı Kemal” denmesini sağladı. Miting alanlarında “ Ben sizin Kemal’inizim” dedi. Kendisine İşçi Kemal, Memur Kemal, Emekli Kemal denmesinden gurur duyduğunu belirtti. Sonuç olarak bizim Kemal çok yakında Başbakan Kemal olacaktır. Bu kadar çalışkan bir lideri, ben 46 yaşımdayım daha önce hiç görmediğimi belirtmek isterim.
*Önümüzde referandum var. Referanduma sunulacak Anayasa Paketi size göre halka tam olarak anlatılıyor mu? İzlenimleriniz nelerdir?
-Hayır! Zaten iktidarında böyle bir niyeti yok. Dünyanın neresinde görülmüş halka 26 soru sorup tek bir cevap istemek.
Çağdaş demokrasiler de seçimle gelenin seçimle gitmesi, iktidarların yasaları herkese eşit uygulaması, parlamentoların toplum yararını gerektiren yasaları çıkarması, yargının da devlet ve hükümet tarafından haksızlığa uğratılan yurttaşı koruması esastır. Demokrasilerde yargının, iktidarın kontrolüne geçmesiyle oluşan, yönetimin adı mutlakiyet’tir. Daha açık ifadeyle faşizmdir. AKP’nin anayasa değişikliğine “hayır” diyoruz. Artık yeni padişahlar yeni krallar istemiyoruz.
*Sayın Zeybek, halkımız referandumda neden “HAYIR” oyu kullanmalı sizce?
-Anayasa Mahkemesinin üye sayısı 11’den 17‘ye çıkarılıyor. Bunları seçme hakkı ise Cumhurbaşkanına ve meclise veriliyor. Anayasa değişikliklerinde nitelikli çoğunluk (2/3) aranırken, anayasa mahkemesi üye seçiminde salt çoğunluk öngörülüyor. Biz AKP’lilere ve sn. Cumhurbaşkanının tarafsızlığına inanmıyoruz. Üniversitelerde yapılan oylamalarda en yüksek oyu alan değil, sadece 2 oy alanı bile rektör atayabilen bir anlayışa yargının şekillendirilmesi yetkisi verilmesi Türkiye için, demokrasi için, insan hakları için, laik ve demokratik Türkiye için yolun sonu olur. Olsa olsa bu yeni düzene faşist diktatörlük denir. Bu nedenle bizde faşizme karşıyız. Postallı darbecilerden kurtulurken sivil darbecilere bu yargıyı teslim etmeyeceğiz.
*Referandumun sonucuyla ilgili olarak bir tahminde bulunabilir misiniz?
-Beklentim ve dileğim “Hayır”ların yüzdesinin çok çıkacağıdır. Ama son hafta özelliklede Doğu ve Güney Doğu oyları ile kararsız seçmenin düşüncesi de önemlidir. Katılım oranı % 80’lerde olursa açık ara “Hayır” çıkar.
*Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
-Demokrasilerde yerel basın çok önemlidir. Yaşatılması için her türlü fedakarlığın yapılması gerektiğine inanırım. Yerel gazetelerde çalışan gazeteciler ise Cumhuriyetimizin ve kazanımlarımızın gizli kahramanlarıdırlar. Kahramanlara da sadece saygı duyarız.