KADINLAR OLAYA EL KOYUYOR
 
Türkiye İş kadınları Derneği (TİKAD)teröre karşı toplumsal bilinç oluşturmak için bir eylem planı hazırladılar. Tikad Başkanı Nilüfer Bulut “Hepimiz anneyiz diyen iş kadınları, çocuklarımızın cenazelerinde ağlamaktan, vatan sağ olsun demekten fazlasını yapmanın zamanı geldiği için eylem planı hazırlamıştır” diyerek çok güzel ve yerinde bir tespit yaptıklarına ve bu çalışmanın gerek sınır ötesi gerekse sınır içi operasyonlardan daha doğru olacağına inanıyorum şahsen. Çünkü yirmi beş yıldır askeri çözümlerin çok da işi yaramadığını hep beraber görmekteyiz zaten.
 
 TİKAD üyelerinden sanatçı Hülya Avşar’ da, bu kampanyanın tarih kitaplarına bile geçebileceğini söyleyerek üzerine düşen ne var ise yapabileceğini açıklamış olması da çok güzel bir çalışma.
 
 Asker Annelerinin bu terör olayına el koyması fikrine çok önem veriyorum ve bunun işe yarayacağını da düşünüyorum. Yeter ki bazıları bu düşüncenin başarısızlıkla sonuçlanması için engel olmaya kalkmasın.
Çünkü annelerin ne rütbe terfi etme kaygıları var nede siyasi gelecek kaygıları.
 
 Onların tek düşünceleri evlatlarının sağ salip vatani görevlerini yapıp evlerine dönmesi olduğu için burada samimiyet var. Dolayısıyla bir işte samimiyet ve dürüstlük varsa o iş başarıya ulaşır. Bilmiyorum sizlerde farkındasınız her terör olayı sonrası herkes ağlıyor, bende her insan gibi üzülüyorum ve yeri geldiği zamanda itiraf etmek gerekirse ağlıyorum da ancak ağlamak ve kahrolmak ŞEHİT edilen askerlerimizin geri gelemsini sağlamıyor.
 
HADİ ANNELER GEÇ KALMAYIN:
 
 Anneler bu çalışmayı çok daha önce yapmaları gerekirdi ama yinede nereden başlansa kardır mantığı ile her yurttaş bu güzel girişime destek olmalı. Hatta evlatları bir şekilde kandırılmış ve dağa çıkarılmış Terör örgütü mensuplarının anneleri bile. Çünkü anne her yerde annedir.1984 yılından bu yana Askeri birimlerimiz olaya hep askeri yönden baktılar. Hükümetler de aklı başında bir çözüm getirmediği için ha bire anneler ağlıyor.
Annelerin daha fazla ağlamaması için işe el koymalarını yerinde bir geliş olarak görüyorum.
 
 Her canlının Allah’ın verdiği ömrü kendi yaşam süreci içinde tamamlaması hepimizin arzu ve isteği olması gerekir.
 
 Dış güçlerin yıllardan beri aramıza sokmak istedikleri birçok ayrılık vardı öyle görülüyor ki en başarılı oldukları konuda Terör’e destek vererek ülkemizi hem ekonomik olarak hem de can kaybı olarak zayıflatmayı üzülerek söylemek gerekirse başardılar.
 
 Buna karşılık o dış güçlerin planlarını boşa çıkarmak için ülke idarecilerimizin de işe
Yarar planlar ve programlar yapmaları gerekirdi. Mutlaka yaptıkları plan ve programlar da vardır elbette ancak Terör belası çözülemediği için demek ki yapılan plan ve programlar işe yaramamış.
 
 Türk halkı işe yarayacak çözümler bekliyor artık. Bu askeri mi olur siyasi mi olur ona devlet büyüklerimiz ve Silahlı kuvvetlerimizin yetkililer karar vermeli ancak bizim yurttaş olarak beklentimiz akan kanlar dursun bunun nasıl olacağına da ülkeyi yönetenler karar vermeli artık.
 
 Türk halkı Klasik açıklamalar ve söylemler beklemiyor artık. Evlatlarını askere gönderenler her gün ateş üstünde durmamalı diye düşünüyorum.
 
 Bizdeki sıkıntı da tam 25 yıldır devam ediyor(İlk Terör eylemi 1984 yılında Eruh ilçesinde başlamıştı)
 
 Başta Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan, Genel Kurmay Başkanımız İlke başbuğ ve öteki tüm yetkililerimize sesleniyorum ne olursunuz bir Baba şefkati ile düşünerek akan kanın durması için neler yapmanızı gerekiyorsa artık yapın.
 
 Çükü yirmi beş yıl yarım asır demek yarıma sırda bir sorun ve sıkıntı ama şöyle ama böyle sonuca kavuşturulması gerekir diye düşünmekteyim.
 
 Aslında bu konuda yazılmayan çok az şey kaldı, yazı yazmaya da gerek yok. Vakit çözüm vaktidir. Gazeteci büyüklerimiz bugüne kadar her şeyi yazdılar ancak bende tarihe bir kayıt düşmek ve üzerime düşen vazifemi yapmış olmak adına bu yazıyı yazmaya karar verdim.
 
 Şehit cenazelerinde annelerin şu sözleri beni o kadar derinden etkiliyor ki anlatamam,”Yavrum sana doyamadım nereye gidiyorsun, kimi bana da silah verin oğlumun eksik kalan askerliğini tamamlayayım, hele elli yaşındaki Anne Ayşe can’ın oğlunun tabutuna sarılarak oğlum bu tabuta sığmaz ona özel bir tabut yaptırın. Oğlum boylu posluydu nasıl sığdın bu tabuta? Diyerek adeta yürükleri sızlatan ağıtları duymanı hiçbir yurttaşımız istemez.
 
 Şehit cenazelerinde perişan olan Anne, Baba, Eş ve çocukları görünce psikolojik dengem alt üst oluyor.
 
 Evlatlar ölmesin Anneler Ağlamasın diyor. Bugüne kadar Şahadet şerbetini içen tüm vatan evlatlarına Allah’tan rahmet yakınlarına da başsağlığı diliyorum. İnşallah Rabbim bana bir daha bu konuda yazı yazmayı nasip etmez diye de temennide buluyorum.
 
 Annelerimizin bu güzel ve hayırlı çalışmasına elimden geldiği kadar destek olmayı bir vazife biliyorum. Evlatlarımızın ölmeden vatani görevlerini yapıp evlerine dönmelerini temenni ederek ilk günden beri vatan toprakları için canlarını feda eden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet kederli ailelerine bir kez daha başsağlığı diliyorum.