Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Ak Partinin huzur ve “Milli Birlik Projesinin” ilk meyvesi olan dağdan inişlerin başlangıcı 34 PKK’lının teslim olmalarını şölen havasında kutlayan DTP hesabını doğru yapabildi mi? Her seferinde hassasiyetlerin göz önünde bulundurulması gerekliliği üzerinde fikir birliğinde bulunan Türk kamuoyuna rağmen DTP bildiğini okumaya devam etti. Bunun sonucunda ise Kürt Açılıma olumsuz yansımış bulunmaktadır.  DTP bu noktadan sonra söylem ve eylemlerinde çok dikkatli olmalıdır. Avrupa ve ABD tarafından köşeye sıkıştırılmış PKK için son şans olan “Eve dönüş yasası” sekteye uğrarsa bu PKK için hiçte iyi olmaz! PKK’nın üst düzey yöneticileri ABD tarafından “Uyuşturucu kaçakçısı” ilan edilmeleri de bunun güçlü kanıtlarındandır. AB ve ABD, Türk hükümetince hazırlanan PKK’yı bitirme stratejisine destek vermektedir. Bu desteğin en büyük nedeni ise Ortadoğu da güvenli bir bölge oluşturmak istemeleridir. Gelişen olaylara bakıldığında bunun doğru bir tespit olduğu ortaya çıkacaktır. Türkiye dünya politikasında ki olumlu değişiklikleri ve geldiği konum sebebi ile “Milli Birlik Projesinde” AB ve ABD’nin de bu konuda harekette geçmesini sağlamıştır. Bu nedenledir ki; Ak Partinin “Milli birlik projesine” destek vermektedirler. Yönünü Ortadoğu’ya dönmüş politikasından vazgeçen ve iki tarafa da dengeyi sağlayan Türkiye politikacıları birçok konuda olduğu gibi Ak Partinin “Milli birlik projesine” de destek bulmuşlardır. Gerek Nabuco gerekse Mavi akım projesi bu birliğin tesis edilmesi gerekliliğini artırmıştır.  Ak Parti hükümetinin kararlı tutumu ise AB ve ABD’yi desteğe mecbur kılmıştır. 


PKK VE DTP BÖYLE DEVAM EDERSE NE OLUR?
Öte yandan ABD’nin yeni başkanı Hüseyin Barak Obama dünyada barış ve kardeşlik adına yeni umutlar doğurmuştur. Nitekim Hüseyin Obama’nın son hamlesi olan “İslam Ülkelerini Kalkındırma Fonu” oluşturma talimatı, İslam ülkelerince olumlu karşılanmış ve ABD’nin yeni dönem stratejisinde samimi olduğunu ortaya koymuştur. İslam dünyası ile barışa doğru ilerleyen ABD ise bunu yaparken Türkiye’nin güvenli bölge olmasını istemektedir.  Böylelikle Türkiye eli ile hedefine ulaşmaya çalışmaktadır. Bunu nedenledir ki Ak Parti Hükümetinin “İç ve Dış Siyasette” yönelik tutum ve yaptırımlarını desteklemektedir. İlerleyen zamanlarda ABD’nin PKK’ya karşı sert tutumu da bunu ortaya koyacaktır. PKK’lıların bundan kurtulmasının tek yolu ise aklıselimle hareket etmesi ve “Eve dönüşleri” zafer kazanmış edasına dönüştürmemesidir.  Bu tutumda ısrara devam etmeleri durumunda sonlarının hiçte hayır olmayacağı görülmektedir.  Dünya kamuoyun da Türkiye’ye oluşan destek bunun ispatıdır. PKK’ya düşen devlettin şefkatli kollarına teslim olmak ve ilerleyen safhalarda sessiz sedasız siyaset sahnesinde inmektir. Dağda değil ovada siyaset en güzel hak arayışıdır. Geçmişte inkâr politikalarına başvuran devlet bundan vazgeçmişken “Kürt realitesi” tanınmışken buna köstek olmak niyetlerin halis olmadığı “DAĞA ÇIKIŞ SEBEBİNİN HAK ARAYIŞI” olmadığını gösterecektir. Bu da demek olacaktır ki artık PKK kendi ipini kendi eli ile çekmiştir. Bu yüzdendir ki olumlu havayı teneffüs etmeye devam edilmeli DTP, PKK uzantısı olmaktan kurtulmalıdır. Emine Ayna’nın anlaşılmaz tavrı ve riya dolu gözyaşları “Demokratik Açılıma” darbe vurmuştur. DTP tabanına düşen bu “Eş başkanlık” sistemine son vermek için genel merkeze baskı yapmak olacaktır. Ahmet TÜRK veya Selahattin DEMİRTAŞ önderliğinde siyaset yapmak onlar hakkında daha hayırlı olduğu görülmektedir. Bu gün 94’ki gibi yaka – paça gözaltına alınmaları “Demokrasi Adına” kabul edilemez. Fakat Türk kamuoyunda oluşun tepki ve ajitasyonlar Türk hükümetini benzer şeyleri yapmak zorunda bırakabilir. Bu yüzden de DTP acilen kendine çeki düzen vermelidirler.
 
 
ALPERENLERİN ELİ İLE YAPILMAK İSTENENLERE DİKKAT...!
Muhsin YAZICIOĞLU beyefendiyi rahmet ve minnet ile andıktan sonra, mekân cennet beyefendi hayatları boyunca Alperenleri “Ajitasyon ve Provokasyona” gelmelerini engellemiştir.  Sayın merhumun ölümü ile derin güçlerin “Ajitasyon ve Provokasyon” yapmak sureti ile alperenleri sokağa dökme hedefi de Merhumun selefi beyefendilerden dönmüştür. Lakin son günlerde üç-beş kendini bilmez insanların şuursuzca davranışları karşısında galeyana gelip siyasi bir partinin binasına Alperenlerin saldırdığını izlediğimde tüylerim diken diken oldu. Ölüme giderken bile ölümü hatırlayan adama haksızlık olduğunu düşündüm. Eğer cennet mekân yaşasaydı Alperenlerin böyle “Nazik bir ortamda” galeyana gelmelerine asla izin vermezdi. Bu yüzdendir ki Alperenler kendilerine çeki düzen vermelidirler. Hayatı boyunca hiç kimsenin adamı olmamış Merhum Yazıcıoğlu’nun bıraktığı “Kardeşlik ve Barış” mirasına sahip çıkmalıdırlar.  DTP binasına saldırmak haksız olan bir siyasi anlayışa yaraşır. Siyasi bir partiyi düşüncesi her ne olursa olsun linçe maruz bırakmak demokrasi adına kabul edilemez. Bu siyasi parti kim olursa olsun değişmez bir gerçektir. Yarın aynı şey alperenlere de yapılsa bir aydın olarak tutumum değişmeyecektir. Hak arayışı kırmak – dökmek ile yapıldığında Terör ile aradaki fark ne olabilir ki? O yüzden derin komplolar karşısında sağduyu elden bırakılmamalıdır. MHP ve CHP’nin “Milli Birlik Projesinde” siyasi rant devşirme politikası da kabul edilemez. Alperenlerde bundan siyasi nem alma düşüncesine girmişler ise bir an önce bu yanlış tutumlarından vaz geçmelidirler.  Bu tuttum sonucunda karlı çıkacak tek siyasi parti Ak Parti olacaktır. Kamuoyunun kafası değişik ve çelişkili anketler ile bulandırılmaya çalışılmaktadır. PKK’lıların dağdan inmesi işsizliği artıracağının dedikodusu hızla yayılmaktadır. Oysaki ülke ekonomisinin % 70’i bu terör belasına harcanıyorken dağdan inenler işsizliğe nasıl sebep olabilir ler ki? Dev bir ülkenin % 70’lik milli savunma harcamasının % 50’si içeriye dönerse bırakın işsizliği ülke de fakir bile kalmayacaktır. Kamuoyunu tek yönlü düşünmeye mahkûm eden bazı aydınların varlığı beni rahatsız etmektedir. Bu aydınların hangi güce maşa olduklarının araştırılmazı gerekmektedir. Bir olay artısı ve eksisi ile ele alınmalı ve artısı daha fazla ise koşulsuz desteklenmelidir.  Bu yüzdendir ki Türk kamuoyu da artısı çok olan Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Ak Partinin “Milli Birlik Projesini” desteklemelidir.