Kısa bir süre önce çıkan bir yasal düzenleme ile ‘Yalan Bilgiyi Yayma’ diye bir şey çıktı. Bir bilginin veya paylaşımın yalan olduğuna kim neye göre karar veriyor ? Bu değişiklik ile bir çok meslektaşımız şu an ZİNDAN’a atılmış durumda.
Daha önce gazetecinin yaptığı haberin yalan ve yanlış olduğunu iddia eden kişi suç duyurusunda bulunur, savcılık sunulan evraklara bakarak GAZETECİ Yalan yanlış bir haber yapmış ise haberi Kaç punto ile nerede yayınlamış ise Mahkemenin verdiği karar gereği aynı punto ile aynı yerde TEKZİP yani mahkeme benim haberimin yalan olduğuna karar verdi bende mecburen aynı yerde yayınlıyorum gibi ağır bir ceza alıyordu.
TEKZİP yani yaptığım haberin yalan veya doğru olmadığına mahkeme karar verdiği için yalan haber yaptığım yerde TEKZİP’ i yayınlıyorum demek zaten gazeteci için çok ağır bir ceza olduğunu herkes kabul eder.
Olay bu kadar sağlıklı ilerlerken bu düzeni bozan yeni bir yasal düzenleme yalan haber yayma düzenlemesi gazeteciliğe getirilen korkunç bir sansür olarak görülüyor.
Ben ortaokulu bundan 35 sene önce Türkiye medyasının bir zamanlar kalbi sayılan Babı- ı Ali yani Cağaloğlu’nda önce Ortaokulu Cağaloğlu Mahmutpaşa ortaokulunda okudum.
Liseyi de medya merkezine yürüme mesafesine 5-6 dakikalık yakınında olan İstanbul Aksaray’da yer alan Valide Sultan Pertevniyal Lisesinde okudum. Gençliğim gazeteciliğin mürekkep kokusu içinde geçti.
Şu an GAZETECİLİK Ateşten gömlek haline gelmiş durumda. Yaptığınız haber veya yazdığınız yazıdan dolayı her an hapse girebilirsiniz. Yazdığımız yazıyı ve yaptığımız sokak röportajlarını 50 sefer okuyup izledikten sonra yayınlıyoruz.
Ancak bu dikkat ve titizliğe rağmen birisi bu haber yalan ve yanlış derse yargıda tamam öyle derse direkt KODESTESİNİZ.
Orada ne kadar süre kalacağınıza sizi oraya tıkan yargı size acır bu kadar çile sana yeter senin çıkmana karar verdim diyene kadar oradasın. Böyle şartlar atında gazeteciyim demeye ve mesleğimi zevk ile yapamıyorum artık.
Şu an meslektaşlarım Şaban Sevinç, Murat Ağırel, İsmail Saymaz ve Mustafa Balcı geçen sene çıkan yalan bilgiyi yayma yasası kapsamında 2 si hapse ,2 si de ev hapsine alındı ayağında KELEPÇE Var.
Gazeteci toplumun içinde gezmezse nasıl görecek ? Nasıl duyacak ve nasıl yazacak ?
Bir gazetecinin hapse atılması demek sadece onu hapse atmak demek değildir. Ondan haber bekleyen herkesi hapse atmak demek değil midir ?
Daha dün aynı saat içinde 4 gazeteciyi hapse atmak demek diğerlerine bak sıra sizde demek değil midir ?
Bir gazetecinin yaptığı haberin bazı unsurları eksik, bazı yerlerinde gerek olmayan bilgi olabilir.
Yalan bilgiyi yayma suçu neden siyasiler içinde geçerli değil ? Yıllarca enflasyon tek haneye düşecek, emekliyi ve asgari ücretliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz demiyorlar mı ? peki bu dedikleri yalan çıktığı halde neden onları da hapse atmıyorsunuz ?
Yalan yalan ise ve kim söylüyorsa aynı müeyyide herkese eşit bir şekilde uygulanması gerekmez mi ?
Böyle basit nedenlerden dolayı gazeteciler hapse atılırsa hangi anne, hangi baba, hangi eş, hangi kardeş, hangi abi, hangi abla ailesinden birisinin gazeteci olmasını ister ?
Bu tür şartlar altında bırakın özgür gazeteciliği, ÖZGÜR olmayanı bile yapılamaz..
Ak Parti 3Y (Yalan, Yasak Ve Yolsuzluk) ile mücadele edeceğiz diyerek iktidar oldu.
Bugün bu 3Y ile mücadelede ne tür bir başarı yakalandığını siz okurlarıma bırakmak isterim.
Ak Parti 2012’ye kadar ülkeyi güzel yönet diyorsunuz fanatik bir Ak Partili hemen bu FETÖ görüşü diyerek tespitinizi hemen terörize ediyor.
Ak Parti dikkate alır mı almaz mı bilemem ama ilk 8 senesi içinde yönetimsel bazda içinde görev yaptığım Ak Parti’nin 24 yıllık ülke yönetimini şu şekilde sınıflandırmak isterim.
1-Dönem 2002- 2012 Adalet ve Kalkınma
2.Dönem 2013-2018 Duraklama ve bocalama
3.Dönem 2018-2026 Fakirleşme, Kanunsuzluk, Adaletsizlik, Fakirlik, Hukuksuzluk, Yoksulluk, kimin gücü kime yetme dönemi olarak adlandırmak mümkün.
Ak partili bir çok yönetici Fon yolsuzluğuna adı karışan partililerinin lekelenmeme hakkından sık sık bahsediyor.
Oysa 19 Mart 2025’de bir şafak operasyonu yapılır yapılmaz henüz hakkında hiç bir yargı kararı olmamasına rağmen 140 milyar
Yolsuzluk yapıldığı iddia edilerek Ekrem İmamoğlu Suç örgütü ifadesini herkes kullanırken ne yazık ki hiç bir Ak Partili yöneticisinden arkadaşlar bunların hepsi iddia NEDEN EKREM İMAMOĞLU SUÇ ÖRGÜTÜ DİYEREK LEKELENMEME HAKKINA RİAYET ETMİYORSUNUZ dediklerini duyan var mı ? Ben duymadım. Duyan varsa kim söylemişse bana da söylesin ona teşekkür edeyim.
8 HALKIN 830 MİLYAR TÜRK LİRASINI, ÜLKENİN İSE 90 MİLYAR DOLARLIK KAYBINA NEDEN ONLANLARI HAKKINDA SUÇ ÖRGÜTÜ İFADESİ KULLANDIKLARINI GÖRDÜNÜZ MÜ ?
Ben yapı olarak hiç bir kimsenin hak etmedikleri şekilde mağdur edilmelerinden zevk alacak değilim. Ancak halkın 830 milyar lirasını fon marifeti ile çalanlar ve görevlerini zamanında yapmayarak ülkeyi 90 milyar dolar zarara uğratanlar için halen bir SUÇ örgütü ismi bulamamaları manidar değil mi ?
Herkese had bildiren 78 yaşındaki Melih Gökçek ve 42 yaşındaki oğlu Osman ki, bugün 12 Ekim doğum günü Melih bey amca fabrikatör olmamış iş yapmamış kısa süreli Çocuk esirgeme kurumu müdürlüğü ve 5 sene Keçiören belediye başkanı ve 23.5 yılda Ankara büyükşehir belediye başkanlığı yapmış. Bu süre zarfında aldığı bütün maaşını harcamadan biriktirse bugün sahip olduğu para ve imkanlara sahip olabilir miydi ?
Neden İktidar kanadında hiç kimse 78 yaşındaki Melih Gökçek’e bu yaptığın hareket şafak operasyonu ile ellerinde ters kelepçe ile tutuklananlara hakarettir demedi ?
İBB’ de 140 milyar Türk lirası yolsuzluk olduğu açıklanır açıklanmaz herkes koro halinde EKREM İMAMOĞLU SUÇ ÖRGÜTÜ derken kimsenin aklına dünyanın en büyük metropollerinden birisi olan İstanbul’un % 50 den fazla oy ve 4 milyon 300 binden fazla oy alan İmamoğlu için örgüt başı denirken kimse neden lekelenmeme hakkına riayet edin demedi ? Babası Hasan İmamoğlu’nun Balıkkesir de ki yazlığının bahçesinde kazı yapılarak çaldığınız dedikleri parayı aramadılar mı ?
Bakan Mahinur Hanımın babasının adı yarım saat sehven Fon olayına karıştı diye aman Allah’ım ortalık karıştı.
Bakanın Babası Hasan Özdemir’in adı da lekelenmesin. İBB Başkanı İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nun da adı lekelenmesin.
Kimse halkın aklı ile alay etmesin İBB’de olduğu iddia edilen 140 milyar yolsuzluk için 500 kişiye dava açıldı.200’ye yakın kişi zindan’ a atıldı.
İBB ’ de ki 140 milyar yolsuzluk rakamı şu an iddia oysa borsadaki hırsızlık rakamları çalan ve çaldıranlar çap çaplı karşımızda durduğu halde 830 milyar çalanlar için neden bir suç örgütü adı bulunmuyor ?
Toplu bir arınma şart…Kim ne çalmışsa hemen 3 gün içinde getirmezse en ağır cezanın verilmesi anlatılmalıdır.
İstanbul Times – Hüseyin Çetiner- 12 Ekim 2026


