AİLE DAYANIŞMA AĞI’NIN 44. HAFTA BULUŞMASI SİLİVRİ’DE GERÇEKLEŞTİ
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 44. buluşmasında konuşan Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, “Sevdiklerimizden çok uzun zamandır ayrıyız. Bu uzun ayrılık, aileler olarak bizleri daha çok bir arada tutuyor, dayanışmamızı her geçen gün daha da büyütüyor. Baskılar ve engelleme çabaları arttıkça dayanışmamız da güçleniyor. Aylardır yaşadığımız haksızlıkları anlatmaya, sevdiklerimizin sesini duyurmaya çalıştığımız X hesabımız geçtiğimiz hafta erişime kapatıldı.
İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner
“YAŞANANLARIN BEDELİNİ AİLELER, ANNELER, BABALAR, ÇOCUKLAR, TÜM TOPLUM ÖDÜYOR”
Duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı nasıl engelleniyorsa, mahkeme dışında hakkını arayan ailelerin de kamuoyuna seslerini duyurmaları engellenmeye çalışılıyor. Sosyal medya hesaplarını engelleyebilirsiniz; ancak ailelerin dayanışmasını, birlikteliğini, adalet talebini ve toplum vicdanının sesini engelleyemezsiniz.” dedi.
“TUTUKSUZ YARGILANMA ESAS OLMALIDIR”
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 44’üncü buluşmada Silivri Duruşma Salonları’nın önünde bir araya geldi. Buluşmaya; YENİ Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclis üyeleri, milletvekilleri, İl Başkan Yardımcıları, belediye başkanları, ilçe başkanları, tutuklu yakınları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
“ADİL YARGILANMA BİR HAKTIR”
Bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutulan seçilmiş İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“ADİL YARGILANMA BİR HAKTIR”
“Ne olursa olsun sesimizi duyurmak için yeni mecralar bulmaya, yeni yollar açmaya devam edeceğiz. Biliyorsunuz, 19 Mart tarihinden beri görülen İBB davası devam ediyor. Dava, insan sağlığını riske atan koşullarda, kimi zaman 15 saati bulan çok uzun oturumlarla ilerliyor. Bu koşullar altında insanlar kendilerini ifade etmekte, savunmalarını yapmakta ve yargılamayı sağlıklı biçimde takip etmekte zorlanıyor. Buradan bir kez daha hatırlatmak isterim: Adil yargılanma bir haktır ve yargılamanın yürütüldüğü koşullar da adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır.”
“TUTUKLULUK İSTİSNA BİR TEDBİRKEN ADETA KURAL HALİNE GELİYOR”
“Bugün, davada tutuksuz yargılanan sanıkların ifadelerinin alındığı aşamadayız. Verilen her ifadeyle birlikte iddianamede yer alan suçlamaların temel dayanakları birer birer çöküyor. Bir kez daha şahit oluyoruz ki tek bir somut delil olmadan, sadece duyumlara, mışlara dayanarak oluşturulan iddianameyle sevdiklerimiz 18 aydır tutuklu. Aylardır masumiyet karinesine dikkat çekerken, tutuksuz yargılamanın esas olması gerektiğini söylerken tam da bunu anlatmaya çalışıyorduk. İnsanlar henüz iddianame hazırlanmadan aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakıldı; şimdi ise yargılama sürerken de tutuklu kalmaya devam ediyorlar. Tutukluluk istisna bir tedbir olması gerekirken adeta kural haline geliyor.”
“TUTUKSUZ YARGILANMA ESAS OLMALIDIR”
“Bu davanın sonunda geriye içi boş iddialar ve iftiralardan başka bir şey kalmadığında, insanların hayatından çalınan günlerin hesabını kim verecek? Bu soruyu hep sorduk, cevap alana kadar da sormaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz hafta duruşmada bir kez daha tutukluluk incelemesi yapıldı. Tüm aileler sevdiklerine kavuşmak için ümitle beklerken yalnızca iki kişi için tahliye kararı verildi. Özgürlüğüne kavuşan herkes için elbette çok mutluyuz. Ancak geride, aynı kapının kendileri için de açılmasını bekleyen onlarca aile olduğunu da unutmamalıyız. Bizim talebimiz herkes için aynı: Tutuksuz yargılama esas olmalıdır.”
“DAVANIN TRT’DE CANLI YAYINLANMASI TALEBİMİZİ YİNELİYORUZ”
“Bugün, istenen cezayı doldurmuş olmasına ve hakkında henüz hüküm kurulmamış olmasına rağmen hâlâ hapiste olan insanlar var. Durum artık tutuklu yargılamayı aşmış, esir almaya dönüşmüştür. Bizler yargılanmaktan çekinmiyoruz. Aksine bütün iddiaların araştırılmasını, bütün delillerin ortaya konulmasını ve herkesin savunmasını özgürce yapmasını istiyoruz.
Bu nedenle davanın TRT’den canlı yayınlanması yönündeki talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Yayınlansın ki tüm Türkiye bu davada neler yaşandığını kendi gözleriyle görsün. Yayınlansın ki kamuoyu iddiaları da savunmaları da doğrudan dinlesin ve kendi değerlendirmesini kendisi yapsın. Yayınlansın, herkes bu davaların hukuki değil, siyasi olduğunu kendi gözleriyle görsün.”
“YAŞANANLARIN BEDELİNİ AİLELER, ANNELER, BABALAR, ÇOCUKLAR, TÜM TOPLUM ÖDÜYOR”
“Bugün gerçeğin bütün açıklığıyla ortaya çıkmasına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Önce 18 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, sonra 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’na gözaltı kararı ve ardından tutuklama. O günden bugüne 18 ay geçti, suçlamalara karşı tek bir delil ortaya konulamadı. Soruyorum: Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu siyasi değil de nedir? Ekrem İmamoğlu’nun lekesi yok. Ekrem İmamoğlu’nun karası yok. Ekrem İmamoğlu’nun hesap veremeyeceği hiçbir şeyi yok. Ama şunu herkes iyi bilsin ki millet neyin niçin yapıldığını da çok iyi biliyor ve millet bu yapılanları da hiçbir zaman affetmeyecek; tıpkı Üsküdar’da yaşananları unutmayacağı gibi. Bütün bu yaşananların bedelini yalnızca seçilmişler değil; aileler, anneler, babalar ve çocuklar, yani tüm toplum ödüyor.”
“ADALETE DUYULAN İHTİYAÇ HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEZ”
“Amine Cansu Çelik’in tutuklanarak 4 yaşındaki evladından ayrı kalmasını vicdanınıza nasıl sığdırıyorsunuz? Daha kaç annenin, kaç babanın, kaç çocuğun canı yanacak? Daha kaç aile parçalanacak? Makamlar, mevkiler gelir geçer ama toplumun vicdanında açılan yara, milletin hafızasında derin izler bırakır. Hukuk ve adalet, yalnız bugün gücü elinde bulunduranların değil, yarın adalete ihtiyaç duyacak herkesin güvencesidir. Çünkü makamlar geçer, insanlar değişir; ama adalete duyulan ihtiyaç hiçbir zaman değişmez.”
“ADALET HERKES İÇİN EŞİT İŞLESİN”
“Tüm bunlar yaşanırken en büyük mağduriyetlerden birini ne yazık ki hiçbir suçu ve sorumluluğu olmayan çocuklar yaşıyor. Yeni eğitim-öğretim yılı haftaya başlıyor. Yine birçok çocuğumuz annesinin, babasının hasretiyle eğitim-öğretim hayatlarına başlayacak. Okula annelerinden ya da babalarından ayrı başlayan çocuklarımız için ise en büyük dileğimiz, en kısa zamanda ailelerine kavuşmalarıdır.
Aileler olarak bizim taleplerimiz çok temel ve insani taleplerdir. Sevdiklerimizin özgürlüklerine kavuşmasını, çocukların anne ve babalarıyla yeniden bir arada olmasını ve hiçbir ailenin benzer ayrılıkları yaşamak zorunda kalmamasını istiyoruz. Daha fazla mağduriyet yaşanmasın; Türkiye’de herkesin adalete duyduğu inanç yeniden güçlensin, insanlar kendini güvende hissetsin, adalet herkes için eşit işlesin. Bu büyük dayanışmaya güç veren, sesimize ses katan ve aylardır yanımızda duran herkese yürekten teşekkür ediyorum.”