Raylıdan tın tın sesler geliyor, arabalı ise ona bambu bambu diye kurna çalıyordu. Aralarında ki ahengi ancak teleskop gözlü Çingene kızı çözebiliyordu. Biraz sonra Çingene kızının etrafını onlarca adam sardı. Çünkü Abbas’ı en iyi tanıyan tek kişi oydu. Fırıldak Okan, hırsız Cem, yağcı Sazak, maydanoz Şiran Abbas’ın arkadaşları idi. Hangisine güvenecekti ki? Bu düşünceler içinde kendisine en yakın olan Çingene kızı Nesrin’i bile atlatmıştı. Nesrin bile Abbas’ın yerini bilmiyordu. Ama bir türlü etrafını saran bu akbabalara da gerçeği anlatamıyordu. Çünkü kimseye Abbas’ın yerini bilmediğine inandıramıyordu. Abbas’ı faka bastıran ise arkadaşı yağcı Sazak’tı. Çünkü yağcı Sazak Abbas’ın ayağını kaydırmak sureti ile yerine geçmeyi düşünüyordu. Bunun içinde en müsait anı beklemiş ve Abbas’ı yerin dibine sokacak belgeleri piyasaya sürmüştü. Bu belgeler karşısında neye uğradığını şaşıran Abbas kayıptı. Kimine göre evinde dinleniyor, kimine göre ise ülke sınırları dışına kaçmıştı. Bu durum herkesin işine gelmiyordu. Abbas’ız bir sahne düşünmek bence budalalıktı. Ülkede kurulan en büyük sirk olan parlamento binasında ki tiyatro sahnesini Abbassız düşünmek akılsızlıktı.
Abbas hem rakiplerine puan kazandırıyor hem de taraftarlarını bir arada tutuyordu. Bu tiyatronun bir seyircisi olarak, Abbassız geçecek sahneleri istemiyorum. Acilen Abbas bulunmalı. Abbas’ı faka basan arkadaşı ise deşifre edilmelidir. Çünkü bu çamur başkalarına sıçratılmak istenmektedir. Kendi aralarında ki hesaplaşmalara başkalarını müdahil etmek istemektedirler. Tiyatronun perdesi aralanması gerekiyor. Bu yüzden yağcı Sazak seyircilere teslim edilmelidir. Bence kamu vicdanı sayılan seyirci ancak böyle tatmin olacaktır. Belgelerin ana kaynağı dış ülkeler denilip işin arkasına düşmemek zaaf sayılacaktır. Bu yüzden aktörlere düşen Abbas’ı yıkan Sazak’ı ele vermek olacaktır. Öte taraftan Abbas’ın koltuğuna göz dikken hırsız Cem büyük tehlike saçmaktadır. Hem oyun arkadaşları hem de seyirciler soyulabilir. Bu yüzden kötünün iyisi denilmek sureti ile; “Abbas Yolcu Ama Bavulu Hazır Değil” denilerek gitmesi engellenmelidir. Abbas her ne kadar kötü bir Sirk Cambazı olsa da onun yerine gelecek kişi onu arttıracaktır. Ülkenin milli menfaatine olan, Abbas’ın yerinde kalmasıdır.
Ülke üzerine karabulut gibi çöken “hırs, ihtiras” tohumları bertaraf edilmeli. Bunun için Abbas’ı devirmenin yolu bu olmamalı. Abbas’a seyirci gereken cezayı vermelidir. Aksi takdirde hem Abbas’ın taraftarları hem de Abbas’ın rakipleri kaybedecektir. Bu olay basit değildir. Peşi bırakılamaz ve kaderine terk edilemez... Ülke kaderine terk edildiğinde belki de Abbas’ın arkadaşları; “Fırıldak Okan, hırsız Cem, yağcı Sazak, maydanoz Şiran’a” kalacaktır. Bu ise daha büyük bir tehlikedir. Herkesin bu konuda sağduyulu olmasını dilerim.