banner175

Rusya Merkezli Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksei Grıvach: ‘Rusya doğalgaz kesintisi yapmayacak’

Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği Ekonomi Forumu’na katılan Rusya Merkezli Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksei Grıvach, Türkiye'ye doğalgaz tedariğinde bir sorun yaşanmayacağını belirtti. Grıvach ‘Biz güvenilir bir tedarikçi olmaya ve yükümlülüklerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz’ dedi.

Hüseyin Çetiner
Hüseyin Çetiner
14 Mart 2022 Pazartesi 09:28
Rusya Merkezli Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksei Grıvach: ‘Rusya doğalgaz kesintisi yapmayacak’
banner171

Maltepe Belediyesi’nin organize ettiği ve iki gündür süren Ekonomi Forumu'nun son iki oturumunda ağırlıklı olarak Uluslararası Enerji Politikaları ele alındı.  ‘Küresel ve Bölgesel Ekonomi Politikaları/Uluslararası Enerji Politikaları’ başlıklı oturuma konuşmcı olarak Nevada Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mehmet Tosun, Rusya Merkezli Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksei Grıvach ve Prof. Dr Güven Sak katıldı.

SON DERECE PROBLEMLİ BİR DÖNEM

İlk konuşmayı yapan Prof. Sak özellikle Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalarla birlikte son derece sorunlu bir dönem yaşandığını belirtti. Sak “Rusya’nın girişimiyle pandemi arasında ilişki var. Pandemide nasıl bir zaman var, bilmiyorduk. Ne zaman biter diye düşünüyorduk. Pandemide olduğu gibi Rusya’nın işgal hareketinin ne kadar süreceğini bilemiyoruz. Politik sonuçlarından en önemlisi kömür, petrol, petrol türevi üretenlerin kendilerine yeni yaşam biçimi seçmelerini sağlayacak olması. Rusya dönüşüm sürecine girmezse bu sürecin kaybedeni olacak” dedi.

YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZİ YERİNE GETİRİYORUZ

Forumun en dikkat çeken konuşmalarından birini yapan Rusya Merkezli Ulusal Enerji Güvenliği Fonu Başkan Yardımcısı Aleksei Grıvach zor zamanlardan geçildiği görüşüne katıldı.  Grıvach şöyle konuştu:

“Gaz maliyetleri en azından petrol maliyetinin iki katından daha fazla. Avrupa’da 2021’de neler oldu gaz fiyatında. Geçen 15 yılı aslında son derece kolay bir şekilde geçirmiş olmalarının sonucunda gaz pazarı sisteminde ciddi problemler yaşamaya başladılar. Ulusal gaz şirketleri iyi çalışmamaya başladılar, sözleşmeler bozuldu. İç pazarda ticari olarak çalışanlarla birlikte enerji güvenliği sağlamaya çalıştılar. Vergiler ve çeşitli ücretler yansıtıldı. Yeşil enerjiyi ve altyapı projelerini sübvanse ettiler. Altyapı işleri gaz şirketlerinden alındı. Bir taraftaki yeşil enerji, diğer tarafta altyapının iyileştirilmesi gündeme geldi. Şimdiki durumda Türkiye’ye gaz Rusya’dan herhangi bir ülke olmaksızın, deniz yatağı, gaz boru hatları üzerinden geliyor. Bir de Türk akımı olacak. Başarılı görüşmeler oldu. Bazı sözleşmelerin yenilendiğini görüyoruz. Şimdi gaz norma olarak ihtiyacı karşılayacak şekilde akıyor. Son olarak da Türk akımından bahsetmek istiyorum. Ortalama olarak yüzde 73’lük bir kullanımdan bahsedebiliriz geçtiğimiz yıl. İyi rakam. İkinci yıl için ise ilk aylarında 2022’nin yüzde 86’sı oranında çalıştı. Türkiye için, Avrupa’ya transit geçiyor, iyi bir işaret boru hattı önemliliği. Çok tereddüt ve müdahale olsa da, iyi şekilde çalışıyor. Herhangi bir savaş ifadesi yok, ilanı yok. Doğalgaz Rusya’dan Avrupa’ya normal düzeyde akıyor. Sözleşmeye uygun şekilde ilerliyor. Ukrayna Gaz şirketi ve Gazprom uygun şekilde ilerliyor. Gerçekten bir savaş olmadığı durumu var. Avrupa ve Türk medyasında savaş olduğu söylense de.  Biz hep güvenilir bir tedarikçi olmaya devam ettik, edeceğiz. 8 yıllık bir plan var. Biz yükümlülüklerimize saygı gösteriyoruz, ortaklardan da bunu bekliyoruz.”

REFAH VE YOKSULLUK ELE ALINDI

Büyük ilgi gören etkinliğin  ‘CORNWALL Mutabakatı, Kapsayan Büyüme ve Refah Devleti’ başlıklı son oturumuna Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Refet Gürkaynak ve Ekonomist Prof. Dr. Daron Acemoğlu katıldı. Canlı video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen bu bölümde konuşan Prof. Dr. Acemoğlu Türkiye’nin genç nüfusu, teknolojik adımları olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Acemoğlu şöyle devam etti:

“Türkiye’nin yapması gereken çok zor değil. Hızlı şekilde büyüyen ülkelerin hemen hemen hepsi aynı formüllerle büyüyorlar. Kurumsal olarak kapsayıcı kurumlar, hem işçiye, hem işverene teşvik verip yatırım yapmaları lazım. Teknolojiye, rekabete açık olmaları lazım. Aynı zamanda işçilerin haklarını koruyacak kurumlar. Aynı zamanda makroekonomik olarak, enflasyonu düşük tutan, yolsuzluğu arttıracak makroekonomik politikalardan uzak tutacak bilgi lazım. Bunu kurmak, benimsemek, kurumları kurmak kolay değil. Bundan 30 sene önce Polonya Türkiye’den çok daha farklı bir ülkeydi. Kişi başına geliri 3 katına çıkardı. Bostsavana 60’larda bağımsız olunca fakirdi, Afrika'da en hızlı büyüyen ülke Botsvana oldu. Bunların yaptıklarını yapmakta iki zorlu nokta var.   Politik olarak uzlaşma kolay değil. Türkiye politik olarak kamplara ayrıldı. Türkiye’nin önündeki fırsat ortadan kalkmak üzere. Global makroekonomik düzen değişiyor. Faizler artmak üzere, yatırımların azalması olacak. Küreselleşme de büyük tasarruflardan geçiyor.  Yolsuzluğu azaltan, üreten, işçi haklarını, eşitliği de öne çıkaran makroekonomik sisteme geçmemiz lazım.”

4.5 MİLYON İŞSİZ VAR

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Refet Gürkaynak ise Türkiye'de çok önemli ekonomik ve toplumsal sorunlar olduğunu belirtti. Gelir dağılımındaki haksızlık ve işsizliğe dikkat çeken Gürkaynak konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Üretim ve bölüşümü adil yapmak lazım. Türkiye'de gelir dağılımı bozuk olmasına rağmen ortalama gelir çok düşük. Amerika’da da dağılım bozuk ama gelir yüksek. Gelir dağılımını düzeltmeniz lazım, geliri arttırmanız lazım. Üretim olmadıkça, çalışmadıkça, gelir elde etmedikçe gelir artmaz, gelir dağılımı düzelmez. Refah seviyesi düşer. Türkiye'de işgücü 33 milyon kişi. Çalışan insanlar ve işsizler. 85 milyonluk nüfusa iş arayan insan bunun yarısı değil. Bizim burada olmamamız lazım. 4.5 milyonluk işsiz kadrosu var. İşgücüne katılmayanlar da var. Bu ülke buradan nasıl çıkacak? Çalışan insan sayısı, çalışmak isteyen insan sayısı da çok az. Ülkenin siyaseti bunu bilmeli. Ülkenin kendi yatırımcısı dışarı gidiyor zaten. Türkiye'de çalışan kayıtlı, kayıtsız 29 milyon işçi var. 85 milyon kişiden 29’u. Bu şekildeki bir nüfus yapısını düzeltip, insanların eğitime ulaşması ve kaliteyi yükseltmek gerekiyor. “

Konuşmaların ardından gerçekleşen soru-cevap bölümüyle iki gün süren etkinlik sona erdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner199

banner169