Özgür Kudüs İçin, Önce Kudüs'e Gitmeliyiz !

Kudüs Müslümanların göz bebeği, İslâm ümmetinin ilk kıblesi birçok Peygamberin izinin olduğu kadim ve manevi şehir… Kudüs önemini bizzat, Kur’ân ve Hadislerden alan mazlum bir şehir. Kudüs’ün özgürlüğü, dünya Müslümanlarının özgürlüğüdür. Kudüs’te Müslümanlar, İsrail zulmünün gölgesinde zor şartlarda hayatlarını sürdürüyorlar.

Bir grup gazeteci arkadaşlarla birlikte Mirasımız Derneği’nin öncülüğünde Müslümanların onuru Ortadoğu’nun kalbi, Kudüs’e bir seyahat gerçekleştirdik. Amacımız Kudüs’ü yerinde görmek ve Kudüs’ü gündeme getirerek Müslümanların dikkatini oraya çekmekti. Meşhur bir söz vardır: “anlatılmaz, yaşanır”! İşte bu tam da Aziz Kudüs için söylenmiş... Yolculuğumuz Sabiha Gökçen Havalimanında başladı. Yaklaşık iki saatlik bir yolculuktan sonra Tel Aviv havaalanına indik. Pasaport kontrolünde, yoğun bir güvenlikle karşılaştık. İlginç ve komik sorular… Buraya neden geldiniz? Ne işiniz var? İlk defa mı geliyorsun? vs. Bu tarz sorular neticesinde beş arkadaşımızı havaalanında keyfi uygulamalar ile altı saat beklettiler. Sorgulama nedeni gittikleri diğer Arap ülkeleri…

Kudüs, El Halil Kenti ve Halilurrahman Camii çıkışında bizi bekleyen otobüsle Kudüs’e doğru yola çıktık. Yol boyuncu birçok israil bayrakları görmek mümkün. Hemen hemen her yere bayraklarını dikmişler. Yaklaşık bir buçuk saat sonra Kudüs’e ulaştık. Otelde biraz dinlendikten sonra, Batı Şeria’nın El Halil kentine doğru yola çıktık. El Halil kentini ve Halilurrahman Camiini devamlı merak etmişimdir. Bunun en büyük nedeni, 25 Şubat 1994 sabahı, Camii şerife toplanan Müslümanların fanatik bir yahudi tarafından sabah namazı kılınırken katledilmeleri. Bunu dergilerde, kitaplarda konunun uzmanlarından defalarca dinlemiştik. Şimdi şehri ve camiyi yerinde görecektik. Yaklaşık kırk beş dakikalık yolculuktan sonra, El Halil kentine ulaşıyoruz. Burada sokaklar çok sessiz… Halilurrahman camiine giderken, girişte israil askerleri bizi durduruyor. Burasının sinagog girişi olduğunu ve haliyle Müslümanların diğer girişi kullanmaları gerektiğini söylüyorlar. Diğer girişe geçtiğimizde ise bizi kontrol notalarından geçiriyorlar. İlk defa bir camiye girerken kontrol noktasından geçiyorum. İçerde edindiğimiz bilgiler, katliamdan sonra israil kente ve buraya el koyarak caminin yarısını sinagoga çevirir. Camiinin içerisinde Hz. İbrahim’in kabri var. Hz. Yakub’un kabri ise, sinagog tarafında kalmış durumda. Halilurrahman camiinde dışarıdan ezan okumak yasak… Camide iki rekât namaz kılıyoruz. Filistinli Müslümanlar Türkiye’den geldiğimizi öğrenince bize sevgi gösterilerinde bulunuyorlar. Camiden hüzünlü bir şekilde ayrılıyoruz.

Kudüs’e doğru gelirken iftar öncesinde Tekbir Tepesine uğruyoruz. Tekbir Tepesi’nden Aziz Kudüs’ü kuşbakışı seyrediyoruz.

Mescid-i Aksa’da Teravih 

Otelde yaptıktan sonra hemen Mescid-i Aksa’ya teravih namazı için gidiyoruz. Mescid-i Aksa’nın kapılarının girişinde israil askerleri nöbet tutuyorlar. İçlerinde siyahî askerler de var. Siyahî askerlerin bir çoğu sonradan yahudi olmuş ve yahudilere yaranmak için, Müslüman Filistinlilere daha çok zulmediyorlar. Mescid-i Aksa’ya girerken, israil askerleri isterlerse sizi içeriye almayabiliyorlar. Mescid'in etrafındaki sokaklar pislik içinde… Bu Müslümanlardan kaynaklanan bir durum değil. Kudüs Belediyesi, yahudi mahallelerini pırıl pırıl tutarken, Müslüman mahallelerinin çöplerini özellikle geç topluyor. Kudüs’ün her tarafında israil askerleri elleri tetikte geziyorlar. Bu şekilde hem kendileri zindan hayatı yaşıyorlar, hem de Filistinli Müslümanlara hayatı zindan etmeye çalışıyorlar. Her yerde güvenlik kameraları gözüme çarpıyor. Aksa’da teravih namazı hatimle kıldırılıyor. İmamların sesleri çok güzel. Teravih namazını kıldıktan sonra, otelimize gitmek için Aksa’nın dışına çıkmaya çalışıyoruz. Cemaatin çok kalabalık olmasından dolayı çıkış kapısına yavaş yavaş ilerliyoruz. Müslümanlar hep birlikte yürürken ilahiler söylüyorlar…

Mirasımız Derneği’nin Kudüs Faaliyetleri

Gezimimizin ikinci gününde yaklaşık 10 yıldır Özgür Kudüs için faaliyetlerde bulunan Mirasımız Derneği’nin faaliyetleri ile güne başlıyoruz. Mirasımız Derneği birçok yoksul aileye Kudüs’te nakdi yardımda bulunuyor. Bunun dışında evleri, camileri, tarihi yerleri imkânları nispetince restorasyondan geçiriyor. Bir cami atıl duruma gelmişse israil, “Kayıp Mülkler Kanunu”na dayanarak cami veya evi istimlâk ediyor. Mirasımız Derneği de israil’in tarihimizi ve Müslümanların evlerini istimlak edememeleri için bu restorasyon işlerini üstleniyor. Tabi yahudiler şöyle bir kurnazlıkta yapıyor. Eğer evi veya camiyi restore etmek istiyorsanız, üç ay içerisinde bitirmelisiniz, yoksa yine el koyuyorlar. Mirasımız Derneği’nin himayesinde olan yetimleri ziyaret ediyoruz. Mirasımız Derneği Kudüs'te çok değerli hizmetler yapıyor. Bunlardan biri de Sultan Selahaddin Eyyubi’nin evinin restorasyonu… Dernek, Mescid-i Aksa'da ramazan boyunca her gün 3 bin 500 kişiye iftar veriyor.

Ah Kudüs, Mazlum Kudüs

Kudüs’ün tarih kokan, dar sokaklarında yürüyoruz. Burada hayat oldukça pahalı. Sebebi ise elbette işgalci israil... İşgalci terör devleti israil , Müslümanların buradan gitmeleri için hayat şartlarını maddi ve manevi zorlaştırmış durumda. Buna rağmen Kudüslü Müslümanlar direnmeye devam ediyor. Müslümanlar ise siyonist israil zulmüne rağmen umutlarını kaybetmemişler. Kudüs’te gezerken, sanki İstanbul'da, Şanlıurfa’da, Mardin’de gezdiğinizi hissediyorsunuz…

Kudüs’te Hıristiyanların en mukaddes mekânı Kıyamet Kilisesi'ni ziyaret ediyoruz. Kilisenin anahtarı Osmanlı'nın görevlendirdiği Müslüman bir ailede… Müslüman aile sabahları Kiliseyi açıyor, akşamları kapatıyor. Kilisenin temizliğini Hıristiyanlar kendi aralarında iş bölümü yaparak paylaşıyorlar. Ayrıca Hıristiyanlar, siyonist israilin kendilerine de zulüm ettiklerini dile getiriyorlar.

Kıyamet Kilisesi’nin hemen karşısında Hz. Ömer Camii var. Hz. Ömer camisinin duvarında “Emanname” bulunmakta. Hz. Ömer camisinde abdest alıp iki rekât mescid namazı kıldık. Namazdan sonra Hıristiyan mahallesini gezdik. Hıristiyan mahallesini gezerken, çantamın yanımda olmadığını fark ettim. Abdest alırken Hz. Ömer camiinde unutmuştum. Koşa koşa rehberimizle birlikte camiye gittik. Çantam camide yoktu. Rehberimiz hemen oradaki birkaç kişiye sordu. Bir Müslüman’ın çantayı aldığını ve bize getirmek için camiden ayrıldığını söyledi. O arada biz karakola sorduk, belki oraya bırakmıştır diye ama bırakmamıştı.

Çantayı bulamayınca arkadaşlarla birlikte Mescid-i Aksa’ya Cuma namazı için gittik. Çok yoğun bir katılım ile Cuma namazını eda ettik. Daha sonra Kudüs Başkonsolosluğu’na giderek kayıp başvurusunda bulundum. Orada görevli polis memurları ile hasbihal ettik. 1200 Türk yahudisinin Kudüs’te yaşadıklarını söylediler. Kudüs Başkonsolosu Hüsnü Gürcan Türkoğlu ile tanıştık. Gürcan beyefendi, "kimliğiniz hazırlanana kadar ben de sizin fotoğrafınızı çizeyim" dedi. Gerçekten karakalemi çok iyi kullandı ve resmimi güzel bir şekilde çizdi. Daha sonra yanımdaki Yasir’in de resmini yaptı. Bu arada kimliğim hazırlanmıştı. Yalnız pasaport iftardan sonraya kalmıştı. Kimliğimi aldığımda, arkasında verildiği yer KUDÜS yazıyordu. Bu çok sevindirici bir durumdu benim için. Yasir ile birlikte iftar için, Mescid-i Aksa’nın yolunu tuttuk. Yasir bize Kudüs’te yardımcı olan bir Müslüman… Mescid-i Aksa’ya geldiğimizde arkadaşlar çantanın bulunduğunu söylediler. Çantanın Ürdün Vakıflar Müdürlüğü’nde olduğunu söylediler. Hemen oraya gittik. Çantamı yetkililerden alarak teşekkür ettim. Çantamı Hz. Ömer camiinde bulan Müslüman, içine hiç bakmadan Kudüs Muhafızlarına teslim etmiş. Tüm eşyalarım olduğu gibi çantamda duruyordu. Yani Hz. Ömer camiinde kaybettiğim çantamı, Mescid-i Aksa’da bulmuştum. Sekiz saat gibi bir zaman kayıp olan çantanın bu şekilde bulunması, Filistinli Müslümanların gerçekten ne kadar güvenli olduklarını gösteriyor. Bu arada şunu da hatırlatmakta fayda var: Mescid-i Aksa’nın bulunduğu alan Ürdün Vakıflar Bakanlığı’na bağlı. Haliyle israil askerleri Mescid-i Aksa’nın içerisine müdahale edemiyorlar. Bunun içinde gayrimüslimlerin içeri girmesini yasaklamışlar. Çantamı aldıktan sonra arkadaşların yanına geldik. Geçici pasaportu iptal ettik. Teravih namazı için Mescid-i Aksa’da ki yerimizi aldık. Türkiye'li olduğumuzu görenler bize sevgi gösterisinden bulunuyorlar. Filistinliler Türkiye’den çok umutlular, çok şey bekliyorlar...

Ummu’l Fehm Kenti ve Şeyh Raid Salah

Gezimizin üçüncü günün ilk durağı Ummu’l Fehm kentinde bulunan, 1948 Toprakları İslami Hareket lideri Şeyh Raid Salah'ın evi… Salah bizi evinin kapısında karşılıyor. Tokalaştıktan sonra içeriye geçiyoruz. Tanışma faslından sonra, Şeyh Raid Salah’tan Filistin ve Kudüs hakkında açıklamalarını alıyoruz.

Şeyh Raid Salah’a kendisiyle ilgili sorular yöneltiyoruz ve Salah şu cevabı veriyor:

"2007' den beri Mescid-i Aksa'ya girişim yasaklanmış durumda. Uzun yıllardır Kudüs'e girmeme izin verilmiyor. Aynı şekilde ülke dışına çıkışım da yasak! Yaptığımız işlerin esası ve boyutu ne olursa olsun, israil yaptıklarımızı kanun dışı ilan ediyor. Mavi Marmara baskınında dökülen kanlardan dolayı Akdeniz'in suları halen kırmızı renkte iken, bu suç yetmezmiş gibi israil hala kendinen başkasını terörist ilan etmeye devam ediyor" dedi.

Şeyh’e ezan yasağını soruyoruz. Şeyh şöyle cevap veriyor:

“Bildiğiniz gibi İsrail Meclisi ezanların okunmasını yasaklayan bir yasaya imza attı. Ardından 20 kişi için gözaltı kararı çıkartıldı. Bunlardan bazıları içeri alındılar. Biz kısmı da ev hapsine mahkûm edilmiş durumdalar.”

Peki, bunun dışında yaptıkları bir şey var mı diye soruyoruz:

“Durum bunlarla sınırlı değil. İftar organizasyonu yaptıkları için tutuklananlar oldu. Kurban eti dağıttıkları için hapse atılanlar var. Kısacası İslam'a ve İslami değerlere bir savaş açmışlardır. Bu nedenle bizleri de tutukluyor veya ev hapsine mahkum ediyor...”

İsrail zindanlarında Müslümanların çok büyük sıkıntılar yaşadığını dile getiren Raid Salah bununla ilgili "Hapiste Tecrit Hayatı Yaşamak" isimli bir kitap yazdığını dile getirdi. Şeyh Raid Salah, dünyadaki yeni modanın Müslümanlara terörist damgası vurmak olduğunun altını çizdi. Ayrıca şunu da hatırlatmak lazım, Ummu’l Fehm kentinin Belediye Başkanı Müslüman…

Ummu’l Fehm kentinden ayrıldıktan sonra Zeytin Dağı’na geliyoruz. Zeytin Dağı Kudüs’ün en güzel panoramik manzarasının çekildiği yerlerden birisi. Kudüs’te önemli bir yere sahip Zeytin Dağı…Daha sonra Hz. Meryem’in kabrini ziyaret ediyoruz. Kudüs’ün tüm sokaklarında Peygamberlerin ayak izlerini/hayat izlerini görmek mümkün. Kudüs’te daima bir Hak ve Batıl mücadelesini gözlemek hiç te zor değil…

Bir Osmanlı Şehri Yafa

Gezimizin dördüncü gününde valizlerimizi hazırlayıp otelden ayrılıyoruz. Önce Yafa şehrini gezeceğiz, daha sonra ise havaalanına geçeceğiz. Biraz Yafa şehrinden söz edelim. Yafa, Dünya'nın en eski yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen işgalci israil kontrolünde olan bir liman şehri. Yafa’nın hemen yanında Tel Aviv var. Tel Aviv ise sonradan kurulan bir şehir. Malum siyonist israilin başkenti. Yafa’da Mirasımız Derneği’nin restore ettiği camileri geziyoruz. Tika’nın da restore ettiği saat kulesi var. Yafa sokakları oldukça hareketli. Bu kadim kentte birçok Osmanlı eserini görmek mümkün…

İsrail Havaalanında Kasıtlı/Bilinçli Güvenlik İşkencesi

Yurda dönmek için Tel Aviv havaalanına geliyoruz. Girişte yoğun bir arama olduğunu söylemiştik. Ülkeden çıkarken güvenlik çok daha üst seviyede. Bilet almadan önce, size bir takım sorular soruyorlar.

Valizinizi siz mi hazırladınız?

Valiziniz hep yanınızda mıydı?

Kimseyle görüştünüz mü?

Kimseden hediye aldınız mı?

Üzerinizde silah, bıçak, bomba var mı?

Defalarca yüzünüze ve pasaportunuza bakıyorlar. Sonra çantanıza bir etiket yapıştırıyorlar. Bu etiketler üç kategorili: Çok detaylı arayın, detaylı bir şekilde arayın, normal arayın... 

herkese "çok detaylı" yapıştırdılar. Ve çantamızı ayakkabımızı vs. didik didik aradılar. Bu şekilde yaklaşık üç saatiniz havaalanında arama eziyetiyle geçiyor. Böyle yaparak insanların buraya gelmesini engellemek istiyorlar. Bundan dolayı uçağımız bir saat rötarlı kalktı. Ama buna rağmen bizler Kudüs’e gitmeye devam etmeliyiz. Zira Kudüslü Müslümanlar bizleri bekliyor. Bence Kudüs Müslümanları birleştirecek ortak bir şehir…

Kudüs’e neden gitmemiz gerektiğini kendimize sormalıyız. Kudüs özgür olduğunda, bütün Ortadoğu’nun özgür olduğuna inanmak gerekiyor. Kudüs demek, dava demektir. Kudüs sahipsiz kalmamalıdır… Kudüs’te Müslümanların yapacak çok işleri var…

Kudüs Niçin Önemli Kur’an ve Hadis’e Bakalım:

“Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) yücedir.” (İsra, 17/1)

“Mescid-i Aksa’ya gidin ve orada namaz kılın” (Hadis-i Şerif)

“İbadet maksadıyla yolculuk yalnız 3 mescide yapılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa” ( Hadis-i Şerif)

Kudüs’e gitmeden önce mutlaka Kudüs hakkında bilgi edinmenizde fayda var. Bununla ilgili kitaplardan ve dergilerden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Okuduğum, araştırdığım bazı kitapları ve dergileri buraya not düşüyorum:

Kitaplar:

Kudüs Her Müslümanın Ortak Davası, Prof. Dr. Yusuf El Kardavi, Nida Yayıncılık

Kudüs Davamız, Ahmet Varol, Nida Yayıncılık

Filistin Hakkında Yanılgılar, Ahmet Varol, Nida Yayıncılık

Kudüs Tarihi, Musa İsmail Basit, Nida Yayıncılık

Kudüs Bir Şehrin Biyografisi, Simon Sebag Montefiore , Pegasus Yayınları

Dergiler:

Vuslat Dergisi, Kudüs Davamızdır, Sayı 182

Lacivert Dergisi, Kudüs Semaya En Yakın Şehir, Sayı 36

Ve Teşekkür:

Gazeteci Halis Mutlu, gezi boyunca verdiği güzel bilgiler için, Mirasımız Derneği Başkanı Muhammed Demirci, Kudüs davası ve bizlere bu imkânları sağladıkları için, Yine yol boyunca rehberliğimizi yapan Eymen Demirci’ye tam bir uyum içinde olan gazeteci arkadaşlara yürekten teşekkür ediyorum.

Sonuç

Her imkân bulduğumda Kudüs’e gitmeye devam edeceğim. Kudüs bütün Müslümanların ortak davasıdır. Mescid-i Aksa sadece Filistinlilerin meselesi değil, ümmetin ortak meselesidir. Bunun için de imkânı, zamanı ve vakti olan Müslümanların mutlaka Kudüs’e gitmesi gerekiyor. Bu arada Kudüs’ü, en çok Amerikalılar ve Rusların ziyaret ettiği söylenmekte. Oysa Kudüs’ü en çok bizim ziyaret etmemiz gerekmez mi?.

Ey Müslümanlar!

Kudüs, İsrail zulmüne teslim edilemez.

Kudüs, Müslümanların onurudur.

Kudüs’e hâkim olan, dünyaya hakim olur!..

Sen yoksan, Aksa yok!

Aksa müslümanların ev ödevidir.

Beytullah Allah'ın, Mescid-i Nebi peygamberimizin, Kudüs ise bu ümmetin şehridir...

İstanbul Times / Ziya Gündüz