Goyim ve Anti-Seminst Kabul Edilemez

GOYİM: "goyim/yahudi olmayanlar dünyadaki diğer bütün insanların sadece bize hizmet için doğdular. Hizmetleri olmaksızın, yeryüzünde onlara yer yok. Çünkü onlar insan görünümdeki hayvanlarımızdır.”

Bu söylemi söyleyenler gerçek samimi bir YAHUDİ tabi ki olamaz. Hele hele Hz. İbrahim`in (a.s) neslinden olmadığı gibi Hz. Musa`nın ve onun kitabı TEVRAT`ta yazdığını da kimse bize kabul ettiremez. İşte TEVRAT`ı ve bütün kutsalları kendilerine göre uyarlayarak bütün insanlığa tarihler boyunca zülüm yaşatan bir avuç güç, iktidar ve seçilmiş topraklar ve seçilmiş ırk düşüncesini kendilerine put yapmış şeytana hizmet edenlerle karşı karşıyayız. Bakın insanlık hakkında ne düşünüyorlar;

“Yahudi olmayan, insan şeklinde bir hayvandır ve Yahudi`ye gündüz ve gece hizmet etmeye mahkûm edilmiştir.” (Nidrach Talpiot, 225 – 1)

“Yahudi olmayanları öldürmek vahşi hayvanları öldürmek gibidir.” (Sanhedrin,59a)

“Yahudiler insandır, fakat diğer uluslar insan değil hayvandır.” (Baba Necia, 114 – 6)

“Diğer milletlerin tüm malları Yahudi milletine aittir, dolayısıyla onları tereddütsüz ele geçirmek hakkına sahiptir.” (Choszen Hamiszpat, 348)

“Bir goyimi (Yahudi olmayan) aldatmaya izin verilmiştir.” (Baba Kamma, 113b) 

“Komşunu yaralamayacaksın demiştir, fakat bir Yahudi olmayanı yaralamayacaksın denmemiştir.” (Sanhedrin, 57)

“Bir Yahudi üç yaşındaki kız çocuğu ile evlenebilir.” (Sanhedrin, 55b)

“Bir Yahudi, Yahudi olmayan (GOYİMLİ) öldürürse sorumlu değildir.” (Tosefta Abhodah Zara, B.5)

“Yahudi olmayanlara acımayın.” (XI. Hilkoth Akum)

“Bir Yahudi, Yahudi olmayan (GOYİMLİ) bir kızın ırzına geçebilir fakat evlenmez.” (Gad Shas, 2:2)

“Talmud`u okuyan her GOYİM (Yahudi olmayan) ve ona yardım eden her Yahudi ölmelidir.” (Sanhedrin, 59a Aboda
Zora, 8-6, Szagiga, 13)

“İsa (a.s) (haşa) büyücülük yaptığı için öldürüldü.” ( Sanhedrin, 43a)

“İsa( a.s) annesi Hz. Meryem (haşa) fahişeydi.” (Sanhedrin, 106a)

Bu yazdıklarımdan daha fazlasını var azı yoktur. İsteyen herkes bu bilgilere ulaşabilir.
Gelelim son zamanlarda yazdığım yazılardan dolayı beni “YAHUDİ DÜŞMANI” – “ANTİ-SEMİNST” damgalamasına ve hatta İSTANBULTIMES GAZETESİ iletişim noktalarına gönderilen gayri ciddi yazılara;
ANTİ-SEMİNST: Yahudi karşıtlığı veya Yahudi düşmanlığı; Yahudilik dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlıktır.

Şahsen benim yazılarımda veya fikriyatımda veya zikrimde böyle bir itamı kesinlikle kabul etmiyorum. Bir yazar olarak yazılarımda sevgi ve saygılı olmak kaydıyla her türlü düşünceyi tartışmak ve bunları gün yüzüne çıkararak seviyeli bir üslupla okuyucularımla paylaşıyorum.

Bir insan olarak “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” hiçbir canlıyı hor görmediğim gibi Allah`ın yarattığı bütün insanları insan olarak kabul ederim. Fakat Bir avuç dünyayı yönettiğini sananlar bizleri “GOYİM (YAHUDİ OLMAYAN İNSANLAR HAYVANDIR VE BİZE HİZMET ETMEK İÇİN YARATILDIĞINI)” düşünüyorsa; bu düşünce anti-seminist düşünceden bile aşağı bir söylemdir. 

“GOYİM VE ANTİ-SEMİNST KABUL EDİLEMEZ.”

ECDADIMIZ tarihte İSPANYA`dan kovulan YAHUDİLERE kapılarını açarak onlara yardım elini uzatarak insanlık vazifesini fazlasıyla yapmıştır. Hatta yönetimsel alanda görev almışlardır. Misafirken ev sahibi olmaya yeltenerek iktidarı elinde tutmaya çalışması ahde vefa mıdır?

SEVATAY SEVİ Osmanlı topraklarında MESİHLİĞİNİ ilan ettiğinde mahkeme edilip, Müslümanlığı seçerek Mehmet adını alarak hürriyetine kavuşmuştur. Fakat daha sonra gizli bir örgütlenme ile Osmanlı İMPARATORLUĞUNU yıkıma götürmüştür.

İkinci dünya savaşında YAHUDİ SOYKIRIMINA uğrayanları Türk diplomatlarının Yahudileri kurtarma cabaları ve kararlı tutumları sayesinde YAHUDİ TOPLAMA KAMPLARINA gönderilmesi engellenmiştir.
Bunları anlatmamdaki gaye bizler yaptıklarımızla insanlığa hizmet anlamında görevimizi yerine getirdiğimizi düşünüyorum.

Fakat bir avuç dünyayı yönetenler nerde güç ve iktidarı ele geçirmiş hep bir zülüm uygulamaya kalkışmış. Yeri gelmiş ARABİSTAN`da ABDULLAH İBNİ SEBE olarak içimizde çıktı. İRAN`da ESTER olarak çıkmış, OSMANLI`da HÜRREM, ESTER KİRA, RÜSTEM PAŞA, İTTİHAT VE TERAKKİ, SEBATAY SEBİ olarak tarihte sahneye çıkmıştır. Fakat şu an bütün dünya toplumlarında içimizde bizden birisi gibi dolaşıp gizlice kendi inanışlarını yaşamaları ve bulundukları ülkeleri kendilerine kul köle yapmaları çok enterasan değil mi? Hatta bugün bütün para piyasalarını, borsaları, madenleri, medyayı onlar yönetiyorsa..!

Şimdi bir insan düşünün kendi dinini, inancını, kimliğini neden gizleme ihtiyacı duyar. Hatta her insan kendi dinini ve inancıyla onur duyması gerekmez mi? İşte bu soru beni çok düşündürüyor. Çünkü bir insan neden gizler işte bu noktada bu soruyu okuyucularıma bırakıyorum. Çünkü araştırmak-geliştirmek insanlığı ileri götürecektir.

Bu bağlamda AVRUPA`nın yani düşünce özgürlüğünün beşiğinde “Yahudi soykırımı olmadı mı?” diye düşünmek veya araştırmak suç ve hapis cezası var. Hatta bu soykırım kararı alındıktan sonra üç yasak, üç tabu, üç kesin sınır kesinlikle merak edilmemelidir. Tartışma yapılamaz… Böyle bir uyarı, tarihin tarihinde gerçekten de tarihi dönüm noktasını oluşturmaktadır.

Çünkü tespiti söz konusu olan olay, her türlü araştırma ve her çeşit tenkitten önce, mutlak ve dokunulmaz hakikat olarak ortaya konulmuştur. Sonuçta, bir zafer ertesinde, galipler tarafından bir kere hükmü bağlanmış olan bu hususların araştırılması ve tenkit edilmeleri üç zorlayıcı buyrukla yasaklanmıştır.
Hâlbuki tarih, eğer bilimsel bir statüye sahip olsun isteniyorsa, sürekli bir araştırma olmak zorundadır. 
Goering`in Heydrich`e 31 temmuz 1941 Tarihli mektubunda

Heydrich, Goering`e sorar: 

“1939`da bana YAHUDİ meselesiyle ilgili tedbirleri alma emri verdiniz. Bana tevdi ettiğiniz görevi şimdi Rusya`dan almış olduğumuz yeni topraklar üzerinde de uygulamam gerekiyor mu…?” Yahudiler`in katledilmeleriyle ilgili burada da hiçbir şey yok. Sadece yeni şartlar göz önüne alınarak onların basit coğrafi bir transferinden söz ediliyor. (JOSEPE Billig, Yahudi Meselesinin Nihai Çözümü, Paris, 1997, s.58)

Şu halde tek “NİHAİ ÇÖZÜM”, savaş (kazanılması şartıyla) onların hepsini Avrupa dışındaki ( ilk teklif MADAGASKAR PROJESİ) bir gettoya koymaya imkan verinceye kadar, kendilerini hep daha uzağa sürerek, Avrupa`yı Yahudilerden boşaltmaktan ibarettir. (N.G.2586)

MART 1942`de elden ele dolaştırılan bir nottan, Heydrich`in bürosunda bakanlar, Avrupa Yahudileri`nin “savaş sonrasında kendi milli yurtları olacak, MADAGASKAR gibi, uzak bir ülkeye gönderilecekleri güne kadar…” Doğu`da bir araya toplanacaklarını öğrenmişlerdi (34 – 9545 – 9546). Poliakov şu notu düşer: “Vazgeçilinceye kadar “MADAGASKAR PLANI” bazen ALMAN yöneticiler tarafından “YAHUDİ MESELESİ” için “NİHAİ ÇÖZÜM” adıyla anılmıştır.” (Poliakov, Kudüs Davası, Paris, 1963, s. 152)

Madagaskar projesi derken; Almanya`nın doğuda POLANYA`nın işgali sonucunda SLAVLARI, YAHUDİLERİ VE ÇİNGELERİ ilkin savaş malzemeleri üretimi hizmetinde ağır çalışma şartlarından dolayı, ardından da korkunç TİFÜS SALGINLARI yüzünden birer birer kırıldılar. Ölü yakma fırınlarında TİFÜS SALGININDA ölenleri çözüm olarak “YAKMA FIRINLARINDA” yaktılar. Fakat 2. Dünya savaş yıllarında YAKMA FIRINLARI İNGİLTERE, FRANSA gibi ülkelerde de vardı. Çünkü tifüs salgını kontrol edilemiyordu. Çözüm olarak bütün AVRUPA da yakma fırınlarında tifüs salgınından ölenleri yakarak salgının ilerlemesini ve artmasını engellemeye çalışıyorlardı.
Sözünü ettiğimiz ikinci Dünya Savaşında 50 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır.

Bunların 
17 milyonu Sovyet vatandaşı,9 milyon Alman vatandaşı, Polanya, Fransa, İngiltere, yine Batının rekabetinden doğmuş olan bu savaş için seferber edilen milyonlarca AFRİKA veya ASYA ASKERLERİ çok ağır bir ölüm vergisi ödediler. Evet beyler ve bayanlar kimse bu ölümleri konuşmuyor. Neden acaba? Hiç düşündünüz mü?
Bunları sorduğumuzdan ANTİ-SEMİNST Mİ oluyoruz? Okuyucularımızın vicdanlarına bırakıyorum.

Sanki bu savaşta sadece YAHUDİ IRKINA bir saldırı yapılmadı. Bütün insanlığa yapıldı. Fakat pardon diğer insanlar GOYİM olduğuna göre onların ölmesi sorun değil. Hele bir de bu soykırımda kendi ırkından olan
 “BİR AVUÇ YAHUDİ DÜNYAYI YÖNETTİĞİNİ SANARAK BÜTÜN YAHUDİLERİ SEVE SEVE GELMEZSE ZORLA İSRAİL`E GÖTÜRMEK İÇİN BU SİSSİ PLANI YAPMIŞSA” duyar gibiyim komplo teorisi, anti-seminist diyenleri duyar gibiyim. O zaman neden konuşulmasına, araştırılmasına izin vermiyorlar. Hatta konuşanlar hakkında soruşturma açılıyor? Hem de düşüncenin hür olduğu AVRUPA`nın göbeğinde, çok manidar değil mi?

Amerika kıtasında 80 milyon Kızılderililerin 60 milyonu yok edilmiş, 20 milyon zenci Afrika`dan Amerika`ya köle olarak sevk edilmiş. Hatta bu “KÖLE TİCARETİ” 100 ile 200 milyon cana mal olmuşsa…

Hiroşima ve Nagazaki`ye atılan atom bombasının hiç önemi yoktur. 200 binden fazla ölü ve acıları veya uzun süre devam edecek olan 150 bin yaralı bırakmıştır. Atom bombasının etkileri hala o topraklarda sürerken; insanlığın öldüğü nokta olarak tarihe geçerken; pardon GOYİM ise ve ölmesinde mahsur yok değil mi? Bizler ANTİ-SEMİNST değil mi? Ya sizler?

Birazda meraklı ve araştırmacı okuyucularıma sorular sorarak cevaplarını kendilerinin bulmasını istiyorum…

1-Tesirini göstermesi için ZYKLON B gazı için ne kadar süre gerekiyordu ve etkisini nasıl gösteriyordu?

2-Kapalı bir mahalde gaz (gerek havalandırmasız ve gerekse kullanılmasının hemen ardından yapılan havalandırmaya bağlı olarak) ne kadar süre etkili kalıyordu?

3-ZYKLON B gazı verilmiş mekanlara, iddia edildiği gibi, bu gazın kullanılmasından yarım saat sonra maskesiz olarak girmek mümkün müydü?

4-Bir ölü yakma fırınında 20 dakikada kadavrayı tamamen yakıp kül etme imkanı var mıydı?

5-Ölü yakma fırınları gece gündüz aralıksız çalışabilirler mi? 

6-Birkaç metre derin çukurlarda insan kadavralarını yakmak mümkün müdür, eğer mümkünse ne kadar süre içinde?  Şimdi, bugüne kadar, bu hususta hiçbir “suç belgesi” ortaya konamamıştır. Ortaya konması gereken bu  “suç belgesi” nden sadece iki örnek vermek istiyoruz:

1–kamyonların kullanıldığı “seyyar gaz odaları”;

2-insan yağıyla yapılmış sabunlar ( bu yalan daha önce 1914 – 18 Birinci Dünya savaşında uydurulmuştu.) (Hem zaten, “gazla öldürme” iddiası da, 1916`da Bulgarlar`ın Sırplar`ı “gazla öldürme”leri yalanının yeniden kullanıma sokulmasından başka bir şey değildir. 

7–Almanya neden bu suçlar karşısında kendilerini savunmuyorlar?

8–Almanya bu suçu işlemişse bile buna azmettirenler neden araştırılmıyorlar?
9 – Soykırım gerçek bir olaysa neden tartışmalara, araştırmalara izin verilmiyor?  Hatta farklı bir görüş ortaya atılırsa hemen hakkında soruşturma ve hapis cezası ile susturuluyor?

10–2. Dünya Savaşında 50 milyon insan öldü. Bu ölümlerde sadece YAHUDİLERE Mİ SOYKIRIM YAPILDI? Diğer ölenler insan değil miydi?   

11–Yapılan bütün silah, para, enerji kontrolleri ve savaşlarda hep aynı ırkın içinden bir avuç dünyayı yönetenler

NEDEN YAHUDİ IRKINA MENSUP HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? YOKSA TESADÜF MÜ?

Sevgi ve saygılarımla… Sorulacak çok soru varda neden sorulamıyor?...

KAYNAKÇA: MUSTAFA KEMAL`İN SIRRI – DURAK YAYINEVİ – N. FEVZİ BİLİR
İSRAİL, MİTLER VE TERÖR – PINAR YAYINLARI – ROGER GARAUDY

İstanbul Times / Murat Akbaş