CHP Vekillerine Net Uyarı : Sessizlik Sandıkta Karşılık Bulur

CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği sonuç, küçümsenemez bir başarıdır. Ancak bu tabloyu tek başına bir zafer hikâyesi olarak görmek, seçmenin verdiği mesajı eksik okumak olur. Ortaya çıkan sonuç; daha kapsayıcı bir siyaset beklentisinin ve ekonomik başta olmak üzere toplumda rahatsızlık oluşturan uygulamalara duyulan tepkinin ortak yansımasıdır.

Dolayısıyla bu başarı, bir rahatlama değil; daha ağır bir sorumluluğun başlangıcıdır.

Bugün ise bazı CHP milletvekillerinin bu sorumluluğun gerektirdiği hassasiyeti yeterince göstermediği yönünde güçlü bir izlenim oluşmaktadır.

Siyaset, seçim kazanıldığı gün değil; seçmenin beklentisine karşılık verildiği sürece anlam taşır.

SAHAYA ÇIKMAYAN TEMSİL EDEMEZ


Genel Başkan Özgür Özel’in sahadaki yoğun temposu dikkat çekerken, aynı dinamizmin tüm milletvekillerinde karşılık bulduğunu söylemek zor. Siyasi mücadele, birkaç ismin omuzlarına bırakılamaz.

Vekiller sahada yoksa, vatandaşla temas kurmuyorsa ve iletilen sorunlara kayıtsız kalıyorsa, burada açık bir temsil zaafı vardır.

İzmir’de yaşanan somut bir örnek bunu net biçimde ortaya koyuyor.

Şehir içi ulaşımda binlerce vatandaşı ilgilendiren bir sorunu ilgili kurumlara ilettikten sonra, sürecin hızlanması için dokuz CHP milletvekiline doğrudan mesaj gönderdim. Talep kişisel değildi; kamu yararını ilgilendiren açık bir konuydu.

Buna rağmen yalnızca dört milletvekilinden geri dönüş alabildim.

ÖRNEK DAVRANIŞ, EKSİK TABLO


Mehmet Salih Uzun bu noktada farklı bir yaklaşım sergiledi. Bizzat arayarak süreci sahiplendiğini ifade etti, ardından danışmanı aracılığıyla konunun takibini sürdürdü. Bu tavır, olması gereken temsil anlayışının açık bir göstergesidir.

Ancak diğer milletvekillerinin sessizliği artık izah edilebilir olmaktan çıkmıştır.

Yoğunluk bir mazeret olabilir; fakat kamuoyunu ilgilendiren bir meselede makul sürede geri dönüş yapılmaması, açık bir sorumluluk eksikliğidir.

ULAŞILAMAYAN VEKİL, KİMİ TEMSİL EDER?


Ortada net bir soru vardır:
Vatandaşın doğrudan ilettiği bir mesaja karşılık vermeyen bir milletvekili, Meclis’te kimi temsil eder?

Bu makam; ulaşılmaz olma yeri değildir. Tam tersine, sorunlara temas etme ve çözüm üretme sorumluluğu taşır. Bu bağ koptuğunda, temsilin anlamı da zayıflar.

REHAVET SİYASETİN EN TEHLİKELİ HASTALIĞIDIR


İktidar kanadına yöneltilen “rahatlık” eleştirileri uzun süredir gündemde. Aynı görüntünün CHP içinde ortaya çıkması ise çok daha büyük bir çelişkidir. Çünkü iddia sahibi olanların daha fazla çalışması, daha ulaşılabilir olması gerekir.

İzmir gibi siyasi dengelerin belirli ölçüd oturduğu yerlerde “nasıl olsa seçiliyoruz” anlayışı en büyük risktir. Bu yaklaşım, seçmeni hafife almaktır.

Seçmen sabreder; ancak unutmaz.

BU BİR UYARIDIR


Cevapsız bırakılan her mesaj, büyüyen bir güvensizliğe dönüşür. Görmezden gelinen her talep, sandıkta karşılık bulur.

Açık ifade etmek gerekir: Vatandaşın sesine kulak vermeyenler, bunun bedelini mutlaka öder.

İstanbul Times - Müslüm Aktürk - 28 Mart 2026