Acımız Çok Büyük

İlkesel olmalıyız 

Toplum olarak tamamımızın hedefi; ilkesel duruşa sahip,davranış bütünlüğü içindedoğru davranan bireyler olmalıdır. Tüm yaşanmışlıklardan öteye ilkesel yaklaşımımız dürüstlük ve doğruluk temeli üzerine inşa edilmelidir.

Hayata dair yaşanmış tüm olaylar karşısında zemini ve zamanı fark etmez hiç tereddüt göstermeden, düşünmeden insan, ilkesel olarak doğru davranışa “evet”, yanlış davranışa“hayır” diyebilmelidir. Ancak o zaman insan olma hazzına, mutluluğuna kavuşabiliriz. 

Ülkemizde yürekleri burkaniş kazaları ve afetlerkarşısında vekasten işlenen cinayet vakalarında hep aynı üzüntüyü yaşıyoruz.Her defasında canımızdan birçok parçalar kopuyor. “Sözün bittiği yer” dediklerinin bu hadiseler olması gerek diye düşünüyorum. 

Marmara depreminde elimizden gelen paylaşımlarımızla mesai arkadaşlarımızla beraber deprem yerinde olduk, ciddi travmalar yaşadık.

Uludere katliamında elimizden bir şey gelmediği için oraya gidemedik, çaresizliğimizden kıvrandık. İnsanlığımızdan utandık. Van depreminde arkadaşlarımızla elimizden gelen paylaşımlarımızla deprem bölgesinde acıları paylaştık.

Soma acısı unutulamaz

Soma’ya ise şimdilik elimizden bir birey olarak bir faydamız olmayacağı içingidemedik. Faydamızın olacağını bilsek tüm Türkiye koşarak Soma’ya gideriz. Soma faciası yaşandığı andan beri bedenimizden parçalar koparıldı, tüm bu çaresizliklerde aciz kullarolarak yalnızca Allah’a sığındık. Tüm o ölenlere rahmet, mağdurlara sabır ve metanet diledik.Tüm kayıplarımızda her evden bir cenaze çıkmış,her bedenden bir parça kopmuş gibi acı içindeyiz.

Biz ilkesel doğruların yanında olacağız ki insanlığımız ve Müslümanlığımız halel görmesin.  İktidar ve hükümet Uludere hariç diğer elim hadiselerden,kazaların tamamında üstüne düşeni yapmış ve yapmaya devam ediyor. 

“Burjuva işçilerin dirisini,
Sosyalistler ölüsünü sömürür.
V
icdan temelinden hareket her iki sömürüye de baş kaldırmaktır.” M. Nicolaus

Deprem, maden kazaları gibi elim hadiselerüzerinde siyaset yapmak gerçekten hiçbir vicdana sığmaz. 

Yaşanmış tüm hadiselerden kıssadan hisse ders çıkarmalıyız. “Bir musibet bin nasihat” misali…

Bizler bütün dertlerimizi, kederlerimizi ortalığı velveleye vermeden sırtlamalıyız. Bilimsel bakışla tüm yapılanmamızı gözden geçirip değerlendirmeliyiz. Tedbiri alıp, takdiri Allah’a bırakmalıyız. İş güvenliği için maksimum seviyede tedbirler almalıyız. Konut ve işyerlerimizi tüm risklerden arındırmalıyız.

Deprem bölgesi olan bir ülke bilinciyle yeniden tüm yapılarımızı gözden geçirip, yolları köprüleri tüm alt ve üst yapıyı bu deprem risk planı ile yapılandırmalıyız. Başta kömür madenlerimizi olmak üzere tüm iş yerlerini çalışma güvenliği bakımından en ince detayına kadar gözden geçirip gerekli önlem ve tedbirleri en üst seviyede almalıyız. 

Devletin bu yapılanmalar için ayıracağı bütçe ile yaşanacak kazaların ve ölümlerin önüne geçerek bu elim kazalar karşısında can kayıplarını asgariye indirmiş oluruz.
Aksi takdirde maazallah bu tarz kaza veya afetlerle daha sonra telafisi mümkün olmayacak zararlar fersah fersah çok daha fazla yıkıma, sosyal ve ekonomik kayıplara neden olur. En önemlisi ihmallerimizin sonucu çok fazla insan ölümlerine sebebiyet verir.  

Soma’daki maden faciasında yaşamlarını yitiren tüm madencilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm Türkiye’ye sabır ve başsağlığı diliyorum.

İstanbul Times  / Maksut KONYAR