Şimdi soruyorum size, Kürt sorunu diye tanımlanabilecek bir sorun var mı? Bence yok. Kürt sorunu yerine PKK sorunu denilse daha iyi olacak. Çünkü Kurtuluş Savaşı yıllarında Türkler, Kürtler, Çerkezler, Ermeniler; Lazlar, vb. bu ülkeyi düşmanların elinden kurtarmak ve bağımsızlığa kavuşturmak için hep beraber savaştılar. Kürtler bizim için sorun değillerdi, olmayacaklardı da. Ta ki, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti Kürtlerin sorun çıkarabileceklerini düşünmeye başlayana kadar.
Bu da normal olarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Kürt vatandaşlarının kafalarında kendi egemenlik alanımızı kurmalıyız ve Türklerden ayrılmalıyız düşüncesini oluşturdu. Yani kısaca, Kürtler zorla sorun haline getirilmeye çalışıldı. Zaten Amerika’da hazır bekliyor üzerimizde. Bizim zararımıza olacak herhangi bir şeyin kendi yararına olacağını bildiği için. Biz de devam ettiriyoruz işte Kürt sorunu diye. Bırakın artık bunu, yok öyle bir şey. Önce PKK için önlem alın. Çocuk katilinin, ülkemizin büyük bir sıkıntıya girmesine sebep olan Abdullah Öcalan’ın yanına arkadaş göndererek ya da içeriden dışarıya haber yollamasına izin vererek yapmayın bunu. İnsan gibi yaşatmayın onu. Hak etmiyor…
Tarihler 6 Ağustos 2009’u gösterirken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’le görüşme yaptı. Amaç neydi? Kürt Açılımı. Ama değişik bir durum vardı. Recep Tayyip Erdoğan Başbakan sıfatıyla değil, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sıfatıyla katıldı görüşmeye. Nedeni neydi peki? Onlara göre, doğru olan, yapılması gereken davranış buydu. Ama gerçek neden; ileride bu durumla ilgili ülke içinde çıkabilecek herhangi bir ayaklanma, karışıklık ortamında çıkıp insanların karşısına diyecek ki; ben yanlış ir şey yapmadım, orada iki parti lideri görüşme yaptık yanlış anlaşılma olabilir. Ve kendini kurtarmış olacak, bu zaman kadar aynı çatı altında yaşamış olan iki kültürün arasını iyice bozmuş olacak. Şimdiden başlandı zaten değişik açıklamalar yapılmaya. Sanırım biraz nabza göre şerbet vermek deniyor böyle davranışlara. Adalet ve Kalkınma Partisi içinde bazı kişiler bu durumu Kürt açılımı olarak değil, demokratik bir açılım olarak nitelemeye başladılar.
Ben gerçekten artık demokrasinin bizim ülkemizde ne anlama geldiğini ya da demokrasinin gerçekten anlaşılıp anlaşılmadığını anlayamıyorum. Literatürde onlarca anlamı olan demokrasinin hiçbir şekli olmadığı kesin ama.
Sevgili ülkem gitgide bir çukurun dibine doğru gitmeye başladı. Şimdi Kürt açılımı adı altında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi elimizden gidecek, sonrası malum. İleride bir de af çıkmamasını umuyorum. Olmaz demeyelim, sadece bekleyelim ve görelim.