Üniversite sınavını biliyorsun zaten. Cumhuriyet’i emanet ettiğin gençliğin, gençliğinden giden bir ya da birden fazla seneyi içeren maraton. Zaten zor olan süreçte her gün yeni bir değişiklik yapılarak sınava girecek olan öğrencilerin moralleri bozuluyor. En son YÖK tarafından katsayı uygulaması değiştirildi. İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrencilerin üniversiteye girişlerini kolaylaştırmak ve istedikleri bölümlere girmelerini sağlamak amacıyla yapıldı bu değişiklik. Ne var bunda deme Atam. Bir şey yok gibi gözükse de olay Danıştay’a kadar gitti. Hatta Danıştay itiraz kararı verdi diye, hükümet bir yandan YÖK başkanı diğer yandan bu karar için “ideolojik” dediler. Ama Danıştay işlerine gelen kararı verdiğinde yargının üstünlüğü, yargının gücü oluyor. 20 Aralık’ta yeni ÖSS sistemini tanıtan kitapçıklar basılacaktı. YÖK başkanı her ne kadar bir gecikme olmayacak dese de, verilen sözlerin tutulmadığını öğrendim ben. Neler yapılacak bilmiyorum, bu konu nerelere gelecek onu da bilmiyorum.
Başka bir konu da, PKK’yla ilgili. Her yerde gösteriler yapıyorlar Atam. Yakıyorlar, yıkıyorlar, zarar veriyorlar, miting düzenliyorlar, hatta bu mitinglerde iç savaştan bile söz ediyorlar. Ne hayallerle, ne ümitlerle kurduğun, yeni doğmuş bir bebek gibi her şeyden sakındığın bu güzel ülkede yapıyorlar bunları. Dertleri de, terörist başının İmralı’da kötü şartlar altında kaldığını ifade etmesiymiş. Yıllarca binlerce insanımızı öldüren, daha da beteri bebek katili olan o caninin ölmesi gerekirken, ona kaç senedir iyi bakıyorsunuz diye teşekkür edecekleri yerde, olay çıkartıyorlar. Bir de üstüne, “sayın” diyorlar. Bizde izin veriyoruz Atam bunların yaşanmasına. DTP diye bir parti var Atam; amaçları, o caniyi cezaevinden çıkarmak. Ve bu partidekiler mecliste bizi temsil ediyor milletvekili olarak. Bunların hepsinin nedeni de yapılan “Kürt Açılımı”. Pardon ismi değişmişti onun değil mi “Demokratik Açılım” diye. Çok fazla tepki aldılar ya belki oy kaybederiz diye düşündüler, demokrasiden vurdular halkı, demokrasi bilmeyenler. Zaten başımıza ne geldiyse bu açılım yüzünden geldi. Bölmeye çalışıyorlar yurdumuzu. Açılımın açılımı bu Atam. Sevr Antlaşmasını uygulamak istiyorlar, ama başaramayacaklar. Söz veriyorum Atam sana Türk gençliği adına.
Güzel yurdumun güzel şehirlerinden olan İzmir’e gâvur bile dediler Atam. Oradan oy çıkmadı ya asıl neden bu gavur olmalarında. Her ne kadar üstü örtülse de.
Gündem değiştirmek de çok kolay oldu son zamanlarda. İnsanlar bir konu üzerinde yoğunlaştıklarında ve bazı çevreler bundan rahatsız olduklarında ertesi gün o konuyla ilgili hiçbir şey olmuyor haberlerde, gazetelerde. Konuşanlar susturuluyor zaten itinayla. Kafalar karıştırılıyor. Sonra bir bakıyoruz ki, o arada neler gelişmiş ülkede. Geç öğrenince yapacak bir şey de kalmıyor tabi. Bazen yetişemiyorum gündemdeki olaylara. Doğru düzgün bir haber duyamaz, okuyamaz hale geldi bu millet.
Yediğimiz yiyecekler bile değiştiriliyor artık Atam. GDO gibi saçma sapan uygulamalar getiriyorlar yediğimiz yiyeceklere, içtiğimiz içeceklere. Ben bu kadar zararlı uygulamaların neden bizim ülkemiz insanlarına yapıldığını anlayamadım. Umarım sen anlamışsındır Atam.
Bir de domuz gribi var ki hiç sorma. Her kafadan bir ses çıkıyor. Sağlık Bakanı çıkıp mutlaka aşı olun diyor, Başbakan çıkıp ben ve ailem aşı olmayacağız diyor. Anlayacağın ikiye bölündü millet; aşı olmayı düşünenler ve düşünmeyenler diye.
Keşke burada olsaydın Atam. Kalkıp gelebilseydin. Sadece dursaydın ve baksaydın. Kulağıma söyleseydin ileride nelerle karşılaşacağımızı, o ileri görüşlülüğünle. Bizde ona göre önlem alsaydık, keşke.
Yine de sen rahat uyu Atam, çok rahat uyu. Biz Türk Gençliği olarak elimizden geleni yapacağız.