<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>İstanbul Times - Anında Haberin Merkezi</title>
    <link>https://www.istanbultimes.com.tr</link>
    <description>Anında Haberin Merkezi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.istanbultimes.com.tr/rss/fatih" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 24 May 2026 03:25:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/rss/fatih"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB' Nin Nevruz Bayramı Renkli Görüntülere Sahne Oldu]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-nin-nevruz-bayrami-renkli-goruntulere-sahne-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-nin-nevruz-bayrami-renkli-goruntulere-sahne-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Dünyası’nın ortak bayramı Nevruz kutlamalarında konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Böyle bir günde İstanbul'da umudu canlandıran, her şart ve koşulda umudu büyüten Ekrem Başkanımız burada konuşmalıydı. Ama inanıyorum ki çok yakında yeniden bizlerle olacak. Bizlere her zaman olduğu gibi umutla seslenecek” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>NURİ ASLAN NEVRUZ ATEŞİ YAKTI, TÜRK DÜNYASI’NIN İSTANBUL’DAKİ TEMSİLCİLERİYLE DEMİR DÖVDÜ</strong></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, İBB tarafından düzenlenen Nevruz Bayramı etkinliklerine katıldı. İlk tören, Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde gerçekleşti. Burada Nuri Aslan’a İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay ve çok sayıda vatandaş eşlik etti.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></h2>

<p><strong>“İSTANBUL'DA UMUDU CANLANDIRAN, HER KOŞULDA UMUDU BÜYÜTEN EKREM BAŞKANIMIZ BURADA KONUŞMALIYDI”</strong></p>

<p>Aslan ve Protokol heyeti sırasıyla Kırgız Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan Cumhuriyeti, Özbekistan Cumhuriyeti, Türkmenistan Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu Başkortostan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti’nin Kültür Evleri ve Hoca Ahmet Yesevi Otağı’nı ziyaret etti.</p>

<p><strong>“NEVRUZ TOYUMUZ KUTLU, RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN”</strong></p>

<p>Kültür Ev’lerinde yöresel yemek tadımı da yapan heyete; ilgili ülkenin temsilcileri kısa brifingler verdi. Kültür Ev’lerinin gezisinin ardından protokol üyeleri hep birlikte Nevruz Ateş’inin bulunduğu alanda toplu anı fotoğrafı çektirdi.</p>

<p><strong>“21 MART NEVRUZ TOYU KUTLAMALARINI GELENEKSEL HALE GETİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”</strong></p>

<p>Nevruz kutlamalarının bir sonraki adresi Fatih’te bulunan Ali Emiri Kültür Merkezi oldu. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve İBB yönetiminin üst yöneticilerinin katıldığı törende Türk Dünyasının İstanbul’daki diplomatik temsilcileri de hazır bulundu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’mızın coşkuyla söylenmesinin ardından hep bir ağızdan Nevruz Duası okundu.</p>

<p><strong>NURİ ASLAN NEVRUZ ATEŞİ YAKTI, TÜRK DÜNYASI’NIN İSTANBUL’DAKİ TEMSİLCİLERİYLE DEMİR DÖVDÜ</strong></p>

<p>Törenin açılış konuşmasını İBB Başkan Vekili Nuri Aslan yaptı. Aslan, “Hepinize, bugün bizlerle olması gerekirken hukuksuzca özgürlüğünden alıkonulan, İstanbul'umuzun seçilmiş belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim” diyerek sözlerine başladı.</p>

<p>Aslan, konuşmasına şöyle devam etti;</p>

<p><strong>“İSTANBUL'DA UMUDU CANLANDIRAN, HER KOŞULDA UMUDU BÜYÜTEN EKREM BAŞKANIMIZ BURADA KONUŞMALIYDI”</strong></p>

<p>“Bu yıl 21 Mart, Nevruz, çok özel. Tuttuğumuz oruçların mükâfatı Ramazan Bayramı içerisinde Nevruz’u karşılıyoruz. Hepimizin Ramazan Bayramı ve Nevruz’u kutlu, bereketli, adaletli, mutlu ve umutlu olsun. Ramazan; birlik, dayanışma, yardımlaşma, mutluluk, barış ve kardeşlik bağlarımızı güçlendiren müstesna bir zaman. Nevruz ise baharın ilk günü. İlkbaharın müjdecisi. Ekinlerin yeşermesi, ağaçların çiçek açması, doğanın yeniden canlanması… Bir diriliş ve umudun yeniden ayağa kalkışı…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya, oradan Rumeli’ye uzanan atalarımızın tarihî serüveninde de gördüğümüz üzere, bu kutlu bayram yüzyıllar boyunca yaşatılmış, kuşaktan kuşağa taşınmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde, 1922 yılında, Ankara’da düzenlenen Nevruz kutlamalarına katılmış olması, Nevruz’un bizdeki yerini ve taşıdığı anlamı açık biçimde göstermektedir. Böyle bir günde İstanbul'da umudu canlandıran, her şart ve koşulda umudu büyüten Ekrem Başkanımız burada konuşmalıydı. Ama inanıyorum ki çok yakında yeniden bizlerle olacak. Bizlere her zaman olduğu gibi umutla seslenecek.”</p>

<p><strong>“21 MART NEVRUZ TOYU KUTLAMALARINI GELENEKSEL HALE GETİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”</strong></p>

<p>“Ekrem Başkanımızın girişimleri ile 2021 yılında, Türk Dünyası ülkelerinin bağımsızlıklarının 30. Yıldönümünü, İstanbul’da çeşitli etkinliklerle birlikte kutladık. Ekrem Başkanımız, Türk dünyası şehirlerini bir araya getirecek, kardeşliğimizi ve dayanışmamızı yerel düzeyde de güçlendirecek bir girişimin kurulmasını her daim arzu etmiş ve dile getirmiştir. Soydaşlarımızla ilişkileri güçlendirme yönündeki ideali ve iradesi kendisi gibi dimdik ayakta durmaktadır. Bizler de bugün burada, onun idealinin ve iradesinin bir yansıması olarak bir araya geldik.</p>

<p>İstiyoruz ki, tüm soydaşlarımızın kendi mahallesi olan bu yapının yılın sadece belli günlerinde değil her mevsim yaşayan, nefes alan, üreten ve buluşturan bir merkez olsun. Bu anlayışla, 21 Mart Nevruz Toyu kutlamalarını geleneksel hale getirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca İstanbul’da hayata geçirmeyi planladığımız ‘Türk Dünyası Dostluk ve Kardeşlik Parkı’, soydaşlarımızla olan güçlü bağlarımızın ve köklü kardeşliğimizin bir başka somut simgesi olacaktır.”</p>

<p><strong>“NEVRUZ TOYUMUZ KUTLU, RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN”</strong></p>

<p>“Ergenekon’dan çıkışımızı simgeleyen demiri biraz sonra döveceğiz. Barış için! İnsan onuru için! Adalet için! Tarih bize şunu göstermiştir: En aşılmaz demir dağlar bile, sonsuza kadar kapalı kalmaz. En koyu karanlıkta güneş doğar, ufuklar yeniden belirir. Hakikat, adalet geciktirilebilir; ama perdelenemez. Umut baskıyla karartılamaz. Umut engellenemez. Bugün bir araya gelişimiz de bu ortak hafızamızın ifadesidir. Nevruz Toyumuz kutlu, Ramazan Bayramımız mübarek olsun.”</p>

<p>Konuşmaların ardından İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve Türk Dünyasının İstanbul’daki diplomatik temsilcileri, sahnede Nevruz Bayramı Kutlamalarının en önemli ritüellerinden biri olan ve Ergenekon Destanı’ndaki demir dağları eriterek özgürlüğe çıkışı simgeleyen Demir Dövme Töreni’ne katıldı. Geleneksel törenin ardından sırasıyla İBB, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC Özbekistan, Türkmenistan, Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu Başkortostan Cumhuriyeti’nin Folklor ekipleri kısa birer gösteri yaptı.</p>

<p>Program, folklor ekipleri ve protokol heyetinin anı fotoğrafı çektirmesiyle son buldu.</p>

<h2><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<h2></h2>

<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-nin-nevruz-bayrami-renkli-goruntulere-sahne-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/03/nevruz-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="88200"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmamoğlu Ve Arkadaşları 1 Yıldır Zindan' da Halk Sokak Direnişinde]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/i</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/i" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüz binler, özgürlükleri ellerinden alınan 19 Mart sivil darbesi mağdurlarına destek için, tam 1 yıl sonra yeniden İBB’nin Saraçhane’deki tarihi binası önünde bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>EKREM İMAMOĞLU: ZALİMİN ZULMÜ VARSA, BİZİM DE DARBEYE KARŞI, MİLLETİN EVİ SARAÇHANE’YE SAHİP ÇIKAN MİLYONLARCA HEMŞERİMİZ VAR</strong></h2>

<p> Soğuk havaya rağmen alanı dolduran vatandaşlar, seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının haksız, hukuksuz biçimde özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına bir kez daha tepki gösterdi. İmamoğlu, CHP’nin 19 Mart’tan bu yana düzenlediği 99’uncu eylem olan “Yeniden Milletin Evinde Buluşuyoruz” mitingine, Silivri’deki 12 metrekarelik hücresinde kaleme aldığı mektupla seslendi.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></h2>

<p><strong>AZİZ MİLLETİMİZ, SON SÖZÜ SÖYLEMEK İÇİN GÜNÜNÜ BEKLİYOR, O GÜN GELECEK VE MİLLET NE DERSE O OLACAK</strong></p>

<p>İktidarın, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek ve milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleştiğine vurgu yapan İmamoğlu, “Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var,” dedi.</p>

<p><strong>‘SİLİVRİ ZİNDAN MAHKEMESİ’, SİYASİ RAKİBİNİ YOK ETMEK İÇİN YARGININ ARKASINA SIĞINMIŞ BİR KÖTÜ AKLIN ESERİDİR</strong></p>

<p>“Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz,” diyen İmamoğlu, “Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ZALİMİN ZULMÜ VARSA, ADALETE SUSAMIŞ MİLLETİMİZİN DE ENGİN VİCDANI, HAYSİYETİ VE FERASETİ VAR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böyle davalarda hükmü milletin vereceğinin altını çizen İmamoğlu, “Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak,” diye konuştu.</p>

<p><strong>ZALİMİN ZULMÜ VARSA, BİZİM DE SEÇİMLERDE BÜKEMEDİKLERİ BİLEĞİMİZ VAR</strong></p>

<p>“Sevgili dostlar; şimdi size bir eş olarak seslenmek istiyorum,” diyen Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da duygularını, “Bir yıldır çocuklarımla bu yükü taşıdım. Bir yıldır mücadele etmeyi hiç bırakmadım, inancımı bir kez olsun yitirmedim. Her sabah ayağa kalkmamı sağlayan şey ne korku ne de öfke. Beni kaldıran ve ayakta tutan güç, haklı olduğumuzu ve Ekrem İmamoğlu'nun bu ülkeye olan inancının boşa çıkmayacağını bilmekti. Biz haklıyız. Bu nedenle bu ağır yükü taşıyabiliyoruz. Bu ülkede hukuka güvenmek isteyen herkes için konuşuyoruz. Çocuklarına daha adil bir ülke bırakmak isteyen herkes için konuşuyoruz. Korkuyla değil, hukuk güvencesiyle yaşamak isteyen herkes için konuşuyoruz. Bizi korkutmalarına izin vermeyeceğiz. Biz, bu ülkede adalet yerini bulana kadar konuşmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz. Geri çekilmeyeceğiz. Unutmayacağız. Unutturmayacağız…” sözleriyle dile getirdi.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 18 ve 19 Mart sivil darbelerinin yıldönümünde, direnişin sembolü Saraçhane’de “Yeniden Milletin Evinde Buluşuyoruz” mitingi düzenledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Saraçhane’deki tarihi önündeki caddeyi hınca hınç dolduran yurttaşlar; seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının haksız, hukuksuz biçimde 1 yıldır özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını protesto etti. Soğuk havaya rağmen toplumun birbirinden farklı siyasi parti temsilcilerini, STK üyelerini ve toplumun birbirinden farklı kesimlerini bir araya gelen buluşmanın final bölümü, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuşmasıyla tamamlandı. Özel’in konuşmasından önceki zaman diliminde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Hava koşulları nedeniyle İBB binası içine alınan yeryüzü iftarı ve lokma dağıtımı ile oruçlar açılırken, tarihi buluşma hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nın okunması ve saygı duruşunda bulunulmasıyla başladı.</p>

<p><strong>İLK SÖZÜ ÜNİVERSİTELİLER ALDI</strong></p>

<p>19 Mart direnişinin fitilini, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi önüne kurulan polis barikatını aşarak ateşleyen üniversite gençliğinin temsilcileri de otobüs üzerinden konuşmalar gerçekleştirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden Gilda Silifkeli ve İstanbul Üniversitesi’nden Selinay Uzuntelli birer konuşma yaparak; duygularını, taleplerini ve çözüm önerilerini dile getirdi. Öğrencilerin ardından sırasıyla; DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik birer konuşma yaptı. Çelik, İmamoğlu’nun Silivri’deki 12 metrekarelik hücresinden Saraçhane’yi dolduran yüz binlere yolladığı mektubu da kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p><strong>EKREM İMAMOĞLU: ATATÜRK NE DEDİYSE, BUGÜN SİZ DE AYNISINI SÖYLÜYORSUNUZ</strong></p>

<p>İmamoğlu, Çelik tarafından kitleye ulaştırılan mektubunda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul. Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu bir merhaba… Kıymetli İstanbullular; benim onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşerilerim, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum. Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum. Sevgili kardeşlerim; 1 yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz. Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz dikmiş, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz. Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Sizlerle gurur duyuyorum. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.”</p>

<p><strong>“ATEŞ GİBİ GENÇLERİMİZ VAR”</strong></p>

<p>“Her türlü zulme rağmen, bizim içimiz umut ve iyilik dolu, sevgi ve hoşgörü dolu; ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe, umutsuzluğa sürükleyenlerin ise akıllarını kötülük, yüreklerini korku sarmış. Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar. Çeyrek asırdır kendilerine verilen bütün kredileri tüketenler tükettiler. Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var.”</p>

<p><strong>“HER İKTİDAR, MİLLETTEN ALDIĞI YETKİYİ MİLLETE TESLİM ETMEYE MECBURDUR”</strong></p>

<p>“Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmeye mecburdur. Hükümetler gelir geçer, milletin hükmü baki kalır. Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Orada yürümekte olan dava, ülkemize zarar veren, geleceğimizi riske atan bir büyük siyasi hırsı gizlemek için dikilmiş bir kılıftır. Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz.”</p>

<p><strong>“HESAPLARI MİLLETTEN DÖNDÜ”</strong></p>

<p>“Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır. Ancak, böyle davalarda hükmü millet verir. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”</p>

<p><strong>DİLEK KAYA İMAMOĞLU: GÜNDEMİMİZ ADALETSİZLİK, BASKI VE HUKUKSUZLUĞUN TOPLUMUN ÜZERİNDEKİ AĞIRLIĞIDIR</strong></p>

<p>Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da coşkulu kalabalığa yaptığı konuşmada şunları söyledi:</p>

<p>“Sizleri bugün burada, bu kadar kalabalık görmek… Sizlerin taşıdığı enerjiyi hissetmek…<br />
Tüm baskılara ve tüm hukuksuzluğa rağmen, demokratik geleceğimize verdiğiniz desteği görmek, İnanın ülkemizin geleceği için hepimize çok büyük bir güç veriyor. Sağ olun, var olun. Sizin varlığınız, insanlık onurunun hâlâ ayakta olduğunu gösteriyor. Sizin varlığınız, adalet duygusunun bu ülkede henüz tükenmediğini gösteriyor.</p>

<p>Sizin varlığınız, korkuya rağmen geri adım atmayan insanların sessiz ama güçlü iradesini gösteriyor. Keşke bugün burada güzel bir vesileyle toplanmış olsaydık. Keşke bugün adaletsizliği değil, adaletin yerini bulduğunu konuşuyor olsaydık. Keşke bugün ayrılığı değil, kavuşmayı konuşuyor olsaydık. Keşke bugün baskıyı değil, umut dolu bir geleceği konuşuyor olsaydık. Ama gündemimiz adaletsizliktir. Gündemimiz baskıdır. Gündemimiz, hukuksuzluğun toplumun üzerindeki ağırlığıdır. Bugün burada, ülkemizin ortak kanayan yarasını konuşuyoruz.</p>

<p>Ben, bugün burada yalnızca bir eş ve bir anne olarak bulunmuyorum. Bugün burada, haksızlığa uğrayanların, sesi bastırılmak istenenlerin, adalet duygusu örselenmiş milyonların sesi olarak bulunuyorum. Çünkü hepimiz biliyoruz ki yaşadığımız süreç, gerçek bir hukuki süreç değildir. Bu süreç, toplumun güven duygusunu yaralamakta, demokrasi inancını sınamakta ve hukuka olan bağını sarsmaktadır. Bir yıldır çok ağır bir sınavdan geçiyoruz. Bir yıldır sevdiklerimizden ayrı kaldık. Bir yıldır bekliyoruz. Bir yıldır sabrediyoruz. Bir yıldır hem hasretle hem umutla ayakta duruyoruz.”</p>

<p><strong>“HİÇ KİMSE KENDİSİNİ BU MİLLETİN ÜSTÜNDE GÖREMEZ”</strong></p>

<p>“Değerli dostlar; 19 Mart sabahı yaşananlar, bu milletin hafızasına kazınmıştır. 16 milyon İstanbullunun oyuyla seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kapısına şafak vakti dayanıldığında ve Ekrem İmamoğlu bizlerden zorla alındığında, ülkemizin adalet duygusuna da darbe vuruldu. Bu, sadece bizim ailemiz için değil, ülkemizin hukukuna ve demokrasisine saplanmış bir hançerdir. Ve aradan geçen zamanda, yargı sürecinin sağlıklı işlemediğini gördükçe, toplumun belleğindeki soru işaretleri daha da büyüdü, kaygılar arttı. Ortaya konulan temelsiz iddialar, toplumun yargıya olan güvenini daha da sarstı. Halkımız da ülkemiz de asla bunu hak etmiyor...</p>

<p>Böylesine ağır sonuçlar doğuran bir süreçte, ortada bu kadar büyük soru işaretleri varken, toplumun adalet duygusu nasıl korunacak? İşte önümüzdeki dönemde bu sorunun cevabı için çalışmalıyız. Sadece kendimiz için değil, sadece sevdikleri hapiste olan aileler için değil; bütün halkımız için. Türkiye, hepimizin ortak vatanıdır. Bu ülke; hiçbir kişinin, hiçbir siyasi görüşün, hiçbir makamın tekeline bırakılamaz. Bu ülkenin her karış toprağında herkesin hakkı var. Bu ülkenin geleceğinde herkesin payı var. Hiç kimse kendisini bu milletin üstünde göremez. Hiç kimse adaleti kendi siyasi hesabına göre eğip bükemez. Mahkeme sürecinde yaşanan her türlü keyfilik ve fütursuzluk, derin bir kırgınlık bırakıyor. Halkımız, bugün yaşadıklarımızın gerçek anlamda hukuki bir süreç olmadığını görüyor. Siyasetin, devletin kurumlarını ve mekanizmalarını nasıl baskı altına aldığını da görüyor. Biliyor ve hafızasına kaydediyor.”</p>

<p><strong>“BİR GÖRÜŞ DAKİKASINA GÜNLERİNİ, HAFTALARINI, UMUTLARINI SIĞDIRMAYA ÇALIŞAN İNSANLAR VAR”</strong></p>

<p>“Sevgili dostlar; bir yıldır yalnızca tutuklu olanlar cezalandırılmıyor. Aileler de cezalandırılıyor.<br />
Çocuklar da cezalandırılıyor. Anneler, babalar, eşler, kardeşler de cezalandırılıyor. En önemlisi sizler cezalandırılıyorsunuz. Tüm Türkiye cezalandırılıyor. Cezaevi yollarında bekleyen aileler var. Yorgun düşenler var. Hastalıkla mücadele edenler var. Uzak şehirlerden gelenler var. Geceleri kalacak yer bulamayanlar var. Bir görüş dakikasına günlerini, haftalarını, umutlarını sığdırmaya çalışan insanlar var. Ve yetmiyor… Duruşma salonları da adaletsizliğin bir parçası haline getiriliyor. İzleyici yerleri sınırlı tutuluyor, bazı aileler davayı takip bile edemiyor. İnsanlar, bir adalet duygusuyla değil belirsizlikle baş başa bırakılıyor. Yargılama sürerken de aileler cezalandırılmaya devam ediliyor. Olmaması gereken bir dava üzerinden aylarımız, günlerimiz bizden çalınıyor. Bize yaşatılan bu uygulamalar Anayasa’mıza aykırıdır.</p>

<p>Ülkemizin taraf olduğu uluslararası yükümlülüklere de aykırıdır. En temel insan haklarına da aykırıdır. Çünkü adalet ve hukukun üstünlüğü, sadece mahkeme kararlarında değil; usulde, tavırda ve açıklıkta da görünmelidir. Mahkeme salonunda sevdiklerine el sallayan, uzaktan kalp işareti yapan, bakışarak hasret gidermeye çalışan insanlar var. O küçücük el hareketine, o sessiz sevgi işaretine bile tahammül gösterilemiyor. Orada bir anne var. Orada bir eş var. Orada bir çocuk var. Tahammül edilemeyen bu küçük anlara bakın ve sorun kendinize: Bu tabloda toplum, adalete nasıl güvenecek?”</p>

<p><strong>“EKREM İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASININ YAPILACAĞI DURUŞMAYA, SİYASİ PARTİLERİN GENEL BAŞKANLARI DA KATILSIN”</strong></p>

<p>“Ama bütün bu baskı ve zorluğa rağmen biz ayaktayız. Aileler bir yıldır metanetle ayakta. Sabırla ayakta. Onurla ayakta. Kararlılıkla ayakta. Bu dayanışma, sessiz ama çok güçlü bir direniştir. Biz, yalnızca sevdiklerimiz için mücadele etmiyoruz. Adalet için mücadele ediyoruz. Hukukun üstünlüğü için mücadele ediyoruz. Bu nedenle duruşmaların canlı yayınlanmasını talep ediyoruz. Milletimiz gerçeği kendi gözleriyle görsün istiyoruz. Bu çağrı defalarca yapıldı. Karşılık bulmadı.</p>

<p>Neden şeffaflıktan kaçılıyor? Neden toplumun güvenini rahatlatacak açıklığa izin verilmiyor? Atılması gereken en önemli ve gerekli adım, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuksuz yargılanmasıdır. Çünkü hukukta esas olan, tutuksuz yargılamadır. Çünkü adalet, peşin cezalandırma değildir. Çünkü adalet, siyasi rekabetin aracı değildir. Bunun yapılmadığını görüyoruz.</p>

<p>O nedenle daha önce yaptığım iki çağrıyı bugün buradan yeniden yapmak istiyorum. Birincisi; başta AK Parti, MHP ve DEM başta olmak üzere, tüm siyasi partilerin hukuk komisyonlarından liyakatli hukukçular bu süreci yakından takip etsin. Mahkeme süreçlerine gözlemci olarak katılsınlar. Gördüklerini doğrudan kamuoyuna anlatsınlar. Böylece gerçeği herkes açıkça görsün. Kimsenin aklında soru işareti kalmasın. İkincisi; Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının yapılacağı duruşmaya, siyasi partilerin genel başkanları da katılsın. Çünkü bu mesele, artık yalnızca bir dava değildir. Bu mesele, toplumun adalet duygusunu ilgilendiren bir meseledir.”</p>

<p><strong>“BU ÜLKEDE HUKUKA GÜVENMEK İSTEYEN HERKES İÇİN KONUŞUYORUZ”</strong></p>

<p>“Sevgili dostlar; şimdi size bir eş olarak seslenmek istiyorum. Yalnızca kendi adıma, içimden geldiği gibi… Bir yıldır çocuklarımla bu yükü taşıdım. Bir yıldır mücadele etmeyi hiç bırakmadım, inancımı bir kez olsun yitirmedim. Her sabah ayağa kalkmamı sağlayan şey ne korku ne de öfke. Beni kaldıran ve ayakta tutan güç, haklı olduğumuzu ve Ekrem İmamoğlu'nun bu ülkeye olan inancının boşa çıkmayacağını bilmekti. Biz haklıyız. Bu nedenle bu ağır yükü taşıyabiliyoruz.</p>

<p>Bu ülkede hukuka güvenmek isteyen herkes için konuşuyoruz. Çocuklarına daha adil bir ülke bırakmak isteyen herkes için konuşuyoruz. Korkuyla değil, hukuk güvencesiyle yaşamak isteyen herkes için konuşuyoruz. Bizi korkutmalarına izin vermeyeceğiz. Baskıya boyun eğmeyeceğiz. Suskunluğa teslim olmayacağız. Çünkü biz öfkeye değil, haklılığa dayanıyoruz. Korkuyla değil, cesaretle hareket ediyoruz. Karanlığı değil, aydınlığı hedefliyoruz. Bu ülke hepimizin! Adalet talebi hepimizin! Geleceğimiz hepimizin! Ve biz, bu ülkede adalet yerini bulana kadar konuşmaya ve dayanışmaya devam edeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz. Geri çekilmeyeceğiz. Unutmayacağız. Unutturmayacağız…”</p>

<p><strong>MANSUR YAVAŞ: AĞZIMIZIN TADIYLA GERÇEKTEN HİZMET ETMEMİZ ENGELLENDİ</strong></p>

<p>Saraçhane’yi dolduran kitleye konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Cumhuriyet’in başkentinden sizlere selam getirdim. Başkentten dayanışma duygularıyla geldik. Belediye başkanlarımızın hepsinin arkasında olduğumuzu bütün dünyaya duyurmaya geldik. Sevgili İstanbullular; irademizin gasp edildiği bir yıl öncesinden bugüne kadar değişen hiçbir şey yok. Bir yıl önce ne söylediysek maalesef şimdi aynı durumdayız. Haksızlıklar, hukuksuzluklar aynen devam ediyor.</p>

<p>Bizler ne istiyoruz? Belediye başkanları olarak; Ankara halkı beni, İstanbul halkı Ekrem Başkanı, diğer başkanlarımızı seçti, kendilerine hizmet etmek için. Bizler doya doya hizmet etmek istiyoruz. Yaptığımız hizmetler sayesinde de halkın memnuniyetini artırıp, en yakında yapılacak erken seçimde iktidarı değiştirmek ve bu ülkeyi daha iyi yönetmek istiyoruz. Bu iddiayla göreve geldik. Ancak ağzımızın tadıyla gerçekten hizmet etmemiz engellendi. Bu yapılan hukuksuzluklar, bu yapılan operasyonlar maalesef bizi engellemek için yapılan işler. Güzel yaptığımız için öne çıkan işlere baktığınız zaman, bunları iktidar engellediği gibi, aynı işleri kendileri kamu idaresi vasıtasıyla yapmak istiyor. Yapamazlar!”</p>

<p><strong>“DAHA BU MEŞHUR ŞAHISLARI İFADEYE DAHİ ÇAĞIRMADILAR”</strong></p>

<p>“Ayrıca bu yargılanacak insanları savunacak kimse televizyonlarda yokken; artık 'karşıt fikir' adı altında dezenformasyonlar yapılmak suretiyle bir defa yargılamalar etkilenmek isteniyor. Yargıdaki bir işin bu şekilde televizyonlarda konuşulup peşinen suçlu edilmesi, suçlu ilan edilmesi resmen suçtur. Bunlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Ancak Ekrem Başkanı ve diğer başkanlarımızı birisi savunduğu zaman adeta suçluyu savunma gibi; mahkumiyeti olmayan insanları, kesinleşmiş yargı kararı olmadan anayasamıza göre hiç kimse suçlu edilemez hükmüne rağmen bu sefer suçlu ilan ediliyor. Twitter hesapları kapatılıyor, engelleniyor, fotoğrafları ortadan kalkıyor. Nerede adalet? ‘Eşit hukuk istiyoruz’ demiştim. 2019'da Ankara'da ben iş başına geldikten sonra, burada Ekrem Başkan iş başına geldikten sonra eski döneme ait dosyaları açtık. Kamu adına açtık, halk adına açtık ve yaptığımız şikayetleri adliyeye intikal ettirdik. Daha bu meşhur şahısları ifadeye dahi çağırmadılar.”</p>

<p><strong>“GÖKÇEK VE AİLESİ YARGILANMADAN HİÇ KİMSEYİ YARGILAYAMAZSINIZ”</strong></p>

<p>“Televizyonlardan görüyorsunuz; Sayın Genel Başkanımızın 'bozuk tohum' olarak ilan ettiği şahsın 600 milyon liralık villası var. Pişkin pişkin sırıtarak, pişkin pişkin sırıtarak '600 yapmaz, 400'e veririm' diyor. Hayatında bir gün çalışmamış, bir gün sigortalı çalışmamış, çalıştırmamış, vergi vermemiş insan 600 milyon liralık villa alıyor. Siyasiler servetlerin hesabını vermek zorundadır. Bunlara hiç kimse bir şey sormuyor. Kamu zararları söz konusuysa her gün televizyonlarda görüyoruz; kasalarından kilolarca altın çıkanlar, yolsuzluk yaptıkları vakıflarla ilgili beyanlar ortadayken ifadeye dahi çağrılmıyor. Nasıl hukuk? Cumhuriyet Halk Partiliysen derhal gel, yaka paça al, hapse at, verdikleri savunmaların hiçbirisini dikkate alma; diğer şahısların ifadesini daha alma. Ben diyorum ki; Gökçek ve ailesi yargılanmadan hiç kimseyi yargılayamazsınız! Hiçbir belediye başkanı yargılayamazsınız!"</p>

<p><strong>“BU HUKUKSUZ UYGULAMALARI GÖRDÜKÇE DAHA FAZLA ÇALIŞIYORUZ”</strong></p>

<p>“Bizler, belediye başkanları olarak, bu hukuksuz uygulamaları gördükçe daha fazla çalışıyoruz. Daha fazla halkın memnuniyetini artırmak istiyoruz ki inşallah yapılacak en erken seçimde Türkiye'deki iktidar değişecek. Ve bundan sonra gerçek hukukun üstünlüğü olan, herkese adil olan, hiç kimsenin yargılanmaktan korkmadığı, yargılanırken de emin olduğu sistemi mutlaka getireceğiz. Rövanş hukukunu ortadan mutlaka kaldıracağız. Kapınız sabaha karşı çalındığı zaman zannetmeyin ki polis geldi; 'Acaba ihtiyacı olan birisi mi geldi?' diye hiç endişe etmeden kapıyı açacağınız günler gelecek. Türkiye'ye bunları vaat ediyoruz. İnşallah anayasaya bağlı, hukukun üstünlüğüne herkese uyan bir hukuk sistemini hep birlikte gerçekleştireceğiz.”</p>

<p><strong>“HER ZAMAN EKREM BAŞKANIMIZIN VE DİĞER BAŞKANLARIMIZIN ARKASINDAYIZ”</strong></p>

<p>“Diyorum ki; delilleri topladınız, delilleri topladınız ki davayı açtınız, iddianame ortada. Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Serbest bırakın! Adli tedbirleri uygulayın. Bu insanların ömründen çalmayın. Kaldı ki hasta olan belediye başkanlarımız var; hiç mi vicdanınız sızlamıyor onları içeride tutuyorsunuz hala? Evet, sevgili İstanbullular; biz dayanışma duygularımızı ifade etmek için bugün buraya geldik. Her zaman Ekrem Başkanımızın ve diğer başkanlarımızın arkasındayız. Onlara güveniyoruz. Onların adil yargılanmalarını, tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz ve inşallah yapılacak en erken seçimde de dilediğimiz özgür, bağımsız, herkesin huzur içerisinde yaşadığı bir Türkiye'yi vaat ediyoruz.”</p>

<p><strong>DİSK GENEL BAŞKANI ÇERKEZOĞLU: SİYASİ İKTİDAR, SANDIKTA YENEMEDİĞİNİ YARGI SOPASIYLA BİLEĞİNİ KIRMAYA ÇALIŞIYOR</strong></p>

<p>DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise özetle şu görüşleri dile getirdi:</p>

<p>“Sevgili dostlar, bugün Türkiye demokrasiyi ve anayasal düzeni hedef alan akıl almaz bir tabloyla karşı karşıyadır. Toplumsal desteğini yitiren siyasi iktidar, baskıyla ve hukuksuzlukla iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Siyasi iktidar, sandıkta yenemediğini yargı sopasıyla bileğini kırmaya çalışıyor. Siyasallaşmış yargıyla ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesine meydan okuyorlar.</p>

<p>İstiyorlar ki; işçiler sesini çıkarmasın, verilenle yetinsin. Emekliler itiraz etmesin, pazar artıklarıyla yaşamaya mahkûm edilip ölümü beklesin istiyorlar. İstiyorlar ki; gençler, o barikatları yıkıp gelen gençler, üniversiteliler bu ülkede hayal kurmasın, bırakıp gitsinler bu ülkeyi diyorlar. İstiyorlar ki; kadınlar eşitlik demesin, adalet demesin, özgürlük demesin.<br />
Ve seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alanlar, aslında bizim hak arama özgürlüğümüzü yok etmeye çalışıyorlar dostlar. Seçme ve seçilme hakkımıza müdahale edenler, bizim ‘hayır’ deme hakkımızı elimizden almaya çalışıyorlar.”</p>

<p><strong>“İŞTE YANIT, İŞTE MEYDAN”</strong></p>

<p>“O zaman buradan, Saraçhane'den hep birlikte söyleyelim: Buna izin verecek miyiz? Türkiye'nin açlık sınırının altındaki asgari ücretliler ülkesi olmasına izin verecek miyiz?</p>

<p>Türkiye'nin çalışmak zorunda kalan emekliler ülkesi olmasına kabullenecek miyiz?<br />
Türkiye'yi patronundan daha çok vergi veren emekçiler ülkesi haline getirmelerine sessiz kalacak mıyız? Ülkemizi şiddet mağduru kadınlar, okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudu kesen gençlerin ülkesi haline getirmelerine izin verecek miyiz? Ülkemizi hapishanelerinde gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların, sendikacıların olduğu bir ülke haline getirmelerine izin verecek miyiz? İşte yanıt, işte meydan! ‘Hayır’ diyoruz, anlayın artık ‘hayır’ diyoruz!”</p>

<p><strong>“BU ÜLKE SAHİPSİZ DEĞİL, DEMOKRASİ SAHİPSİZ DEĞİL, CUMHURİYET SAHİPSİZ DEĞİL”</strong></p>

<p>“Ve bugün buradan, Saraçhane'den bir kez daha sesleniyoruz: Seçilmiş belediye başkanlarımızı, milletvekillerini, siyasetçileri serbest bırakın! Gazetecilik suç değildir, gazetecilere dokunmayın! Üniversitelere, gençlere dokunmayın! Hak mücadelesi veren ve tutuklu olan sendikacıları serbest bırakın! Sendikacılık suç değildir, hak aramak, örgütlenmek suç değildir! Ama sevgili dostlar, bu baskı politikalarını uygulayanlar bir şeyi gözden kaçırıyorlar. Unuttukları bir şey var: Bu ülkenin demokrasi birikimini hafife alıyorlar. Bu halkın mücadele birikimini küçümsüyorlar. Oysa bizler; ülkenin dört bir yanında evlerimizden, iş yerlerimizden, alanlardan, meydanlardan, sokaklardan, okullardan, üniversitelerden her gün sesleniyoruz: Bu ülke sahipsiz değil! Demokrasi sahipsiz değil! Cumhuriyet sahipsiz değil! Hep birlikte sahip çıkacağız!”</p>

<h2>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)</h2>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/i</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/03/sarac-19-mart-2026.jpg" type="image/jpeg" length="31365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dilek İmamoğlu : Ramazan Ayında Zulüm Yapıyorsunuz]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/dilek-imamoglu-ramazan-ayinda-zulum-yapiyorsunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/dilek-imamoglu-ramazan-ayinda-zulum-yapiyorsunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 26. buluşması, Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirildi. 26. buluşmada, 338 gündür Silivri’de, 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DR. DİLEK İMAMOĞLU’NDAN SİYASETÇİLERE ‘KARARLI TUTUM’ ÇAĞRISI: VİCDANLARINIZI KONUŞTURUN ARTIK</strong></p>

<p>31 Mart 2019 seçimleri ile eşinin diplomasının iptali ve gözaltına alınması işlemlerinin Ramazan aylarına denk getirildiğini hatırlatan Dr. İmamoğlu, “Ve bugün… Bir Ramazan gününde, bu kez iftar sofralarımızda eksik tabaklarla, boş kalan sandalyelerle, sevdiklerimizin yokluğunun sessizliğiyle baş başayız,” dedi. Sürecin siyasi olduğunun iddianamenin yayınlanmasıyla daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Dr. İmamoğlu, “Buradan haykırıyoruz: Kaçma şüphesi, tehlikesi olmayan sevdiklerimizi bırakın, yargılamanızı tutuksuz yapın. Hüküm verilmeden cezalandırmaya dönüşen uygulamadan vazgeçin,” diye konuştu.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner - Saraçhane - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU’NDAN ‘MİLLİ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU’ RAPORU HATIRLATMASI: AİHM VE AYM KARARLARINA EKSİKSİZ UYUN; TUTUKSUZ YARGILAYIN</strong></p>

<p>‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yayınladığı rapordan alıntı yapan Dr. İmamoğlu, “Bu rapora AK Parti ve MHP de imza attı. Raporun 7. Bölümünde, ‘Anayasa’mıza göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması sağlanmalı… Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, TUTUKSUZ yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir…’ Bugün yaşananlar bunun tam tersini göstermektedir,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BİR RAMAZAN GÜNÜNDE, SEVDİKLERİMİZİN YOKLUĞUNUN SESSİZLİĞİYLE BAŞ BAŞAYIZ</strong></p>

<p>“Tüm bunlardan daha vahim olan ise yargı eliyle aileler üzerinden baskı kurulmaya çalışılmasıdır,” diyen Dr. İmamoğlu, “Bir babayı iftiraya zorlamak için, evladının özgürlüğünün elinden alınması; çocuklarından, ailelerinden ayrı bırakılan ve haksız yere tutuklu bulunan annelerin yaşadıkları… Bu, hukukun değil, insanlığın da sınandığı bir noktadır. Bu düzen, böyle sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve hukuk işlemelidir. Siyaset, gerçeği saklamaz; adaletin yolundaki engelleri kaldırır. Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum. Vicdanlarınızı konuşturun artık,” çağrısında bulundu.</p>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 26. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Buluşmaya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi. 26. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.</p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: RAMAZAN AYI; DOĞRU SÖZ SÖYLEMEYİ, İFTİRADAN UZAK DURMAYI ÖĞRETİR</strong></p>

<p>“Mübarek Ramazan ayının ilk Aile Dayanışma Ağı buluşmasında, sizlerle bir arada olmanın derin anlamını yüreğimde hissediyorum,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Ramazan ayı, yalnızca bir zaman dilimi değil; vicdanın konuştuğu, merhametin çoğaldığı, insanın insana daha çok yaklaştığı müstesna bir aydır. Aynı sofrada buluşmanın eşitliğini, paylaşmanın bereketini, sabrın olgunlaştırıcı gücünü bize yeniden hatırlatır. Ramazan ayı; sadece aç kalmayı değil, doğru söz söylemeyi, iftiradan uzak durmayı, kul hakkının ağırlığını bilmeyi öğretir. Bu ay, yalnızca sofralarımızı değil, kalplerimizi de birleştirir. Bu yüzden Ramazan’ın ülkemize huzur, barış, adalet ve bereket getirmesini diliyorum. Çünkü bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da budur.”</p>

<p><strong>“ADALETİN YENİDEN İŞLEYECEĞİ GÜNLERE OLAN İNANCIMIZI DİRİ TUTUYORUZ”</strong><br />
<br />
“Geçen yıl, 18 Mart 2025’te iftar sofrasında sevdiklerimizle bir aradayken, eşim Ekrem İmamoğlu’nun 30 yıllık diploması iptal edildi. Ertesi gün, 19 Mart 2025’te sahurdan hemen sonra, bir şafak operasyonuyla gözaltına alındı. Daha önce, 6 Mayıs 2019’da, yine Ramazan’ın ilk gününde, milletin iradesiyle kazanılmış İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimi iptal edilmişti. Ve bugün… Bir Ramazan gününde, bu kez iftar sofralarımızda eksik tabaklarla, boş kalan sandalyelerle, sevdiklerimizin yokluğunun sessizliğiyle baş başayız. Bizler, bir buçuk yıldır yalnızca kendimiz için değil; ailelerimiz için, adalet için, geleceğimiz için yan yanayız. Aile Dayanışma Ağı, bu ülkenin vicdanının somutlaşmış hâlidir. Burada yalnız insanlar değil; umutlar buluşuyor, yaralar sarılıyor, yalnızlık dayanışmaya dönüşüyor. Her geçen hafta büyüyen bu kalabalık, adalet arayışının ne kadar derin ve gerçek olduğunu gösteriyor. Birbirimize güç vererek, adaletin yeniden işleyeceği günlere olan inancımızı diri tutuyoruz.”</p>

<p>“BURADAN HAYKIRIYORUZ”<br />
<br />
“Bugün yaşadığımız sürecin hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıdığı, iddianamenin yayımlanmasıyla kamuoyunda daha da görünür hale gelmiştir. İktidara muhalif siyasetçilerin, hiçbir somut delil olmadan tutuklandığını herkes görüyor. Süreç; gizli tanık beyanlarıyla ve özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin baskı altında verdiği sözde ifadelerle, iftiralarla ve hiçbir somut delile dayanmayan söylentilerle yürütülüyor. Toplumun adalet duygusu derinden sarsılıyor. Kaldı ki hukukta, tutuksuz yargılama esastır, tutukluluk istisnadır. Buradan haykırıyoruz: Kaçma şüphesi, tehlikesi olmayan sevdiklerimizi bırakın, yargılamanızı tutuksuz yapın. Hüküm verilmeden cezalandırmaya dönüşen uygulamadan vazgeçin.”</p>

<p><strong>“MECLİS’İN ALTINA İMZA ATTIĞI İLKELERİN UYGULANMASINI İSTİYORUZ”</strong></p>

<p>“Üstelik biz yeni bir şey talep etmiyoruz; Meclis’in altına imza attığı ilkelerin uygulanmasını istiyoruz. TBMM’de ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ aylardır toplanıyor. İki gün önce, bir sonuç raporu açıkladılar… Bu rapora AK Parti ve MHP de imza attı. Raporun 7. Bölümü, ‘Demokratikleşme ile ilgili Öneriler’ kısmında ne yazılmış size aynen okuyorum:</p>

<p>- Anayasa’mıza göre, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.</p>

<p>- AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması sağlanmalı…</p>

<p>- Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, TUTUKSUZ yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir…</p>

<p>Tutuklamanın istisna olduğu vurgulanmıştır. Tüm bu okuduklarım, raporda olan bu cümleler, zaten mevcut Anayasamızda ve yasalarımızda mevcut olan düzenlemelerdir! Zaten yapılması gereken bu! Bunun için ne Anayasa tadiline ne de yeni yasalara gerek yok. İktidarın ve yargının tek yapması gereken, Anayasamızı ve yasalarımızı uygulamaktır. Bu raporun altında iktidarın imzası var, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzası var. Eğer gerçekten samimiyseniz; derhal, şimdi uygulayın bu önerileri! Bu eziyete, bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa son verin. Anayasa Mahkemesi kararlarını, AİHM kararlarını uygulayın, Özellikle seçilmişleri ve yol arkadaşlarını tutuksuz yargılayın! Bu Ramazan ayında aileler bir arada olabilsin, aileler kavuşsun…”</p>

<p><strong>“HER BİRİ BİR HAYAT, YARIM KALMIŞ BİR UMUTTUR”</strong><br />
<br />
“Bugün yaşananlar bunun tam tersini göstermektedir. Tüm bunlardan daha vahim olan ise yargı eliyle aileler üzerinden baskı kurulmaya çalışılmasıdır. Bir babayı iftiraya zorlamak için, evladının özgürlüğünün elinden alınması; çocuklarından, ailelerinden ayrı bırakılan ve haksız yere tutuklu bulunan annelerin yaşadıkları… Bu, hukukun değil, insanlığın da sınandığı bir noktadır. Sadece yaptığı iş nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan insanları serbest bırakın. Mücadelemizden vazgeçmemiz için hiçbir somut delile dayanmadan sevdiklerimizi tutsak ederek itibar suikastı yapılmasına sessiz kalmayacağız. Bu isimlerin her biri yalnızca bir dosya numarası değildir. Her biri bir hayat, yarım kalmış bir umuttur. Arkalarında bekleyen aileler, büyüyen bir özlem ve toplumun omuzlarında ağırlaşan bir vicdan yükü vardır. Aile bireylerinin özgürlüğü üzerinden siyasi baskı kurulamaz.”</p>

<p><strong>“DEVLETİ GÜÇLÜ KILAN ŞEY KORKU DEĞİL, ADALETTİR”</strong></p>

<p>“Kurumlara güvenin sarsılması, yalnız bugünü değil, geleceğimizi de zedeler. Devleti güçlü kılan şey korku değil, adalettir. Çünkü adalet, mülkün temelidir. Kurumları korumanın tek yolu, onları siyasetin gölgesinden kurtarmaktır. Bugün eşitsizliği sokakta, okulda, gelir dağılımında nasıl yaşıyorsak; adalette de derinden yaşıyoruz. Adalete güvenin sarsıldığı günlerden geçiyoruz.</p>

<p>Aynı iddia ile bir kişi tutuklu yargılanırken, bir başkası özgür kalabiliyorsa, burada hukuk değil keyfiyet vardır. Biz kimsenin haksız yere tutuklanmasını da suç işleyenin cezasız kalmasını da istemiyoruz. Biz, yalnızca adil ve eşit yargılama istiyoruz. Artık adalet konuşsun, artık hukuk konuşsun, artık vicdanınız konuşsun istiyoruz. Gerçekten adalete güveniliyorsa davalar şeffaf olmalıdır. Biz kendimize güveniyoruz. Bu nedenle duruşmaların TRT ekranlarından canlı yayınlanmasını talep ediyoruz. Gerçeklerin görünmesinden korkulmamalıdır. Çünkü gerçekler saklanamaz. Millet görüyor, millet hissediyor, millet konuşuyor.”</p>

<p><strong>“ADALETİN VE HUKUKUN YOK SAYILDIĞI BİR DÜZENDE,BARIŞ İÇİN KURULAN MASALARIN BİR HÜKMÜ YOKTUR”</strong></p>

<p>“Adalet talebi artık bastırılamayacak kadar güçlüdür. Suskunluğun güvenli sayıldığı bir dönemde, toplum vicdanı konuşmaktadır. Haksızlık karşısında sessizlik, artık bir seçenek değildir. Çünkü adalet, yalnız mahkeme salonlarında değil, insanların kalbinde de tecelli eder. Ekrem İmamoğlu, bu toplumun vicdanına güvenerek siyaset yaptı. Haksızlığa karşı durdu ve ‘Ben, kendimi milletime emanet ediyorum’ dedi. Bugün dört duvar arasında tutsak olabilir; fakat inancı ve adalet mücadelesi dimdik ayaktadır. Çünkü adalet fikri hapsedilemez. Bu mücadele yalnız bireylerin değil, bir ülkenin geleceğinin mücadelesidir. Adaletin ve hukukun yok sayıldığı bir düzende, barış için kurulan masaların bir hükmü yoktur. Çünkü adalet yoksa, huzur da yoktur. Hukuk yoksa, güven de yoktur. Güven yoksa, gelecek yoktur.”</p>

<p><strong>SİYASETÇİLERE ÇAĞRI: “VİCDANLARINIZI KONUŞTURUN ARTIK”</strong></p>

<p>“İşte tam da bu yüzden Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün adalet üzerine söylediği sözleri hatırlatmak isterim:<br />
<br />
‘Bağımsızlık, gelecek, özgürlük her şey adaletle vardır.’<br />
<br />
‘Adli siyasetimizde izlenecek amaç, öncelikle halkı yormaksızın süratle, isabetle, emniyetle adaleti dağıtmaktır.’<br />
<br />
‘Adalet, bir devletin esası olduğuna göre, mahkemelerin sözde değil, gerçekten tarafsızlığını temin, her işin başında bulunmalıdır.’<br />
<br />
Herkesi bu adalet çağrısına ses vermeye davet ediyorum. Bu düzen, böyle sürdürülemez. Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devletidir ve hukuk işlemelidir. Siyaset, gerçeği saklamaz; adaletin yolundaki engelleri kaldırır. Tüm siyasetçileri sorumluluk almaya, duruşmaların şeffaflığı için açık ve kararlı bir tutum sergilemeye çağırıyorum. Vicdanlarınızı konuşturun artık. Sözlerimi bitirirken Ramazan ayının yüreklerimize ferahlık, ülkemize adalet ve geleceğimize umut olmasını diliyorum. Bu mübarek ayın vicdanlarımızı aydınlatmasına, dayanışmamızı güçlendirmesine vesile olmasını temenni ediyorum.”</p>

<p>Dr. İmamoğlu’nun ardından bazı tutukluların yakınları söz alarak, Ramazan ayına yönelik duygularını dile getirdi. İşte konuşma sırasıyla, o tutuklu yakınları ve duygusal sözleri…</p>

<p><strong>GÖNÜL BAYRAKTAR: DAYANIŞMA EN BÜYÜK GÜÇTÜR</strong></p>

<p>Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz’ün siyasi yol arkadaşı Gönül Bayraktar:</p>

<p>“Bugün burada, tam 300 gündür tutuklu bulunan Belediye Başkan Yardımcımız Ali Rıza Akyüz'ü anmak, ona olan desteğimizi ve dayanışmamızı göstermek için bir aradayız. Tam 300 gün… Bir takvim yaprağı değil sadece; aileden, sevdiklerinden, görevinden ve halkıyla kurduğu bağdan ayrı geçilen 300 gün. Ama bilinmelidir ki; 300 gündür özgürlüğü kısıtlanmış olabilir. Fakat onuru, mücadelesi ve halk nezdindeki itibarı asla tutsak edilmemiştir. Bizler biliyoruz ki; kamu görevleri makam için değil, halk için yapılır. Ve halk için mücadele edenler, baskılar karşısında asla geri adım atmazlar. Tarih boyunca adalet arayışı gecikmiş olabilir, ama asla yok edilmemiştir. Bugün burada, yalnızca bir ismi anmıyoruz; hukukun üstünlüğünü, adil yargılanma hakkını ve demokrasiye olan inancımızı savunuyoruz. Çünkü adalet, bir gün herkese lazım olacaktır. 300 gün boyunca sabırla bekleyen ailesine, yol arkadaşlarına ve ona inanan herkese de selam olsun. Bu süreç bize bir kez daha göstermiştir ki; dayanışma en büyük güçtür. Biz susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Adalet yerini bulana kadar, özgürlük gelene kadar, dayanışmamız sürecek ve Ali Rıza Başkanımızın arkasında duracağız.”</p>

<p><strong>HURİ TÜRKMEN: BİR ÇOCUĞUN BABASIZ BÜYÜMESİ DEĞİL, BU ÜLKENİN ADALETSİZ BÜYÜMESİ ASIL UTANÇTIR</strong></p>

<p>İmamoğlu’nun tutuklu yargılanan koruması Çağlar Türkmen’in eşi Huri Türkmen:</p>

<p>“Eşim Çağlar Türkmen, hiçbir somut delil olmadan, sadece yaptığı iş ve duruşu nedeniyle 300 gündür tutuklu. Bugün burada bir eş olarak değil, adalet isteyen bir yurttaş olarak konuşuyorum. Hukuk, intikam aracı değil; adaletin teminatıdır. Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir… Eşim için de bu ülkedeki tüm siyasi tutuklular için de… Bu hafta oğlumuzun doğum günü. Babası onun yanında değil. Bir çocuğun babasız büyümesi değil, bu ülkenin adaletsiz büyümesi asıl utançtır. Biz adalet istiyoruz; intikam değil, sessizlik değil. Çağlar Türkmen ve bütün tutuklular serbest bırakılsın.”</p>

<p><strong>KADRİYE TÜRKER: ADALETSİZLİĞİN ZİRVESİNDEYİZ MAALESEF</strong></p>

<p>Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in annesi Kadriye Türker:</p>

<p>“İyi Ramazanlar sayın konuklar. Buraya geldiğiniz için herkese teşekkür ediyorum. Benim kızım, Düzce'de bir de üstelik. Ziyaretimiz de çok zor oluyor bu yaşta. Torunlarım da biz de ailece perişan olduk. Şimdi kızımın moraline bakıyorum; daha düzgün gibiydi. Bu ara çok daha kötü. Çünkü iddianameyi okuyor; içinde hiçbir şey yok. ‘Benimle ilgili hiç yazıp çizilen bir şey yok anne. Ben niye buradayım’ diye bana soruyor. Bir cevap veremiyorum tabii. Adaletsizliğin zirvesindeyiz maalesef. Vallahi çok zor durumdayız gerçekten. Bu yaşta evimizi barkımızı terk ettik, torun bakıyoruz 10 aydır. Ama 13 yaşındaki torunumuz da çok zor durumda. Durmadan, ‘Annemi özledim’ diye ağlıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kızımı istiyorum. Hürriyet istiyorum. Tutuksuz yargılanma istiyorum. Özgürlük istiyorum. Adaletsizliğe son verilmesini istiyorum.”</p>

<p><strong>FİLİZ KAHVECİ GÖKCE: HİÇBİR AİLENİN HASRETLE SINANMADIĞI BİR BAYRAM UMUDU TAŞIYORUZ</strong></p>

<p>İPA Başkanı Doç. Dr. Buğra Gökce’nin eşi Filiz Kahveci Gökce:</p>

<p>“Bizler de Ramazan’a kalbimizde sabır, dilimizde dua ve yüreğimizde adalet talebiyle giriyoruz. Hiçbir ailenin hasretle sınanmadığı bir bayram umudu taşıyoruz. Adalet istiyoruz.”</p>

<p><strong>AYŞE AYIK: ÖZGÜRLÜK İSTİYORUM</strong></p>

<p>Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık’ın annesi Ayşe Ayık:</p>

<p>“Herkese merhaba, hoş geldiniz. Ben Fatoş Ayık’ın annesiyim. Özgürlük istiyorum”</p>

<p><strong>ZEYNEP GÜVEN: YETER ARTIK, YORULDUK</strong></p>

<p>Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven’in annesi Zeynep Güven:</p>

<p>“Bütün bu sohbetlere ve söylenenlere katılıyorum. Ve özgürlük istiyoruz. Adalet istiyoruz. Çok yorulduk. Çok yoruldum. Sabahlara kadar uyumuyorum. Kızım suçsuz orada. Bir senedir -hepsi gibi- yatıyorlar. Adalet, hak, hukuk, özgürlük istiyoruz. Yeter artık, yorulduk.”</p>

<p><strong>ASLI CEBECİ: 10 YAŞINDA BİR OĞLUM, ‘ANNE, BABAM NE ZAMAN GELECEK’ DİYE SORDUĞUNDA, BEN BUNA CEVAP VEREMİYOR</strong>UM</p>

<p>İmamoğlu’nun makam şoförü Recep Cebeci’nin eşi Aslı Cebeci:</p>

<p>“Ben, Ekrem İmamoğlu'nun 18 yıllık makam şoförü Recep Cebeci'nin eşi, Aslı Cebeci'yim. Eşimin hakkında hiçbir iddianame yok. Ve 190’nci gün bugün. Aynı zamanda bir anneyim. 10 yaşında bir oğlum var. ‘Anne, babam ne zaman gelecek’ diye sorduğunda, ben buna cevap veremiyorum. Artık adaletin, hukukun hızlı bir şekilde ilerlemesini istiyoruz. Tutsaklarımıza özgürlük diliyoruz.”</p>

<p><strong>TUBA TORUN AYDOĞDU: KUL HAKLARININ EN KAPSAMLISININ YENDİĞİ BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ</strong></p>

<p>Önceki dönem CHP milletvekili Aykut Erdoğdu’nun eşi ve avukatı Tuba Torun Aydoğdu:</p>

<p>"İyi bir Ramazan ayı diliyorum. Ama Ramazan deyince, insanın aklına ilk olarak kul hakkı geliyor. Dayanışma geliyor. Kul haklarının, sanıyorum ki en kapsamlısının yendiği bir süreçten geçiyoruz bugünlerde. Ben hukukçu olarak vicdan ve din üzerinden değerlendirmeden evvel hukuka bakılması gerektiğini hep savundum. Fakat doğal hukuk teorisinde de der ki, hukukun temelinde ahlak vardır, erdem vardır, olmalıdır der. Ne yazık ki bunlarla ilgili de çok sıkıntılı süreçler yaşıyoruz. Devletin dini adalettir aynı zamanda. Devletin dininin emanet edildiği Sayın Bakan Akın Gürlek'e, ben, buradan bizzat bir hukukçu meslektaşı olarak seslenmiş olayım. Bu hukuksuzluğa oturduğunuz an itibariyle artık lütfen son verin. Mevcut hukuksuzlukları telafi etmek üzere zararın neresinden dönülürse kardır. Bu yaşananların hiç kimseye faydası yoktur. Hepimiz, ‘artık gerçekten yeter’ noktasındayız. Ramazan ayında daha fazla kul hakkı yemeden, devletin dini olan adaleti tesis etmek üzere bir an evvel sizi harekete geçmeye çağırıyoruz. İyi Ramazanlar diliyorum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>FİRDEVS KÖSELER: “ÖTEKİ” OLMAK İSTEMİYORUZ</strong></p>

<p>Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in eşi Firdevs Köseler:</p>

<p>"Bugün 357. günümüz. 5-6 Eylül tarihinde yargılanarak, üç gün yargılanıp, tahliye kararı verildi biliyorsunuz. Ve bir günlük özgürlükten sonra, kaçma şüphesiyle, tekrar tutuklandık. Çok büyük bir travmaydı bizim için. Dolayısıyla, yakın zamanda biliyorsunuz ki 18 Şubat'ta, yine mahkememiz vardı. Hiçbir kanıt yok, hiçbir delil yok. Tanıklardan hiçbir aleyhte beyan yok. Tahliyesini beklerken, maalesef yine tutukluluğa devam kararı verildi. 28 Nisan'da 3. duruşmamız olacak. Çok ciddi mağduriyetler yaşıyoruz gerçekten. Mübarek günler bizim için çok kıymetli. Birliğimizi, beraberliğimizi bir arada tutan değerler. Dolayısıyla ben, sadece ve sadece bir öteki yaratılmamasını rica ediyorum. Aynı topraklar altında, aynı bayrak altında farklı düşündüğümüz için öteki olmak istemiyoruz. Ben bu duyguyla yaşamak istemiyorum.</p>

<p>Çünkü bu duygu beni mutsuz ediyor. Umutsuzluğa sürüklüyor. Ve derin bir güvensizlik yaşıyorum. Dolayısıyla hem soldan hümanist bir kişilikle oy almış Alaattin Köseler'in bu mağduriyeti hak ettiğini de düşünmüyorum. Gerçekten bir an önce bizim toplumsal uzlaşıya ihtiyacımız var. Huzura ihtiyacımız var. Bunu AK Partili çok sevdiğim insanlardan da duyuyorum. Bu duyguyu devlet büyüklerimizin de artık duymasını istiyorum gerçekten. Öteki olmak istemiyoruz. Tek istediğimiz bu ve adalet istiyoruz. Teşekkür ederim."</p>

<h2><br />
<strong>Kaynak : İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/dilek-imamoglu-ramazan-ayinda-zulum-yapiyorsunuz</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/02/facx-dilek.jpg" type="image/jpeg" length="97673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşi Ve İki Ağabeyi Tutuklu Yargılanan Dilek İmamoğlu Ailelere Dokunmayın Diye İsyan Etti]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/esi-ve-iki-agabeyi-tutuklu-yargilanan-dilek-imamoglu-ailelere-dokunmayin-diye-isyan-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/esi-ve-iki-agabeyi-tutuklu-yargilanan-dilek-imamoglu-ailelere-dokunmayin-diye-isyan-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı’nın 25. buluşması, Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirildi. 25. buluşmada, 331 gündür Silivri’de, 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞİ VE İKİ AĞABEYİ TUTUKLU YARGILANAN DİLEK KAYA, İMAMOĞLU’NDAN ‘AİLE’ İSYANI: AİLELERE DOKUNMAYIN</strong></p>

<p>Sevdiklerinin yaklaşık bir yıldır cezaevinde olduğunu hatırlatan Dr. İmamoğlu, Ama biz, yalnız değiliz. Bizi anlayan, destek olan, dua eden milyonlarla birlikte, büyüyen bir dayanışmanın parçasıyız. Bu dayanışmaya destek veren, bizimle olan herkese teşekkür ediyorum,” dedi. “Geçtiğimiz haftalarda, ailemize yönelik ağır bir yargı tacizi daha yaşandı,” diyen Dr. İmamoğlu, “Büyük abim Cevat Kaya’dan sonra, küçük abim Ali Kaya da akıl almaz ithamlarla ve iftiralarla tutuklandı. Delil yok, tanık yok, HTS ya da telefon kaydı yok.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner - Fatih - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>SAVAŞLARIN BİLE YAZILI OLMAYAN BİR, AHLAKI VARDIR; AİLEYE DOKUNULMAZ</strong></p>

<p>Peki ne var? Sadece bir iftira. Bir insanı susturmanın en etkili yolunun, ailesini cezalandırmak olduğunu düşünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Unutulmamalıdır ki savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır; masuma, aileye dokunulmaz. Bugün yaşananlar ise bu sınırları aşan bir keyfiyetin göstergesidir. Bir aileyi korkutmaya çalışmak, aslında tüm topluma verilmiş bir gözdağıdır. Ama bilinmelidir ki aileye yönelen her haksızlık, toplumun ortak vicdanında derin bir yara açar. Ve o yara sessizlikle değil, adalet talebiyle konuşur. Ailelere dokunmayın,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>BİR İNSANI SUSTURMANIN EN ETKİLİ YOLUNUN, AİLESİNİ CEZALANDIRMAK OLDUĞUNU,DÜŞÜNEN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ*</strong><br />
<br />
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 25. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar, İmamoğlu’nun kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi.</p>

<p><strong>İBB TUTUKLUSU AİLELERİN YAKINLARI 25’NCİ KEZ TOPLANDI</strong></p>

<p>25. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün ile cezaevinde evlenen Sinem Keleş Akgün ile üniversite öğrencisi Cansın Nurettin İnce söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyuyla paylaştı.<br />
<br />
<strong>DR. İMAMOĞLU: DEVLETİN TÜM KURUMLARINA HATIRLATMAK İSTİYORUM</strong><br />
<br />
“Aylardır hak, hukuk ve adalet arayışı için bir aradayız,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:<br />
<br />
“Çünkü sesimizi duyurmak istiyoruz. Çünkü görülmek, dinlenmek istiyoruz. Çünkü biz, bu ülkenin eşit yurttaşlarıyız. Yaklaşık bir yıldır aynı şeyi söylüyoruz: Yaşadığımız haksızlıklar duyulmuyor. Dile getirdiğimiz hak ihlalleri karşısında, devletin hiçbir kurumu bizi çağırıp, ‘Ne yaşıyorsunuz?’ diye sormadı. Bir kez olsun dinlenmedik. Hâlâ dinlenmiyoruz. Biz, bir yıldır yargının siyasallaştığını, hukuk eliyle yürütülen ağır bir adaletsizlikle karşı karşıya olduğumuzu söylüyoruz. Buna rağmen, en ağır haksızlıklarla yüz yüze bırakılmaya devam ediliyoruz.</p>

<p>Buradan devletin tüm kurumlarına hatırlatmak istiyorum: Devlet, tüm yurttaşlarına eşit mesafede durmak zorundadır. Devlet ayırmaz. Devlet dinler. Devlet adaletle hükmeder. Yargının önünde herkes eşit olmalıdır. Hâkimler ve savcılar; kim olduğumuza, ne düşündüğümüze, hangi görüşe sahip olduğumuza bakmamalıdır. Adalet ancak tarafsızlıkla mümkündür. Adalet ancak hukukun evrensel ilkelerine sadakatle mümkündür.”<br />
<br />
<strong>“ADALET, YARGI BAĞIMSIZ OLMADIKÇA SAĞLANAMAZ”</strong><br />
<br />
“Ancak hepimiz biliyoruz ki adalet, yargı bağımsız olmadıkça sağlanamaz. Hâkimlerin ve savcıların hiçbir baskı ve talimat altında kalmadan karar verebilmesi gerekir. Bu yalnızca bir hukuk ilkesi değil, toplum huzurunun temel şartıdır. Bugün yaşadığımız sorunların kökünde işte bu bağımsızlığın zedelenmesi vardır. Yargı siyasallaştıkça, adalet zayıflar. Adalet zayıfladıkça toplum yoksullaşır, umutlar tükenir, güven sarsılır. Artık bu kötü gidişattan geri dönülmeli, Türkiye bir hukuk devleti olmak zorunda. Milletimiz yoksullaşıyor.</p>

<p>Bugün emekliler geçinemiyor. Gençler umutsuz. İnsanlar mutsuz. Güvensizlik büyüyor. Çünkü adalet duygusu zedeleniyor. Unutmayalım: Adalet olmayan yerde bereket olmaz. Hukuk devletinde kişiler değil, kurumlar önemlidir. Adalet Bakanlığı, 86 milyon yurttaşın bakanlığıdır. Bu ülkenin her ailesi gibi, ADA ailelerinin de bakanlığıdır. Ben, bugün burada bu inançla konuşuyorum. Sevdiklerimiz yaklaşık bir yıldır cezaevinde. Ama biz, yalnız değiliz. Bizi anlayan, destek olan, dua eden milyonlarla birlikte, büyüyen bir dayanışmanın parçasıyız. Bu dayanışmaya destek veren, bizimle olan herkese teşekkür ediyorum.”<br />
<br />
<strong>“BİR İNSANI SUSTURMANIN EN ETKİLİ YOLUNUN,AİLESİNİ CEZALANDIRMAK OLDUĞUNU. DÜŞÜNEN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ”*</strong><br />
<br />
“Geçtiğimiz haftalarda, ailemize yönelik ağır bir yargı tacizi daha yaşandı. Büyük abimden, Cevat Kaya’dan sonra, küçük abim Ali Kaya da akıl almaz ithamlarla ve iftiralarla tutuklandı. Delil yok, tanık yok, HTS ya da telefon kaydı yok. Peki ne var? Sadece bir iftira. Evet yanlış duymadınız sadece bir iftira var. Bir insanı susturmanın en etkili yolunun, ailesini cezalandırmak olduğunu düşünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Oysa aile, yalnızca kan bağından ibaret değildir; insanın en temel sığınağı, toplumun en küçük ama en güçlü yapı taşıdır.</p>

<p>Aileyi hedef almak, bir evin kapısını çalmak değildir yalnızca; toplumun vicdanına dokunmaktır, güven duygusunu parçalamaktır, geleceğe duyulan inancı zedelemektir. Unutulmamalıdır ki savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır; masuma, aileye dokunulmaz. Bugün yaşananlar ise bu sınırları aşan bir keyfiyetin göstergesidir. Hukukun koruması gereken aile, hukukun baskı aracına dönüştürülmüştür. Aileler, bugün Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yargı tacizine ve itibar suikastına maruz kalmaktadır.”<br />
<br />
<strong>“HUKUKUN KİŞİSEL HESAPLAŞMALAR İÇİN KULLANILMASI, YALNIZ BUGÜNÜ DEĞİL, GELECEĞİ DE TAHRİP EDER”</strong><br />
<br />
“Bir aileyi korkutmaya çalışmak, aslında tüm topluma verilmiş bir gözdağıdır. Ama bilinmelidir ki aileye yönelen her haksızlık, toplumun ortak vicdanında derin bir yara açar. Ve o yara sessizlikle değil, adalet talebiyle konuşur. Ailelere dokunmayın! Hukukun kişisel hesaplaşmalar için kullanılması yalnız bugünü değil, geleceği de tahrip eder. Devlet, gücünü hukuktan değil, keyfiyetten alır hale gelirse, o güç meşruiyetini kaybeder. Oysa adalet mülkün temelidir. Toplum vicdanı, bu yapılanları görüyor.</p>

<p>Toplum vicdanı, bu haksızlığa itiraz ediyor. Toplum vicdanı susmuyor. Bugün masumiyet karinesi sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Lekelenmeme hakkı yok sayılmaktadır. Doğal hâkim ilkesi zedelenmektedir. Gizli tanık beyanları ve baskı altında alınmış ifadelerle yargılama yürütülmektedir. Bu yöntemler hukuk tarihinde bilinir. Ve sonuçları da bilinir. Bizi korkutmak istiyorlar. Yalnızlaştırmak istiyorlar. Susturmak istiyorlar. Ama buradayız. Susmuyoruz. Geri çekilmiyoruz. Bizim taleplerimiz siyasi değil, hukuksaldır. Ayrıcalık istemiyoruz. Hukukun uygulanmasını istiyoruz.”<br />
<br />
<strong>“ADALET, HERKES İÇİN EŞİT İŞLEYECEK, GÜNE KADAR BU MÜCADELEMİZ SÜRECEK”</strong><br />
<br />
“Taleplerimiz nettir: Masumiyet karinesi korunsun. Lekelenmeme hakkı güvence altına alınsın. Tutuksuz yargılama esas olsun. Adil ve şeffaf yargılama uygulansın. Mahkemeler, milletin gözü önünde gerçekleşsin, mahkemeler TRT’de canlı yayımlasın ve ailelere dokunulmasın. Hukuk, iktidarın aracı değildir. Hukuk, toplumun güvencesidir. Adalet, bir lütuf değildir; devletin varlık sebebidir. Adalet, herkes için eşit işleyecek güne kadar bu mücadelemiz sürecek. Çünkü bu mücadele yalnız bugünün değil, yarının mücadelesidir. Biz susarsak; hukuk susar. Hukuk susarsa; toplum susar. Ama biz susmayacağız! Adalet istiyoruz. Herkes için. Şimdi.”<br />
<br />
<strong>SİNEM AKGÜN: GÜRKAN, 17 YAŞINDAN BU YANA İSTANBUL’UN MUHAFIZI </strong><br />
<br />
Dr. İmamoğlu’nun ardından, 331 gündür Silivri’de tutulan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün’ün eşi ve avukatı Sinem Keleş Akgün söz aldı. “Sesim, sadece Gürkan'ın ve benim değil, hukuksuz bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm arkadaşlarımızın ve onların ailelerinin ortak sesidir,” diyen Akgün, eşinin üniversite okumak için 17 yaşında İstanbul’a geldiğini aktardı. “İstanbul’un muhafızı” olarak tanımladığı eşinin, İstanbul’u korumaya üniversite yıllarından itibaren başladığının altını çizen Akgün, “O zamandan bu yana, kentin gerçek sahipleri için talan ve rant düzeniyle mücadele etmekten, İstanbul'u, İstanbulluyu savunmaktan asla geri durmadı.</p>

<p>Gecesini gündüzüne katarak çalıştı, hep çalıştı, çok çalıştı. Emek emek, ilmek ilmek, doğruluğu, dürüstlüğü, disiplini, çalışkanlığı ve liyakatiyle İstanbul'un en büyük rant sahası olarak görülen imar alanında genel sekreter yardımcılığı görevini tertemiz yerine getirdi. Ta ki 19 Mart 2025 tarihine kadar. Tıpkı değerli başkanımız Ekrem İmamoğlu gibi, kıymetli çalışma arkadaşları gibi hiçbir somut iddia ve delil olmadan haksız ve hukuksuzca, keyfi biçimde tutuklanarak, bir gecede İstanbul'un sokaklarından, mücadelesinden koparılıp, dört duvar arasına gönderildi,” dedi.<br />
<br />
“<strong>HAYATIMIZIN EN MUTLU GÜNÜNÜ PARMAKLIKLAR ARDINDA,YAŞASAK DA GÜN GELECEK; ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞAN DOSTLARIMIZLA, O DÜĞÜNÜ YAPACAK, O HORONU OYNAYACAK, O HALAYA DURACAĞIZ”</strong><br />
<br />
19 Mart öncesinde Gürkan Akgün evlilik hazırlığına başladıkları bilgisini paylaşan Akgün, “Düğün tarihimizi belirlemiş, evimizi yerleştiriyorduk. Ancak bu tutsaklık, hayallerimizden alıkoymadı bizi. 30 Temmuz'da, Gürkan'ın tutukluluğunun beşinci ayında, parmaklıklar arasında, sadece ailelerimizin katılabildiği bir törenle cezaevinde evlendik.</p>

<p>Evet; biz de hayallerimizden hayatlarımızdan vazgeçmedik Filiz ve Buğra gibi. Hayatımızın en mutlu gününü parmaklıklar ardında yaşasak da gün gelecek; sevdiklerimizle, sizlerle ve özgürlüğüne kavuşan dostlarımızla o düğünü yapacak, o horonu oynayacak, o halaya duracağız,” diye konuştu. Avukat kimliğiyle İBB soruşturmasındaki hukuksuzlukları sıralayan Akgün, “Son olarak sevgili Dilek Kaya İmamoğlu'nun abisinin tutuklanması, aileleri, bizleri hedef alan sistematik baskının son halkasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sevgili Dilek Kaya İmamoğlu şahsında biz kadınları, eşleri, aileleri yalnızlaştırmak; biz eşler, kadınlar, çocuklar, kardeşler, akrabalar üzerindense sevdiklerimizi içeride yıldırmak, maalesef bu kirli siyasetin ve yargının beyhude çabası olarak kalacaktır. Gürkan'ın ve arkadaşlarının tutsaklığı sadece onların değil değil, aynı zamanda hukuka olan güvenin, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin de hapsolmasıdır,” şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>“MÜCADELEYİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”</strong><br />
<br />
“Açıkça ifade ediyorum; bu dava hukuki değil, siyasidir,” diyen Akgün, “Soruşturma sürecini yürüten başsavcının, yargılamanın başlamasıyla birlikte Adalet Bakanı olarak atanması, davanın siyasi olduğunun en büyük ispatıdır. Aynı kişinin Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun Başkanı olarak, yargılamayı yapacak hakimlerin amiri konumuna gelmesi, yargı bağımsızlığına müdahalenin açık ilanıdır.</p>

<p>Tüm bu hukuksuzluklar karşısında, bugün Saraçhane'den, bu dayanışma meydanından sesleniyoruz: Biz aileler buradayız. Dimdik ayaktayız. Aile dayanışma ağı olarak, tek bir arkadaşımız bile haksız yere içeride tutulduğu sürece, susmayacağız. Hukuku ve adaleti yeniden inşa ederek, sevdiklerimizi o dört duvarın arasından, hukuksuzluğun elinden alacağız, mücadeleyi asla bırakmayacağız,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ CANSIN İNCE: ADALETİN ENKAZI, ALTINDAN ÇIKMIŞ BİR YURTTAŞ OLARAK KONUŞUYORUM</strong><br />
<br />
19 Mart Saraçhane eylemleri sırasında gözaltına alınıp, 40 günlük tutukluluğunun ardından tahliye edilen üniversite öğrencisi Cansın Nurettin İnce de şunları söyledi:<br />
<br />
“Bugün burada, 40 günlük bir haksızlığın ardından sadece özgürlüğü almış bir genç olarak değil, Anayasa’nın rafa kaldırıldığı bir süreçte, adaletin enkazı altından çıkmış bir yurttaş olarak konuşuyorum. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19. Maddesi, kişi hürriyeti ve güvenliğini; 26. maddesi ise düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına alır.</p>

<p>Ancak benim yaşadığım 40 günlük süreç, bu anayasal hükümlerin sadece kâğıt üzerinde kaldığının, yargı erkinin ise adalet dağıtıcısı olmaktan çıkarılıp, toplumu terbiye etme sopasına dönüştürüldüğünün ispatıdır. Hiçbir somut delile dayanmayan, hukuki dayanaktan yoksun bir süreç bir yargılama değil, bir hak ihlali ve kişi hürriyetine saldırıdır. Bir üniversite öğrencisinin eğitim hakkının, siyasi nedenlerle gasp edilmesi, sadece şahsıma değil, bu ülkenin geleceğine yönelik bir saldırıdır. Tutukluluk bir tedbir olmaktan çıkmış, peşinen bir mahkûmiyet ve infaz yöntemine dönüşmüştür. Toplumun ortak vicdanı olan ifade özgürlüğü, soyut iddialar ve zorlama suçlamalarla tıkanmaktadır.”<br />
<br />
<strong>“ÖZGÜRLÜK, SADECE HAPİSTEN ÇIKMAK DEĞİL,* *KORKMADAN KONUŞABİLDİĞİMİZ BİR ÜLKEYE UYANMAKTIR”</strong><br />
<br />
“Korku iklimi yaratarak, gençlerin iradesini kırmayı hedefleyen bu sistem, evrensel hukuk ilkelerine ve insanlık onurunu ayaklar altına almıştır. Gözaltına alındığım andan itibaren maruz kaldığım hukuksuzluklar silsilesi, ülkemizdeki yargı bağımsızlığının ağır bir yara aldığını bir kez daha tescillemiştir. Ancak unutulmamalıdır ki; şahıslar geçici, anayasal ilkeler ve hukuk kalıcıdır.</p>

<p>Beni 40 gün boyunca hürriyetimden mahrum bırakan bu irade, düşüncelerimi ve demokratik bir Türkiye idealimi hapsedememiştir. Özgürlüğümün bedeli olarak ödetilmeye çalışılan bu 40 günün her saniyesinin hesabını, yine hukuk çerçevesinde sormaya devam edeceğim. Sesimi duyan tüm demokratik kamuoyuna sesleniyorum: Hukuksuzluk sessizlikten beslenir. Anayasal haklarımıza, hukuk devletine ve özgür geleceğimize sahip çıkmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Özgürlük, sadece hapisten çıkmak değil, korkmadan konuşabildiğimiz bir ülkeye uyanmaktır.”</p>

<h2><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)</strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/esi-ve-iki-agabeyi-tutuklu-yargilanan-dilek-imamoglu-ailelere-dokunmayin-diye-isyan-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/02/dilek-face.jpg" type="image/jpeg" length="59824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Başkan Vekili Nuri Aslan Bu Ramazan'da Kimseyi Geride Bırakmayacağız Dedi]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-baskan-vekili-nuri-aslan-bu-ramazanda-kimseyi-geride-birakmayacagiz-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-baskan-vekili-nuri-aslan-bu-ramazanda-kimseyi-geride-birakmayacagiz-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Şubat ayı oturumları tarihi Saraçhane Meclis salonunda başladı. Oturuma başkanlık eden İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Meclisin ilk birleşiminde açılış konuşmasını yaptı. Aslan konuşmasında Ramazan ayı boyunca uygulanacak geniş kapsamlı sosyal destek programlarını, deprem bölgelerinde yürütülen çalışmaları ve İstanbul’un afetlere hazırlanmasına dönük çalışmaları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB BAŞKANVEKİLİ NURİ ASLAN ŞUBAT AYI MECLİS AÇILIŞINDA KONUŞTU</strong></p>

<p>Yaklaşık 1 milyon İstanbulluya doğrudan ulaşacak desteklerin devreye alınacağını belirten Nuri Aslan, dayanışmanın büyütüleceğini ve İstanbul’da kimsenin yalnız bırakılmayacağını açıkladı.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner</strong> -<strong> Fatih - İstanbul  </strong></h2>

<p><strong>RAMAZANDA KİMSEYİ GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ: 1 MİLYON İSTANBULLUYA DESTEK</strong></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 9. seçim dönemi 3. toplantı yılı Şubat ayı oturumları İBB Başkanvekili Nuri Aslan başkanlığında İBB Saraçhane binasında başladı. Aslan, Meclisin ilk birleşiminde açılış konuşmasında önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>RAMAZAN’DA 1 MİLYON İSTANBULLUYA DESTEK</strong></p>

<p>Ramazan ayı boyunca yürütülecek sosyal destek programlarını açıklayan Aslan; Sosyal Destek İstanbulkart kapsamında aylık 200 bin haneye 2 bin TL destek sağlanacağını, Halk Ekmek desteği, bebek destek paketleri, öğrencilere beslenme desteği ve emeklilere yönelik pazar yardımlarıyla desteklerin genişletileceğini ifade etti.</p>

<p>Ramazan boyunca iftar çadırları, kent lokantaları, sosyal tesisler ve mobil dağıtım noktaları aracılığıyla yüz binlerce vatandaşa iftar ulaştırılacağını belirten Aslan, toplamda 500 bin kişiye iftar hizmeti sağlanacağını açıkladı. Ayrıca 100 bin haneye Ramazan kuponu desteği sunulacağını, ihtiyaç sahibi emekliler ve vatandaşlara pide desteği de verileceğini belirtti. Ramazan ayı boyunca kültür merkezleri ve meydanlarda konserler, çocuk etkinlikleri, geleneksel gösteriler ve söyleşiler düzenleneceği de sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>50 MİLYONUNCU SÜT DAĞITIMI</strong></p>

<p>İBB’nin çocuklara yönelik süt destek programı kapsamında 50 milyonuncu litre sütün dağıtımına ulaşılacağını da açıklayan Aslan, program kapsamında yüz binlerce çocuğa düzenli süt desteği sağlandığını belirterek, Mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerin üyelerini de bu dağıtıma davet etti.</p>

<p><strong>“İSTANBUL’U DEPREME HAZIRLAMAK TÜRKİYE’NİN BEKA MESELESİDİR”</strong></p>

<p>Konuşmasında 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne değinen Nuri Aslan, deprem bölgelerinde yaşanan yıkımın halen sürdüğünü ve acıların dinmediğini belirtti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin deprem sonrası Hatay başta olmak üzere afet bölgelerinde görev yaptığını hatırlatan Başkan Vekili, on gün boyunca binlerce personel ve araçla bölgede çalışmalar yürütüldüğünü, yüzlerce vatandaşın enkazdan sağ kurtarıldığını ve altyapı onarımlarının gerçekleştirildiğini söyledi.</p>

<p><br />
İstanbul’un depreme hazırlanmasının Türkiye için bir beka meselesi olduğunu ifade eden Aslan, tüm kamu kurumlarını ortak çalışma çağrısında bulundu.<br />
İBB Başkanvekili Nuri Aslan konuşmasında şunları söyledi;</p>

<p><strong>TUTUKLU BELEDİYE BAŞKANLARINA DAYANIŞMA MESAJI</strong></p>

<p>Siyasi partilerimizin saygıdeğer grup başkan vekilleri, grup yönetimleri, ilçe belediye başkanlarımız,<br />
belediye başkan vekillerimiz, kıymetli meclis üyelerimiz, değerli basın emekçilerimiz, ve ekranları başında bizleri izleyen aziz İstanbullular, hepinizi saygıyla selamlıyorum.</p>

<p><br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisimizin şubat ayı toplantısını gerçekleştirmek üzere bir araya geldik. Mecliste alacağımız kararlar şimdiden hayırlı uğurlu olsun.</p>

<p>Buradan aylardır hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı ve Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanı adayı, yol arkadaşımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na; ilçe belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize, bürokratlarımıza, yol arkadaşlarımıza selamlarımı gönderiyorum. İnanıyorum ki tüm haksızlıklar bitecek, bizler kavuşacağız.</p>

<p>Ayrıca her zaman olduğu gibi yine söylemek isterim ki: Yaşanan bunca hukuksuzluk siyaset kurumuna, demokrasimize ve ekonomimize büyük zararlar veriyor. Bir an önce bu sürecin geçmesini diliyorum.</p>

<p>Zira halkımız da kendi iradesiyle seçilen belediye başkanlarının arkasında.</p>

<p>Bunu Adana’ya bakarak görebilirsiniz. Adana gibi başkan olarak anılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar tahliye oldu. Çok sevdiği Adanasına ve Adanalılara kavuştu. Bu güzel haberi aldığımızda deprem bölgesindeydim. Hemen Zeydan Başkanımızın yanına gittim. Adana’da nasıl karşılandığını, insanların ona nasıl sarıldığını gözlerimle gördüm.</p>

<p>Dilerim ki çok yakında görevinin başına da dönecek. Ayrıca İSFALT muhasebe müdürümüz, çalışma arkadaşımız Oktay Aktaş da tahliye edildi. Kendisine de geçmiş olsun ve hoş geldin diyorum.</p>

<p>Esenyurt’un seçilmiş başkanı Ahmet Özer de bir yıllık hukuksuz tutukluluğun ardından tahliye olmuştu. Yine İBB Meclis üyelerimiz de tahliye oldu. Başkanlarımız ve meclis üyelerimiz aylardır görevlerine dönmeyi bekliyor. İnşallah tüm hukuksuzluklar bitecek. Özgür günlerde buluşacağız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>RAMAZAN’DA DEV SOSYAL DESTEK PROGRAMI DEVREYE GİRİYOR</strong></p>

<p>“Kıymetli meclis üyeleri,</p>

<p>Geçen hafta Berat Kandilimizi idrak ettik. On bir ayın sultanı Ramazan’ın habercisi olan Berat Kandilimiz bir kez daha mübarek olsun. Ülkemize ve dünyaya huzur, adalet, barış getirsin.Ramazan demek aynı sofrada elde ne varsa bölüşmek demek, dayanışma demek. Çocukluğumun Ramazanlarını hatırlıyorum. Birlik olmayı, birlikte olmayı hatırlıyorum. Kalabalık sofralarda buluşmayı, bir lokmayı paylaşmayı hatırlıyorum. İşte biz o bir lokmayı bölüşmenin derdinde olanlarız. Bölüştüğümüzde kendi lokmamız değil, İstanbullunun hakkıdır. İstanbullunun hakkını İstanbul’a dağıtmaya devam ediyoruz. Bu bizim için en büyük ibadettir. Bizim yol göstericimiz Hoca Ahmet Yesevi’dir, Hacı Bayram Veli’dir, Yunus Emre’dir. Biz onların yolundan gitmeye, dayanışmamızı Ramazan’da da büyütmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Bağcılar, Eminönü, Üsküdar ve Sancaktepe’de ana meydanlarda kuracağımız iftar çadırları aracılığıyla günlük 1.500; toplamda 174.000 vatandaşımızla iftarda buluşacağız.Marka projemiz olan, halkımızın çok sevdiği Kent Lokantalarımızın hepsi birer iftar noktası gibi çalışacak. İftar saatini kaçıran ve Kent Lokantasının dışında bulunan günlük 2.000, toplamda 58.000 vatandaşımıza ücretsiz kumanya vereceğiz. İBB sosyal tesislerimizde günlük 5.000; toplamda 145.000 kişiye iftar hizmeti sağlayacağız.Mobil büfelerimiz ve 3×3 iftar çadırlarımız aracılığıyla toplam 25 lokasyonda günlük 25.000 adet, toplamda 725 bin iftar kumanyası dağıtacağız.</p>

<p>32 hastanede günlük 4.000 adet, toplam 116.000 adet sahur dağıtımı yapacağız.Sosyal Destek İstanbulkart kapsamında aylık 200.000 haneye 2.000 TL destek sağlayacağız. Sosyal Destek İstanbulkart’tan faydalanan 20.000 hanemize günlük 3 adet ekmek desteği vereceğiz. Sosyal Destek İstanbulkart’tan faydalanan 6.000 hanemize bebe bisküvisi desteği sunacağız.20.000 ilkokul öğrencimize 2.000 TL tutarında okul beslenme desteğini ve günlük bir adet Halk Ekmek desteğini ulaştıracağız. Ramazan ayında 20.000 emeklimize 10.000 TL pazar desteği vereceğiz. 100.000 hanemize 2.000 TL tutarında Ramazan kuponu desteği sunacağız.Tek emekli maaşı veya tek asgari ücretle geçinen yaklaşık 7.000 emeklimiz ve 16.000 ihtiyaç sahibi vatandaşımız olmak üzere toplamda 23.000 vatandaşımıza günlük 1 adet Ramazan pidesi desteği sunacağız.”</p>

<p><strong>“PROTOKOL SOFRASI DEĞİL, HALK SOFRASI KURUYORUZ”</strong></p>

<p>“Yani Türkiye’nin gördüğü en devasa sosyal destek çalışmalarından birine imza atıyoruz.Demin saydıklarımın hepsini alt alta toplayın. İstanbul’da 500 bin iftarı İBB sağlamış olacak. İşte bizim iftar soframız budur. Protokol yok, özel masa yok, sadece halk var.500 bin kişinin doyduğu kocaman, bereketli bir halk sofrası var. Ve doğrudan yaptığımız diğer katkılar 300 binden fazla haneye ulaşacak. Bu ne demek? 1 milyon İstanbulluya destek vermek demek. 1 milyon vatandaşımıza sosyal devletin elini uzatıyoruz. Yeter mi? Yetmez. Ramazanı bir sosyal kaynaşma buluşmaya çevirip mahalle aralarına kadar taşıyacağız. Meydanlarda, kültür merkezlerinde ve Artİstanbul Feshane’de Ramazan ayı boyunca yüzlerce kültür sanat etkinliği, dini sohbetler, konserler, söyleşiler, dinletiler, geleneksel Ramazan gösterileri ve çocuk etkinlikleri düzenleyeceğiz.”Ekrem Başkanımız göreve geldiğinde ne demişti?“Bir kişiyi bile geride bırakmayacağız.” Engelli vatandaşlarımız ve aileleriyle aynı sofrada buluşacağız.</p>

<p>Anadolu ve Avrupa yakasında toplam 1.100 kişilik iftar programı düzenleyeceğiz. Şehit yakınlarımız ve gazilerimiz ile toplamda 500 ailemizle Eyüpsultan Camii ve Hz. Yuşa Türbesi’ne geziler düzenleyeceğiz. İnanın çok daha fazlasını yapacağız. Halkımızın parasıyla halkımıza hizmet etmeyi sürdüreceğiz. Bu duyguyla, şimdiden Ramazan-ı Şerif’imizin hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p><strong>“AYNI ACILARI YAŞAMAMAK İÇİN ŞEHİRLERİMİZİ AFETLERE HAZIRLAMAK ZORUNDAYIZ”</strong></p>

<p>“Kıymetli meclis üyeleri,<br />
Aşık Veysel’in dizelerini okuyacağım sizlere:<br />
“Susmuş bülbülleri güller perişan<br />
Gark olmuş toprağa kalmamış nişan<br />
Kükredikçe dalgalara karışan<br />
Hani Fırat ile coşan Erzincan”</p>

<p>Aşık Veysel bu dizeleri ne zaman yazmış biliyor musunuz? 1939 depremin ardından…Benim dedem hayatını o depremde kaybetmiş. Babaannem o depremde sakat kalmış… Benim ailem deprem mağduru anlayacağınız. Gönül isterdi ki 1939’dan sonra hiç böylesi bir felaket yaşamayalım.<br />
Ne yazık ki olmadı…On binlerce canımızı yitirdik sonrasında da.</p>

<p>Ve en son felaket 6 Şubat depremleri… 50 binden fazla vatandaşımızı toprağa koyduk.<br />
Kahramanmaraş depremlerinin yıldönümünde Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, büyükşehir belediye başkanlarımızla, grup başkanvekilimizle, meclis üyelerimizle, bürokratlarımızla Hatay, Adıyaman ve Malatya’daydık.</p>

<p>Ardından Adana’ya geçerek hem Zeydan Başkanımıza hoş geldin dedik hem de Adana’daki depremde kaybettiklerimizi anma yürüyüşüne katıldık.<br />
Zamanın durduğuna hiç şahit olduğunuz mu bilmiyorum? Ben oldum… Gittiğimiz her yerde sadece mezarlıklarda değil, daha şehirlere girer girmez, konteyner kentlerde, sokaklarda, mahallelerde her yerde koca bir yas gördüm. O güzel kentlerde yalnızlığı gördüm. Yıkımı gördüm. Acıyı gördüm. Zamanın durduğunu gördüm.</p>

<p>İzmir’de tutuklu olan Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’la depremin hemen ardından bölgeye gitmiştik. Üç yıl geçti. Şehirler hâlâ aynı. İnsanların gözyaşı asla kurumuyor. Giden gidiyor da kalan da yaşayamıyor…Ancak bizlerin görevi kalanların yaşamasını sağlamak. Aynı acıları yaşamamak için şehirlerimizi afetlere hazırlamak zorundayız.”</p>

<p><strong>AFET BÖLGELERİNDE YAPILAN ÇALIŞMALARI ANLATTI</strong></p>

<p>“Hep söyledik, yine söylüyorum: İstanbul’umuzu depreme hazırlamak için devletimizin tüm kurumlarıyla iş birliği yapmaya hazırız. Tıpkı 6 Şubat’ta olduğu gibi…O gün, AFAD bizi Hatay ile eşleştirdiği an; hiçbir siyasi hesap yapmadan, AKOM koordinasyonunda tüm birimlerimizi “Devletin emrinde, milletin hizmetinde” diyerek bölgeye sevk ettik.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, Ekrem Başkanımızın başkanlığında tüm imkânlarımızı seferber ettik. 10 bin personelimiz ve 2 bin aracımızla Hatay’da depremzede vatandaşlarımızın yardımına koştuk, hizmet ettik. Ekiplerimiz 561 vatandaşımızı sağ çıkardı. İGDAŞ ekiplerimiz gaz hatlarını onardı, İSKİ ekiplerimiz 25 bin metre şube yolu ve binlerce onarımı gerçekleştirdi. Hatay’ın suyunu yeniden akıttık. Orhangazi feribotunu yüzer hastaneye çevirdik. 66 binden fazla yaralımızın tedavisini yaptık.</p>

<p>KİPTAŞ ile geçici yaşam alanları, İBB Kırıkhan Lisesi ve Samandağ Sahil Parkı’nı inşa ettik. Depremden etkilenen her şehrimize tüm imkânlarımızla koştuk, elimizi uzattık. Bunları siyaset için yapmadık, devlet kurumu olarak görevimizi yerine getirdik. Çünkü bu memleket Edirne’den Kars’a bizimdir.Burası bizim ülkemiz.</p>

<p>Taşı toprağı bizim. Üzerinde dalgalanan bayrağı bizim. Yaşanan her acı ortak yasımızdır. Adıyaman’da yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir deprem anıtı da yapacağız. Allah bir daha milletimize ve ülkemize böylesi kara bir gece yaşatmasın diye hep dua edeceğiz.Kıymetli meclis üyeleri, Daha çok çalışmalıyız. Hep birlikte İstanbul’u depreme hazırlamalıyız. Çünkü İstanbul’u depreme hazırlamak Türkiye’nin beka meselesidir. Ekrem Başkanımızın da en hassas olduğu konu budur. 2019’dan itibaren Ekrem Başkanımızın öncülüğünde deprem seferberliği başlattık. Gelin hep birlikte İstanbul’u dirençli bir kent yapalım.”</p>

<p><strong>ULUSLARARASI DAYANIŞMA: GAZZE’YE YARDIM KARARI</strong></p>

<p>“Bizim dayanışmamız sınırları aşıyor. Çünkü nerede bir mazlum, bir mağdur görsek yüreğimiz en hassas yerinden acıyor. Biz asla gözümüzü Gazze’ye kapatmadık, binlerce mazlum katledilirken arkamızı dönmedik İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak. Çünkü dünya dediğimiz âlem ancak masumlar ve mazlumlar korunurken iyi olabilmektedir ve iyi olabilir.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak geçtiğimiz aylarda Gazze’ye yardım göndermek için meclisimizle birlikte karar aldık. Yardım malzemelerimizi hazırladık. Hazırladığımız yardımları Türk Kızılayı’na teslim edeceğiz. Kızılay aracılığıyla Gazzeli mazlumlara buluşturacağız inşallah İstanbul’un yardımlarını. Biz büyük bir milletiz. Gücümüz herkesi ayağa kaldırmaya yeter. Bu vesileyle meclisimizdeki tüm üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum.</p>

<p>4 Şubat çok önemli bir gün. Kanser konusunda farkındalığı artırmak, kanserin erken tanı, erken tedavi ve engellenmesine teşvik için dört Şubat Dünya Kanser Günü olarak kabul edilmiştir. Erken tanı hayat kurtarır. Kanser hastası olan tüm vatandaşlarımıza şifa diliyoruz.</p>

<p><strong>SEVGİ VE DAYANIŞMA MESAJI</strong></p>

<p>Dünyayı sevgi kurtaracak kıymetli dostlar. Ne yaparsak yapalım sevgiyle yapmalıyız, iyilikle yapmalıyız. On dört Şubat Sevgililer Günü de bunu bize bir kez daha hatırlatıyor. Buradan On Dört Şubat Sevgililer Günü vesilesiyle kıymetli eşim, sevgilim, eşim Özden Hanım’ın da Sevgililer Günü’nü kutluyorum.Yirmi bir Ocak iki bin yirmi beş yılında bir yangın yaşadık. Bir yıldır o yangın içimizde hiç sönmedi. Kartalkaya’da tedbirsizlikler nedeniyle bir otelde çıkan yangında otuz altısı çocuk, yetmiş sekiz yurttaşımızı yitirdik.</p>

<p>Facianın üzerinden bir yıl geçti ancak hâlâ gerçek sorumluları ortaya çıkmadı. Bunun ilelebet hem biz takipçisi olacağız hem de milletimiz takipçisi olacaktır. Kaybettiğimiz tüm canları buradan bir kez daha rahmetle anıyorum.26 Şubat, insanlığın en büyük kara lekelerinden birinin yıl dönümü. Katledilen soydaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Azerbaycan halkının acısını yürekten paylaşıyorum. Bu katliamı en ağır şekilde kınıyorum. Bir daha böylesi acıların yaşanmamasını temenni ediyorum.</p>

<p>Bu ay Türk tiyatrosuna ömrünü adamış, sanat hayatımıza iz bırakmış büyük ustayı sonsuzluğa uğurladık. Büyük ustayı bir kez daha rahmetle, saygıyla anıyorum. Ailesine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum.</p>

<p>Acı bir haber de kendi ailemizden geldi. Kahraman itfaiye personelimiz Zikri Ulusoy, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve itfaiye ailemize sabırlar diliyorum.</p>

<p>Plan Bütçe Komisyonu Başkanımız, Şişli ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyemiz, yol arkadaşımız Ahmet Oğuz Demir’in de başı sağ olsun. Oğuz kardeşimizin kıymetli annesi Dudu Demir’e de Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde görevi başında rahatsızlanarak şehit olan Bakım Astsubay Kıdemli Başçavuş Talat Okur’a da Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.</p>

<p><strong>ŞUBAT AYINDA ANDIĞIMIZ DEĞERLER</strong></p>

<p>Şubat ayında vefat eden gazeteci yazar Adli Bekçi’yi, sanatçı Barış Manço’yu, eski devlet bakanı Adnan Kahveci’yi, kıymetli sanatçımız Müzeyyen Senar’ı, büyük usta Cem Karaca’yı, eski CHP Genel Başkanımız Deniz Baykal’ı, Mersin’de korkunç bir cinayete kurban giden evladımız Özgecan Aslan’ı, eski İBB Başkanımız Kadir Topbaş’ı, sanatçı Aysel Gürel’i, Köy Enstitülerinin kurucusu, eski Millî Eğitim Bakanımız Hasan Âli Yücel’i, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’i, eski başbakanlarımızdan Sayın Necmettin Erbakan’ı, usta yazar Yaşar Kemal’i, İstiklâl Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngör’ü rahmetle anıyoruz. Ülkemizin kıymetli siyasi partilerinden, meclisimizde de grubu bulunan Milliyetçi Hareket Partisi’nin elli yedinci kuruluş yıl dönümünü de tebrik ediyorum, kutluyorum. Bu arada yaklaşık bir milyon çocuğumuza ulaşıyoruz.</p>

<p>Elli milyonuncu litre sütümüzü dağıtacağız inşallah. O süt dağıtımında, çocuklarımızın yanında olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm siyasi partilerinin meclis üyelerini de birlikte, o gün elli milyonuncu litre sütü dağıtırken birlikte olmaya davet ediyorum.</p>

<p><br />
Bu hafta Perşembe Hızır lokması dağıtılacak. Oruç tutan tutar, tutmayan tutmaz; bu herkesin kendi insani ve vicdani durumudur. Ama tekrar ifade ediyorum, İslam’ın sancağı taşınıyorsa Türkiye Cumhuriyeti topraklarında ve bu bayrak dalgalandığı için bari Ramazan’a hürmet edilir. Sizden rica ediyorum kıymetli arkadaşlar. Hepinizi saygıyla selamlıyor, meclis toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.”</p>

<h2><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-baskan-vekili-nuri-aslan-bu-ramazanda-kimseyi-geride-birakmayacagiz-dedi</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/02/aslan-meclis.jpg" type="image/jpeg" length="57359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TUİK Başkanı Dr. Çetinkaya Üniversite Okuyan Gençler’e Okurken Evlenin dedi]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/tuik-baskani-dr-cetinkaya-universite-okuyan-genclere-okurken-evlenin-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/tuik-baskani-dr-cetinkaya-universite-okuyan-genclere-okurken-evlenin-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her sene 500’ün üzerinde üniversite eğitimi alan Malatya İzollu Vakfı Öğrencileri ‘nin Ocak ayı Bursiyer toplantısının konuşmacısı Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı Dr. Erhan Çetinkaya oldu. Program ilk olarak selamlama Vakıf Başkanı Av. Ömer Çetinkaya yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇETİNKAYA CUMHURBAŞKANIMIZIN EN AZ 3 ÇOCUK YAPIN ÇAĞRISI ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ DEDİ</strong></p>

<p><strong>Malatya İzollu Vakfının Ocak 2026 Bursiyer toplantısı Ensar Vakfı Süleymaniye yerleşkesinde yapıldı. Saat 19.00 da yemek ikramı ile başlayan toplantı 19.30 da bu ayki konuşmacı olan TUİK başkanı Dr. Erhan Çetinkaya ilk olarak kendi yaşam öyküsü ile alakalı genlere faydalı ve yararlı bilgiler verdi. </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Daha sonra ise slayt eşliğinde özellikle doğurganlık konusunda dünya 30 yılda yaşanan azalmayı biz ülke olarak 8 -10 sene içinde yaşadık. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. </strong></p>

<p><strong>Cumhurbaşkanımızın sık sık 3 çocuk yapın talebi öyle söylenmiş bir söz değildir. İstatistiksel rakamlara bakıldığı zaman doğurganlık oranı ülkemizde 1.48’e gerilemiş durumda. </strong></p>

<p><strong>Bu düşüşün bir çok nedeni var. Uzun eğitim süresi, kırsalda yaşamın azalıp şehirde yaşamın artası başta olmak üzere nüfus azalması bir çok nedeni olabilir. </strong></p>

<p><strong>TUİK başkanı sunumunu yaptıktan sonra Vakıf yöneticilerinin ve öğrencilerin sorduğu sorulara cevap verdi. Soru soran bir kişinin TUİK’in ne kadar çalışanı var sorusuna başkan Dr. Çetinkaya toplamda 4.000 çalışanları olduğunu söyledi.</strong></p>

<p><strong>Diğer bütün surlara içtenlikle cevap veren Dr.Çetinkaya öğrencilerden tam not aldı.</strong></p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/tuik-baskani-dr-cetinkaya-universite-okuyan-genclere-okurken-evlenin-dedi</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/01/tuik-1.jpg" type="image/jpeg" length="30509"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB, İktidar Medyasının ‘Yuvamız İstanbul’ Çarpıtmalarına Belgeleriyle Cevap Verdi]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iktidar-medyasinin-yuvamiz-istanbul-carpitmalarina-belgeleriyle-cevap-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iktidar-medyasinin-yuvamiz-istanbul-carpitmalarina-belgeleriyle-cevap-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Ekrem İmamoğlu dönemi İBB’sinin marka projesi ‘Yuvamız İstanbul’u hedef tahtasına oturtan iktidar medyasına canlı yayında yanıt verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın konuyla ilgili açıklamalarının gerçeği yansıtmadığının altını çizen Aslan, “Sayın Aile Bakanımızın açıklamalarını gördüm. Kendisi bir anne olarak konuya hassas yaklaşıyor ama bu konuda doğru bilgilendirilmemiş olabilir, merkezlerimizi iyi tanımıyor olabilir.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi – Hüseyin Çetiner </strong></p>

<p>Bu merkezlerimizin mimarı Ekrem Başkanımız bir baba. Üç evladı var. Ben de bir babayım, benim de üç evladım var. Buradan bir baba olarak çağrı yapıyorum: Siyasi kimliklerimizi kenara bırakalım… Mahinur Hanım’ı davet ediyorum. Gelsin, anne-baba gözüyle merkezlerimizi beraber gezelim. Oradaki denetimi, hizmeti ve güven ortamını bakanımız kendi gözleriyle görsün isterim,” dedi.</p>

<p><strong>İBB BAŞKAN VEKİLİ NURİ ASLAN’DAN AİLE BAKANI GÖKTAŞ’A ‘YUVAMIZ İSTANBUL’ DAVETİ: GELSİN, ANNE-BABA GÖZÜYLE MERKEZLERİMİZİ BERABER GEZELİM ORADAKİ DENETİMİ, HİZMETİ VE GÜVEN ORTAMINI BAKANIMIZ KENDİ GÖZLERİYLE GÖRSÜN</strong></p>

<p>Kurumun, olayın yaşandığı iddia edilen Eyüpsultan Güzeltepe’deki Yuvamız İstanbul’a ait 35 kameranın kaydının tamamını, 4 farklı yazı ile emniyet birimlerine teslim ettiğini belgeleriyle paylaşan İBB Genel Sekreteri Prof. Demir de “Biz, konuya bu kadar titizlenirken, 127 merkezde 12 bin 696 kapasiteyle İstanbullulara hizmet sunan Yuvamız İstanbul’u hedef tahtasına konulmasını adil bulmuyoruz. Çocuğun üstün yararını gözetmeden; hedef göstererek açıklamalar yapan, manşetler atan, ‘sapık’, ‘sapkın’ gibi ifadelerle sayfalarına taşıyan, kendine ‘gazeteci’ diyen kişi ve kurumlara dava açılmıştır. Ayrıca bu kişi ve kurumlar için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İBB GENEL SEKRETERİ PROF. DEMİR: KENDİNE ‘GAZETECİ’ DİYEN KİŞİ VE KURUMLARA DAVA AÇILMIŞTIR</strong></p>

<p>Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri (ÇEM), seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da göreve gelmesinin ardından kuruldu. İBB tarihinde bir ilk olan ÇEM’lerin sayısı, 5 yıl içerisinde sıfırdan 127’ye çıkarıldı. 127 noktada, 12 bin 696 kapasiteyle hizmet veren ÇEM’ler, son dönemde iktidar yanlısı medya tarafından hedef tahtasına konuldu. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Eyüpsultan Güzeltepe Yuvamız İstanbul ÇEM’de yaşandığı iddia edilen olayla ilgili gerçekleri, canlı yayında kamuoyu ile paylaştı. Aslan ve Prof. Demir, seçilmiş İBB Başkanı İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’nun da katılımcı olarak yer aldığı canlı yayında, olayın perde arkasını tüm detaylarıyla aktardı.</p>

<p><strong>ASLAN: YAPTIĞIMIZ EN İYİ, EN BEĞENİLEN İŞLERİN BAŞINDA YUVAMIZ İSTANBUL GELİYOR</strong></p>

<p>Yuvamın İstanbul ÇEM’lerin toplumsal ve ekonomik sorunlardan kaynaklı olarak hizmete alındığının altını çizen Aslan, özetle şunları söyledi:</p>

<p>“Bizim yaptığımız en iyi, en beğenilen işlerin başında Yuvamız İstanbul geliyor. Böyle bir kara propagandayı yapanlar hiç mi düşünmüyor; merkezlerimiz olmasa evlatlarımız ne yapacak?</p>

<p>Ailelerimiz ne yapacak? Çok şükür ki ailelerimiz de bizim hizmetlerimizi çok iyi tanıyor. Bizleri çok iyi biliyor. Ekranları başında çok sayıda hanımefendi de var. Özellikle çocuğu olanlar beni daha iyi anlayacaktır.</p>

<p>Bugün bir özel merkeze çocuğunuzu göndermek isteseniz dünyanın parası. Anne-babadan uzak gurbetteyseniz, çocuğunuzu bırakacak uygun fiyatlı bir yer lazım. Bu, sadece günü kurtarmak için lazım değil. Zenginin çocuğu özel merkezlerde bir sürü etkinliğe katılıyor, garibanın çocuğu geri kalıyor. Okula başlayınca rekabet edemiyor. Şimdi biz; dar gelirli, orta gelirli ailelerimizin evlatlarına da bolca oyun oynayacakları imkân sağlıyoruz. Fırsatta eşitliyoruz, imkânda eşitliyoruz.</p>

<p>Yani bu merkezlerin arkasında bir fikir var. Bu fikir ne siyaset ne ticaret. Bu fikir, Türkiye Cumhuriyeti'nin de kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal'in bize emanet ettiği cumhuriyettir. Çünkü Cumhuriyet demek, zenginle fakirin çocuğunu eşitlemek demektir. Biz merkezlerimize bu gözle bakıyoruz, sizden de ricam böyle bakmanız. Yani bu merkezleri hedef aldığınızda, burada dar gelirli vatandaşın elindeki hizmeti hedef almış oluyorsunuz.”</p>

<p><strong>“KAMUOYUNUN AKLINDA TEK BİR ŞÜPHE KALMASINI İSTEMİYORUZ”</strong></p>

<p>“Tartışma yaratan gündemle de ilgili olarak… Biz kurumumuzdaki tüm personelimize, yol arkadaşlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ama yine de kamuoyunun aklında tek bir şüphe kalmasını istemiyoruz. Biz, şeffaf olmayı ilke edindik. O yüzden bu süreçte de daima olan biteni Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) uygun oranda belgeleri ve görüntüleri ile kamuoyuyla paylaştık. Görüntülerin tamamını da adli makamlarla paylaştık. Bakın bu konu ne zamandır gündemde? Üç-dört gündür değil mi?</p>

<p>Biz ne zaman tutanak tutmuşuz? 2 Aralık’ta. Yani burada bir durum var, araştırmak gerekir diye ilk harekete geçen biziz. Tutanağı tutan biziz. Aileye bilgi veren biziz. Adli makamlara olayı taşıyan yine biziz. Yani öyle denetimden kaçmak bir yana, bizzat denetimi yapıp, aksiyona geçen biziz. Peki bu basın açıklamasını neden şimdi yapıyoruz? Konuda bahsi geçen evladımızı düşünerek, büyük bir titizlikle bir süreç yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Tüm kamu kurumlarımızla iş birliği halindeyiz. Bütün isteğimiz, çocuğumuzu da etkilemeyecek biçimde bu olayın sonuçlandırılmasıydı.”</p>

<p><strong>“DOĞRULARI ANLATMAK İÇİN BURADAYIZ”</strong></p>

<p>“Ne yazık ki süreç günlerdir başka bir boyuta taşındı. Bu nedenle doğruları anlatmak için buradayız. Bakın; burada bize büyük bir haksızlık yapılıyor. Bizi geçtim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kurum olarak haksızlık yapılıyor. Asıl haksızlık, çocuğunu buraya güvenle bırakan anneye yapılıyor. Asıl haksızlık, buradan hizmet alan çocuklarımıza yapılıyor. Asıl haksızlık, garibana yapılıyor, ihtiyaç sahibine yapılıyor. Biz, başka ülkenin belediyesi değiliz, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet kurumuyuz.</p>

<p>Yuvamız İstanbullar bize değil, vatandaşa ait. Tapusu da İstanbullulara ait. Biz gideriz, başkası gelir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kalır. Siyaset için devleti yıpratmak, bizlere yakışmaz. Benim şahsıma iftira atılsa, belki sineye çekerim, ‘siyasettir’ der geçerim. Ama devletin kurumuna iftira atılırsa, orada kurumun ve canını dişine takarak çalışan arkadaşlarımın itibarını korumak benim görevim.”</p>

<p><strong>“BİR ÇOCUĞUMUZUN DAHİ KILINA ZARAR GELMESİNE İZİN VERMEYİZ”</strong></p>

<p>“Ayrıca, Sayın Aile Bakanımızın açıklamalarını gördüm. Kendisi bir anne olarak konuya hassas yaklaşıyor ama bu konuda doğru bilgilendirilmemiş olabilir, merkezlerimizi iyi tanımıyor olabilir. Bu merkezlerimizin mimarı Ekrem Başkanımız bir baba. Üç evladı var. Ben de bir babayım, benim de üç evladım var. Buradan bir baba olarak çağrı yapıyorum: Siyasi kimliklerimizi kenara bırakalım…</p>

<p>Mahinur Hanım’ı davet ediyorum. Gelsin, anne-baba gözüyle merkezlerimizi beraber gezelim. Oradaki denetimi, hizmeti ve güven ortamını bakanımız kendi gözleriyle görsün isterim. Ve altını çizerek söylemek isterim ki: Bir çocuğumuzun dahi kılına zarar gelmesine izin vermeyiz. Bir çocuğumuzun dahi kılına zarar getirenin de karşısında önce biz dururuz. Son olarak şunu belirtmek isterim ki; bugün merkezlerimizin Türkiye’ye, New York’a ve dünyanın diğer kentlerine ilham kaynağı olması bizim için en büyük mutluluktur. Biz hizmette yarışmayı, iyiliği büyütmeyi yolumuz bildik. Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım asla iyi olmaktan, iyilik için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.”</p>

<p><strong>PROF. DEMİR: ÇOCUĞUMUZUN HAKLARINI GÖZETEREK BU BASIN AÇIKLAMASINI YAPTIĞIMIZIN ALTINI ÇİZMEK İSTERİM</strong></p>

<p>Aslan’ın ardından söz alan İBB Genel Sekreteri Prof. Demir de Yuvamız İstanbul ÇEM’lerin kuruluş süreci ve ulaştığı noktayla ilgili bilgiler paylaşıp, olayla ilgili belgeleri ekranda gösterdi. “İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yönetim vizyonuyla hayata geçen; şehrimizin en yüksek toplumsal karşılığa sahip sosyal hizmet projelerinden biri olan Yuvamız İstanbul merkezlerimiz, memlekete örnek bir projedir,” diyen Prof. Demir, özetle şöyle konuştu:</p>

<p>“Yuvamız İstanbul; çocuklara eğitimde fırsat eşitliği sunan, evlatlarımıza nitelikli eğitim sağlayan çok değerli merkezlerdir. Yuvamız İstanbul, bugün 127 noktada, 12 bin 696 kapasiteyle İstanbullulara hizmet sunmaktadır. Özellikle dar ve orta gelir seviyesindeki ailelerin evlatlarına hizmet sunan merkezlerimiz sayesinde, annelerin istihdamı desteklenmekte, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımı sağlanmaktadır.</p>

<p>Talep yoğunluğu nedeniyle belediyemizin yaşadığı kontenjan sıkıntısı, burada bir ihtiyaç olduğunu da açıkça göstermektedir. Yani Yuvamız İstanbul hem çocuklar hem anneler hem de atama bekleyen öğretmenler açısından, İstanbul’a yaraşır, hayırlı bir projedir. Fakat ne yazık ki merkezlerimiz, son günlerde bazı medya organları aracılığıyla haksızca hedef alınmaktadır. Bazı yayın organları, çocuğun üstün yararı ilkesini çiğneyerek, adli tıp raporunu dahi yayınlıyorlar. Süreci, adli ve idari mercilerle birlikte özenle, çocuğun üstün yararı ilkesiyle yürütüyor olmamıza rağmen, konu başka yerlere çekildi. Çocuğumuzun haklarını gözeterek bu basın açıklamasını yaptığımızın altını çizmek isterim.”</p>

<p><strong>“YUVAMIZ İSTANBUL MERKEZLERİMİZİN HUKUKİ NİTELİĞİ, AÇIK VE TARTIŞMAYA YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE ORTAYA KONMUŞTUR”</strong></p>

<p>“En başta şunu belirtelim: Yuvamız İstanbul merkezlerimiz hakkında iddia edilen ‘ruhsatsız’, ‘yasadışı’ ve ‘mevzuata aykırı’ iddiaları, daha önce İçişleri Bakanlığı’nın denetimine konu olmuştur. İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 22 Nisan 2025 tarihli resmî kararda, Yuvamız İstanbul merkezlerimizin hukuki niteliği, açık ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ortaya konmuştur. Söz konusu kararda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Yuvamız İstanbul merkezlerinin, okul öncesi eğitim kurumu olmadığı ve belediyelerin sosyal hizmet sunma yetkisi kapsamında faaliyet gösterdiği gibi hususlar açıkça belirtilmiştir. Karar, İçişleri Bakanlığı’nın en üst denetim makamının,</p>

<p>Yuvamız İstanbul’un hukuka uygunluğunu açık biçimde tescil ettiği resmî bir belgedir.”</p>

<p><strong>“TESPİT EDİLEN OLAY, AİLENİN BEYANIYLA DEĞİL, ÖĞRETMENİMİZİN DİKKATİYLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR”</strong></p>

<p>“Önemle altını çizmek isteriz ki; tespit edilen olay, ailenin beyanıyla değil, öğretmenimizin dikkatiyle ortaya çıkmıştır. Görevli öğretmenimiz, çocuğu giydirirken göğsündeki morluğu fark ederek, tutanak altına almış ve yine kamera kayıtlarından görüleceği üzere, aynı gün çocuğumuzun ailesini bilgilendirmiştir. İddialar ilk andan itibaren ciddiyetle ele alınmış; kamera kayıtları hem aileyle hem de ilgili makamlarla eksiksiz şekilde paylaşılmıştır. Öğretmenin, bölge sorumlularının ve personelin yazılı savunmaları alınarak vaka üzerine ilk ön inceleme başlatılmıştır. İBB Teftiş Kurulumuz da derhal iç soruşturma başlatmıştır. Adli sürecin sağlıklı yürütülmesi ve çocukların üstün yararının korunması amacıyla, ilgili öğretmenimiz soruşturmanın selameti için görevden uzaklaştırılmıştır. Ders kayıt tutanakları, söz konusu evladımızın spor derslerine yalnızca iki kez katıldığını göstermektedir. Tamamı görüntülü ve sesli olarak kayıt altına alınan bu derslerde, olağan dışı herhangi bir duruma rastlanmamıştır.”</p>

<p><strong>“35 KAMERANIN KAYDI 4 FARKLI YAZI İLE EMNİYET BİRİMLERİNE TESLİM EDİLMİŞTİR. İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ, EKSİK KAYIT YOKTUR”</strong></p>

<p>“Merkezimizde gerek alt katların gerek üst katların olsun, 35 kameranın kaydı 4 farklı yazı ile emniyet birimlerine teslim edilmiştir. İddia edildiği gibi, eksik kayıt yoktur. Yuvamız İstanbul merkezlerimiz, mekânın metrekaresine göre asgari 9, azami 50 kamera ile izlenmektedir. Özellikle dikkatinizi çekmek isterim: Çocukların hakkı, güveni bizim için her şeyden önemlidir.</p>

<p>Yönetmelik gereğince kamera kayıtları 15 gün tutulurken, biz ailelerin yanında olmak için, çocukların hakkını korumak için, tüm kayıtlarımızı 3 ay boyunca tutuyoruz. Kamera kayıtlarının teslim tutanağını ekranda görebilirsiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi için çocukların güvenliği, üstün yararı ve gerçeğin eksiksiz biçimde ortaya çıkarılması, her türlü kurumsal ve siyasi kaygının üzerindedir. Bu anlayışla adli makamlarla tam iş birliğimizi sürdürüyoruz. Denetim süreçlerini şeffaf biçimde yürütmeye devam ediyoruz.”</p>

<p><strong>“127 MERKEZDE 12 BİN 696 KAPASİTEYLE İSTANBULLULARA HİZMET SUNAN YUVAMIZ İSTANBUL’U HEDEF TAHTASINA KONULMASINI ADİL BULMUYORUZ”</strong></p>

<p>“İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, biz, konuya bu kadar titizlenirken, 127 merkezde 12 bin 696 kapasiteyle İstanbullulara hizmet sunan Yuvamız İstanbul’u hedef tahtasına konulmasını adil bulmuyoruz. Çocuğun üstün yararını gözetmeden; hedef göstererek açıklamalar yapan, manşetler atan, ‘sapık’, ‘sapkın’ gibi ifadelerle sayfalarına taşıyan, kendine ‘gazeteci’ diyen kişi ve kurumlara dava açılmıştır. Ayrıca bu kişi ve kurumlar için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.</p>

<p>Biz, çocukların yüksek yararını esas alan, güvenli, destekleyici ve sağlıklı gelişimi önceleyen bir yaklaşım benimsedik. Koruyucu-önleyici tedbirleri güçlendirdik, izleme ve rehberlik süreçlerini etkinleştirerek çocukların her açıdan iyi olma halini merkeze alan uygulamaları kararlılıkla sürdürdük. Biz, İstanbul’daki hiçbir çocuğumuz hak kaybına uğramasın diye, kendimiz vakaları birebir takip ediyoruz. İstanbul’da hiçbir çocuğun geleceğinin karartılmasına, haklarından mahrum bırakılmasına göz yummuyoruz.”</p>

<p><strong>“YUVAMIZ İSTANBUL MERKEZLERİ İLE ÇOCUKLARA VE AİLELERE HİZMET SUNMAYA KARARLILIKLA DEVAM EDİYORUZ”</strong></p>

<p>“Bizler sosyal destek sunmaya, halkçı belediyecilik yapmaya, Yuvamız İstanbul merkezleri ile çocuklara ve ailelere hizmet sunmaya kararlılıkla devam ediyoruz. İyi ve kaliteli eğitim sadece varlıklı ailelerin çocuklarının değil, tüm çocukların hakkıdır. Bu yolda çalışmaya devam edeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, hukuka, şeffaflığa ve çocuk haklarına dayalı bu çizgisini koruyacaktır.</p>

<p>Biz çocuklar için her alanda fırsat eşitliği isteyen, bunu savunan, bu amaç için projeler üreten bir yönetimiz. Bununla da gurur duyuyoruz. İstanbul’da hiçbir çocuğu sahipsiz, geleceksiz bırakmayacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çocukların hakkını, hukukunu koruyacağız. Çocuklarımızın geleceğe umut ve güvenle baktığı, ailelerin gelecek kaygısı çekmediği bir İstanbul var etmek için çalışmaya devam edeceğiz.”</p>

<p><strong>GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI</strong></p>

<p>Prof. Demir, açıklamasının ardından gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı. Prof. Demir, “Çocuğun ailesiyle yapılan görüşmelerde yaşanan süreçle ilgili yeterli bilgi verilmediği, bilgi saklandığı söyleniyor. Bu konudaki iddialara doğru mu değil mi?” sorusuna, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ciddi bir kurum. Dolayısıyla ilk andan itibaren, bu çocuktaki söz konusu morluğun tespiti ve aileye beyandan itibaren, bütün iletişimler tutanak altındadır. Bu da adli mercilere sunulmuştur,” yanıtını verdi. Prof. Demir, İBB tarafından tutulan tutanakların aileyle paylaşılıp paylaşılmadığı yönündeki soruyu ise “Bu zamana kadar tüm tuttuğumuz tutanaklar, talep edildiği halde hem adli mercilerle hem de aileyle paylaşıldı. Aile, bu olaydan sonra kamera kayıtlarını izlemeyi talep ediyor. Biz de kamera kayıtlarını izletiyoruz. Bunun tutanağı dahi var,” şeklinde yanıtladı.</p>

<p><strong>“YAPMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ ŞEY, KENT YOKSULLUĞUNU BİR NEBZE OLSA AZALTMAYA ÇALIŞMAK”</strong></p>

<p>Prof. Demir, kendisine yöneltilen, “Ekrem İmamoğlu’nun en önemli projelerinden bir tanesi Yuvamız İstanbul. Bu konunun siyasi bir baskı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Bunu düşünmek istemiyoruz. Çünkü bizim burada yapmaya çalıştığımız şey, hiçbir şekilde siyasi bir olay değil. Yapmaya çalıştığımız şey, kent yoksulluğunu bir nebze olsa azaltmaya çalışmak. 127 merkezimizde, 12 binin üzerinde çocuk demek, 12 binin üzerinde aile demek bizim için. 12 bin aileye yardımcı oluyoruz Çocuk Etkinlik Merkezlerimizde ve gurur duyuyoruz.</p>

<p>Daha da fazlasını yapmak için de gece-gündüz çalışıyoruz,” yanıtını verdi. Prof. Demir, “Bu olaydan etkilenip, çocuklarını geri almak isteyen aileler oldu mu?’ sorusunu, “Tam tersi, destek için her gün bizi arıyorlar, ‘Biz de gelelim’ diye,” şeklinde yanıtladı. Prof. Demir, ÇEM’lerin Milli Eğitim Bakanlığı’na devriyle ilgili bir talebin gelip gelmediğiyle ilgili soruya da “Sayın Başkanımızın vizyonuyla ortaya çıkardığımız bu projeler, daha önce de eleştiri konusu oldu. Onunla ilgili çok defa değişik kurumlar tarafından teftişe tabi tutuldu. Biraz önce de konuşmamda da söyledim ve ekrana da yansıttık. O tespitler ve bakanlık tespitleri neticesinde, zaten bunların hukuka uygun olduğu tescillenmiş oldu,” yanıtını verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iktidar-medyasinin-yuvamiz-istanbul-carpitmalarina-belgeleriyle-cevap-verdi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/01/ibb-kres.jpg" type="image/jpeg" length="50652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Tutuklu Yakınları 20 .Kez Basın Açıklaması İle Haksızlığa İsyan ettiler]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-20-kez-basin-aciklamasi-ile-haksizliga-isyan-ettiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-20-kez-basin-aciklamasi-ile-haksizliga-isyan-ettiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, 20. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 20. buluşmada, 293 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SARAÇHANE’DE 20. ADA BULUŞMASI ,BU KARANLIK DÜZEN SÜRDÜKÇE, BİZ SUSMAYACAĞIZ</strong></p>

<p>“Biz susarsak, haksızlık normalleşir,” diyen Dr. İmamoğlu, “Biz vazgeçersek, zulüm sıradanlaşır. Biz geri çekilirsek, adaletsizlik kalıcı hale gelir. Bugün yaşanan bu adaletsizlik, yarın hepimizin kapısını çalabilir. Bugün susturulan bir ses, yarın toplumun tamamının sesi olabilir. İşte bu yüzden; ülkemizin demokrasisini, adaletini, özgürlüğünü ve geleceğini savunuyoruz. Ve bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu karanlık düzen sürdükçe, biz susmayacağız. Biz; sevdiklerimizin hakkı için, hukuku için, adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Asla,” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner -Fatih - İstanbul </strong></p>

<p><strong>BUNLAR ASLA SİZLER TARAFINDAN BİZE BAHŞEDİLECEK LÜTUFLAR OLAMAZ</strong></p>

<p>Demokratik hukuk devletlerinde iktidarın tek meşruiyetinin sandık olduğunu vurgulayan Dr. İmamoğlu, “Seçimle gelen, ancak seçimle gider. Bugün ise halkın oylarıyla seçilmiş insanların algı operasyonlarıyla, yargı oyunlarıyla, baskıyla, şiddetle, yalanla, iftirayla tasfiye edilmek istendiğini görüyoruz. Bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı hukuk değildir. Bunun dünyaya getireceği tek şey kaos, istikrarsızlık ve adaletsizliktir,” dedi.</p>

<p><strong>BAĞIMSIZ MAHKEMELERDE, ADİL VE TUTUKSUZ YARGILAMA İSTİYORUZ</strong></p>

<p>“Biz, aylardır ülkemizin demokrasisi ve adaleti için ses çıkaran aileler olarak; bu adaletsiz ve hukuksuz düzeni normalleştirmeye çalışan ve yargıyı siyasallaştıranlara, sesleniyoruz,” diyen Dr. İmamoğlu, “Bundan vazgeçin. Bizim taleplerimiz çok açık, çok net ve sonuna kadar meşru. Bağımsız mahkemelerde, adil ve tutuksuz yargılama istiyoruz. Mahkemelerin canlı yayınlanmasını istiyoruz. Bunlar asla sizler tarafından bize bahşedilecek lütuflar olamaz. Bunlar, her hukuk devletinde olması gereken temel haklardır,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>HALKIN OYLARIYLA SEÇİLMİŞ İNSANLARIN ALGI OPERASYONLARIYLA, YARGI OYUNLARIYLA, BASKIYLA, ŞİDDETLE, YALANLA, İFTİRAYLA TASFİYE EDİLMEK İSTENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 20. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya; CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, milletvekilleri, İmamoğlu’nun kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu ve kalabalık bir vatandaş topluluğu destek verdi.</p>

<p><strong>DİLEK İMAMOĞLU: SEVDİKLERİMİZİN HAKKI, HUKUKU, ADALETİ İÇİN MÜCADELEDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ</strong></p>

<p>20. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 25,1 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; İmamoğlu’nun yakın koruması Mustafa Akın’ın oğlu Yağız Berk Akın ve 19 Mart eylemleri sürecinde tutuklanan üniversite öğrencisi Bilge Kağan Şarbat söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: “BİZ SUSARSAK, HAKSIZLIK NORMALLEŞİR”</strong></p>

<p>“2026 yılının ilk Aile Dayanışma Ağı buluşmasında yine omuz omuzayız, yine yan yanayız,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Takvimler değişiyor, yıllar geçiyor. Ama ne yazık ki bu ülkede haksızlıklar, hukuksuzlar, eşitsizlikler değişmiyor. Biz, tam bir yıldır buradayız. Haksızlığa uğrayanların, hukuksuzluğa maruz bırakılanların, adaletsizlikle sınanan ailelerin sesi olmak için buradayız. Bir yıldır yüzlerce insan içeride, yüzlerce insan dışarıda yaşatılan mağduriyetleri dile getiriyoruz. Bir yıldır ayrı düşen sofraların, yarım kalan bayramların, eksik kalan sarılmaların, hasretle beklenen kapı seslerinin tanığıyız. Her hafta, hiç bıkmadan, hiç yorulmadan bu mağduriyetleri anlatıyoruz. Unutturulmak istenenleri hatırlatıyoruz. Görmezden gelinen acıları görünür kılıyoruz. Sağır kulaklara ses olmaya çalışıyoruz. Görmeyen gözlere gerçeği göstermeye çalışıyoruz. Vicdanında adaleti taşımayanların yüreğine adalet tohumları ekmeye çalışıyoruz. Çünkü biz susarsak, haksızlık normalleşir. Biz vazgeçersek, zulüm sıradanlaşır. Biz geri çekilirsek, adaletsizlik kalıcı hale gelir.”</p>

<p><strong>“BU KARANLIK DÜZEN SÜRDÜKÇE, BİZ SUSMAYACAĞIZ”</strong></p>

<p>“Bir avuç insanın yüzlerce insana, yüzlerce aileye reva gördüğü bu zulmü kabul etmediğimiz için buradayız. Boyun eğmediğimiz için buradayız. Alışmadığımız, alıştırılmadığımız için buradayız. Biz, sadece sevdiklerimiz için değil, bu ülkenin demokrasisi için buradayız. Özgürlük için buradayız. Çocuklarımızın yarınları için buradayız. Herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeni için buradayız. Çünkü biliyoruz ki; bugün yaşanan bu adaletsizlik, yarın hepimizin kapısını çalabilir. Bugün susturulan bir ses, yarın toplumun tamamının sesi olabilir. İşte bu yüzden; ülkemizin demokrasisini, adaletini, özgürlüğünü ve geleceğini savunuyoruz. Ve bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.</p>

<p>Bu karanlık düzen sürdükçe, biz susmayacağız. Hak için buradayız. Hukuk için buradayız. Adalet için buradayız. Bu ülkenin geleceği için buluşmaya, birbirimize tutunmaya, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Türkiye, barışın ve huzurun hüküm sürdüğü bir ülke olana kadar buradayız. Bir aradayız, yan yanayız. Sevdiklerimizi yanımızdan alabilirsiniz ama sevgimizi kalbimizden söküp alamazsınız. Fikrimizi zihnimizden silemezsiniz. Umudumuzu yok edemezsiniz. Biz; sevdiklerimizin hakkı için, hukuku için, adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Asla.”</p>

<p><strong>“BU ÇÜRÜMENİN EN AĞIR BEDELİNİ NE YAZIK Kİ KADINLAR ÖDÜYOR”</strong></p>

<p>“Bu yolda bizimle birlikte yürüyen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bu soğukta, bu yağmurda, çamurda geldiniz. Bedenleriniz üşüdü belki ama vicdanınızla hepimizi ısıttınız. Siz bugün toplum vicdanının sesi oldunuz. Hepinize minnettarız. Biliyoruz ki; bu ülkede hukuksuzluk sadece tutuklananları, özgürlüklerinden koparılanları ya da biz aileleri etkilemiyor. Bu adaletsizlik, toplumun her hücresine sızıyor. Herkesi yaralıyor. Hukuk işlemediğinde, yargı masumları cezalandırıp, suçluları koruduğunda, adalet terazisi kırıldığında; bu çürüme evlerimize, sokaklarımıza, sofralarımıza kadar yayılıyor. Ve bu çürümenin en ağır bedelini ne yazık ki kadınlar ödüyor. 2025 yılında bu ülkede en az 391 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Bu kadınların yarısından fazlası, en güvende olmaları gereken yerde, kendi evlerinde, en çok güvenmeleri gereken kişiler tarafından katledildi. Kadına yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini hukuktan bağımsız düşünemeyiz. Çünkü cezasızlık, şiddeti büyütür. Çünkü adaletsizlik, ölüm getirir.”</p>

<p><strong>“DEMOKRATİK HUKUK DEVLETLERİNDE İKTİDARIN TEK MEŞRUİYETİ SANDIKTIR”</strong></p>

<p>“Biz, kadınlar için adalet istiyoruz. Çocuklar için adalet istiyoruz. Gençler için adalet istiyoruz. Yıllarca alın teri döken emekçiler için adalet istiyoruz. Bu ülkenin geleceği için adalet istiyoruz. Adalet, kişiye göre işlemesin istiyoruz. Yargı, siyasetin gölgesinden çıksın istiyoruz. Türkiye’de adalete olan güven yeniden tesis edilsin istiyoruz. Dünyada demokrasinin gerilediği zor bir dönemden geçiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyoruz: Demokratik hukuk devletlerinde iktidarın tek meşruiyeti sandıktır. Seçimle gelen, ancak seçimle gider.</p>

<p>Bugün ise halkın oylarıyla seçilmiş insanların algı operasyonlarıyla, yargı oyunlarıyla, baskıyla, şiddetle, yalanla, iftirayla tasfiye edilmek istendiğini görüyoruz. Bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı hukuk değildir. Bunun dünyaya getireceği tek şey kaos, istikrarsızlık ve adaletsizliktir. Baskı rejimleri insanlığı ileri götürmez. Geriye çeker. Karanlığa iter. Ama şunu unutuyorsunuz: İnsanlık ilerlemeye mahkûmdur. Tarih, bize şunu defalarca gösterdi: Gerileme dönemleri geçicidir. Kazanan her zaman değişimdir, umut ve adalettir. Bugün sancılı bir dönemden geçiyoruz. Ama biliyoruz ki bu mücadeleden yeni bir hayat doğacak. Yeni umutlar, eşitlik, özgürlük ve adalet doğacak.”</p>

<p><strong>“MİLLET, İDDİANAMENİZE GÜVENMEDİĞİNİZ İÇİN MAHKEMELERİ CANLI YAYINLAYAMADIĞINIZI GÖRÜYOR”</strong></p>

<p>“Bugün siz Ekrem İmamoğlu’nun 31 yıllık diplomasını iptal edebilirsiniz. Resmini yasaklayabilirsiniz. Sesini kısmaya çalışabilirsiniz. Çağrıldığında ifadeye gidecek insanları sabah baskınlarıyla gözaltına alabilir, görüntülerini servis ederek, itibar suikastları düzenleyebilirsiniz. Masum insanları özgürlüklerinden koparıp, aileleri parçalamaya çalışabilirsiniz. Yalan ve iftirayla doldurulmuş bomboş iddianameleri, algı aparatlarıyla parlatabilirsiniz. Gerçeği söyleyenlerin sosyal medya hesaplarını kapatabilirsiniz.</p>

<p>Ama gittiğiniz yol, yol değil. Bu yoldan geri dönün. Adaleti tesis edin. Ülkemizin huzurlu yarınlarını daha fazla geciktirmeyin. Çünkü bilin ki; gerçek değişmez, sonuç değişmez. Millet, her şeyi görüyor. Her şeyi biliyor. Millet, iddianamenize güvenmediğiniz için mahkemeleri canlı yayınlayamadığınızı görüyor. Millet, sandıkta yenemediğiniz için tutuklu yargıladığınızı biliyor. Millet, masumiyet karinesini yerle bir ettiğinizi görüyor. Millet, iradesine uzanan eli görüyor. Ve millet, son sözü, her zaman olduğu gibi, yine kendisi söyleyecek. Türkiye’yi adaletle, demokrasiyle, eşitlikle, barış ve bereketle buluşturacak.”</p>

<p><strong>“YARGIYI SİYASALLAŞTIRANLARA, SESLENİYORUZ: BUNDAN VAZGEÇİN”</strong></p>

<p>“Hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız. Aynı toprak üzerinde yaşıyoruz. Farklıyız ama aynı özgür ve adil yarınlar için mücadele ediyoruz. Çocuklarımızın geleceğini düşünüyoruz. Biz, aylardır ülkemizin demokrasisi ve adaleti için ses çıkaran aileler olarak; bu adaletsiz ve hukuksuz düzeni normalleştirmeye çalışan ve yargıyı siyasallaştıranlara, sesleniyoruz: Bundan vazgeçin.</p>

<p>Bizim taleplerimiz çok açık, çok net ve sonuna kadar meşru. Bağımsız mahkemelerde, adil ve tutuksuz yargılama istiyoruz. Mahkemelerin canlı yayınlanmasını istiyoruz. Masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının korunmasını istiyoruz. Bunlar asla sizler tarafından bize bahşedilecek lütuflar olamaz. Bunlar, her hukuk devletinde olması gereken temel haklardır. İddianame kabul edildiyse, artık hukuk işlesin. Adalet yerini bulsun. Bu haklı mücadelemize destek veren herkese bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Hak, hukuk ve adalet arayışımıza güç vermek isteyen herkesi Aile Dayanışma Ağı buluşmalarına davet ediyorum. Çünkü biz, birlikteysek güçlüyüz. Birlikteysek umuduz. Birlikteysek bu ülkenin vicdanıyız.”</p>

<p><strong>YAĞIZ BERK AKIN: “BUGÜN SİZE HAYATINI, DEVLETİNE VE İNSANLARA ADAMIŞ BİR ADAMDAN BAHSEDECEĞİM”</strong></p>

<p>Dr. İmamoğlu’nun ardından söz alan İmamoğlu’nun yakın koruması Mustafa Akın’ın oğlu Yağız Berk Akın da şu konuşmayı yaptı:</p>

<p>“Bugün burada, bir evlat olarak konuşacağım. Ama sadece bir evlat olarak değil; adalete, vicdana ve gerçeğe inanan bir insan olarak konuşuyorum. Ben bugün size hayatını, görevine, devletine ve insanlara adamış bir adamdan bahsedeceğim. Babamdan bahsedeceğim. Babamın mesleği görünmeyen, konuşulmayan ve alkışlanmayan en zor mesleklerden biridir. Disiplin ister, sadakat ister, cesaret ister. Babam, bu mesleği her zaman onuruyla, dürüstlüğüyle ve büyük bir özveriyle yapmıştır. 1989’da, babasının ekmek teknesi balıkçı kayığını satıp, aldığı ilk takım elbisesiyle emniyet mülakatına girdi ve mesleğine başladı. 1992 yılında Ağrı’da yeni kurulan özel harekât görevine dahil oldu.</p>

<p>O yıllarda şartlar ağırdı, risk büyüktü. Ama babam korkuyu değil, vatanına karşı sorumluluğunu tercih etti. Yeri geldi ailesinden, sevdiklerinden fedakarlıklar verip, aylarca onlardan uzakta kalmayı göze alıp, görevini en iyi şekilde yapmaya adadı kendisini. Ateşe olabilmek için girdiği sınavdan, dereceyle çıktı ve görevini yurt dışında üç yıl gururla yaptı. Daha sonra devlet erkanında önemli kişilerin yakın koruması olarak görev aldı. Fakat hiçbir zaman, makamların ya da güçlerin adamı olmadı. O, her zaman vicdanın ve görevin adamı oldu.”</p>

<p><strong>“BABAM, ACIYA KATLANMAYI BİLİR AMA ONURUNDAN ASLA VAZGEÇMEZ”</strong></p>

<p>“İş ortamında herkes tarafından abi, kimileri için baba olarak görülüp saygı duyulurdu. Çünkü, sadece görevini yapan biri değil, zorda kalanın yanında duran, insanlara yol gösteren biriydi. Benim babam, aldığı devlet terbiyesinden, inandığı değerlerden ve ilkelerden asla vazgeçmedi, vazgeçmez. Benim babam, yalnız Allah'ın karşısında boynunu büker. Onun dışında kimsenin karşısında boynunu bükmez. Dik duruşundan asla taviz vermez. Bugün şunu da herkesin bilmesini isterim: Babam, belinde ileri derecede kanal daralması olmasına ve son dönemde ciddi ağrılar çekmesine rağmen, eline kelepçe vurulmasın diye, doktora gitmeyi bile erteleyen bir adamdır.</p>

<p>Bu, onun ne kadar güçlü ve onurlu olduğunu gösterir. Babam, acıya katlanmayı bilir ama onurundan asla vazgeçmez. Bize de hayatı boyunca şunu öğretti: ‘Asla doğruluğunuzdan, inandığınız değerlerinizden ve ilkelerinizden vazgeçmeyin. Onurlu duruşunuzu her zaman koruyun.’ Bugün babam 12 metrekare bir alanda tutuluyor olabilir. Ama onun onuru, karakteri ve hayatı boyunca gösterdiği duruş, hiçbir duvarın ardında hapsedilemez. Babamın başı diktir. Çünkü, hayatı boyunca başını eğecek bir yanlış yapmamıştır. Ailesi olarak, biz de başımız dik bir şekilde, bu yaşadığımız olaylara sabır gösteriyoruz. Ve ben bir evlat olarak şuna inanıyorum: Gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Adalet gecikebilir, ama mutlaka yerini bulur.”</p>

<p>BİLGE KAĞAN ŞARBAT: “KOĞUŞUMUN PENCERESİNDEN SİZLERİ DÜŞÜNÜYORDUM”</p>

<p>“Daha düne kadar koğuşumun penceresinden sizleri düşünüyordum,” diyen Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Bilge Kağan Şarbat, haksızlığın galip gelmediğini ve bugün Saraçhane’de zulmün karşısında dimdik durduklarını ifade etti. 23 Mart 2025’ten bu yana geçen 298 günü, "Üstü kapatılmaya çalışılan bir korkaklığın faturası,” olarak niteleyen Şarbat, kendileri için bu sürenin tek bir saatinde bile pes edilmeyen bir direnişin ölçüsü olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bu mücadelenin kişisel bir mesele değil, “Korkunç bir sistemin dişleri arasında verilen bir yaşam mücadelesi” olduğunun altını çizen Şarbat, rejimin hakkını arayanları belirsizlikte boğarak yormaya çalıştığını belirtti. Kendilerine yönelik “susun” ve “unutun” telkinlerine karşı net bir duruş sergilediklerinin altını çizen Şarbat, meydandaki kalabalığın sadece bireylerden değil, bir ülkenin vicdanından oluştuğunu söyledi. “Bizi yalnızlaştırmaya çalıştıkça daha kalabalık olacağız, biz bir gider bin geliriz” diyen Şarbat, toplumsal dayanışmanın gücüne dikkat çekti. Umudu, tek bir kişinin cesareti değil “tüm halkların birbirine tutunması” olarak tanımlayan Şarbat, “Geciktirilen yargının adalet olmadığını biliyoruz ve kurtuluş için haykırıyoruz. Sizlerden korkmuyoruz,” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-20-kez-basin-aciklamasi-ile-haksizliga-isyan-ettiler</guid>
      <pubDate>Sat, 10 Jan 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/10/ada-face.jpg" type="image/jpeg" length="63556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuvvacı İstanbullu Kara Fatma Nene : “İmanı Kuvvetli Bir Türk Cihana Bedeldir”]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/kuvvaci-istanbullu-kara-fatma-nene-imani-kuvvetli-bir-turk-cihana-bedeldir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/kuvvaci-istanbullu-kara-fatma-nene-imani-kuvvetli-bir-turk-cihana-bedeldir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[7 Ekim 2023’de Hamas’ın Yaptığı eylemi bahane ederek yüzbinlerce Bebek, çocuk, kadın yaşlı insanı öldüren zalim İsrail’in başbakanı Katil vampir Netanyahu’ yu 9 dilde yaptığı tercümelerle pankart, afiş ve gazete haberleri ile asil bir duruş sergileyerek safını ortaya koyup tepkisin en üst seviyede ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>FATMA RAGİBE KANIKURU LOĞOĞLU NAMI DİĞER KUVVACI İSTANBULLU KARA FATMA GAZETEMİZE ŞUNLARI SÖYLEDİ </strong></p>

<p>“Dini, dili, ırkı , rengini düşünmeden zulme uğrayan kim olursa olsun gücümün yettiği, dilimin döndüğü kadar doğruyu ve hakkı her zaman haykırdım.</p>

<p>7 Ekim 2023’den bu yana da zalim İsrail’in Hamas’ın saldırısını bahane ederek Filistin’in bir şehri olan Gazze’yi yerle bir ederek yüzbinlerce masum sivili en acımasız kitle imha silahları ile hunharca katledildi.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></p>

<p>İşin garibi İsrail anlaşma yaptığı halde öldürmekten bir türlü vazgeçmeyerek istediği zaman Gazze başta olmak üzere Filistin’in bir çok şehrinde masum insanları öldürmeyi kendisinden hak görmeyi kabul etmek mümkün değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ben kendi adıma hiç bir zaman İsrail’in zulmüne rıza göstermedim ve göstermeyeceğim. Zalim’e zalim demeye devam edeceğim”.</p>

<p><strong>BEN TOPLU EYLEMLERDEN DAHA ÇOK BİREYSEL EYLEMLERİM İLE ÖN PLANDAYIM …</strong></p>

<p>Fatma Ragibe Kanıkuru Loğoğlu Namı diğer Kuvvacı İstanbullu Kara Fatma sözlerine şu şekilde devam etti<strong> ” Yaşamam boyunca zalimin karşısında mazlumun yanında oldum. Gazze konusunda Hamas Katil Netanyahu’ya fırsat ve bahane vermişse de İsrail terör devleti mazlum Filistin halkına 1915’den 1948’e kadar tam 33 yıl İngiliz ordusu saflarında kurduğu terör örgütleri ile Filistin halkına sistematik bir devlet terörü uyguladı. </strong></p>

<p><strong>1948’den bugüne kadar 78 yıldır da kendi terör devleti ile Filistin halkına yaşam hakkı tanımayarak her gün açık bir cezaevi ortamı yaşattıkları ortamları her gün büyük kısıtlamalara rağmen televizyonlarda görüyoruz.</strong></p>

<p><strong>Netanyahu ve suç ortakları Hamas ile dolaylı anlaşma yaptıkları halde her gün bu sözlerini çiğneyerek yeni suçlara imza atmaktan çekinmiyorlar. </strong></p>

<p><strong>Ey Netanyahu ve suç ortakları hiçbir Hiç bir zulüm sonsuz kadar baki kalmaz. </strong></p>

<p><strong>Kendi evenizde rahat ve huzurlu yaşamak isterseniz komşunuza zulüm etmeyeceksiniz. </strong></p>

<p><strong>Her kese zulmederek rahat yaşayacağınızı düşünmeniz dünya siyasetini iyi okumadığınızın bir resmidir. </strong></p>

<p><strong>Bakınız son 3 yıldır canlı yayınlarda yaptığınız katliamlar ve soykırımlardan dolayı dünyanın bir çok yerinde yaşayan museviler’ e sert tepkiler ve protestolar sizin eserinizdir.</strong></p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/kuvvaci-istanbullu-kara-fatma-nene-imani-kuvvetli-bir-turk-cihana-bedeldir</guid>
      <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/01/neno-2-1.webp" type="image/jpeg" length="15810"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da 400 Sivil Toplum Kurulu Filistin’e Destek Mitingi Yaptı]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/istanbulda-400-sivil-toplum-kurulu-filistine-destek-mitingi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/istanbulda-400-sivil-toplum-kurulu-filistine-destek-mitingi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 Yılının sabah namazı ile başlayan Filistin’de destek mitingine açılanan rakamlara göre 500 binden fazla insan soğuk havaya rağmen katıldı. Ayrıca 400 STK yöneticisi de yapılan yürüyüşe ve mitinge katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>EYLEMİN SLOGANI, “SİNMİYORUZ,SUSMUYORUZ,FİLİSTİN’İ UNUTMUYORUZ” OLDU </strong></h2>

<p>Filistin’e destek İsrail’i kınama yürüyüşüne ve mitingine katılan mazlum dostu 500 binden fazla insan sabah namazına Ayasofya, Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye ve Yeni cami başta olmak üzere bir çok çevre camisinde sabah namazı kılan yüzbinlerce vatandaş uzun bir yürüyüşten sonra kitleler halinde Galata köprüsüne kadar yürüyerek orada yapılan mitinge katıldılar.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></h2>

<p><strong>FİLİSNTİN’E DESTEK,İSRTAİL’E KINAMA MİTİNGİNE 400 STK.DESTEK VERDİ </strong></p>

<p>Yapılan yürüyüşe ve mitinge Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu ve etkinliği yapan platformu başkanı <strong>Bilal Erdoğan</strong>, Adalet Bakanı <strong>Yılmaz Tunç, </strong>Gençlik ve Spor Bakanı <strong>Osman Aşkın Bak</strong> ,Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı <strong>Fatma Betül Sayan Kaya,</strong> Ak Parti İstanbul İl Başkanı <strong>Abdullah Özdemir </strong>başta olmak üzere 500 bin Filistin dostu yılın ilk günü ve ilk saatlerinde soğuk ve tatil olan bir günde mazlum Filistin Halkı için yapılan protesto mitingi ve yürüyüşüne katıldılar.</p>

<p>İlim yayma Vakfı Mütevelli heyet başkanı <strong>Bilal Erdoğan</strong> ve ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Başkanı <strong>Abdullah Ceylan b</strong>aşta olmak üzere, Milletvekilleri, Belediye başkanları,spor kulübü başkanları yürüyüş ve mitinge katıldılar.</p>

<p>Katılımcılar taşıdıkları afiş ve pankartlarda, Filistin için adalet, dünya için vicdan, zalimler için yaşasın cehennem. İstanbul’ dan Gazze’ye Bin Selam direnişe devam diyerek İsrail aleyhine bir çok sloganlar atıldı.</p>

<h3>Filistin Davasına canını veren Yahya Sinvar’ın silahını beline koyarken ki resmi ve şehit başbakan İsmail Haniye’nin dev pankartları Yeni caminin duvarlarına afişleri asıldı.</h3>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/istanbulda-400-sivil-toplum-kurulu-filistine-destek-mitingi-yapti</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2026/01/ben-sinvar-filistin.jpg" type="image/jpeg" length="60708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Dilek İmamoğlu’ dan Bahçeliye: Mademki Silivri‘ye Gitmekle İmralı’ya Gitmek Aynı Şey İse Haydi  Silivri'ye]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/dr-dilek-imamoglu-dan-bahceliye-zor-sorular-mademki-silivriye-gitmekle-imraliya-gitmek-ayi-sey-o-halde-neden-bir-he</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/dr-dilek-imamoglu-dan-bahceliye-zor-sorular-mademki-silivriye-gitmekle-imraliya-gitmek-ayi-sey-o-halde-neden-bir-he" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, 15. buluşmasını İBB’nin Saraçhane’deki ana yerleşkesi önündeki alanda gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin 81 ilinden binlerce kadınının, Silivri tutsaklarına atfen “kırkyama” tekniğiyle oluşturduğu, üzerinde “ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET” yazılı Türkiye haritası CHP’li milletvekilleri tarafından İBB binasına asıldığı buluşmaya çevrimiçi bağlanan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İstanbul Büyükşehir binasına bu güzel mesaj verildi.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi – Hüseyin Çetiner - Fatih - İstanbul </strong></p>

<p><strong>CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL: ÇALIŞMAYI ANKARA’YA BEKLİYORUZ </strong></p>

<p>Şimdi biz bunu bir siyasi mesaja evriltmek, bunu parti olarak sahiplenmek, mücadelenin bayrağını, mücadelenin kurultayına taşımak isteriz. Şu anda İBB binasını süsleyen bu emek emek çalışılmış ve mesajı da çok değerli, kendisine verilen emeğin de çok değerli olduğu bu çalışmayı görmek isteriz. Eğer uygun görülürse, büyük bir memnuniyetle biz bu çalışmayı Ankara'ya, Kurultayımıza bekliyoruz,” dedi.</p>

<p><strong>BURADA YAŞANAN HAKSIZLIKLARA VE HUKUKSUZLUKLARA KARŞI NEDEN ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEYEMEDİK?</strong></p>

<p>250 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da yaptığı konuşmada, geçtiğimiz günlerde yaptığı “Silivri’ye gitmekle İmralı’ya gitmek arasında bir fark yoktur” açıklamayla gündeme gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, “Madem ki ‘Silivri’ye gitmekle İmralı’ya gitmek arasında bir fark yoktur’, o halde neden eşime ve yüzlerce çalışma arkadaşına yapılan bu haksızlığı ve hukuksuzluğu yerinde görmek için kendi partinizden temsilcilerin de olduğu bir heyeti Silivri’ye göndermeyi hiç düşünmediniz? Burada yaşanan haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı neden ortak bir duruş sergileyemedik?’ sorularını yöneltti.</p>

<p><strong>DİLEK İMAMOĞLU’NDAN BAHÇELİ’YE ZOR SORULAR:MADEM Kİ ‘SİLİVRİ’YE GİTMEKLE İMRALI’YA GİTMEK ARASINDA BİR FARK YOKTUR’, NEDEN BİR HEYETİ SİLİVRİ’YE GÖNDERMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEDİNİZ ? </strong></p>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 15. buluşmasını, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in çevrimiçi katılımıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Saraçhane’deki ana yerleşkesi önündeki alanda gerçekleştirdi. Buluşma; CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve 250 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu ile birlikte kalabalık bir vatandaş topluluğunun katılımıyla gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>81 İLDEN BİNLERCE KADIN TARAFINDAN KIRKYAMA YÖNTEMİYLE HAZIRLANDI</strong></p>

<p>Türkiye’nin 81 ilinden binlerce kadınının, Silivri tutsaklarına atfen “kırkyama” tekniğiyle oluşturduğu, üzerinde “ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET” yazılı Türkiye haritası, CHP’li milletvekilleri tarafından İBB binasına asıldığı buluşmaya çevrimiçi bağlanan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:</p>

<p><strong>ÖZEL: “19 MART DARBESİNİN SEMBOL MEKANI SARAÇHANE İBB BİNASIYDI”</strong></p>

<p>“‘ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET’ çalışması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Saraçhane'deki binasına asılmış. 81 ilde kadın kollarımızın, 81 ilde adalet isteyen ve arkadaşlarımız için hürriyet isteyen, kadınların emekleriyle yaptıkları ve özenle bir araya getirilen bu çalışmanın, Saraçhane'deki sembol binaya asılması çok kıymetli. Bütün darbelerin bir hedefi var. Siyasi hedefleri ve mekansal hedefleri oluyor. 19 Mart darbesinin siyasi hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'nin bundan sonraki cumhurbaşkanına ve bundan sonraki hükümetine, iktidarına darbe yapmaktı. Darbeciler bunu yaparken, kendilerine bazı sembolleri hedef alırlar. Genelde bu, askeri darbelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi olur.</p>

<p><strong>15. ADA BULUŞMASINDA İBB BİNASINA ASILDI: ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET</strong></p>

<p>19 Mart sabahı, İl Başkanımız Özgür Çelik'e telefonda bunun bir darbe olduğunu söylediğimde ve ‘Her darbenin hedefleri arasında sembol binalar olur,’ dediğimde, yaptığımız değerlendirmede bunun Saraçhane'deki tarihi İstanbul Büyükşehir Belediye binası olduğunu konuşmuş ve o binayı savunmanın demokrasiyi savunmak, o binayı savunmanın arkadaşlarımızı savunmak olduğunu söylemiştik.”</p>

<p><strong>“ÇOK ANLAMLI BİR ŞEY YAPTINIZ”</strong></p>

<p>“Ben orada 7 gün 7 gece geçirdim. 19-26 Mart arası, sizin bulunduğunuz o meydanda, dünya siyasi tarihinde ilk kez, 7 gün üst üste aynı gece, aynı saatte ve artan kalabalıklarla, en son milyonları bulan mitingler yaptık. Aynı otobüs, aynı konuşmacı… Ve hedefimiz, İstanbul'un iradesini yargı darbesine bırakmamaktı. Sonuçta 7 gün sonra, Sayın Nuri Aslan'ın, kendisi de bir belediye meclis üyesi olarak seçilmiş bir Cumhuriyet Halk Partili Nuri Arslan'ın, Belediye Başkanvekili seçilmesiyle, darbenin mekansal hedeften püskürtülmesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne kayyım atanmasının önüne geçilmesi sağlandı.</p>

<p>İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı, şu an tutsak ve bir mücadele veriyor. Kendi hürriyetinden mahrum. Ama adalet için bir mücadelenin önderliğini yapıyor. Siz de bu sembol binaya 81 ilden atan kalplerin ve 81 ilden göz nurunun aktığı bir ‘patchwork’ (yama) çalışmasını, şu anda o binaya asarak, çok anlamlı bir şey yaptınız.”</p>

<p><strong>“ÇALIŞMAYI KURULTAYIMIZA, ANKARA’YA BEKLİYORUZ”</strong></p>

<p>“Büyükşehir Belediye Başkanvekilimizden, şu anda binada asılan o çalışmayı, onların da rızasıyla İstanbul İl Başkanımızdan, cuma günü başlayacağımız ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti programının da değişeceği, iktidar yürüyüşünün somutlaşacağı, iktidara yürüyeceğimiz kadroların, partiyi bu sırada yönetecek kadroların şekilleneceği kurultayımıza bu çalışmanın getirilmesi çok anlamlı olur. İstanbul Büyükşehir binasına bu güzel mesaj verildi. Şimdi biz bunu bir siyasi mesaja evriltmek, bunu parti olarak sahiplenmek, mücadelenin bayrağını, mücadelenin kurultayına taşımak isteriz.</p>

<p>Kadın Kollarımız ve İstanbul İl Başkanlığımızın bunu sağlaması durumunda, biz, bütün Türkiye'ye canlı yayınlanacak kurultayımızda, şu anda İBB binasını süsleyen bu emek emek çalışılmış ve mesajı da çok değerli, kendisine verilen emeğin de çok değerli olduğu bu çalışmayı görmek isteriz. Eğer uygun görülürse, büyük bir memnuniyetle biz bu çalışmayı Ankara'ya bekliyoruz.”</p>

<p><strong>KAYA: “KADINLARIN OLDUĞU HİÇBİR ÜLKEDE, HİÇBİR ZULÜM, HİÇBİR BASKI SONSUZA KADAR SÜRMEZ”</strong></p>

<p>Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını tutuklayan, siyasallaşmış yargıyı tahakkümü altında tutan iktidarın korkunun esiri olduğunu vurgulayan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya da özetle şu görüşleri dile getirdi:</p>

<p>“Bugün buraya astığımız bu çalışma, kadınların feryadıdır. Çocukların sessiz çığlığı, seçilmiş belediye başkanlarımızın eşlerinin direncidir. Kadınların anneliğinden çalınan zamanın acısıdır. Bu,81 ilin Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarının gözyaşının nakışıdır. Bu çalışma, acının resmidir bu. Ve aynı zamanda AKP'nin yıllardır biriktirdiği adaletsizliğin, işte bu duvara yazılmış halidir bu çalışma.</p>

<p>Biz buradan bir kez daha haykırıyoruz: Ekrem İmamoğlu derhal serbest bırakılsın. Oya Tekin, özgürlüğüne kavuşsun. Kadriye Kasapoğlu ve emeğiyle hayatında var olan, dürüst, namuslu bir şekilde halkına hizmet etmekten başka hiçbir suçu olmamış, tüm kadın bürokratlarımız derhal çocuklarına geri dönsün.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haksız şekilde tutuklanan 15 belediye başkanımıza adalet sağlansın. Ve biz kadınlar, AKP'nin yarattığı karanlıkta yolumuzu kaybetmedik. Kaybetmeyeceğiz de. Çünkü kadınların olduğu yerde mücadele vardır, umut vardır, direnç vardır. O umut da direnç de buradadır, Saraçhane'dedir, İstanbul'un tüm meydanlarındadır, Türkiye'nin dört bir yanında, 81 ilinde, ilçelerinde, köylerinde, beldelerindedir. Ve biliyoruz ki; önce adalet, önce hürriyet ve kadınların olduğu hiçbir ülkede, hiçbir zulüm, hiçbir baskı sonsuza kadar sürmez.”</p>

<p><strong>ÖZÇAĞDAŞ: “FİKİR, ÖZEN ERKEK’TEN ÇIKTI”</strong></p>

<p>“ÖNCE ADALET, ÖNCE HÜRRİYET” temalı kırkyama projesi fikrinin Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek’in eşi Özen Erkek’ten çıktığını aktaran CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da konuşmasında, “Özen Hanım bize yol gösterdi. Dilek Hanım'la beraber, Asu Başkanımla beraber, Hatice Başkanımla beraber bambaşka bir hal aldı. Videoların çok küçük bir bölümünü izlediniz. Türkiye'nin 81 ilinde kadınlar, tıpkı siyasetin her aşamasını ilmek ilmek ördükleri gibi, hayatın her aşamasını ilmek ilmek ördükleri gibi, bu kırkyamayı da ördüler. Burada alın teri var, burada duygular var.</p>

<p>Ve burada her şeyden önemlisi, bu ülkenin geleceğine duyulan sonsuz güven, bu ülkenin geleceği için yaşamlarını riske atan, bu ülkenin geleceği için gece gündüz çalıştıkları için cezalandırılmış olanlara dostluk, yoldaşlık ve kardeşlik var. Selam olsun Silivri'de yatan arkadaşlarımıza. Selam olsun İzmir'de, diğer cezaevlerinde bu ülkenin geleceği için esir tutulan arkadaşlarımıza. Selam olsun onlara sahip çıkan, Türkiye'nin 81 ilinde, dünyanın farklı yerlerinde Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına selam olsun, sahip çıkıyoruz diyenlere.</p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: “BU BULUŞMA, TOPLUM VİCDANININ VE ADALET ARAYIŞININ SESİ VE SİMGESİDİR”</strong></p>

<p>“Tam 250 gündür büyük bir kararlılıkla, azimle ve her geçen gün daha da büyüyen bir kalabalıkla mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu buluşma, toplum vicdanının ve adalet arayışının sesi ve simgesidir. Türkiye’nin dört yanından; eşitsizliğe, adaletsizliğe, zulme karşı bir haykırıştır. Burada olan ve mücadelemize sesiyle, duruşuyla güç katan herkese teşekkür ediyorum. Bizim taleplerimiz çok açık ve haklı taleplerdir. Demokrasinin gereği olan taleplerdir. Biz ayrıcalık istemiyoruz, bir hukuk devletinde olması gerekenleri istiyoruz. Bir; masumiyet karinesi ihlal edilmesin. İki; tutuksuz yargılama esas alınsın. Üç; adil ve şeffaf yargılama yapılsın istiyoruz.”</p>

<p>“TRT, ANAYASAL TARAFSIZLIK YÜKÜMLÜLÜĞÜNE UYGUN YAYIN YAPMALI”</p>

<p>“Dün iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Bundan sonraki süreçte artık hukukun ve adaletin işlemesini bekliyoruz. Her şey milletin gözü önünde olsun, mahkeme TRT’den canlı yayınlansın istiyoruz.</p>

<p>Ama aynı zamanda 86 milyonun vergileriyle yayın yapan kamu yayıncısı TRT, anayasal tarafsızlık yükümlülüğüne uygun yayın yapmalı; 15.5 milyonun oylarıyla belirlenmiş cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ve çalışma arkadaşlarının lekelenmeme hakkını ihlal etmeyi derhal durdurmalıdır. Ve masumiyet karinesine saygı göstermelidir. Tüm bunlar adil, demokratik ve huzurlu bir Türkiye’de olması gereken isteklerdir.”</p>

<p><strong>BAHÇELİ’YE “SİLİVRİ-İMRALI” TEPKİSİ: “TEKRAR TEKRAR OKUDUM, ŞOK GEÇİRDİM”</strong></p>

<p>“Geçtiğimiz günlerde bir siyasi büyüğümüz, Silivri’ye gitmekle İmralı’ya gitmek arasında bir fark olmadığını belirten açıklama yaptı. Bu ülkede yaşayan bir vatandaş ve de Ekrem İmamoğlu’nun eşi olarak bu sözleri duyduğumda inanamadım, anlamakta çok zorlandım ve çok üzüldüm. Tekrar tekrar okudum, şok geçirdim.</p>

<p>Duyduğum bu sözlere inanmak istemedim. 8 aydır yaşadığımız haksız ve hukuksuz süreçten sonra bu çok ağır geldi bana ve aileme… Bu kadarı da artık çok fazla… Yıllarını, emeğini, hayat mücadelesini bu ülkeye ve bu millete adamış, bu adanmışlığın bedelini ödemekte olan Ekrem İmamoğlu’nun ve dolayısıyla ailesi olarak bizlerin böylesi bir karşılaştırmanın muhatabı olmamızı büyük bir şaşkınlık içinde izledim.”</p>

<p><strong>“SAYIN BAHÇELİ’YE İZNİYLE ŞU SORULARI YÖNELTMEK İSTERİM”</strong></p>

<p>“Bu söz üzerine Sayın Bahçeli’ye izniyle şu soruları yöneltmek isterim: Madem ki “Silivri’ye gitmekle İmralı’ya gitmek arasında bir fark yoktur”, o halde neden eşime ve yüzlerce çalışma arkadaşına yapılan bu haksızlığı ve hukuksuzluğu yerinde görmek için kendi partinizden temsilcilerin de olduğu bir heyeti Silivri’ye göndermeyi hiç düşünmediniz? Burada yaşanan haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı neden hep beraber ortak bir duruş sergileyemedik? Bu soruları, böylesi bir kıyaslamaya rağmen bir sitem eşiğinde değil; aksine dayanışmanın ve adalet arayışının güçlenmesi adına içten bir çağrı olarak dile getiriyorum.</p>

<p>Mahkemenin TRT’den canlı yayınlanması yönündeki konuşmanız ve verilen destek bizim için çok kıymetli ve anlamlıdır. Öyleyse buyurun, adil ve şeffaf yargılamayı, demokratik hukuk düzenini, hukuk devletinin gereği tutuksuz yargılamayı ve en temel adalet ilkelerini de omuz omuza savunalım.</p>

<p>Eğer bu ülkede gerçek bir barış, güçlü bir demokrasi, toplumsal huzur ve samimi bir kardeşlik atmosferi isteniyorsa, bunun yolu tam da buradan, herkes için her yerde önce adaletten geçmektedir. Bizim tek dileğimiz, adaletin bir an evvel tecelli etmesidir. Herkesi bu haksız ve hukuksuz sürece karşı birlikte ses yükseltmeye davet ediyoruz.”</p>

<p><strong>“HAYALİNİ KURDUĞUMUZ TÜRKİYE ÇOK YAKINDA”</strong></p>

<p>“19 Mart’tan bu yana yaşanan adaletsizlikler tüm Türkiye’de büyük bir duygusal kırılma yarattı. Kadınlar bu süreçte dayanışmanın ve umudun taşıyıcısı oldular. Her şehirden kadınların sesini, emeğini, adalet ve demokrasi talebini görünür kılma hedefiyle, biraz önce hep birlikte sürecini izlediğimiz Kırkyama projesine başladık. İlk adımı İstanbul’da, İstanbul’un dört bir yanından gelen kadınlarla attık. Ardından Ankara ve diğer tüm illerde kadınlar bir araya gelerek kendi şehirlerinin parçalarını yaptı. 81 ilde parçalar, büyük bir sabır ve özenle işlendi.</p>

<p>Her ilin kendi simgesini, rengini, kültürel dokusunu taşıyan parçalar İstanbul’da bir araya getirildi. Emek emek işlenmiş ortak bir eser ortaya çıktı. Şimdi bu eser herkesin kendi rengiyle var olduğu, bir arada ve huzur içinde yaşadığı Türkiye hayalimizin simgesi olarak Saraçhane’de yükselecek. Bu projenin ve eserin ortaya koyulması için emek veren herkese, 81 ilden kadınlara teşekkür ediyorum. Hayalini kurduğumuz Türkiye’ye çok yakında ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum. O güne kadar, yılmadan, korkmadan hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz: ‘Önce adalet, önce hürriyet’”.</p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/dr-dilek-imamoglu-dan-bahceliye-zor-sorular-mademki-silivriye-gitmekle-imraliya-gitmek-ayi-sey-o-halde-neden-bir-he</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/face-once-adalet.jpg" type="image/jpeg" length="59633"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ADA'nın Konuşmacıları 3 Kadın Oldu, Başkan Mutlu'nun Eşi Ağlayarak Konuştu  (VİDEOLU)]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/adanin-konusmacilari-3-kadin-oldu-baskan-mutlunun-esi-aglayarak-konustu-videolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/adanin-konusmacilari-3-kadin-oldu-baskan-mutlunun-esi-aglayarak-konustu-videolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 14. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 14. buluşmada, 244 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>MİLYONLARIN GÖZÜ ÖNÜNDE YALAN SÖYLEDİĞİNİ* *İTİRAF EDENLER, ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYARAK DOLAŞIYOR;* *İFTİRAYA UĞRAYANLAR CEZAEVİNDE TUTULMAYA DEVAM EDİLİYOR</strong></p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan yaklaşık 4000 sayfalık İBB soruşturması iddianamesinin “taraflı” olduğuna dikkat çeken Dr. İmamoğlu, “Aylarca süren, bir soruşturma adı altında suç yaratmaya çalışanlar, şimdi hazırladıkları iddianameyi sahiplenmekten kaçıyor, birbirlerine atmaya çalışıyorlar. ‘İnsan arada yalan söyleyebilir’ diyerek geçiştirmeye kalktıkları o yalanlar gibi… Hiçbiri masum değil.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner -Fatih- İstanbul </strong></p>

<p>Çünkü bu yalanların bedelini, özgürlüğü elinden alınmış yüzlerce insan, onların evlatları, anneleri, babaları ödüyor. Aileler parçalanıyor, çocuklar ağlıyor. Hal böyleyken, milyonların gözü önünde yalan söylediğini itiraf edenler, ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor; iftiraya uğrayanlar cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. İşte bu, adaletin nasıl ters yüz edildiğinin en acı göstergesidir,” dedi.</p>

<p><img alt="" height="933" src="https://istanbultimescomtr.teimg.com/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/mutku-face.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<p><strong>MİLYONLARIN GÖZÜ ÖNÜNDE YALAN SÖYLEDİĞİNİ* *İTİRAF EDENLER, ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYARAK DOLAŞIYOR;* *İFTİRAYA UĞRAYANLAR CEZAEVİNDE TUTULMAYA DEVAM EDİLİYOR</strong><br />
Büyük oğlu Selim’in hesaplarına tedbir, aile şirketlerine de el konulduğunu hatırlatan Dr. İmamoğlu, “Bütün ailemiz baskı altına alınmaya çalışılıyor. Bu bir adalet arayışı değil; bu düpedüz bir intikam duygusudur. Atılan her adım, bunu açıkça gösteriyor. İddianamenin ne kadar boş olduğu, artık kendi taraflarında bile kabul edilmeye başlanınca, bu kez gerçekleri anlatanları susturmaya giriştiler. Ekrem İmamoğlu’nun fotoğrafı, sesi, görüntüsü yasak. Kendini ifade etmesi yasak. Avukatının onu savunması yasak. Şimdi ise gerçekleri anlatan X hesapları teker teker kapatılıyor. 15,5 milyon kişinin oyuyla Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun ‘Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ hesabı bile kapatıldı. Bu, yalnızca bir kişiyi susturmak değildir. Bu, koskoca bir toplumu susturmaya çalışmaktır. Bu, korkunun resmidir. Bu korku, asrın korkusudur!” diye konuştu.<br />
<br />
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 11. buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya; CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, İmamoğlu’nun kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, sanatçı Levent Üzümcü, Silivri’de tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ, tutuklu aileleri ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı. 14. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; seçilmiş Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun eşi Safiye Mutlu ve Üniversite öğrencisi Büşra Ürgen söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p><img alt="" height="933" src="https://istanbultimescomtr.teimg.com/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/dilos-face.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: “MÜCADELEMİZ, YALNIZCA KENDİMİZ İÇİN DEĞİL; BU ÜLKENİN YARINLARI, ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ İÇİN”</strong><br />
<br />
“Aile Dayanışma Ağı olarak, bugün, yine aynı kararlılıkla, aynı umutla buluşmamızı gerçekleştiriyoruz,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:<br />
<br />
Her cuma olduğu gibi, sadece sevdiklerimize duyduğumuz özlemi paylaşmak için değil; toplum vicdanının sesi olmak, adalet arayışını hep birlikte büyütmek için bir araya geldik. Burada birbirimize omuz veriyoruz. Acımızı paylaşıp, gücümüzü çoğaltıyoruz. Ama bundan daha da önemlisi; adalet arayan herkesle güçlü bir yol arkadaşlığı kuruyoruz. Mücadelemiz, yalnızca kendimiz için değil; bu ülkenin yarınları, çocuklarımızın geleceği içindir.<br />
Bu buluşmalara katılan herkese tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Sizlerin varlığı, adalet arayışımızın en güçlü nefesidir.”<br />
<br />
<strong>“HİÇBİRİ MASUM DEĞİL”</strong><br />
<br />
“İddianame açıklandığından bu yana yaşananlar, bu sürecin ne kadar yanlış ne kadar taraflı ve nasıl bir adaletsizlik sarmalına dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Aylarca süren, bir soruşturma adı altında suç yaratmaya çalışanlar, şimdi hazırladıkları iddianameyi sahiplenmekten kaçıyor, birbirlerine atmaya çalışıyorlar. ‘İnsan arada yalan söyleyebilir’ diyerek geçiştirmeye kalktıkları o yalanlar gibi… Hiçbiri masum değil. Çünkü bu yalanların bedelini, özgürlüğü elinden alınmış yüzlerce insan, onların evlatları, anneleri, babaları ödüyor. Aileler parçalanıyor, çocuklar ağlıyor. Hal böyleyken, milyonların gözü önünde yalan söylediğini itiraf edenler, ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor; iftiraya uğrayanlar cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. İşte bu, adaletin nasıl ters yüz edildiğinin en acı göstergesidir.”<br />
<br />
<strong>BU KORKUNUN RESMİDİR”</strong><br />
<br />
“Bugün öyle büyük yalanlar, öyle büyük baskılar dolaşıyor ki… İnsan aklının, vicdanının kabul edebileceği şeyler değil bunlar. Sevgili oğlum Selim’in hesaplarına tedbir konuldu. Zaten aile şirketlerimize el konulmuştu. Şimdi bütün ailemiz baskı altına alınmaya çalışılıyor. Bu bir adalet arayışı değil; bu düpedüz bir intikam duygusudur. Atılan her adım, bunu açıkça gösteriyor. İddianamenin ne kadar boş olduğu, artık kendi taraflarında bile kabul edilmeye başlanınca, bu kez gerçekleri anlatanları susturmaya giriştiler. Ekrem İmamoğlu’nun fotoğrafı, sesi, görüntüsü yasak. Kendini ifade etmesi yasak. Avukatının onu savunması yasak. Şimdi ise gerçekleri anlatan X hesapları teker teker kapatılıyor. 15,5 milyon kişinin oyuyla Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun ‘Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ hesabı bile kapatıldı. Bu, yalnızca bir kişiyi susturmak değildir. Bu, koskoca bir toplumu susturmaya çalışmaktır. Bu, korkunun resmidir. Bu korku, asrın korkusudur!”<br />
<br />
<strong>“ADALET HERKES İÇİN EŞİT İŞLESİN”</strong><br />
<br />
“Gelin bu tabloya birlikte bakalım: Bir yanda ‘Mahkeme canlı yayınlansın, her şey milletin önünde olsun’ diyenler… Diğer yanda ‘Saklayın, göstermeyin, konuşulmasın, duyulmasın’ diyenler… Sadece bu manzara bile kimin doğruları söylediğini, kimin saklamaya çalıştığını bütün açıklığıyla göstermiyor mu? Biz ise tüm bu baskıların, yalanların ve iftiraların karşısında en başından beri aynı net talebi dile getiriyoruz: Adalet herkes için eşit işlesin! Masumiyet karinesi korunsun; tutuksuz, adil ve şeffaf yargılama ilkeleri eksiksiz uygulansın. Mahkeme süreci TRT’den canlı yayınlansın! Şunu da tüm ailelerin ortak talebi olarak iletiyorum: TRT, artık tarafsız, sağduyulu ve masumiyet karinesini gözeterek yayın yapmalıdır. Kamu yayıncısı TRT, suçları kanıtlanmamış kişiler hakkında yapılan taraflı yayınlarla ailelere, çocuklara yaşatılan zulme artık son vermelidir.”<br />
<br />
<strong>“BU ÜLKEDE ADALETİ YA HEP BİRLİKTE* *SAVUNACAĞIZ YA DA HEP BİRLİKTE KAYBEDECEĞİZ”</strong><br />
<br />
“Geçtiğimiz günlerde tüm siyasi parti liderlerine, hukuk örgütlerine, meslek örgütlerine ve sanatçılara bir çağrıda bulundum. Dedim ki: ‘Bu yargılama herkese açık olmalı. Herkesin gözü önünde, şeffaf ve tarafsız bir şekilde yapılmalı.’ Bazı genel başkanlar, bazı sanatçılar ve hukukçular bu çağrıya sessiz kalmadılar. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum. Ama tutuksuz ve adil yargılama, masumiyet karinesi ilkelerinin korunması adına da yine ses çıkarmalarını talep ediyoruz. Ayrıca bu çağrı yalnızca birkaç kişinin omuzlayacağı bir görev de değildir. Bu ülkede adaleti ya hep birlikte savunacağız ya da hep birlikte kaybedeceğiz.”</p>

<p><strong>“BİR ÜLKEDE ADALET YOK EDİLİRSE,GERİYE TUTUNACAK BİR DAL BİLE KALMAZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu hukuksuzlukların bedelini sadece bireyler ödemiyor; ülkemiz ödüyor, Cumhuriyetimiz ödüyor. Milletin iradesi baskılanıyor. 86 milyonun geleceği, gençlerimizin yarınları tehlikeye atılıyor. Bir ülkede adalet yok edilirse, geriye tutunacak bir dal bile kalmaz. Bu yüzden adalete ve demokrasiye sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz buraya, Saraçhane’ye sadece tutuklu aileleri olarak gelmiyoruz. Biz buraya ülkemizin geleceğini, hepimizin ortak yarınlarını korumaya geliyoruz. Bu nedenle herkesi, her cuma burada yanımızda durmaya davet ediyorum. Çünkü biliyoruz ki; baskı varsa, dayanışma da vardır. Baskı büyüyorsa, dayanışma daha da büyür. Biz buradayız. Toplumun vicdanı burada. Adalet, eşitlik ve demokrasi için burada olmaya devam edeceğiz.”<br />
<br />
<strong>SAFİYE MUTLU: “BİZİM SUÇUMUZ CHP’Lİ OLMAK, EKREM BAŞKANIMIZIN YANINDA OLMAK”</strong><br />
<br />
Seçilmiş Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’nun eşi Safiye Mutlu da gözyaşları içinde, zorlukla yaptığı konuşmasında özetle şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
“Bu konuşmamı, şu anda Silivri zindanlarında dostları, yol arkadaşlarıyla birlikte, siyasi kararlarla, haksız ve hukuksuz yere tutuklu olan, canımdan çok sevdiğim eşim ve eşimin yol arkadaşlarının eşlerinin, yakınlarınızın üzüntüsü içerisinde, ancak eşimin bana sağlamış olduğu büyük bir cesaret ve gururla yapıyorum. 6-7 aydır tehdit ve taciz altında bulunan eşim, ‘Beni de alacaklar. Tutuklu arkadaşlarımın ne suçu vardı ki? Suç aranmıyor, suç yaratılıyor. Bizim suçumuz Cumhuriyet Halk Partili olmak, Ekrem Başkanımızın yanında olmak. Halk için, hak için mücadele etmek. Sen de korkma, çekinme. Bunlar biter, karanlıklar bir gün aydınlığa döner’ diyordu. Evet, ben de inanıyorum. Karanlıklar bir gün biter, aydınlığa döner.”<br />
<br />
<strong>“RANTÇILARDAN KUL HAKKI YİYENLERDEN KORKMADIĞI, BUNLARA TAVİZ VERMEDİĞİ İÇİN TUTUKLU”*</strong><br />
<br />
“Ben, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Hoca’nın, Hasan Mutlu'nun eşiyim. Kocamla gurur duyuyorum. Benim kocam, 35 yıldır Bayrampaşa'da, Gaziosmanpaşa'da, Sultangazi'de, Eyüp'te eğitim işiyle uğraşıyor. Sadece Bayrampaşa'da 40 binin üzerinde öğrenci okuttu. Bu ilçelerde Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucularındandı. Bayrampaşa'da 12 yıla yakın Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanlığı yaptı. Bayrampaşa'da herkes tanır, sever eşimi. Çocuklar, ‘Hasan Hocam diye peşinden koşarlar. Hiçbir zaman kimseyi ayırmadı, ayrıştırmadı.</p>

<p>Ekrem Başkanımız ile aynı dönem ilçe başkanlığı yaptı. Gurur duyuyordu Ekrem Başkanımızın arkadaşı olmaktan, onunla yol yürüyor olmaktan. Bayrampaşa'da çalışma arkadaşlarıyla birlikte, kısa zamanda büyük değişimler sağladı. Eğitime, amatör kulüplerine büyük destekler sağladı. 5 sosyal tesis, 4 kreş, taziye evleri, aşevi, lojistik merkezleri, tanzim satış, parklar, bahçeler ve kültür çalışmaları ile büyük değişimler sağladı. Sosyal tesislerde 3 TL'ye çay satıyor, kamuyu zarara uğratıyor diye suçlanıyor benim. Halkın olanı halka kazandırılmakla suçlanıyor. Rantçılardan kul hakkı yiyenlerden korkmadığı, bunlara taviz vermediği için tutuklu.”<br />
<br />
<strong>“KESİN ÖĞRENDİM; BENİ SABAH ALACAKLAR,KORKMUYORUM, KAYGI DUYMUYORUM”*</strong><br />
<br />
“Eşim, sıranın kendine geldiğini, kendisini de alacağını biliyordu. 4 aydır tehditler, telefonlar hiç susmuyordu. 12 Eylül cuma günü öğlen yanıma geldi. ‘Beni de yarın alacaklar’ dedi. Telefon gelmiş, bilgi gelmişti. Avukatını aradı. İl Sekreteri Soner'i aradı. Bilgi verdi ve belediyeye geçti. Akşam yine her zamanki gibi oturuyor, sohbet ediyorduk. Saat 23.00 İl Başkanımız Özgür Bey aradı. Eşim, ‘Bizi yarın alacaklar’ dedi. Özgür Başkan, ‘Ağabey, şu anda böyle bir durum görünmüyor. Sıkıntı yapma’ dediğinde, ‘Başkanım, ben sıkıntı yapmıyorum.</p>

<p>Zaten 4 aydır ‘bu gece, bu gece’ diye bekliyorum. Ancak kesin öğrendim; beni sabah alacaklar. Korkmuyorum, kaygı duymuyorum. Sadece bilgi vermek istemiştim’ dedi. Sabah hazırdık. Saat 05.30 gibi geldiler. Eşim, gelen memurları buyur etti. Bizim onları beklediğimizi görünce şaşırdılar. Fazla rahatsızlık vermediler. Eşim gülerek, başı dik bir şekilde gitti. Eşimi çok seviyorum. Onu çok özlüyorum ve ona inanıyorum. Onun güvendiği yol arkadaşlarına, Ekrem Başkan'ıma inanıyor, güveniyorum. Allah, hepimize kolaylık versin, güç versin. İşimiz zor olabilir. Bizler inanıyoruz; korkmuyoruz, korkmayacağız. Hep birlikte dayanışma ile bu karanlık günleri geride bırakacağız. Kocamın da dediği gibi, her karanlığın sonunda bir aydınlık vardır.”<br />
<br />
<strong>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ BÜŞRA ÜRGEN: “TERS KELEPÇEYLE YERE İTTİRİLDİM”</strong><br />
<br />
Buluşmada son konuşmacı olarak üniversite öğrencisi Büşra Ürgen söz aldı. Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses olmak için Saraçhane'ye gittiğini belirten Ürgen, “Bir Atatürk genci ve bu Cumhuriyetin ferdi olarak sessiz kalmayıp, sokaklardaydım. Gözaltına alındığım gün ters kelepçeyle yere ittirilerek, sözlü hakaretlere maruz bırakılarak alındım. Katillerin, tecavüzcülerin alınmadığı o ters kelepçeyle” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"EN TEMEL HAKLARIMIZDAN MAHRUM BIRAKILDIK"</strong></p>

<p><br />
Gençlere yönelik yıldırma politikalarına değinen Ürgen, "Bazılarımız eğitim hayatından, bazılarımız barındığı yurtlardan atılarak en temel haklardan mahrum bırakıldı. Tutuklandığım zaman çalışmam gereken sınava, yeterli olanağa sahip olamadığım için çalışamadım" diye konuştu. Halen tutuklu bulunan siyasilere dikkat çeken Ürgen, "Kimi eşinden, kimi çocuğundan ayrı, hukuksuz yere içeride tutuluyor. Sorarım, bu mudur adalet? Bu mudur vicdan?" diye sordu. Ürgen; Ekrem İmamoğlu, Oya Tekin, Murat Çalık,</p>

<h2>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)</h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/adanin-konusmacilari-3-kadin-oldu-baskan-mutlunun-esi-aglayarak-konustu-videolu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/mutlu-face-ana.jpg" type="image/jpeg" length="28985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Tutuklu Yakınları'nın Onur Konuğu; Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer Oldu]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlarinin-onur-konugu-esenyurt-belediye-baskani-prof-dr-ahmet-ozer-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlarinin-onur-konugu-esenyurt-belediye-baskani-prof-dr-ahmet-ozer-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, 13. buluşmasını, yaşamının 1 yıl 10 ayını Silivri’de geçirmek zorunda bırakılan seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in katılımıyla Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 13. buluşmanın basın açıklamasını seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİLEK İMAMOĞLU’NDAN ‘İDDİANAME’ TEPKİSİ:‘İDDİANAME HAZIR’ DEDİLER. PEKİ ADALET HAZIR MI? GERÇEK HAZIR MI? HAYIR!</strong></p>

<p>Eşi ve arkadaşlarının tutuklanmasının ardından, 237 günün sonunda bir iddianame hazırlandığını hatırlatan Dr. İmamoğlu, “Sekiz ay boyunca yüzlerce ifade alındı, onlarca eve baskın yapıldı, boş arsalar kazıldı, tarlalar çevrildi, MASAK raporları istendi.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi- Hüseyin Çetiner - Saraçhane - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>ÖZGÜRLÜĞÜN ŞAFAĞINDA MUTLAKA BULUŞACAĞIZ</strong></p>

<p>Baskıyla, korkuyla, iftiralarla yürütülen bir süreç… Ve sonunda: ‘İddianame hazır’ dediler. Peki adalet hazır mı? Gerçek hazır mı? Hayır! İddianame açıklandı, ama aynı anda manipülasyonlar, çarpıtmalar, iftiralar da başladı. Gerçekleri eğip bükerek, sözde gazetecilik adı altında halkın aklını karıştırmaya çalışanlar var. Rakamlarla oynayanlar, üçer sıfır ekleyenler, gerçekleri değil, iftiraları manşet yapanlar… Ama biz neyi biliyoruz? Biz hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağını biliyoruz,” dedi.</p>

<p><strong>PROF. ÖZER: KARANLIKLAR, KORKAKLARIN SIĞINAĞIDIR; ÖMRÜ, CESURLAR IŞIĞI YAKANA KADARDIR</strong></p>

<p>“Adalet, yalanlardan daha güçlüdür,” diyen Dr. İmamoğlu, “Gerçek, iftiranın sesini her zaman bastırır. Ve buradan açıkça söylüyorum: Madem bu kadar eminsiniz, madem ‘asrın yolsuzluğu’ diyorsunuz; o halde buyurun, TRT ekranlarını açın. Halkın gözünün önünde, şeffaf biçimde, her duruşmayı canlı yayınlayın. Gelin, 86 milyonun önünde yargılayın. Millet görsün kimin alnı açık, kimin sözü doğru.</p>

<p><strong>İDDİANAME AÇIKLANDI, AMA AYNI ANDA MANİPÜLASYONLAR, ÇARPITMALAR, İFTİRALAR DA BAŞLADI</strong></p>

<p>Bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Bizim hesabını veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Ekrem İmamoğlu ister 2 yıl, ister 2000 yılla yargılansın; bizim başımız dik, vicdanımız rahattır. Bu 4000 sayfalık belge, bir iddianame değil; bizim duruşumuzun, onurumuzun belgesidir,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BU 4000 SAYFALIK BELGE, BİR İDDİANAME DEĞİL;BİZİM DURUŞUMUZUN, ONURUMUZUN BELGESİDİR</strong></p>

<p>375 günlük cezaevi sürecinin ardından iddianamenin yayınlandığı gün Silivri’den tahliye edilen Prof. Özer de “Şunu bilmenizi istiyorum: İçeride yatan insanlar için, dışarıdaki ailelerin sağlığı, dirayeti ve duruşu çok çok önemli. Siz siz olun, içerideki insanları düşünürken, başta kendinizi düşünün. Siz iyi olun, siz dirayetli olun, siz dik durun; onlar dimdik orada duracaklar.</p>

<p><strong>EKREM İMAMOĞLU İSTER 2 YIL, İSTER 2000 YILLA YARGILANSIN; BİZİM BAŞIMIZ DİK, VİCDANIMIZ RAHAT</strong></p>

<p>Zira aslında karanlıklar, korkakların sığınağıdır. Ama unutmayın; ömrü, cesurlar ışığı yakana kadardır. Cesurlar bir gün mutlaka ışığı yakacaklardır. Konfüçyüs diyor ki; ‘Bir insan parasını kaybederse, bir şeyini kaybeder. Bir insan onurunu kaybederse, çok şeyini kaybeder. Ama bir insan umudunu kaybederse, her şeyini kaybetmiş olur.’ Umut daima diri olmalı, umut daima büyümeli, umut daima hep önümüzde, yüksekte olmalıdır. Unutmayın; karanlık koyulaşıyorsa, şafak yakın demektir. Biz, özgürlüğün şafağında mutlaka buluşacağız,” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>RAKAMLARLA OYNAYANLAR, ÜÇER SIFIR EKLEYENLER,GERÇEKLERİ DEĞİL, İFTİRALARI MANŞET YAPANLAR VAR</strong></p>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 13. buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya; CHP Genel Başkan Yardımcıları Suat Özçağdaş, Gökan Zeybek, Gülşah Deniz Atalar, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, annesi Hava İmamoğlu, kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, yaşamının 1 yıl 10 ayını Silivri’de geçirmek zorunda bırakılan seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, çok sayıda milletvekili, STK temsilcileri, sanatçılar, gazeteciler ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.</p>

<p><strong>RAKAMLARLA OYNAYANLAR, ÜÇER SIFIR EKLEYENLER,GERÇEKLERİ DEĞİL, İFTİRALARI MANŞET YAPANLAR VAR</strong></p>

<p>Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; Prof. Özer, “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklanan tiyatro sanatçısı ve akademisyen Eda Saraç’ın annesi Belma Saraç ve tutuklanan gençler adına Eren Üner söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: “AHMET ÖZER’İN TAHLİYESİYLE UMUTLANDIK”</strong></p>

<p>“Bugün burada, bir kez daha; adalete, eşitliğe, insan onuruna inancımızla, kalplerimizi birleştirerek buluştuk,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Her hafta, yılmadan, yorulmadan, her geçen gün artan bir katılımla burada olmanız, sadece bir buluşma değil, bir direnişin, bir vicdan nöbetinin ifadesi. Sizlerin kararlılığı, bu ülkenin dört bir yanında yankılanan bir sese dönüştü artık: ‘Adalet istiyoruz.’ Ve biz bu sözü, yalnızca sevdiklerimiz için değil, ülkemizin geleceği için söylüyoruz. Bu hafta bir nebze olsun içimize su serpen bir gelişme yaşadık. Esenyurt Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Özer’in tahliyesiyle umutlandık. Kendisine ve değerli ailesine geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Ama biliyoruz ki bu mutluluk, buruk bir mutluluk. Çünkü hâlâ içeride, hukuksuzlukla, keyfilikle özgürlüğü elinden alınmış yüzlerce insan var.”</p>

<p><strong>“BİR BABANIN, BİR EVLADIN, BİR KARDEŞİN, BİR ANNENİN, 1 YIL 10 GÜNÜ ÇALINDI HAYATTAN”</strong></p>

<p>“Bir babanın, bir evladın, bir kardeşin, bir annenin, 1 yıl 10 günü çalındı hayattan. Bu zamanı kim geri verebilir? Kim o eksilen günleri, kaçırılan bayramları, doğum günlerini geri getirebilir? İşte bu yüzden buradayız. Adaletin yokluğunda geçen her saniyenin, bir insanın kalbinden umut eksilttiğini bildiğimiz için buradayız. Bir daha kimsenin yaşamı, hukuksuzluk uğruna eksilmesin diye… Bugün sadece bireyler değil, aileler de mağdur. Anneler, babalar, kardeşler, çocuklar… Yüzlerce aile, bu ülkenin göğsüne yerleşmiş bir acının sessiz tanığı. Ve hepimiz biliyoruz: Bir ülkede adalet yara alırsa, o ülkenin ekonomisi de iyileşmez, huzuru da kalmaz. Demokrasinin, adaletin ve hukukun olmadığı bir ülkeye yatırım da gelmez. Böyle bir ortamda enflasyon da düşmez, umut da yeşermez. Artık yeter! Bu ülke, sürekli yüksek tansiyonla yaşamak zorunda değil. Bir ülke sürekli gerginlik, kutuplaşma, korku ve baskı içinde var olamaz.”</p>

<p>“AVRUPA’DA ORTALAMA TUTUKLU YARGILAMA SÜRESİ 4 AY; BİZDE İSE EKREM İMAMOĞLU 8 AYDIR TUTUKLU!”</p>

<p>“237 gün… Dile kolay. Tam 237 günün sonunda bir iddianame hazırlandı. Sekiz ay boyunca yüzlerce ifade alındı, onlarca eve baskın yapıldı, boş arsalar kazıldı, tarlalar çevrildi, MASAK raporları istendi. Baskıyla, korkuyla, iftiralarla yürütülen bir süreç… Ve sonunda: ‘İddianame hazır’ dediler. Peki adalet hazır mı? Gerçek hazır mı? Hayır! Çünkü artık delil karartma riski kalmadı. Kaçma riski yok. Ama hâlâ tutukluluk devam ediyor. Avrupa’da ortalama tutuklu yargılama süresi 4 ay; bizde ise Ekrem İmamoğlu 8 aydır tutuklu! Üstelik üç kez halk tarafından seçilmiş bir belediye başkanı olarak! Bu artık yargılama değil, cezalandırmadır. Bu, masumiyet karinesinin yok sayılmasıdır. Bu, adaletin terazisine siyasetin gölgesinin düşmesidir. Ve biz buradan bir kez daha haykırıyoruz: Artık yeter! Adalet, geciktiği anda zaten eksilir. O yüzden diyoruz ki: Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları artık tutuksuz yargılanmalıdır.”</p>

<p>“RAKAMLARLA OYNAYANLAR, ÜÇER SIFIR EKLEYENLER,</p>

<p>GERÇEKLERİ DEĞİL, İFTİRALARI MANŞET YAPANLAR VAR”</p>

<p>“Ve şimdi yeni bir dönem başlıyor. İddianame açıklandı, ama aynı anda manipülasyonlar, çarpıtmalar, iftiralar da başladı. Gerçekleri eğip bükerek, sözde gazetecilik adı altında halkın aklını karıştırmaya çalışanlar var. Rakamlarla oynayanlar, üçer sıfır ekleyenler, gerçekleri değil, iftiraları manşet yapanlar… Ama biz neyi biliyoruz? Biz hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağını biliyoruz. Adalet, yalanlardan daha güçlüdür. Gerçek, iftiranın sesini her zaman bastırır. Ve buradan açıkça söylüyorum: Madem bu kadar eminsiniz, madem ‘asrın yolsuzluğu’ diyorsunuz; o halde buyurun, TRT ekranlarını açın. Halkın gözünün önünde, şeffaf biçimde, her duruşmayı canlı yayınlayın. Gelin, 86 milyonun önünde yargılayın. Millet görsün kimin alnı açık, kimin sözü doğru. Bizim saklayacak hiçbir şeyimiz yok. Bizim hesabını veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Ekrem İmamoğlu ister 2 yıl, ister 2000 yılla yargılansın; bizim başımız dik, vicdanımız rahattır. Bu 4000 sayfalık belge, bir iddianame değil; bizim duruşumuzun, onurumuzun belgesidir.”</p>

<p>“ADALET FİDANLARI BU TOPRAKLARDA BÜYÜYECEK, UMUT YENİDEN YEŞERECEK”</p>

<p>“Yaşadığımız bu hukuksuzluk sürecinde, sadece adalet talep etmiyoruz. Biz, bu ülkenin geleceğine dair umutları da yeşertmeye devam ediyoruz. Bu hafta hep birlikte, hukuksuz biçimde özgürlüklerinden mahrum bırakılanlar ve adalet mücadelesi verenler adına Beylikdüzü’nde umut fidanlarımızı toprağa diktik. Her biri bir çocuğun gülüşü, bir annenin duası, bir babanın sabrı gibi kök salacak toprağa. Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak için… Bu topraklarda Cumhuriyetin kökü sağlamdır. Demokrasinin kökü sağlamdır. Ve biz o köklerden yeniden filizleneceğiz. Kimse şüphe etmesin: Adalet fidanları bu topraklarda büyüyecek, umut yeniden yeşerecek. Çünkü biz birlikteyiz, birlikteyken güçlüyüz.</p>

<p>Ve biz bu haklı mücadelemizi sevgiyle, inançla, sabırla kazanacağız.”</p>

<p>“VE SONUNDA ADALET KAZANACAK…”</p>

<p>“Sözlerimi bitirirken, Gürcistan’da düşen askeri uçağımızda hayatını kaybeden 20 kahraman askerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca Hırvatistan'da düşen Orman Genel Müdürlüğü'ne ait yangın söndürme uçağında şehit olan pilotumuza da Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabır, milletimize başsağlığı diliyorum. Onların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Değerli yol arkadaşlarım; bugün bir kez daha gördük ki adalet, yalnız mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet, insanların kalbinde filizlenir. Ve biz o filizin büyümesine izin vermeye kararlıyız. Haftaya yine burada, aynı inançla, aynı dayanışmayla buluşmak dileğiyle… Hepinize sevgilerimi, şükranlarımı sunuyorum. Birlikte güçlüyüz. Birlikte başaracağız. Ve sonunda adalet kazanacak…”</p>

<p>PROF. ÖZER: “DIŞARIYA ÇIKTIĞIM İÇİN ÇOK SEVİNEMEDİM”</p>

<p>Dr. İmamoğlu’nun ardından mikrofonu alan Prof. Özer de 375 gün sonra, kendisiyle aynı kaderi paylaşan yol arkadaşlarının aileleriyle bir araya geldi. “Öncelikle bütün tutuklu ailelerin şahsında hepinizi sevgiyle, saygıyla kucaklıyorum,” diyen Prof. Özer, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sayın Dilek İmamoğlu'nun şahsında bütün tutuklu ailelerini, Sayın Suat Özçağdaş'ın şahsında bütün örgütümüzü, Sayın Nuri Aslan'ın şahsında bütün yerel yönetimlerimizi sevgiyle, başarıyla kucaklıyorum. Sizinle birlikte olmaktan son derece sevinçliyim, ama aynı zamanda çok hüzünlüyüm. Aynı zamanda bütün arkadaşlarımı, yoldaşlarımı içeride bıraktığım için çok da üzgünüm. Dışarıya çıktığım için çok sevinemedim. Değerli dostlar; benim üç tane ailem var. Birinci ailem; hepinizin ailelerinde olduğu gibi kan bağının olduğu aile. İkinci ailem; gönül bağımın olduğu aile. Yani sizlersiniz ikinci ailem. İkinci aile, içerideki insanlar için en önemli ailedir. Üçüncü aile de bizi topyekûn saracak olan halkımızdır, ülkemizdir. Kıymetli kardeşlerim; özgürlük, hava gibidir. Olduğu zaman insan farkına varmaz. Ama insan havasız iki dakika kaldığında havanın ne kadar kıymetli olduğunun farkına varır. Özgürlük de öyledir. Özgürken özgürlüğün farkında olmazsınız. Ama özgürlüğünüz elinizden alındığında, o zaman özgürlüğün ne kadar kıymetli bir şey olduğunu anlarsınız.”</p>

<p>“ÇIKARKEN KALBİMİN YARISINI SİLİVRİ'DE BIRAKTIM”</p>

<p>“Benim de 375 gün özgürlüğüm elimden alındı. Lakin bilmelisiniz ki iki şeyden tasarruf edilemez. Biri özgürlüktür, biri de sağlık. Özgürlükten tasarruf esareti getirir. Sağlıktan tasarruf ise ölümü getirir. Dolayısıyla özgürlük, yarı ölüm demektir. O halde biz, bütün hayatımız boyunca özgürlük için, adalet için, eşitlik için mücadele edeceğiz. Bugün içeride bulunan arkadaşlarımız, dostlarımız bu mücadeleyi veriyorlar bizim için. O nedenle söylemek isterim ki; ben, bugün 375 günden sonra özgürlüğüme kavuştum, aranızdayım, ama gerçekten sevinemedim. Çünkü kızım, bana gelip içeride tahliye olduğumu söyleyince, hüngür hüngür ağladı sevinçten. Ben de ‘Niye ağlıyorsun’ dedim. O ağlamaya devam etti. Fakat bu sefer o döndü bana dedi ki ‘Babacığım sen niye sevinmiyorsun?’ Ben de dedim ki ‘Kızım bak; sağına bak, soluna bak. Ekrem Başkan en baştaydı. ‘Benim bu dostlarım, bu yol arkadaşlarım içerideyken ben nasıl sevinebilirim?’ Onun üzerine hemen beni bıraktı. Ekrem Başkan'ın yanına gitti. Onunla kucaklaştı. Sonra ben çıktım geldim. Ama çıkarken kalbimin yarısını Silivri'de bıraktım. Diğer yarısıyla size selam getirdim. Ekrem Başkan'ın selamını getirdim. Diğer 27 tane belediye başkanımızın selamlarını getirdim.”</p>

<p>“İÇERİDE YATAN İNSANLAR İÇİN, DIŞARIDAKİ AİLELERİN SAĞLIĞI, DİRAYETİ VE DURUŞU ÇOK ÇOK ÖNEMLİ”</p>

<p></p>

<p>“İçerideki insanlar için aile çok önemli. Kendimden biliyorum. ‘Acaba aileme bir şey olacak mı’ diye yüreğim pır pır ediyordu. İçerideki herkes için de öyledir. Kendilerinden ziyade, sizleri düşünüyorlar. Biliyorum siz de onları düşünüyorsunuz. Ama emin olun, siz burada dirayetli olduğunuzda, sağlıklı olduğunuzda, dimdik ayakta kaldığınızda, onlar içeride daha da dik duruyorlar, daha da motive oluyorlar, daha da mücadele ediyorlar. Şunu bilmenizi istiyorum: İçeride yatan insanlar için, dışarıdaki ailelerin sağlığı, dirayeti ve duruşu çok çok önemli. Siz siz olun, içerideki insanları düşünürken, başta kendinizi düşünün. Siz iyi olun, siz dirayetli olun, siz dik durun; onlar dimdik orada duracaklar. Çünkü onlar orada neden bulunduklarının farkındadırlar? Çünkü onlar orada suçsuz yere yattıklarının farkındadırlar. Çünkü onlar bir gün alınları ak, başları dik dışarıya çıkacaklarını biliyorlar. Çünkü tarihten biliyoruz. Tarihte haklılar hep kazanmıştır. Biz de kazanacağız. O nedenle aile önemlidir.”</p>

<p>“KARANLIKLAR, KORKAKLARIN SIĞINAĞIDIR”</p>

<p>“Bir diğer nokta da şu: Biz içerideyken, ilk ay ailem ziyaretime geldi. Küçük bir torunum var, 6 yaşında, adı Sohrap. Bana baktı, baktı, baktı. Birden kalktı geldi, kucağıma, sarıldı. ‘Dedeciğim’ dedi, ‘Senin burada işin bitmedi mi? Artık eve gel, seni çok özledim,’ dedi. O hapishanenin benim iş yerim olduğunu biliyor. Bir düşünebiliyor musunuz? Torunum oldu, onu saramadım, sevemedim. Ama onların varlığı, benim içeride daha motive, daha dirayetli, daha dik durmanı sağladı. Zira aslında karanlıklar, korkakların sığınağıdır. Ama unutmayın; ömrü, cesurlar ışığı yakana kadardır. Cesurlar bir gün mutlaka ışığı yakacaklardır. Bir barış sürecinin içinden geçiyoruz. Hepimiz barıştan yanayız. Hepimiz barışı, demokrasiyi istiyoruz. Anayasamız, ‘Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir’ diyor. Hepimiz bunun ihya olmasını istiyoruz. Ama şimdi soruyorum: Toplumun yarısını dışlayarak barışı nasıl getireceğiz? Cumhuriyet Halk Partisi, ana muhalefet partisi, toplumun üçte birinin şu anda oyunu temsil ediyor. Giderekten de yükseliyor. Onlara operasyon yaparak nasıl yapacağız barışı? Ve Sayın İmamoğlu şimdi içeride, Büyükşehir Belediye Başkanı… Başkanlarımız içerideyken barışı nasıl sağlayacağız? Buradan bir çağrı yapıyorum. Artık bu gerginlik, bu kutuplaşma sona ersin, başkanlarımız dışarı çıksın, tutuksuz yargılansın. Biz umutluyuz.”</p>

<p>“AKILLA DAVRANMALIYIZ, SABIRLI VE DİRAYETLİ OLMALIYIZ”</p>

<p>“Konfüçyüs diyor ki; ‘Bir insan parasını kaybederse, bir şeyini kaybeder. Bir insan onurunu kaybederse, çok şeyini kaybeder. Ama bir insan umudunu kaybederse, her şeyini kaybetmiş olur.’ Umut daima diri olmalı, umut daima büyümeli, umut daima hep önümüzde, yüksekte olmalıdır. Bizim üç tane temel şiarımız olmalı: Akılla davranmalıyız, sabırlı olmalıyız ve dirayetli olmalıyız. Bu üç tane unsurla hareket ettiğimiz takdirde, gün gelecek, bütün dostlarımızla, belediye başkanlarımızla, belediye bürokratlarımızla, siyasilerle özgür günlerde buluşacağız. Unutmayın; karanlık koyulaşıyorsa, şafak yakın demektir. Biz, özgürlüğün şafağında mutlaka buluşacağız. Ben bu duygularla hepinizi sevgiyle, saygıyla, içten selamlıyorum. Ve siz cesur yüreklere, sevgili Dilek İmamoğlu başta olmak üzere, sevgili Ekrem Başkanımızın annesi Hava anamız başta olmak üzere, hepinize en derin hürmetlerimi sunuyorum. Siz sağ oldukça, var oldukça; biz, azimle, güçlü bir biçimde mücadelemize devam edeceğiz.”</p>

<p>AKADEMİSYEN EDA SARAÇ'IN ANNESİ BELMA SARAÇ: “YARDIM RİCA ETTİĞİ BİR KADIN POLİS TERS KELEPÇE TAKTI”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Özer’in arından sözü, 25 Ekim’de tutuklanan tiyatro sanatçısı ve akademisyen Eda Saraç'ın annesi Belma Saraç aldı. Yaşadıklarının sadece kendilerine değil, adalete inanan herkese ait bir ortak acı olduğunu vurgulayan anne Saraç, yaşananları şu sözlerle aktardı:</p>

<p>“Eda, Down sendromlu İngiliz oyuncuların oyununu izlemek için biletini aylar önceden almış, heyecanla yola çıkmıştı. Sahneye giden yollar kapalı olunca, yardım rica ettiği bir kadın polisten ret cevabı aldı. Oyunu kaçırmamak için alternatif bir giriş arayışına yöneldi. Tesisten çıktığı sırada, biraz önce ricada bulunduğu kadın polis, kızımın üzerine atlayarak başını demirlere yaslayıp ağzını kapattı, nefessiz bıraktı. Ellerini ters kelepçe yapıp, dizlerini tekmeleyerek orantısız bir şiddet uyguladı. Eda'nın bu muameleyi görmesinin sebebi sadece düşüncelerini ifade etmesiydi.”</p>

<p></p>

<p>"BU BİR ADLİ VAKA DEĞİL, VİCDAN SINAVIDIR"</p>

<p>Anne Saraç, kızının yaşadıklarının sadece yasal bir sorun olmadığının altını çizerek süreci bir "vicdan sınavı" olarak nitelendirdi. "Bu sınavda kim susarsa adaletsizliği, kim konuşursa ses çıkarırsa o kadar ışık yayılacak karanlığa" sözleriyle, herkesi bu sınava dahil olmaya çağırdı. Anne Saraç, Anayasa’nın "işkence ve eziyet yasağı", "düşünce ve kanaat hürriyeti" ve "toplantı yürüyüş hakkı" gibi temel maddelerine atıfta bulunarak, sıradan vatandaşlar olarak tek istediklerinin bu haklara riayet edilmesi olduğunu vurgulayarak, "Bizler tiyatroya giderken bir bariyeri eleştirmenin karşılığında orantısız bir şiddet görmek istemiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ÖĞRENCİ EREN ÜNER: "POLİSLER, SOSYAL MEDYADA İŞKENCE GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞILDI"</strong></p>

<p>Buluşmada son sözü alan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Eren Üner ise 24 Mart'ta Saraçhane'deki eylemlerde yaşadıklarını ve sonrasında maruz kaldığı muameleyi anlattı. Üner, polis şiddetine dair tanıklığını, "Sosyal medyada, çevik kuvvet polislerinin göstericilere yönelik kötü muamelelerinin fotoğraf ve videolarını, üzerine küfürlü yazılar ve hashtag'ler ekleyerek paylaştıklarını gördüm" sözleriyle aktardı. Üner, bu paylaşımlara suç teşkil etmeyen bir şekilde tepki gösterdiğini belirtti. Tepkisinin ardından başına gelenleri anlatan Üner, "24 Mart gecesi, eli silahlı polisler evimin kapısına dayandı. Adi bir teröristmişim gibi yere yatırıldım. Hiçbir direniş göstermememe ve telefonumu teslim etmeme rağmen ters kelepçeyle gözaltına alındım. Araçta akla hayale gelmeyecek küfürler, hakaretler işittim," dedi.</p>

<p><strong>"SORUMLULAR KORUNUYOR, MAĞDURLAR CEZALANDIRILIYOR"</strong></p>

<p>15 günlük gözaltı ve tutukluluk sürecinin ardından tahliye olduğunu söyleyen Üner, yaşadığı işkenceyi belgelemek için hastaneye gittiğinde karşılaştığı tabloyu, "Aynı gün için iki farklı darp raporu vardı. İlkinde darp izleri tespit edilmişti, 4 saat sonra düzenlenen ikincisinde ise bu izler 'yok' oluvermişti” cümleleriyle paylaştı.Polisler hakkındaki soruşturmaların ilerlemediğini, aksine kendisi hakkında yeni soruşturmalar açıldığını ifade eden Eren Üner, "Ben buradan sormak istiyorum: Devletimiz kimi koruyor? Görevini suistimal eden ve suç işleyen kamu görevlilerini mi? Saatlerce işkence gören, ülkesi için canını verecek olan gençleri mi?" sorularıyla konuşmasını noktaladı.</p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlarinin-onur-konugu-esenyurt-belediye-baskani-prof-dr-ahmet-ozer-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/face-dilo.jpg" type="image/jpeg" length="53098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB, İSKİ ,İETT ve İtfaiye'de Çalışacak 1532  Kişi İçin Tören  Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iski-iett-ve-itfaiyede-calisacak-1532-kisi-icin-toren-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iski-iett-ve-itfaiyede-calisacak-1532-kisi-icin-toren-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bakanlık izniyle ve İBB ile bağlı kuruluşları İSKİ ve İETT’de göreve başlayacak 1532 yeni memur için “Hoş Geldiniz” töreni düzenlendi. Törende, 19 Mart sivil darbesiyle özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den yeni mesai arkadaşları için yolladığı mektup da okundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB, İSKİ VE İETT’DE 1532 YENİ MEMUR GÖREV YAPACAK</strong></p>

<p>Mesai arkadaşlarına, “Göreve geldiğimizde, İstanbul’da yeni bir yönetim vizyonu ortaya koyduk,” sözleriyle seslenen İmamoğlu, “Bir kısım ayrıcalıklı kişi ve gruplara değil, tüm hemşehrilerimize hizmet üretmek için çalışıyoruz. Çocuklarımız için kreşler, gençlerimiz için yurtlar açıyoruz. Annelere Anne Kart, çocuklara Halk Süt ulaştırıyoruz.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner - Fatih - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>EKREM İMAMOĞLU’NDAN YENİ MESAİ ARKADAŞLARINA: İSTANBUL’UN MUHAFIZLARI OLACAĞIZ</strong></p>

<p>Bölgesel İstihdam Ofislerimizle yüz binlerce kişiye özel sektörde istihdam sağlıyoruz. İstanbul’a yeni metro hatları kazandırıyor, şehrimizin kronikleşmiş sorunlarına çözümler üretiyoruz. Ulaşımdan altyapıya, çevre projelerinden yeşil alanlara, sağlıktan eğitime, spordan sosyal desteklere varana dek her alanda İstanbul tarihinin en büyük projelerini hayata geçiriyoruz,” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>MİLLETİN MEMURU OLMA BİLİNCİYLE GÖREVLERİNİZİ EN İYİ ŞEKİLDE YERİNE GETİRECEĞİNİZDEN HİÇ KUŞKUM YOK</strong></p>

<p>“Hayatınızın bu yeni döneminde, milletin memuru olma bilinciyle, bunun gerektirdiği ahlak ve dürüstlükle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinizden hiç kuşkum yok,” diyen İmamoğlu, “Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da dünyanın en güzel ve en değerli kenti İstanbul ve İstanbullar için beraber çalışacağız; İstanbul’un muhafızları olacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet değerlerimize sahip çıkarak daha adil, mutlu, geleceğe güvenle baktığımız bir İstanbul’u hep birlikte inşa edeceğiz,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BİR KISIM AYRICALIKLI KİŞİ VE GRUPLARA DEĞİL, TÜM HEMŞEHRİLERİMİZE HİZMET ÜRETMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ</strong></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bağlı kuruluşları İSKİ ve İETT’ye, 26 Eylül 2024 tarihinde, memur kadroları için 432, itfaiye eri kadroları için 785 ve zabıta kadroları için 315 olmak üzere, toplam 1532 kişilik, açıktan atama yoluyla memur alımı izni verildi. Gerekli araştırmalar, incelemeler ve testlerden geçen yeni memurlar için, Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde tören düzenlendi. “Aday Memurlara Hoş Geldiniz Buluşması” adıyla düzenlenen tören, İBB Başkavekili Nuri Aslan ve İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Aslan ve Prof. Demir’in birer konuşma yaptığı buluşmada, 19 Mart sivil darbesiyle özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den yeni mesai arkadaşları için yolladığı mektup da okundu.</p>

<p><strong>İMAMOĞLU: “İSTANBUL’DA YENİ BİR YÖNETİM VİZYONU ORTAYA KOYDUK”</strong></p>

<p>İmamoğlu, program sunucusu tarafından okunan mektubunda şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Değerli çalışma arkadaşım; İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, hemşehrilerimizin tercihiyle göreve geldiğimiz 2019’dan bugüne, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, tüm vatandaşlarımızın geleceğe umut ve güvenle baktığı bir İstanbul var etmek için hız kesmeden, ara vermeden çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz. Göreve geldiğimizde, İstanbul’da yeni bir yönetim vizyonu ortaya koyduk. Bir kısım ayrıcalıklı kişi ve gruplara değil, tüm hemşehrilerimize hizmet üretmek için çalışıyoruz.</p>

<p>Çocuklarımız için kreşler, gençlerimiz için yurtlar açıyoruz. Annelere Anne Kart, çocuklara Halk Süt ulaştırıyoruz. Bölgesel İstihdam Ofislerimizle yüz binlerce kişiye özel sektörde istihdam sağlıyoruz. İstanbul’a yeni metro hatları kazandırıyor, şehrimizin kronikleşmiş sorunlarına çözümler üretiyoruz. Ulaşımdan altyapıya, çevre projelerinden yeşil alanlara, sağlıktan eğitime, spordan sosyal desteklere varana dek her alanda İstanbul tarihinin en büyük projelerini hayata geçiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz proje ve yatırımlarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çatısı altında gece gündüz demeden, özveriyle çalışan mesai arkadaşlarımızın imzası bulunuyor.”</p>

<p><strong>“YAPACAĞINIZ HER İŞTE, ATACAĞINIZ HER İMZADA İSTANBULLULARIN HAKKI VARDIR”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kıymetli çalışma arkadaşım; tüm İstanbullulara adil ve eşit hizmet sunan İBB ailesine hoş geldin. İBB olarak, tüm işe alım süreçlerimizde liyakat, eşitlik ve şeffaflık ilkelerimiz doğrultusunda hareket ediyoruz. Performans ve liyakate dayalı değerlendirmeler sonucunda, İstanbul’a hizmet etmenin gururunu yaşayacak olman nedeniyle seni yürekten kutluyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmak demek, İstanbul’a hizmet etmek, kente özen insana saygı göstermek, insanımıza dokunan her görevi adaletle, vicdanla üstlenmek demektir. Bu nedenle sorumluluğunuz büyüktür. Yapacağınız her işte, atacağınız her imzada İstanbulluların hakkı vardır. Liyakatle, emeğinizle geldiğiniz bu kamu görevi, milletin sizlere emanet ettiği yüce bir görevdir.”</p>

<p><strong>“MİLLETİN MEMURU OLMA BİLİNCİYLE…”</strong></p>

<p>“Hayatınızın bu yeni döneminde, milletin memuru olma bilinciyle, bunun gerektirdiği ahlak ve dürüstlükle görevlerinizi en iyi şekilde yerine getireceğinizden hiç kuşkum yok. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da dünyanın en güzel ve en değerli kenti İstanbul ve İstanbullar için beraber çalışacağız; İstanbul’un muhafızları olacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, Cumhuriyet değerlerimize sahip çıkarak daha adil, mutlu, geleceğe güvenle baktığımız bir İstanbul’u hep birlikte inşa edeceğiz. Şehrimize ve milletimize hizmet etmek üzere, bu büyük ve güçlü aileye katıldığın için seni bir kez daha gönülden tebrik ediyor, değerli ailenize en içten selamlarımı gönderiyorum. Saygılarımla. Ekrem İMAMOĞLU. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.”</p>

<p><strong>ASLAN: “TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN MEMURLARI OLACAKSINIZ”</strong></p>

<p>İBB Başkanvekili Aslan da konuşmasında özetle şunları söyledi:</p>

<p>“Sözlerime başlarken, bugün burada olması gerekirken, aylardır Silivri zindanlarında tutulan İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını da iletmek istiyorum. Her birinizin gözlerine baktığımda başarmış olmanın gururunu, milletimize hizmet edecek olmanın mutluluğunu, devletimiz için çalışacak olmanın onurunu görüyorum. Hepinizi hem kendi adıma hem bürokrat arkadaşlarım hem de seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu adına tebrik ediyorum. Sizler, bizim yeni çalışma arkadaşlarımsınız. Ama ondan daha önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin memurları olacaksınız. Bu anlamda göreviniz çok büyük. Attığınız her adım, verdiğiniz her karar, yaptığınız her iş tamamen halkımız yararı için olacak. Olacağına inanıyorum. Çok sevdiğim bir söz vardır. Büyük alim Şeyh Edebali der ki: ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ İnsanımız adaletle, insanımız huzurla, mutlulukla ve refahla yaşayacak ki başımızda çatımız olarak duran devletimiz yaşayacak.”</p>

<p><strong>“İSTANBUL’UN GELECEĞİ, SİZİN ADALETİNİZLE, SİZİN EMEĞİNİZLE ŞEKİLLENECEK”</strong></p>

<p>“Bunun için hakkaniyetle çalışmaya, vicdanla karar vermeye ve kanunsuz iş yapmamaya ihtiyacımız var. Hepinizden ricam da budur. Kim derse desin, kanunsuz iş yapmayınız. Hakkaniyetle çalışınız ve vicdanınızla karar veriniz. İstanbul, büyük bir şehir. İstanbul, 24 saat yaşayan bir şehir. 16 milyon İstanbullu, bizden eşit, eksiksiz ve hızlı hizmet bekliyor. Gece gündüz çalışmak zorundayız. Bir tek vatandaşımızın bile yüzünün yere düşmesine izin veremeyiz. Sizler, şehrimizin vicdanı olacaksınız. Devletin şefkati, sizin ellerinizden halka ulaşacak. İstanbul’un geleceği, sizin adaletinizle, sizin emeğinizle şekillenecek. Yolunuz açık, kalbiniz doğru, vicdanınız diri olsun. Birlikte, daha adil, daha güzel bir İstanbul için çalışacağız. Hepinize başarı, sabır ve güç diliyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.”</p>

<h2><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-iski-iett-ve-itfaiyede-calisacak-1532-kisi-icin-toren-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/personel-ibb-1.jpg" type="image/jpeg" length="99928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceyhan Belediye Başkanı Silivri’de Babası Adana’da Cezaevinde ?]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ceyhan-belediye-baskani-neden-silivride-babasi-adanada-cezaevinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ceyhan-belediye-baskani-neden-silivride-babasi-adanada-cezaevinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB tutuklamaları ile Yakınları cezaevinde olan ailelerin oluşturduğu Aile Dayanışma Ağı (ADA) her Cuma günü Saraçhane parkında basın açıklaması için toplanıyor. 12.bulumasını 07.12.2025 tarihi saat 11’de yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İLK KEZ BAŞKA İLDEN BİR TUTUKLU YAKINI KONUŞTU,SEÇİLMİŞ CEYHAN BELEDİYE BAŞKANI KADİR AYDAR^’IN KARDEŞİ CANER AYDIN YÜREK BURKAN BİR AİLE HİKAYESİ ANLATTI…</strong></p>

<p>Yapılan Basın açıklamasından sonra Aile Dayanışma Ağı (ADA)’nın kurucu başkanı İBB başkanı ve CHP’nin 15 milyon 500 bin kişinin oy vererek cumhurbaşkanı adayı yaptığı <strong>Ekrem İmamoğlu’nun</strong> eşi Dr.<strong>Dilek İmamoğlu’</strong>nun önemli ve anlamlı konuşmasından sonra Adana‘nın Ceyhan ilçesinin seçilmiş belediye başkanı’ nın kardeşi Caner Aydar yaptığı konuşma ile yürek burktu. İşte O Konuşmanın tam metni.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner - Fatih - İstanbul </strong></p>

<p><strong>CANER AYDAR: “ADANA'DAN 1200 KİLOMETRE GELİP, BİR SAAT GÖRÜŞÜP, 1200 KİLOMETRE AYNI GÜN DÖNÜYORUZ”</strong><br />
<br />
Adana’ya bağlı Ceyhan ilçesinin seçilmiş Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın kardeşi Caner Aydar da konuşmasında özetle, “Bundan tam 161 gün önce, 31 Mayıs sabaha karşı hayatımızın en kötü gününe uyandık. Daha doğrusu uyanmadık, uyandırıldık. Bir şafak vakti, onlarca polis, evimizin kapısına geldiler. Ceyhan halkının kendini yönetmesi için seçtiği, gece ve gece gündüz demeden çalışan Belediye Başkanı’nı İstanbul'dan almaya geldiler.</p>

<p>O sabah abim evde yoktu. Yazlıktaki evinde kalmaktaydı. Kendini almaya gelen polisleri öğrenince, telefonda, ‘Ne için gelmiş olursanız olun, yanlış yaptığım hiçbir şey yok,’ diyerek hemen polislerin yanına geldi.</p>

<p><strong>Kadir Aydar'ın</strong> ailesi olarak biz; annem, ben, kardeşim ve akrabalarımız ile 22 haftadır her Perşembe, Adana'dan 1200 kilometre gelip, bir saat görüşüp, 1200 kilometre aynı gün dönüyoruz.</p>

<p>Adana'dan Silivri'ye geliş yolculuğumuz onu görecek olmanın mutluluğu ve heyecanıyla güzel geçiyor. Onunla bir saat görüştükten sonra, onu burada, Silivri'de bırakıp Adana'ya dönmek, hüzünlü geçen yolculuğumuz, kalbimizde derin yaralar açmaktadır.</p>

<p>Ve bu süreçte, başta bizimle aynı haksızlığa uğrayan diğer mağdur ailelerle birlikte birbirimize dost olduk. Acılarımızı paylaştık. Dostluğumuz aile bağına dönüştü. Aynı acıları, aynı duyguları paylaşmak, bizleri birbirimize daha yakınlaştırdı,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“BABAMIZIN İLLA ÖLMESİ Mİ GEREKMEKTEDİR”</strong><br />
<br />
Abisi ile birlikte babaları Mustafa Aydar’ın da tutuklu yargılandığına dikkat çeken Caner Aydar, “Babam Mustafa Aydar, Ceyhan'ın en sevilen, yıllardır ticaret yapan, dürüst, namuslu bir iş insanıdır.</p>

<p>Bugüne kadar yaptığı ticaretlerde ne bir haksızlığı ne de bir yanlışı olmamıştır. Adana ilinde ve ilçelerinde yaptığı binlerce daireleri satarken, hiçbir zaman parayı birinci öncelik yapmayıp, insanların ev sahibi olması için her zaman yardımcı olmuştur. Ve buna tüm Adana şahittir. Babam daire sattığı binlerce insanın dualarını almıştır.</p>

<p>O binlerce dairede yanlış yapmayan insan, bir tane daire satarken mi yanlış yapmıştır ?</p>

<p>Bir tane daire satarken yanlış yapması ne onun karakterine sığar ne de namuslu yaptığı bu ticaretine de sığmaz.</p>

<p>Bu süreçte de bu davada da babam <strong>Mustafa Aydar'ın</strong> hiçbir yanlışı yoktur,” dedi.</p>

<p>Baba <strong>Aydar</strong>’ın tutukluğu süresi içinde iki kez beyin damarı tıkanması sorunu yaşadığı, aynı süreçte kalp damarlarına stent takıldığı bilgilerini paylaşan oğlu Aydar, “Cezaevi kapısını açık görse izinsiz çıkmayacak olan babamız <strong>Mustafa Aydar’ın</strong> mahkemeyi evde beklemesinde ne gibi sakınca vardır? Bu kadar ağır hasta birinin bırakılması için daha ne beklenmektedir? İlla ölmesi mi gerekmektedir?” sorularını yöneltti.</p>

<p><strong>BAZILARI DİYEBİLİR Kİ SAVCILIK DELLİLERİNE GÖRE YANLIŞ YAPMIŞ YOLSUZLUK YAPMIŞ ADAMLAR YARGILANMASANLAR MI ? </strong></p>

<p>Elbette yasalar önünde herkes eşittir. Ve yanlış yapan kim olursa olsun yargı önünde hesabı vermelidir. Ancak suç olarak isnad edilen fillerin yapıldığını doğru kabul edilse bile suç yeri Adana Ceyhan ise neden Silivri’ye getirilip cezaevine atılıyor sorunu sormak tutukluların hakkı değil mi ?</p>

<p>Kimse yargılama olmasın demiyor. Yargılama adil olsun diyorlar. Adana Ceyhan’da yaşandığı iddia dilen yolsuzluk İBB ile alakalı iddia edilen yolsuzluk ile ilişkili olabilir Adana’da tutukla olur İstanbul’daki Savcılık veya mahkeme Adana istediği bütün ifadelerin alınıp kendisine gönderilmesini alabilecek imkanlar varken neden Ceyhan, Seyhan ve Adana Belediye başkanları tutuklanıp Silivri Cezaevine atılıyor ?</p>

<p>Biz haberimizi daha fazla uzatmak istemeyiz lütfen haber içinde yayınladığımız toplam 12 dakikalık Seçilmiş Adana - Ceyhan Belediye Başkanı <strong>Kadir Aydar’ın</strong> kardeşi <strong>Caner Aydar</strong>’ın konuşmasını izleyin söylediği sözlerde devlet’e, Millet’ e zararı olan bir şey var mı yok mu ?</p>

<p>Caner Aydar konuşmasında özetle Babam <strong>Mustafa Aydar</strong> üzüntüsünden dolayı cezaevinde 2 sefer beyin kanaması geçirmiş ve kalbine stent takılmıştır.</p>

<p>Tedavisi için Cezaevi ortamı uygun değildir raporu olduğu halde neden evde yargılamayı beklemesine müsaade edilmediğini anlayabilmiş değilim dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kaynak : İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ceyhan-belediye-baskani-neden-silivride-babasi-adanada-cezaevinde</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/aydar-face.jpg" type="image/jpeg" length="42518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Tutuklu Yakınları 12 Haftadır Adil Yargılama İstiyor]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-12-haftadir-adil-yargilama-istiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-12-haftadir-adil-yargilama-istiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 12. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 12. buluşmada, 230 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun mektubu, eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>19 MART SİVİL DARBESİ MAĞDURU AİLELER 12. KEZ SARAÇHANE’DE BULUŞTU<br />
<br />
<strong>DR. DİLEK KAYA İMAMOĞLU: GÖRÜNTÜSÜ, SESİ VE ADINI ANMAK YASAK, X HESABI ENGELLİ! OYSAKİ EKREM İMAMOĞLU, HALA İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI</strong><br />
<br />
“İlk günden bugüne yaşananlar, hukukun siyasetin aracı haline gelmesinin örnekleri oldu,” diyen Dr. İmamoğlu, “Kıymetli eşim Ekrem İmamoğlu’nun görüntüsüne, sesine yasak getirildi. 16 milyonluk İstanbul’un millet iradesiyle seçilmiş başkanının, neredeyse adını anmak yasak. X hesabına erişim engellenmiş durumda. Oysaki Ekrem İmamoğlu, hala İstanbul Belediye Başkanıdır. Bu yapılanlar yasal değildir,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></p>

<p><strong>AİLELERİN BİLE BU HUKUKSUZLUKLARIN MUHATABI HALİNE GETİRİLMESİ NE ADALETE NE SİYASETE NE DE VİCDANLARA SIĞAR</strong></p>

<p>İktidarın basın üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya çalıştığını vurgulayan İmamoğlu, “Sadece Ekrem İmamoğlu değil, halkın da haber alma hakkı engelleniyor; milletin iradesi susturulmaya çalışılıyor. Bununla da yetinilmiyor, açıkça aileler hedef alınıyor. Bu hafta içinde değerli kayınpederim Hasan İmamoğlu ile sevgili oğlum Selim ifadeye çağrıldılar. Daha ifadeleri alınmadan önce, haklarında yurt dışına çıkış yasağı getirildi. Artık yalnızca siyasetçileri değil, aileleri de hedef alıyorlar. Oysaki aile kutsaldır. Aile, toplumun temelidir. Ailelerin bile bu hukuksuzlukların muhatabı haline getirilmesi ne adalete ne siyasete ne de vicdanlara sığar. Bu; yargı eliyle bir intikam peşine düşülmesinin tablosudur,” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddianamenin bir an önce yazılması ve yargılamaların tamamının TRT’den canlı olarak yayınlanması taleplerini yineleyen Dr. İmamoğlu, “Haklılığımıza ve masumiyetimize inancımız tamdır. Bu mücadelede bizim en güçlü kaynağımız, umudumuz ve dayanışmamızdır. Bu dayanışmaya, barış ve huzur içinde ortak bir yaşam umuduna destek veren herkese teşekkür ediyoruz,” diye konuştu.</p>

<p><strong>DR. DİLEK KAYA İMAMOĞLU: GÖRÜNTÜSÜ, SESİ VE ADINI ANMAK YASAK, X HESABI ENGELLİ! OYSAKİ EKREM İMAMOĞLU, HALA İSTANBUL BELEDİYE BAŞKAN</strong><br />
<br />
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 11. buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Kastamonu Belediye Başkanı Hasan Baltacı ve çok sayıda milletvekili katıldı. 12. buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar'ın kardeşi Caner Aydar ve üniversite öğrencisi Emircan Yılmaz söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.<br />
<br />
<strong>“EKREM İMAMOĞLU, HALA İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANIDIR”</strong><br />
<br />
“Bu buluşmalara katılan herkes; dayanışmamızın büyümesine, adalet arayışımızın güçlenmesine katkı sağlıyor,” diyen Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:<br />
<br />
“Her hafta artarak, daha fazla sayıda vicdan sahibi insanla kenetlenerek bir araya geliyoruz. Yaşatılan haksızlık ve hukuksuzlukların karşısında rahatsız olanların sayısı, her geçen gün artıyor. Her kesimden, her siyasi görüşten insan, sadece destek olmak için değil, aynı zamanda toplum vicdanının sesi olmak için her cuma, Saraçhane’ye geliyor. İlk günden bugüne yaşananlar, hukukun siyasetin aracı haline gelmesinin örnekleri oldu. Kıymetli eşim Ekrem İmamoğlu’nun görüntüsüne, sesine yasak getirildi. 16 milyonluk İstanbul’un millet iradesiyle seçilmiş başkanının, neredeyse adını anmak yasak. X hesabına erişim engellenmiş durumda. Oysaki Ekrem İmamoğlu, hala İstanbul Belediye Başkanıdır. Bu yapılanlar yasal değildir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden olan masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal ediliyor. Aynı şekilde birçok medya mensubunun da sosyal medya hesaplarının kapatıldığına, iktidarı rahatsız eden haberlerin görünürlüklerinin engellendiğine şahit oluyoruz.”<br />
<br />
<strong>“AÇIKÇA AİLELER HEDEF ALINIYOR”</strong><br />
<br />
“Daha dün, birçok değerli basın mensubu, yine dayanaksız iddialar nedeniyle ifadeye çağrıldı. Basın üzerinde büyük bir baskı oluşturulmaya çalışılıyor. Sadece Ekrem İmamoğlu değil, halkın da haber alma hakkı engelleniyor; milletin iradesi susturulmaya çalışılıyor. Bununla da yetinilmiyor, açıkça aileler hedef alınıyor. Bu hafta içinde değerli kayınpederim Hasan İmamoğlu ile sevgili oğlum Selim ifadeye çağrıldılar. Daha ifadeleri alınmadan önce, haklarında yurt dışına çıkış yasağı getirildi. Artık yalnızca siyasetçileri değil, aileleri de hedef alıyorlar. Oysaki aile kutsaldır. Aile, toplumun temelidir. Ailelerin bile bu hukuksuzlukların muhatabı haline getirilmesi ne adalete ne siyasete ne de vicdanlara sığar. Bu; yargı eliyle bir intikam peşine düşülmesinin tablosudur. Sadece mağduriyet yaşayan ailelerin değil tüm toplumun adalet duygularını aşındırmaktadır. Halkın devlete duyduğu güveni zedelediği için de çok tehlikelidir. Çünkü adalet, toplumu ayakta tutar.”<br />
<br />
<strong>“HAKLILIĞIMIZA VE MASUMİYETİMİZE İNANCIMIZ TAMDIR”</strong><br />
<br />
“Bizler; kim olursa olsun, herkes için adil ve tutuksuz yargılama, tarafsız bir hukuk sistemi istiyoruz. Masumiyet karinesi kavramının, tutuksuz ve adil yargılama ilkesinin önemini bir kez daha vurguluyoruz. İddianamenin bir an önce yazılması, yargılamanın başlaması ve tamamının TRT’den canlı olarak yayınlanması taleplerimizi ısrarla yineliyoruz. Haklılığımıza ve masumiyetimize inancımız tamdır. Bu mücadelede bizim en güçlü kaynağımız, umudumuz ve dayanışmamızdır. Bu dayanışmaya, barış ve huzur içinde ortak bir yaşam umuduna destek veren herkese teşekkür ediyoruz. Unutmayın; bu mücadele kişilere değil, bir ülkenin geleceğine sahip çıkma mücadelesidir. Pazartesi günü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü; ölümünün 87. yıl dönümünde sonsuz saygı ve şükranla anacağız. Atatürk’ün bizlere armağan ve emanet ettiği Cumhuriyetimizi sonsuza kadar koruyacağız. Cumhuriyete sahip çıkmak; adalete, demokrasiye, eşitliğe ve özgürlüğe sahip çıkmaktır. Atatürk’ün yolu, bizlere rehber olmaya devam edecektir. Gelecek hafta Saraçhane’de yeniden bir araya gelmek üzere, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.”<br />
<br />
<strong>CANER AYDAR: “ADANA'DAN 1200 KİLOMETRE GELİP, BİR SAAT GÖRÜŞÜP, 1200 KİLOMETRE AYNI GÜN DÖNÜYORUZ”</strong><br />
<br />
Adana’ya bağlı Ceyhan ilçesinin seçilmiş Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın kardeşi Caner Aydar da konuşmasında özetle, “Bundan tam 161 gün önce, 31 Mayıs sabaha karşı hayatımızın en kötü gününe uyandık. Daha doğrusu uyanmadık, uyandırıldık. Bir şafak vakti, onlarca polis, evimizin kapısına geldiler. Ceyhan halkının kendini yönetmesi için seçtiği, gece ve gece gündüz demeden çalışan Belediye Başkanı’nı İstanbul'dan almaya geldiler.</p>

<p>O sabah abim evde yoktu. Yazlıktaki evinde kalmaktaydı. Kendini almaya gelen polisleri öğrenince, telefonda, ‘Ne için gelmiş olursanız olun, yanlış yaptığım hiçbir şey yok,’ diyerek hemen polislerin yanına geldi. Kadir Aydar'ın ailesi olarak biz; annem, ben, kardeşim ve akrabalarımız ile 22 haftadır her Perşembe, Adana'dan 1200 kilometre gelip, bir saat görüşüp, 1200 kilometre aynı gün dönüyoruz. Adana'dan Silivri'ye geliş yolculuğumuz onu görecek olmanın mutluluğu ve heyecanıyla güzel geçiyor. Onunla bir saat görüştükten sonra, onu burada, Silivri'de bırakıp Adana'ya dönmek, hüzünlü geçen yolculuğumuz, kalbimizde derin yaralar açmaktadır. Ve bu süreçte, başta bizimle aynı haksızlığa uğrayan diğer mağdur ailelerle birlikte birbirimize dost olduk. Acılarımızı paylaştık. Dostluğumuz aile bağına dönüştü. Aynı acıları, aynı duyguları paylaşmak, bizleri birbirimize daha yakınlaştırdı,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>“BABAMIZIN İLLA ÖLMESİ Mİ GEREKMEKTEDİR”</strong><br />
<br />
Abisi ile birlikte babaları Mustafa Aydar’ın da tutuklu yargılandığına dikkat çeken Caner Aydar, “Babam Mustafa Aydar, Ceyhan'ın en sevilen, yıllardır ticaret yapan, dürüst, namuslu bir iş insanıdır. Bugüne kadar yaptığı ticaretlerde ne bir haksızlığı ne de bir yanlışı olmamıştır. Adana ilinde ve ilçelerinde yaptığı binlerce daireleri satarken, hiçbir zaman parayı birinci öncelik yapmayıp, insanların ev sahibi olması için her zaman yardımcı olmuştur. Ve buna tüm Adana şahittir. Babam daire sattığı binlerce insanın dualarını almıştır.</p>

<p>O binlerce dairede yanlış yapmayan insan, bir tane daire satarken mi yanlış yapmıştır? Bir tane daire satarken yanlış yapması ne onun karakterine sığmaz ne de namuslu yaptığı bu ticaretine de sığmaz. Bu süreçte de bu davada da babam Mustafa Haydar'ın hiçbir yanlışı yoktur,” dedi. Baba Aydar’ın tutukluğu süresi içinde iki kez beyin damarı tıkanması sorunu yaşadığı, aynı süreçte kalp damarlarına stent takıldığı bilgilerini paylaşan oğlu Aydar, “Cezaevi kapısını açık görse izinsiz çıkmayacak olan babamız Mustafa Aydar’ın mahkemeyi evde beklemesinde ne gibi sakınca vardır? Bu kadar ağır hasta birinin bırakılması için daha ne beklenmektedir? İlla ölmesi mi gerekmektedir?” sorularını yöneltti.</p>

<p><br />
<strong>ÖĞRENCİ EMİRCAN YILMAZ: “BİZDEN BEKLENEN ŞEY, HAKSIZLIĞA KARŞI SESİMİZİ KISIP, BOYNUMUZU EĞMEMİZ”</strong><br />
<br />
19 Mart’tan sonra başlayan Saraçhane eylemlerinin 100’ncü günü nedeniyle düzenlenen buluşma sonrasında gözaltına alınıp tutuklanan üniversite öğrencisi Emircan Yılmaz da yaşadıklarını şu sözlerle özetledi:<br />
<br />
“Haksızlığın, hukuksuzluğun 100’ncü gününde, tam da burada, Saraçhane'de, orantısız güç ve şiddete maruz kalarak, işkenceyle gözaltına alındım. Saatlerce ters kelepçeli olarak, önce yolun ortasında, daha sonra ise gözaltı aracında bekletildim. İki gecelik gözaltı süreci ardından tutuklanarak, Silivri Cezaevi’ne gönderildim. 19 Mart sürecinden beri öğrencilere yöneltilen bu işkenceye karşı insanlık onuru galip gelecektir. Biliyorum ki; içi boş dosyalarla rastgele seçilerek gönderildiğim bu zindanda bizden beklenen şey, haksızlığa karşı sesimizi kısıp, boynumuzu eğmemiz. Ama ne Vatan nezaretinin psikolojik şiddeti ne de bizi sindirmek için gönderildiğimiz Silivri Cezaevi, beni ve mücadele arkadaşlarımı yıldırabilir. Özgürlüğümüzden, eğitimimizden, gözü yaşlı ailemizden mahrum bırakanlar bilmelidir ki; öfkemiz, ilk günkü gibi dipdiridir. Ekrem İmamoğlu'nun duruşma salonundan haykırdığı gibi söylemek isterim ki; bizler yargılanmıyoruz, cezalandırılıyoruz. Tıpkı belediye başkanları, muhalif gazeteciler ve onurlu avukatlar gibi.”<br />
<br />
<strong>“UMUT BURADA”</strong><br />
<br />
“Ülkemizin yarınları için bir bedel ödenecekse, o bedeli biz çoktan ödemeye başladık. Hayatında adliye kapısından geçmemiş, karakolun önünden dahi yürümemiş gencecik arkadaşlarımızın günleri, şimdi nezaretlerde ve mahkeme salonlarında geçiyor. Kimimiz bir tweet attığı için, kimimiz anayasal hakkını kullandığı için soruşturmadan soruşturmaya, dosyadan dosyaya sürükleniyoruz. Sebebi ise basit: Daha adil, daha yaşanılabilir bir ülke istemememiz. Bu süreçte çoğunluğumuzun eğitimi sekteye uğradı. Kimimiz okulunu bırakmak zorunda kaldı, kimimiz senesini uzattı ama dik durmayı da öfkemizi diri tutmayı da hiçbir zaman bırakmadık. Çünkü umut hep var. Umut bizleriz, umut sizlersiniz. Umut; boyun eğmeyen, sesini kısmayan sanatçılar. Umut; doğru tarafta olan gazeteciler. Umut, burada bulunan her insan. Ekrem İmamoğlu'nun dediği gibi: Umut burada.”<br />
<br />
<strong>“KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ”</strong><br />
<br />
Öğrenci Yılmaz, konuşmasını, Ziya Egeli’nin şu dizeleriyle noktaladı:<br />
<br />
Bir el, bütün hayallerimizi söndürür<br />
İyi olan, umutlu olan ne varsa içimizde; öldürür<br />
Bir el, imanımızı gevretir<br />
Bir el, anamızı ağlatır<br />
Hangisinden kurtulacaksın tek başına; hangisinden?<br />
Hangisine gücün yeter tek başına, hangisine?<br />
Evet, biliyorum, kurtulmak istiyorsun<br />
Haklısın, kurtulmalısın<br />
Fakat anlamalısın;<br />
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.</p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-12-haftadir-adil-yargilama-istiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/11/ada-face-1.jpg" type="image/jpeg" length="43839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmamoğlu Tutuklu Aile Yakınlarına (ADA) Silivri'den Mesaj Gönderdi]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/imamoglu-tutuklu-aile-yakinlarina-ada-silivriden-mesaj-gonderdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/imamoglu-tutuklu-aile-yakinlarina-ada-silivriden-mesaj-gonderdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 11. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 11. buluşmada, 223 gündür Silivri’de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun mektubu, eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İMAMOĞLU’NDAN ‘ADA’ MEKTUBU SİLİVRİ’DEN SARAÇHANE’YE SESLENDİ</strong></p>

<p>Kendisine ve arkadaşlarına karşı eşi benzeri görülmemiş bir siyasi operasyon yürütüldüğünün altını çizen İmamoğlu, “Vicdanını kaybetmiş, kötü bir aklın ürünü olan zorlama ve uydurma soruşturmaların, davaların ardı arkası kesilmiyor.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkez - Hüseyin Çetiner - Fatih - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>İMAMOĞLU: BANA, AİLEME, YOL ARKADAŞLARIMA VE YOL ARKADAŞLARIMIN AİLELERİNE ZULMEDİLİYOR</strong></p>

<p>Bana, aileme, yol arkadaşlarıma ve yol arkadaşlarımın ailelerine zulmediliyor. 12 metrekarelik koğuşumda, en çok anne-babalarından ayrı kalan çocuklarımızı, gençlerimizi düşünüyorum. Onlara hayatlarının baharında bu acıları çektirenler, elbette bu dünyada da ahirette de bunun hesabını verecekler,” dedi.</p>

<p><strong>BENİM YOL ARKADAŞLARIMIN HER BİRİ YURTSEVER</strong><br />
“Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, İstanbul’a hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir,” diyen İmamoğlu, “Bizler, hukuksuz bir biçimde tutuklu yargılanıyoruz. Aramızda, çalışamadığı zaman geçim derdi yaşayacak arkadaşlarımız var. Dışarıda olmadığı için, bakmakla yükümlü oldukları aileleri zor durumda kalacak arkadaşlarımız var.</p>

<p><strong>BU ACILARI ÇEKTİRENLER, ELBETTE BU DÜNYADA DA AHİRETTE DE BUNUN HESABINI VERECEKLER</strong></p>

<p>Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine çevirenler, karşılarında bir insan, eşit haklara sahip bir yurttaş olduğunu unutanlar, milletin gönlünde çoktan mahkûm oldular. İddianame hazırlanıp yargılama başladığında, onlar bizi değil, biz onları yargılayacağız,” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>YARGILAMA BAŞLADIĞINDA ONLAR BİZİ DEĞİL, BİZ ONLARI YARGILAYACAĞIZ</strong></p>

<p>“Sevgili dostlarım, kardeşlerim; öyle güzel, öyle onurlu, öyle kararlı bir dayanışma sergiliyorsunuz ki sizlerle gurur duyuyorum,” diyen İmamoğlu, “Hem birbirinize hem bizlere güç veriyor, moralimizi hep daha yükseğe taşıyorsunuz. Sizlere çok teşekkür ediyorum.”</p>

<p><strong>SABIRSA SABIR… GAYRETSE GAYRET… CESARETSE CESARET…</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu zor günlerde gösterilen dayanışma, sergilenen kardeşlik paha biçilmezdir. Her kötülük geride kalır, her şey zamanla unutulabilir ama bugünlerde uzanan bir dost eli asla unutulmaz. Sabırsa sabır… Gayretse gayret… Cesaretse cesaret… Birbirimizden güç alarak, bir kişiyi bile geride bırakmadan, siz orada biz burada mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. Bizi özgürlüğümüzden, sevdiklerimizden ayıranlar, o karanlık emellerine asla ulaşamayacaklar. Her şey çok güzel olacak,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>BENİM YOL ARKADAŞLARIMIN HER BİRİ YURTSEVER</strong><br />
<br />
19 Mart sivil darbesinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 11. buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. 11. buluşmada, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki hücresinden gönderdiği mektup okundu. İmamoğlu’nun 12 metrekarelik hücresinden yazdığı mektubu, eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu kamuoyu ile buluşturdu:<br />
<br />
<strong>İMAMOĞLU: “12 METREKARELİK KOĞUŞUMDA, EN ÇOK ANNE-BABALARINDAN AYRI KALAN ÇOCUKLARIMIZI, GENÇLERİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”</strong><br />
<br />
“Değerli yol arkadaşlarım… Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri… Her birinizi sevgiyle, dostlukla, dayanışmayla selamlıyorum. Özlemle, hasretle kucaklıyorum. 19 Mart’tan bu yana, bizlere karşı eşi benzeri görülmemiş bir siyasi operasyon yürütülüyor. Vicdanını kaybetmiş, kötü bir aklın ürünü olan zorlama ve uydurma soruşturmaların, davaların ardı arkası kesilmiyor. Bana, aileme, yol arkadaşlarıma ve yol arkadaşlarımın ailelerine zulmediliyor. Anneler, babalar evlatlarından ayrı kalıyor. Evlatlar; annelerini, babalarını özlemle bekliyor. 3 çocuklu bir aile babası olarak, 12 metrekarelik koğuşumda, en çok anne-babalarından ayrı kalan çocuklarımızı, gençlerimizi düşünüyorum. Onlara hayatlarının baharında bu acıları çektirenler, elbette bu dünyada da ahirette de bunun hesabını verecekler.”<br />
<br />
<strong>“SON YAPTIKLARI OPERASYONLA, YİNE KÜÇÜCÜK 2 EVLADIMIZI ANNELERİNDEN AYIRDILAR”</strong><br />
<br />
“Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, İstanbul’a hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların şehrimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden, en az kendimden emin olduğum kadar, eminim. O nedenle sizlerin alnı ak, başı dik olsun. Son yaptıkları operasyonla, yine küçücük 2 evladımızı annelerinden ayırdılar. Belediyemizin Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’na ve İstanbul Planlama Ajansı’na emek veren onurlu arkadaşlarımızı, bürokratları bir yıldır hazırlayamadıkları iddianamenin içini doldurabilmek hevesiyle tutsak ettiler. Masumiyetlerine en az kendiminki kadar kefil olduğum çalışma arkadaşlarım İstanbul’un ve Türkiye’nin gururudur.”<br />
<br />
<strong>“TUTUKLAMAYI KEYFİ BİR CEZALANDIRMA YÖNTEMİNE ÇEVİRENLER MİLLETİN GÖNLÜNDE ÇOKTAN MAHKÛM OLDULAR”</strong><br />
<br />
“Bizler, hukuksuz bir biçimde tutuklu yargılanıyoruz. Aramızda, çalışamadığı zaman geçim derdi yaşayacak arkadaşlarımız var. Dışarıda olmadığı için, bakmakla yükümlü oldukları aileleri zor durumda kalacak arkadaşlarımız var. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine çevirenler, karşılarında bir insan, eşit haklara sahip bir yurttaş olduğunu unutanlar, milletin gönlünde çoktan mahkûm oldular. İddianame hazırlanıp yargılama başladığında, onlar bizi değil, biz onları yargılayacağız. Sevgili dostlarım, kardeşlerim; öyle güzel, öyle onurlu, öyle kararlı bir dayanışma sergiliyorsunuz ki sizlerle gurur duyuyorum. Hem birbirinize hem bizlere güç veriyor, moralimizi hep daha yükseğe taşıyorsunuz. Sizlere çok teşekkür ediyorum.”<br />
<br />
<strong>“BU ZOR GÜNLERDE GÖSTERİLEN DAYANIŞMA, SERGİLENEN KARDEŞLİK PAHA BİÇİLMEZDİR”</strong><br />
<br />
“Bu zor günlerde gösterilen dayanışma, sergilenen kardeşlik paha biçilmezdir. Her kötülük geride kalır, her şey zamanla unutulabilir ama bugünlerde uzanan bir dost eli asla unutulmaz. Sabırsa sabır… Gayretse gayret… Cesaretse cesaret… Birbirimizden güç alarak, bir kişiyi bile geride bırakmadan, siz orada biz burada mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. Bizi özgürlüğümüzden, sevdiklerimizden ayıranlar, o karanlık emellerine asla ulaşamayacaklar. Her şey çok güzel olacak. Sizleri çok seviyorum. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”<br />
<br />
<strong>DR. İMAMOĞLU: “MAKAMLAR GEÇİCİ; KALICI OLAN İNSANLIKTIR”</strong><br />
<br />
Eşinin mektubunu okuduktan sonra sözlerini devam ettiren Dr. İmamoğlu, “Tam bir yıl önce haksız, hukuksuz başlatılan bu süreçte; sevdiklerimiz, sadece sevdiklerimiz değil, bu ülkenin geleceğinin gelecek vizyonunu taşıyan kişiler, asılsız iddialarla içeride tutuluyor. Aylardır iddianame yok. Buna karşılık hala asılsız suçlamalar devam ediyor. Ama bizim alnımız ak, başımız dik. İddianameyi, aileler olarak ivedilikle talep ediyoruz. Tutuksuz ve adil yargılama istiyoruz. Ayrıca biz kendimize, birbirimize sonsuz güveniyoruz. Yargılamaların TRT'de canlı, sansürsüz ve adil bir şekilde yapılmasını aileler olarak talep ediyoruz. Bu seslere kulak verin artık; sesimizi duyun, milyonların sesini duyun. Şunu iyi bilin: Makamlar geçici; kalıcı olan insanlıktır,” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>SERAF ÖZER: “30 EKİM 2024’TE HAYATIN TÜM RENKLERİNİ BENDEN ÇALDILAR”</strong><br />
<br />
ADA buluşmasında ikinci konuşmayı, 30 Ekim 2024’ten bu yana Silivri’de tutulan seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in kızı avukat Seraf Özer yaptı. Tam 1 yıl önce “kabus ve kaosa uyandıklarının” altını çizen Özer, özetle şunları söyledi:<br />
<br />
“Ama ömrümüzden ömür çalınan bu sürede, yine de her gün babama sağlıkla kavuşabildiğim için, güne bin kez şükrederek uyanıyorum. Tam 365 gündür. Tam 1 yıldır her gün, istisnasız her gün, cezaevine gidiyorum. Babam 1 senedir içeride, bende dışarıda 1 senedir özgür değilim. Silivri Cezaevi adeta ikinci evim oldu. Benden, 30 Ekim 2024’te önce hayatın tüm renklerini çaldılar, sonra kanatlarımı kırmak istediler. Çünkü babam, haksızca tutsak edildikten sonra kanatlarına sığındığım, her koşulda yanımızda olan ve ‘Kimse benim dostuma terörist diyemez’ diye yeri göğü inleten kıymetli Başkanım Ekrem İmamoğlu’nu da 19 Mart’ta aldılar. Ama biz, en başından beri yanımızda olan ‘Özgür’lerle, özgürlük mücadelesi vermeye devam ediyoruz. Kırılan kanadım ise gerisinde, büyük bir dayanışma içerisinde olduğum canım, yol arkadaşım Sayın Dilek İmamoğlu’nu bıraktı. Şimdi birlikte siyaset üstü bir mücadele veriyoruz canlarımız için.”<br />
<br />
“<strong>BİLİN Kİ SUSMAK, ONAYLAMAKTIR”</strong><br />
<br />
“Şimdi herkese sesleniyorum: Bilin ki susmak, onaylamaktır. Bugün karşı karşıya bulunduğumuz uygulamalar, ülkemizin nasıl bir tehdit altında olduğunun açık göstergesidir. Buna bizim için değil, kendiniz için ve çocuklarınız için kayıtsız kalmayın. Son olarak: Baba; büyük bir zulme uğruyorsun. Masumiyetini ailenle birlikte yürekten bilen, inanan dışarıda çok büyük bir ailen var. Avukat kabininde bir sohbetimizde, ‘Hayatım boyunca barış için kardeşlik için ürettim, çabaladım. Böyle bir dönemde dışarıda olup sürece katkı sağlayacağıma içeride olmam en büyük üzüntülerimden biri,’ demiştin. O hayatını adadığın ‘barış’ da olacak baba. Sana söz veriyorum; bunun için ben de ömrüm boyunca mücadele edeceğim. Ve sen, asla yalnız yürümeyeceksin.”<br />
<br />
<strong>CEREN KAYA: “SİZLER ONU DİLEK İMAMOĞLU'NUN AĞABEYİ OLARAK TANIYORSUNUZ”</strong><br />
<br />
Babası Cevat Kaya Silivri’de tutulan Ceren Kaya ise duygularını özetle şu sözlerle dile get<br />
<br />
“Bu konuşmayı yalnızca bir evlat olarak değil, bu ülkede hala vicdanı olan ve adaletin bir gün mutlaka yerini bulacağına inanan bir insan olarak yapıyorum. 9 No’lu Marmara Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Cevat Kaya'nın kızıyım. Sizler, onu Dilek İmamoğlu'nun ağabeyi olarak tanıyorsunuz. Ama ben onu, doğduğum günden bu yana; bana hak yememeyi, hukukun üstünlüğünü, adaletli olmayı, büyüğe saygıyı, küçüğe sevgiyi, helali ve haramı öğreten babam olarak tanıyorum. Babam, hayatı boyunca hiç kimseye zarar vermemek için mücadele etmiş, hiçbir zaman suç teşkil edecek bir olayın içinde dahi yer almamıştır. Hatta çoğu zaman haklı olduğu konularda bile, sükuneti ve barışı tercih etmiştir. Geçmişe takılı kalmadan, her zaman geleceğe umutla ve kararlılıkla yürümeyi seçmiştir. İşte bu sağlam duruş, onu bugün dürüstlüğüyle tanınan, saygı duyulan bir iş insanı haline getirmiştir.”<br />
<br />
“<strong>BABAMIN TAŞIDIĞI TEK SIFAT, BELKİ DE TEK SUÇ, ‘BABA, EŞ VE ABİ’ OLMAKTI”</strong><br />
<br />
“Dosyasında tek bir somut delil yok, tek bir tanık ifadesi yok. Babam hakkında hiçbir suç isnadı yok. Ne bir itirafçı beyanı ne bir kayıt ne bir tanık; hiçbir şey. Çünkü babamın taşıdığı tek sıfat, belki de tek suç, ‘baba, eş ve abi’ olmaktı. Günümüzün en büyük suçu bu! Evet, babam yalnızca akrabalık bağı gerekçesiyle tutuklular arasında. Bir insanın sadece bu nedenle yargılanması ne hukukla ne de vicdanla açıklanabilir. Bunu anlatırken bile utanıyorum. Çünkü hiçbir hukuk devletinde bu, gerekçe olarak kabul edilemez. Bir insan suçsuz olduğu halde, aylarca demir parmaklıklar arasında kalıyorsa; adalet kim için işliyor bu ülkede? Her görüşmemizde bana tek bir şey söylüyor: ‘Merak etme kızım, adalet bir gün mutlaka gelir.’ Ben, o söze tutunuyorum. Ama adaletin gelmediği her gün, içimden bir şey eksiliyor. Silivri önünde bekleyen onlarca aileyle aynı hissi paylaşıyorum. Kimi oğlunu, kimi eşini, kimi babasını bekliyor. Bizler orada hem sevdiklerimizi hem de adaleti bekliyoruz.”<br />
<br />
<strong>BERKANT TATLI: “NİTELİKLİ BARINMA HAKKIMIZ DERHAL SAĞLANMALI”</strong><br />
<br />
Buluşmada, 19 Mart eylemleri sırasında tutuklanan öğrencilerden Berkant Tatlı da bir konuşma yaptı. Öğrenci gençliğinin en temel sorunlarına değinen Tatlı, barınma krizinin çığ gibi büyüdüğüne dikkat çekti. KYK yurtlarının yetersizliğine ve özel yurtların fahiş fiyatlarına tepki gösteren Tatlı, "KYK bursları yükseltilmeli, ücretsiz ve nitelikli barınma hakkımız derhal sağlanmalıdır," dedi. Üniversitelerin bilim ve özgür düşüncenin yuvası olması gerektiğini vurgulayan Tatlı, kampüslerdeki öğrenciye yönelik saldırıların, baskıların ve şiddetin artış gösterdiğini söyledi. Hacettepe'de öğrencilere palayla saldırılmasını örnek gösteren Tatlı, rektörlüklerin özel güvenlik birimleri aracılığıyla şiddet uyguladığını dile getirdi. Tatlı, "Öğrenciler kendi demokratik haklarını kullandığında, rektörlüklerin kontrolündeki özel güvenlik birimleri şiddet uyguluyor. Soruşturmalarla tehdit ediliyor. Ancak palayla üniversite içine giren şahıslar durdurulamıyor," diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRASİNİN CAN DAMARI”</strong><br />
<br />
Tatlı, baskı ve sindirme ortamının üniversite duvarları içinde kalmadığını, özgür basının da hedef alındığını belirtti. TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın tutuklanması ve TELE1'e kayyum atanmasının gazeteciler üzerindeki baskının son örnekleri olduğunu söyleyen Tatlı, "Basın özgürlüğü, demokrasinin can damarıdır. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, özgür basın susturulamaz, gerçekler karartılamaz," şeklinde konuştu. Bağımsız gazeteci Hakan Tosun’un sokak ortasında katledilmesinin, Türkiye'de gerçekleri ortaya çıkaran gazetecilerin ne denli büyük bir tehlike altında çalıştığını acı bir şekilde gösterdiğini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
11’nci ADA buluşması, kalabalık bir vatandaş topluluğunun katılımıyla gerçekleştirildi. Buluşmaya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP Parti Meclisi üyeleri Sinem Kırçiçek, Berkay Gezgin, CHP milletvekilleri Evrim Rızvanoğlu, Türkan Elçi, Cem Avşar, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, gazeteciler Zeynep Oral, Nazım Alpman, İbrahim Haskoloğlu ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı.</p>

<h2><strong>Kaynak : İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/imamoglu-tutuklu-aile-yakinlarina-ada-silivriden-mesaj-gonderdi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/10/ada-face-1.jpg" type="image/jpeg" length="49364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Cumhuriyetimizin 102.Yaşına Görkemli Bir Kutlama Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/turkiye-cumhuriyetimizin-102yasina-gorkemli-bir-kutlama-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/turkiye-cumhuriyetimizin-102yasina-gorkemli-bir-kutlama-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bundan tam 102 sene önce 7 düvel ile savaşarak kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin bugün 102.yılı bütün yurtta ve dış temsilciliklerde ve KKTC’de coşku ile kutlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL’DA 28 EKİM’DE TAKSİM ATATÜRK ANINITIN ÇELENK SUNUMU YAPILDI 29 EKİM 2025’DE VATAN CADDESİNDE GÖRKEMLİ BİR KUTLAMA TÖRENİ YAPILDI.</strong></p>

<p>İstanbul Valiliğinin ev sahipliğinde yapılan 29Ejimö Cumhuriyet kutlamalarına İstanbul Valisi <strong>Davut Gül,</strong> İBB Başkan vekili <strong>Nuri Aslan, </strong>İstanbul 1.Ordu ve İstanbul Garnizon Komutanı Orgeneral <strong>Bahtiyar Ersay </strong>törenleri izlemeye gelen halkı selamladı.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></h2>

<p><strong>İSTANBUL VALİSİ DAVUT GÜL ŞUNLARI SÖYLEDİ; </strong></p>

<p><strong>Protokolün Kıymetli Mensupları, Aziz İstanbullular</strong>,</p>

<p>Cumhuriyetimizin 102. yaşını kutlamanın heyecanı ve mutluluğuyla sizleri sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Cumhuriyet bayramımızı canıgönülden kutluyorum.</p>

<p>Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere</p>

<p>istiklalimiz ve istikbalimiz için fedayı can eyleyen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.</p>

<p><strong>Kıymetli Hemşehrilerim,</strong></p>

<p>29 Ekim 1923, “Ya istiklal ya ölüm!” düsturuyla başlayan emsalsiz mücadelenin Cumhuriyet ile taçlandığı gündür.</p>

<p>Çok büyük bedeller ödenerek kazanılan bu mücadelenin ardında,<em>"Geldikleri gibi giderler!"</em> diyen çelik bir irade var.</p>

<p>Kucağındaki evladının değil de cephedeki merminin üstünü örten Şerife Bacıların fedakârlığı var.</p>

<p>Maraş’ta Sütçü İmam’ın kahramanlığı; Antep’te Şahin Bey’in direnişi, Millî Mücadele’yi ateşleyen Hasan Tahsin’in cesareti var.</p>

<p>Bu zaferin ardında, vatanı için gözünü kırpmadan şehadete koşan Mehmetçik var.</p>

<p>Cumhuriyet; adını sayamadığımız daha nice kahramanların, şanlı ecdadın bizlere bıraktığı en kutlu emanettir. Bu emaneti daha yükseğe taşımak bizlere düşen en büyük vazifedir.</p>

<p>İşte, bu vazifenin, bu sevdanın en güzel nişanelerinden biri; İstanbul’umuzun her yerini donatan şanlı bayraklarımız.</p>

<p>Yaptığımız çağrıya uyarak evlerini, iş yerlerini, pencerelerini ay yıldızla süsleyen,</p>

<p>İstanbul’u kırmızı beyaza bürüyen tüm hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bu tablo, Cumhuriyet coşkumuzun en güzel ifadesi. Cumhuriyetimizin mayası olan birlik ve beraberliğimizin en somut yansıması.</p>

<p>102 yıl önce olduğu gibi bugün de vatanımıza ve bayrağımıza aynı kararlılıkla sahip çıkıyoruz.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geleceğe her zamankinden daha güçlü yürüyoruz.</p>

<p>Savunma sanayiinden teknolojiye, bilimden sanata attığımız her adımla Cumhuriyetimizi daha da güçlendiriyoruz.</p>

<p>Ve en önemlisi gözlerinizdeki ışık, yüreklerinizdeki vatan sevgisiyle geleceğimizin teminatı olan siz gençlerimiz sayesinde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><em>“Cumhuriyet emin ellerde!”</em> </strong>diyoruz. Geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sini inşa ediyoruz.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşları başta olmak üzere İstiklal Mücadelemizin tüm kahramanlarını, vatan ve millet uğruna can veren tüm şehitlerimizi, rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.</p>

<p>Kahraman gazilerimize sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyorum.<strong> </strong>Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Cumhuriyetimizin 102. yaşı kutlu olsun ! Bayramımız kutlu olsun !</p>

<p><img alt="" height="450" src="https://istanbultimescomtr.teimg.com/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/10/face-neno-ik-foto.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>TÖRENİN İLGİ ODAĞI 81 YAŞINDAKİ FATMA RAGİBE KANIKURU LOĞOĞLU NAMI DİĞER İSTANBULLU KUVVACI KARA FATMA OLDU…</strong></p>

<p><strong>Fatma Rahibe Kanıkuru Loğoğlu</strong> namı diğer <strong>İstanbullu Kuvvacı Kara Fatma Vatan</strong> caddesinde yapılan Cumhuriyetin 102. Kuruluş yıldönümüne elinde istiklal marşı, gençliğe hitabe, Atatürk’ün resminin yer aldığı panoyu tutarak saatlerce bayraktar oturmaz diyerek ayakta töreni İzledi.</p>

<p><strong>İstanbullu Kuvvacı Kara Fatma Gazetemize şunları söyledi “</strong><strong>29 Ekim 1923’de Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bizi boğmaya çalışan7 düvele karı savaşarak bize Türkiye Cumhuriyeti armağan ettiler.</strong></p>

<p><strong>Ben bu törenleri tam 40 yıldır aksatmadan takip ediyorum. Ömrüm oldukça ve yürüyebildiğim sürece de katılmayı düşünüyorum. Öğrencilerimizi, askerlerimizin, polislerimizin kortej halinde yürümelerini izlemek bana onur ve gurur veriyor. Alla askerimizin ve polisimizin ayağına taş değdirmesin. </strong></p>

<p><strong>Bu törenleri organize eden İstanbul valimiz sayın Davut Gül’e, Bizi selamlayan İBB başkan vekili Nuri Aslan ve İstanbul 1.Ordu ve Garnizon komutanı orgeneral Bahtiyar Ersay ve bizlere güzel bir geçit töreni izleten herkese teşekkür ederim</strong></p>

<p><strong>Yaşasın Cumhuriyetin 102.yılı…Nice senelere diyerek herkesin 29 Ekim Cumhuriyet bayramını kutlarım” </strong>dedi.</p>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/turkiye-cumhuriyetimizin-102yasina-gorkemli-bir-kutlama-yapildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Oct 2025 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/10/face-29-ekim-1.jpg" type="image/jpeg" length="16386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB Tutuklu Yakınları 9.Kez Bir Araya Gelip Basın Açıklaması Yaptı]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-9kez-bir-araya-gelip-basin-aciklamasi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-9kez-bir-araya-gelip-basin-aciklamasi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, dokuzuncu buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. İktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİLEK KAYA İMAMOĞLU’NDAN ‘İDDİANAME’ TEPKİSİ: HENÜZ MAHKEMEYE SUNULMAMIŞ BİR İDDİANAMENİN KAMUOYUNA SERVİS EDİLMESİ GÜVEN SARSAN BİR DURUM</strong></p>

<p>İktidara yakın medya organlarında, mahkemeye sunulmamış iddianamenin içeriğine yönelik haberlerin dolaşıma sokulduğuna dikkat çeken Dr. İmamoğlu, “Bu durum; ‘İddianame henüz hazırlanma aşamasındayken sızdırılmaya mı başlandı’ sorusunu akıllara getiriyor. Böyle bir soru işaretinin varlığı bile çok vahimdir.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner -Saraçhane - İstanbul </strong></h2>

<p><strong>ADALETİN EKSİK KALDIĞI YERDE, TOPLUM VİCDANI DEVREYE GİRER</strong></p>

<p>Hukukun siyasallaşmasının bir başka göstergesidir. Henüz mahkemeye sunulmamış bir iddianamenin kamuoyuna servis edilmesi; adil yargılama ilkesini zedeleyen, toplumsal güveni sarsan bir durumdur. Şayet iddianameye güvenilseydi, böyle yöntemlere başvurma gereği duyulmazdı diye düşünüyoruz,” diye konuştu.</p>

<p><strong>ADALET GECİKTİKÇE, BİR ÜLKENİN DE VİCDANI KANIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Değerli eşim Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları, 200 günü aşkın süredir tutuklu,” diyen Dr. İmamoğlu, “Masumiyet karinesi, ne yazık ki rafa kaldırılmış durumda. İnsanlar, henüz iddianame ortada yokken tutuklu olarak yargılanıyor. Aslında ortada bir yargılama bile yok. Çünkü yargılanmak için önce bir iddianame gerekir. Oysa 7 aydır tek bir satır bile yazılmadan, insanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor.</p>

<p><strong>BU, ADALETİN DEĞİL, ZULMÜN SESSİZLİĞİDİR</strong></p>

<p>Bu, adaletin değil, zulmün sessizliğidir. Bu haksız, hukuksuz ve vicdansız sürecin artık sona ermesini istiyoruz. Çünkü adalet geciktikçe, sadece bir kişinin ve ailelerin değil, bir ülkenin de vicdanı kanıyor. Bu hukuksuz süreç artık sona ermeli. Adaletin eksik kaldığı yerde, toplum vicdanı devreye girer,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ORTADA BİR YARGILAMA BİLE YOK, ÇÜNKÜ YARGILANMAK İÇİN ÖNCE BİR İDDİANAME GEREKİR</strong></p>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), dokuzuncu buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Kalabalık bir vatandaş topluluğunun destek verdiği buluşmaya CHP Parti Meclisi üyesi Sinem Kırçiçek, CHP Ankara milletvekili Adnan Beker, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve kalabalık bir vatandaş topluluğu katıldı.</p>

<p><strong>İDDİANAMEYE GÜVENİLSEYDİ, BÖYLE YÖNTEMLERE BAŞVURMA GEREĞİ DUYULMAZDI</strong></p>

<p>Dokuzuncu buluşmanın basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, üniversite öğrencisi Selinay Uzuntel yaşadığı hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p><strong>DR. İMAMOĞLU: “TOPLUMUN VİCDANINA, HALKIMIZIN ADALET DUYGUSUNA İNANIYORUZ”</strong></p>

<p>ADA’nın dokuzuncu buluşmasına katılan vatandaşlara teşekkür eden Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Biz her Cuma, Saraçhane’de bir araya gelerek adalet arayışımızı dile getiriyoruz. Toplum vicdanının sesi oluyoruz. Her hafta burada buluşan kalabalık, kararlılığımızın ve azmimizin bir göstergesidir. Kararlıyız; çünkü haklıyız. Azimliyiz; çünkü bizlere yaşatılan bu mağduriyet artık son bulsun istiyoruz. Ama sadece sizler, bizler yaşadığımız mağduriyet için burada değiliz. Ülkemizin geleceği için buradayız. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararının kurtaracağını bildiğimiz için buradayız. Toplumun vicdanına, halkımızın adalet duygusuna inanıyoruz. Milletin iradesine, yine milletin kendisi sahip çıkacaktır.”</p>

<p><strong>“‘İDDİANAME HENÜZ HAZIRLANMA AŞAMASINDAYKEN SIZDIRILMAYA MI BAŞLANDI’ SORUSU AKILLARA GELİYOR”</strong></p>

<p>“Biz, ilk günden itibaren tutuksuz yargılanmayı ve iddianamelerin bir an önce hazırlanmasını ısrarla talep ettik. Son günlerde henüz mahkemeye sunulmamış, avukatlarla paylaşılmamış iddianamelerle ilgili birçok iddia ortaya atılıyor. Özellikle iktidara yakınlığıyla bilinen medyada, iddianamelere dair haberler dolaşıma sokuluyor. Bu durum; ‘İddianame henüz hazırlanma aşamasındayken sızdırılmaya mı başlandı’ sorusunu akıllara getiriyor. Böyle bir soru işaretinin varlığı bile çok vahimdir. Hukukun siyasallaşmasının bir başka göstergesidir. Henüz mahkemeye sunulmamış bir iddianamenin kamuoyuna servis edilmesi; adil yargılama ilkesini zedeleyen, toplumsal güveni sarsan bir durumdur. Şayet iddianameye güvenilseydi, böyle yöntemlere başvurma gereği duyulmazdı diye düşünüyoruz. Bir hukuk devletine yakışmayan bu yöntemler, sadece tutukluları değil; aileleri, çocukları, halkın her kesimini etkiliyor. Toplumun yargıya olan inancını sarsıyor. Toplumun huzuru için adalet herkese eşit işlemeli, siyasetin gölgesi yargının üzerinden kalkmalıdır.”</p>

<p>“<strong>7 AYDIR TEK BİR SATIR BİLE YAZILMADAN,İNSANLAR ÖZGÜRLÜKLERİNDEN MAHRUM BIRAKILIYOR”</strong></p>

<p>“Biz, hukukun siyasetin aracı değil, toplumun ortak güvencesi olması için buradayız. Evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde adil, tarafsız bir yargılama talebimizi yineliyoruz. Değerli eşim Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları, 200 günü aşkın süredir tutuklu. İlk kez sevdiklerimizden bu kadar uzun süre ayrı kaldık. Hayatımızdan çok değerli anlar akıp gidiyor. Masumiyet karinesi, ne yazık ki rafa kaldırılmış durumda. İnsanlar, henüz iddianame ortada yokken tutuklu olarak yargılanıyor. Aslında ortada bir yargılama bile yok. Çünkü yargılanmak için önce bir iddianame gerekir. Oysa 7 aydır tek bir satır bile yazılmadan, insanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor. Bu, adaletin değil, zulmün sessizliğidir. Bu haksız, hukuksuz ve vicdansız sürecin artık sona ermesini istiyoruz. Çünkü adalet geciktikçe, sadece bir kişinin ve ailelerin değil, bir ülkenin de vicdanı kanıyor. Tekrar ediyorum; bu hukuksuz süreç artık sona ermeli. Adaletin eksik kaldığı yerde, toplum vicdanı devreye girer.”</p>

<p><strong>“KORKU YERİNE CESARETİ, SESSİZLİK YERİNE SÖZÜ, İTAAT YERİNE DİRENİŞİ, UMUTSUZLUK YERİNE İNANCI SEÇİYORUZ”</strong></p>

<p>“Aile Dayanışma Ağı buluşmaları, işte bu vicdanın sesidir. Her cuma Saraçhane’den yükselen ses, bu ülkenin umudu ve vicdanıdır. Adaletin tesis edileceğine, hukukun işleyeceğine dair inancımız tamdır. Sizinle; Ankara Barosu Başkanı Avukat Mustafa Köroğlu’nun bize, ülkemizin geleceği için sürdürdüğümüz mücadelemize güç veren konuşmasından bir alıntı paylaşmak istiyorum: ‘Çünkü adaletin eridiği yerde kuralların çözüldüğünü görürsünüz. Kuralların çözüldüğü yerde, hak, bir güvence olmaktan çıkar. Hak, artık bir ihtimaldir, bir tesadüftür. Oysa ki tesadüflerin üzerine, insana yaraşır bir hayat kurulmaz. Biz, bugün burada; korku yerine cesareti, sessizlik yerine sözü, itaat yerine direnişi, umutsuzluk yerine inancı seçiyoruz.’ Haftaya aynı gün, aynı saatte, Saraçhane’de buluşmak üzere bir kez daha sevgilerimi sunuyor, bugün burada olan herkese teşekkür ediyorum.”</p>

<p><strong>TUTUKLANAN ÖĞRENCİLERDEN UZUNTEL:“EŞİT, ÖZGÜR, DEMOKRATİK BİR ÜLKEYİKURANA DEK MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Dr. İmamoğlu’nun ardından, Saraçhane’deki 19 Mart eylemleri sonrasında gözaltına alınıp tutuklanan üniversite öğrencilerinden Selinay Uzuntel söz aldı. Sözlerine, 10 Ekim 2015’te, Ankara Garı önünde düzenlenen “Barış Mitingi”ne İŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırıda katledilen 103 vatandaşı anarak başlayan Uzunel, özetle şunları söyledi:</p>

<p>“19 Mart sürecinde tutuklanan öğrencilerden biriyim. O gün, ‘hükümet istifa’ talebi etrafında ortaklaşmış haklarımızı ve geleceğimizi savunmak için harekete geçmiştik. O gün, bizleri polis şiddetiyle, gözaltılarla, hukuk sopasıyla dize getirmek istemelerinin sebebi, sadece baskıcı olduklarından değildi; korkuyor olmalarındandı. O korku ki, büyüyor gibi görünüyor. Gençliğin sorgulayan, direnç gösteren, yarının en tehlikeli güçlerinden olduğunu bildiklerinden, üniversiteleri teslim almaya çabalıyorlar.</p>

<p>İktidar, iç cepheyi tahkim etme adı altında, muhalefetsiz bir rejim hedefi güdüyor. Gençliğin, yaşadıklarından yanlış sonuçlar çıkarma, ‘denedik olmadı’ deme, yılgınlığa kapılma lüksü yoktur. Henüz yeterince şey yapmadık. Hala daha yapacak çok işimiz var. Şimdi barikatı aşıp, cesaret fişeğini çakan, meydanları dolduran, forumlar yapan, ders boykotlarını örgütleyenler, bu deneyime sırtını yaslayarak yürümeli. Dün yüzlerin binler, binlerin on binler olduğunu unutmadan, yarın yüz binler, milyonlar olmak için bugünden kolları sıvamalıyız.</p>

<p>En geniş kesimlerin katıldığı birlikleri yaratarak, mücadeleyi her gün ve sürekli kılarak, güç biriktirmeliyiz. Ancak böylelikle bulunduğumuz her okulda, her mahallede, her iş yerinde örgütlendiğimizde, faşizmin inşasına güçlü bir koyuş örgütleyebiliriz. Tam da bu yüzden, hayatın her alanında gençler, kadınlar, işçiler, emekçiler olarak, bize dayatılan bu düzeni yıkmaktan başka şansımız yoktur. Unutmayalım ki hepimizin bildiği, ‘Örgütlü bir halkı, hiçbir kuvvet yenemez’ sloganı, aksine tersinden de geçerlidir. Örgütsüz bir halkı, herhangi bir kuvvet yenebilir. Durmak yok, mücadeleye devam ediyoruz, yürüyeceğiz diyorum. İnsanca bir yaşamı, eşit, özgür, demokratik bir ülkeyi kurana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.”</p>

<h2><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA) </strong></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/ibb-tutuklu-yakinlari-9kez-bir-araya-gelip-basin-aciklamasi-yapti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Oct 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/10/face-yatay-dilo-son.jpg" type="image/jpeg" length="88546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[19 MART SİVİL DARBESİ MAĞDURU AİLELER 7. KEZ SARAÇHANE’DE BULUŞTU]]></title>
      <link>https://www.istanbultimes.com.tr/19-mart-sivil-darbesi-magduru-aileler-7-kez-sarachanede-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.istanbultimes.com.tr/19-mart-sivil-darbesi-magduru-aileler-7-kez-sarachanede-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı, yedinci buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. İktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İBB Başkanı, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, basın açıklamasını okudu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ADA’DA YEDİNCİ HAFTA19 MART SİVİL DARBESİ MAĞDURU AİLELER 7. KEZ SARAÇHANE’DE BULUŞTU</strong></p>

<p><strong>DİLEK KAYA İMAMOĞLU: BU UMUT VE BU DİRENÇ, GENÇLERİMİZİN GELECEĞİ İÇİNDİR</strong></p>

<p>“Adalet ve demokrasi isteyen herkesi, buluşmalarımıza davet ediyorum,” diyen Dr. İmamoğlu, “30 Ekim 2024’ten bu yana, bu sürecin kabusunu yaşıyoruz. Bugün, 19 Mart’ın üzerinden tam 6 ay geçti. 6 aydır onlar tutuklu, bizlerse eksiğiz. Evlatlarımızla, ailelerimizle birlikte 6 aydır onların yolunu gözlüyor, günleri sayıyoruz. 6 aydır birbirimize tutunuyor, milletimizden güç alıyoruz.</p>

<h2><strong>İstanbul Times Haber Merkezi - Hüseyin Çetiner </strong></h2>

<p><strong>ÖZGÜR ÖZEL VE EKREM İMAMOĞLU, GENÇLER İÇİN MÜCADELE EDİYOR</strong></p>

<p>Bu adaletsizliğin artık son bulmasını istiyoruz. Biz, sevdiklerimizin yargılanmadan mahkum edilmesine karşı çıkıyoruz. Yargının birine başka, diğerine başka uygulanmasını reddediyoruz. Yargının herkese eşit işlemesini talep ediyoruz,” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>BU ADALETSİZLİĞİN ARTIK SON BULMASINI İSTİYORUZ</strong></p>

<p>Yargının, siyasete bu derece müdahil olmasının herkese zarar verdiğini vurgulayan Dr. İmamoğlu, “Açılan yaralar, verilen zararlar ortadayken, şafak operasyonları ısrarla sürdürülüyor. Bayrampaşa Belediyesi’ne yapılan operasyonla yine onlarca kişi gözaltına alındı, ardından tutuklandı. Siyasetle yargı iç içe geçmiş durumda. Geçtiğimiz hafta Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında karar ertelendi. Yargı, Demokles’in kılıcı gibi, sürekli bir tehdit ve milli iradeyi engelleme aracı olarak kullanılıyor. Ekrem’in 31 yıl önce emeğiyle aldığı diploma, siyasi amaçlar uğruna hukuk eliyle iptal edilmeye çalışılıyor. Yargılama süreçleri uzatılarak, bilinçli bir belirsizlik hali yaratılıyor,” dedi.</p>

<p><strong>“MİLETTE EMANET”, SİZE EMANET</strong></p>

<p>“Biz, ülkemizin geleceği için özgürlüğe, demokrasiye, Cumhuriyete tutunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz,” diyen Dr. İmamoğlu, “Değerlerimize sonsuza kadar sahip çıkacağız. Saraçhane’den yükselen bu umudu, direncimizi asla kıramayacaklar. Bu umut ve bu direnç, gençlerimizin geleceği içindir. Ekrem de gençleri, onların geleceğini düşünerek, her zaman umutla ve inançla çalıştı. Bugün de Silivri’den aynı şekilde onların sorunlarını dert edinmeye devam ediyor. Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte, gençler için mücadele ediyor,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“MİLLETE EMANET” KİTABININ GELİRİ TUTUKLANAN ÖĞRENCİLERE GİDECEK</strong></p>

<p>Ön sözünü Özgür Özel’in, son sözünü Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı, gazeteci Yavuz Oğhan’ın kaleme aldığı, “Millete Emanet” kitabının gelirinin, Saraçhane eylemlerinde tutuklanan 301 öğrenci ve ailelerine katkı amacıyla kullanılacağını açıklayan Dr. İmamoğlu, “Bu kitap, size emanet. Yani millete emanet. Herkesten bu kitap için destek bekliyorum,” çağrısında bulundu.</p>

<p>19 Mart sivil darbesinin mağdurları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), yedinci buluşmasını yine Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP Parti Meclisi üyesi Berkay Gezgin, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, sanatçı Melike Demirağ ile gazeteciler “Millete Emanet” kitabının yazarı Yavuz Oğhan ve Barış Terkoğlu da buluşmaya katıldı. Kalabalık bir vatandaş topluluğuyla birlikte destek verdiği buluşmada, basın açıklaması, iktidar kumpasıyla özgürlüğü elinden alınan seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi ve sivil toplum gönüllüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu. Dr. İmamoğlu’nun açıklamasının ardından, sırasıyla; Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in oğlu Yağız Tekin, Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak’ın ikiz kardeşi Erdal Çolak ve Saraçhane eylemlerinde tutuklana gençlerden Derin Doğa Kuş söz alarak, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları hukuksuz süreci kamuoyu ile paylaştı.</p>

<p>DR. İMAMOĞLU: “ADALET VE DEMOKRASİ İSTEYEN<br />
HERKESİ, BULUŞMALARIMIZA DAVET EDİYORUM”</p>

<p>Konuşmasına, buluşmaya katılanlara destekleri için teşekkür ederek başlayan Dr. İmamoğlu, şunları söyledi:</p>

<p>“Aile Dayanışma Ağı’nın 7. buluşmasını gerçekleştiriyoruz. Haftalardır hak, hukuk, adalet arayışıyla, Saraçhane’de bir araya geliyoruz. Her geçen hafta yaşanan hak ihlalleri, mağduriyetler büyüyor. Bununla birlikte her geçen hafta haksızlığa karşı ses yükseltmek için burada toplanan kalabalık da büyüyor. Biz, birlik ve beraberlik içinde oldukça, inancımız ve kararlılığımız da büyümeye devam ediyor. Buraya gelerek dayanışmamızı büyütenlere teşekkür ediyorum. Adalet ve demokrasi isteyen herkesi, buluşmalarımıza davet ediyorum. Gelin, hep birlikte toplum vicdanın ortak sesi olalım. Çocukları büyürken, onlardan ayrı bırakılanların dört duvar arasında yankılanan isyanlarını biz duyuralım. ‘Annem nerede, babam neden eve gelmiyor?’ diye soran çocukların yaralarını biz saralım.”</p>

<p>“30 EKİM 2024’TEN BU YANA, BU SÜRECİN KABUSUNU YAŞIYORUZ”<br />
<br />
“30 Ekim 2024’ten bu yana, bu sürecin kabusunu yaşıyoruz. Bugün, 19 Mart’ın üzerinden tam 6 ay geçti. 6 aydır onlar tutuklu, bizlerse eksiğiz. Evlatlarımızla, ailelerimizle birlikte 6 aydır onların yolunu gözlüyor, günleri sayıyoruz. 6 aydır birbirimize tutunuyor, milletimizden güç alıyoruz. Bu adaletsizliğin artık son bulmasını istiyoruz. Ortada hâlâ bir iddianame yok. Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı ihlal ediliyor. Biz, sevdiklerimizin yargılanmadan mahkum edilmesine karşı çıkıyoruz. Yargının birine başka, diğerine başka uygulanmasını reddediyoruz. Yargının herkese eşit işlemesini talep ediyoruz. Bugün hukuk, ne yazık ki siyasetin bir aracı haline getirilmiş durumda. Yaşananlar, tüm toplum için büyük bir hukuk ve demokrasi sorunu.”</p>

<p>“EKREM’İN 31 YIL ÖNCE EMEĞİYLE ALDIĞI DİPLOMA, SİYASİ<br />
AMAÇLAR UĞRUNA, HUKUK ELİYLE İPTAL EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”</p>

<p>“Yargının, siyasete bu derece müdahil olması, hepimize zarar veriyor. Açılan yaralar, verilen zararlar ortadayken, şafak operasyonları ısrarla sürdürülüyor. Bayrampaşa Belediyesi’ne yapılan operasyonla yine onlarca kişi gözaltına alındı, ardından tutuklandı. Siyasetle yargı iç içe geçmiş durumda. Geçtiğimiz hafta Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında karar ertelendi. Yargı, Demokles’in kılıcı gibi, sürekli bir tehdit ve milli iradeyi engelleme aracı olarak kullanılıyor. Ekrem’in 31 yıl önce emeğiyle aldığı diploma, siyasi amaçlar uğruna hukuk eliyle iptal edilmeye çalışılıyor. Yargılama süreçleri uzatılarak, bilinçli bir belirsizlik hali yaratılıyor. Yaşanan bu diploma iptali süreci, yargının içinde bulunduğu durumun başlı başına bir göstergesidir ve sadece Ekrem İmamoğlu’nun meselesi değildir. Türkiye’nin kurumsallığı, gençlerimizin emekleri, hayalleri söz konusudur. Gençlerimiz bin bir çabayla elde ettikleri diplomaların bir çırpıda iptal edilmesi tehlikesiyle karşı karşıyadır. Biz buna asla izin vermeyeceğiz, veremeyiz.”</p>

<p>“SARAÇHANE’DEN YÜKSELEN BU UMUDU,<br />
DİRENCİMİZİ ASLA KIRAMAYACAKLAR”</p>

<p>“Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından bir bölümü sizinle paylaşmak istiyorum: ‘Dünyanın demokrasiyi yok sayan, çılgınca işler yapan ülkelerinin peşinden biz gidemeyiz. Bakın; başka bazı ülkelerin farklı zenginlikleri olabilir. Bizim zenginliğimiz, insan kaynağımızdır. Sizsiniz, biziz, hepimiziz. Burada olmayan evlatlarımız, insan kaynağımız, en büyük zenginliğimiz. İnsan kaynağımızı yeteneğiyle var eden ise özgürlüktür, demokrasidir, Cumhuriyettir. Onun erdemidir, onun verdiği fırsatlardır, onun verdiği, bize yakalattığı imkanlardır. Bu değerlerimize sıkı sıkı tutunmak zorundayız.’ Biz, ülkemizin geleceği için özgürlüğe, demokrasiye, Cumhuriyete tutunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Değerlerimize sonsuza kadar sahip çıkacağız. Saraçhane’den yükselen bu umudu, direncimizi asla kıramayacaklar. Bu umut ve bu direnç, gençlerimizin geleceği içindir.”</p>

<p>“‘MİLLETE EMANET’ KİTABININ GELİRİ 19 MART<br />
SÜRECİNDE TUTUKLANAN GENÇLERİMİZE DESTEK OLACAK”</p>

<p>“Ekrem de gençleri, onların geleceğini düşünerek, her zaman umutla ve inançla çalıştı. Bugün de Silivri’den aynı şekilde onların sorunlarını dert edinmeye devam ediyor. Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte, gençler için mücadele ediyor. İşte bu yaklaşımın bir göstergesi olan, ‘Millete Emanet’ kitabını sizlerle paylaşmak istiyorum. Sevgili Yavuz Oğhan’ın kaleminden ve ön sözünü Genel Başkanımız Özgür Özel'in yazdığı, Ekrem İmamoğlu'nun son sözünü yazdığı ‘Millete Emanet’ kitabı, 19 Mart mücadelesinde bizlere destek veren gençlerin gözaltına alınarak, sonrasında tutuklanara,k burslarının ve yurtlarının iptal edilmesiyle yaşadıkları mağduriyete gidermek için ve bu akıl almaz operasyonda gözaltına alınan ve sonrasında tutuklanan gençlerin ailelerinin mağduriyetini gidermek ve onlara bir an olsun ilaç olabilmek için, bu kitabı sizlerle paylaşıyorum. Herkesten bu kitap için destek bekliyorum. Bu kitap, size emanet. Yani millete emanet. Hepinize teşekkür ediyorum. Haftaya tekrar burada birlikte beraber olmak dileğiyle.”</p>

<p>YAĞIZ TEKİN: “1000 KİLOMETRE ÖTEDEN,<br />
ADANA’DAN GELİYORUZ, SORUŞTURMANIN<br />
İSTANBUL'DA YAPILMASINA KARŞIYIZ”</p>

<p>Annesi Sayhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve babası Celal Tekin’in 4 Haziran’dan bu yana Silivri’de tutulduğunu hatırlatan Yağız Tekin de özetle şunları söyledi:</p>

<p>“31 Mayıs'ta annem ve babam, bir şafak operasyonuyla aramızdan çekilip alındılar. Son 100 gündür, ben, biri reşit olmayan iki kardeşim ve geniş ailemiz, sürecin nasıl ilerleyeceğini öngöremeden, iddianamenin, mahkemenin ne zaman başlayacağını bilmeden, bir belirsizlik içerisinde, stres altında ve zaman zaman biriken öfkeyle bir anda kalakaldık. Bu süreç, bizim hayatlarımızdan telafi edilemeyecek sorunlar yarattı ve hayatımızın gidişatını bir daha geri dönülemeyecek şekilde değiştirdi. İçimdeki öfkeyi ve bu ülkeye dair kaybettiğim umutları biraz olsun bastırarak, bir geri adım geriye atıp, objektif olarak düşünmeye çalışıyorum. Tabii ki kamu parasını kendi şahsi menfaatleri için kullanan birileri varsa, yargılanmalı. Bizim karşı olduğumuz konu bu değil. Bizler, tutuklanmanın bir cezaya dönüştürülmesine, bir kamçı olarak kullanılmasına karşıyız. Herhangi bir delil olmadan, sadece şüphe üzerinden, milyonlarca insanı temsil eden belediye başkanlarının, belediye çalışanlarının tutuklanmalarına karşıyız. Yeri, yurdu belli olan insanların ve bizim gibi ta Adana'da, 1000 kilometre ötede yaşayan belediye başkanlarının, çalışanlarının, 1000 kilometre öteye, Silivri'ye hapsedilmesine ve soruşturmanın İstanbul'da yapılmasına karşıyız.”</p>

<p>“ANNEMİN SİYASETE NEDEN GİRDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUM”</p>

<p>Anne ve babasının hayat mücadelesinden çarpıcı örnekler veren Tekin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>“Annemin siyasete neden girdiğini çok iyi biliyorum. Mesleğinde ve aile hayatında belli bir tatmine ulaştıktan sonra, yaklaşık 10 sene önce işini bırakıp, babama devredip, toplumsal olaylara kendini nasıl adadığını çok iyi biliyorum. Bu süreçte nasıl kadın davalarına koşturduğunu, şiddet gören kadınların yanında oluşunu, Adana'yı içten içe kemiren uyuşturucu sorununu hakkında araştırma yapıp, bir rapor oluşturmasını, siyasete kadın katılımını teşvik etmek için kadın muhtarlarla yaptığı röportajları, çıkardığı kitabı, Adana Barosu'nda CHP içerisinde aldığı çeşitli rolleri biz biliyoruz. Böyle bir kadının, belediye başkanlığı gibi bir onura layık görüldüğü tarihten yalnızca üç ay sonra, bir ihale çetesiyle iş tutması ne kadar akla, mantığa sığıyor? Annemin büyük borçlarla devraldığı belediyeyi disipline etmek için, gece gündüz çalıştığına şahidiz. Seyhan'ın en büyük sorunu olan temizlik sorununu çözmek için sayısız toplantılar yaptığına, büyük büyük ihaleler vermek yerine, mahalleli kadınlara mahallelerini temizlemeleri karşılığında istihdam sağladığına şahidiz.”</p>

<p>“BU MUAMELEYİ AKLINIZA ALIYOR, VİCDANINIZ KABUL EDİYOR MU?”</p>

<p>“Seyhan'ın kasasını, geçmiş dönemde ne iş yaptığı belli olmayan alacaklılara karşı, parasını korur gibi koruduğuna şahidiz. Bu alacaklıların annemden yüz bulamayınca, babamla iletişime geçtiğine ve tehditler savurduklarına şahidiz. Belediye kasasını korumaya çalışan annem ve annemi korumak için alacaklılarla iletişime geçen babam, neden bu eziyeti çekiyorlar? Yerleri, yurtları belliyken, Adana'da değil de neden İstanbul'dalar? Neden İstanbul'da yargılanıyorlar? Akıp giden zamanı geri alabilen var mı? Mafyalar, çeteler, en ağır suçların zanlıları tutuksuz yargılanır veya hiç yargılanmazken, hayatlarını adalet sistemine adamış ve topu topu bir sene belediye başkanlığı yapmış insana, bu muameleyi aklınıza alıyor, vicdanınız kabul ediyor mu? Neyse ki yalnız değiliz. Burada hep birlikte bir mücadele içerisindeyiz.”</p>

<p>ERDAL ÇOLAK: “BİZİ ZORLA SUSTURMAYA, YILDIRMAYA<br />
VE PARÇALAMAYA ÇALIŞANLARIN UNUTTUĞU BİR GERÇEK VAR”</p>

<p>Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak’ın ikiz kardeşi Erdal Çolak ise özetle şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Biz, ikiziz. Anne karnında başlayan yolculuğumuz, ömrümüz boyunca birbirimize yoldaş olmamızla devam etti. Biz, bugüne kadar yalnızca iki kez ayrıldık: Birincisi, onun vatani görevi içindi. İkincisi ise bu haksız tutukluluk. O, benim dostum, sırdaşım, yoldaşım ve diğer yarımdır. Hayatta beklenmedik şeyler olunca hep şunu söylerdi: ‘Zor olan hep bana denk gelir.’ Evet, yine zor olan ona denk geldi. Ama bilsin ki bu zorluk sadece ona değil, bana da denk geldi. Çünkü biz, aynı canın iki parçasıyız. Anadolu’da bir söz vardır, ‘Zor oyunu bozar. Zor çekmeyince lor yenmez.’ Bizi zorla susturmaya, yıldırmaya ve parçalamaya çalışanların unuttuğu bir gerçek var: Zorluk bizi güçlendirir, bizi birleştirir, bizi diri kılar. Bizim bakış açımız, başımıza gelen olumsuzluklardan ders çıkarmaktır. Yaşadığımız her şey, bizi güçlendirir ve geleceğe hazırlar. İşte Erdinç de bu haksız tutukluluğu karamsarlıkla değil, bir fırsat olarak görüyor, ‘Baltamızı bileme zamanı… Koşturmamızda dinlenme zamanı…’ diyor. Bugün onun eksikliğini iliklerime kadar hissediyorum. Ama yalnız değilim. Annem, babam, abim… Hepimiz aynı duyguyla yaşıyoruz bu süreci. Ve bu acı süreç, bizi yıkmak yerine, daha da kenetledi, daha da büyüttü. Artık biz, yalnızca bir aile değil, bu haksızlığa karşı birleşmiş kocaman bir aile olduk. Bugün burada sizlere şunu söylemek istiyorum: Bu süreç bitecek. Bu karanlık tünelin sonunda aydınlık günler var. Aydınlık her zamankinden daha yakındır. Çünkü unutmayalım: Adalet er ya da geç gelir. Buradan herkese sesleniyorum: Erdinç yalnız değildir! Biz yalnız değiliz! Biz birlikte güçlüyüz ve birlikte adaleti getireceğiz!”</p>

<p><strong>ÖĞRENCİ DERİN DOĞA KUŞ: “ŞU HAYATA GÖZÜMÜ AÇTIĞIMDAN BERİ HEP AYNI HÜKUMET VAR”</strong></p>

<p>Saraçhane eylemlerinde tutuklana gençlerden, İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema 3. sınıf öğrencisi Derin Doğa Kuş da duygularını özetle şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p>“19 Mart’ta, Beyazıt’ta, İstanbul Üniversitesi’ndeyken bu kadar büyük bir şey yapacağımızın farkında değildik. Bence, o sabah uyanıp yola düşen herkes çok farkındaydı. Mesela ben, 2001 doğumluyum. Şu hayata gözümü açtığımdan beri hep aynı hükumet var. Koca bir ömür, aynı hükümetle geçti. Yani koca bir ömür süren bir birikmişlik vardı üstümüzde. Hayatımız boyunca bize, ‘Aman ona karışma. Siyasete karışma. Başınıza bir şey gelir,’ dediler. Bir ömür, ‘Bu memleketi sen mi kurtaracaksın,’ cümlesiyle geçti. Biz o gün, sadece o barikatları değil, bu cümleyi de aştık. ‘Evet, biz kurtaracağız,’ dedik. ‘En azından deneyeceğiz,’ dedik. Gerçekçi olduk ve imkansızı hedefledik. Günlerce, binlerce öğrenci, Beyazıt'tan Saraçhane'ye yürüdük.</p>

<p><br />
Ülkede demokrasinin kırıntısı kalmamış, seçilenleri tanımıyor, üstüne üstlük artık seçim bile yaptırmak istemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Her şey bulutlu görünüyorken, gençler, o gün ilk ışığı yaktı ve umudun olduğunu gösterdi. İşte bu yüzden birkaç gün içerisinde 301 kişiyi tutukladılar. Sadece bir saat içerisinde önce serbest bırakılıp, sonrasında tutuklandık. Cesaret gösterenleri esaretle korkuttular ama başaramadılar.”</p>

<p><strong>“BİZ, AYDINLANMA DÖNEMİNİ SAVUNURKEN; ONLAR, ORTA ÇAĞ GELSİN DİYE UĞRAŞIYORLAR”</strong></p>

<p>“Biz, aydınlanma dönemini savunurken, onlar orta çağ gelsin diye uğraşıyorlar. ‘Seçimler olmasın, olsa bile ben kimlerin seçilebileceğini ben belirlerim,’ diyorlar. İstanbul'da 39 ilçeden 12’sinin belediye başkanı tutuklu. Bu nasıl demokrasi? Her gün yeni bir grev yasaklanışını görüyoruz. Kaymakamlık yazısıyla eylemler yasaklanıyor. Her gün yeni bir kadın cinayeti işleniyor ve önlenebilecekken bunlar önlenmiyor. Geçtiğimiz ay Meclis’te bir milletvekili, ‘En düşük emekli aylığı 35 bin TL olmalı,’ dedi. Ve Meclis’te bunun üstüne kahkahalarla güldüler.</p>

<p>Emeklilerin emekçilerin hayatlarını döndürdükleri ücret artsın denildi ve güldüler. Bütün bu enflasyon karşısında, asgari ücret açlık sınırının altına düşmüşken, seçilmiş belediyelerde kayyımlar görev yapıyorken yapılması gereken hükümeti terk etmektir. Ama onlar ellerinden bırakmamak için tüm tuşlara basıyorlar, başaramayacaklar. Faşizm tehlikesine karşı, gücünü halk örgütlerinden alan, güçlü bir parlamentoyu ve örgütlü demokrasiyi savunmak zorundayız. Demokrasi için hemen erken seçim gereklidir, bunu savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Yolumuz açık olsun.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>FATİH</category>
      <guid>https://www.istanbultimes.com.tr/19-mart-sivil-darbesi-magduru-aileler-7-kez-sarachanede-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Sep 2025 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://istanbultimescomtr.teimg.com/crop/1280x720/istanbultimes-com-tr/uploads/2025/09/dilo-1.jpg" type="image/jpeg" length="11580"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
