Ölmeden önce değer vermeyi ne zaman öğreneğiz ?
Orada Sırrı Sakık’tan Sadrettin Tantan’a,Cumhurbaşkanında Kuvvacı Fatma bacıya kadar normal şartlar altına bir arada göremeyeceğimiz yüzlerce tanıdık simayı bir arada gördük.
Bu manzara Erbakan hocanın bu kadar çok sevildiği için hoşuma gitti.Ama bu insana sağlında bu kadar değer vermeyen toplum bireyleri olarak da beni üzdü.
Bakınız,Merhum,Adnan Menderes,e,Turgut Özal’a,Eşref Bitlis’e,ve en son da Prof.Dr.Necmettin Erbakan’ın değerini ne yazık ki yaşadığı zaman tam anlamı ile bilemedik.
Bu yanlış yargının kısa sürede düzeleceğine de ihtimal vermiyorum. Bu yaklaşım tarzı hoş ve doğru olmamakla birlikte ne yazık ki toplum böyle bir çıkmaz ile karşı karşıya .Ben sadece öldükten sonra değer verilmesine karşıyım.Evet bu da gerekli ama bir nebzede daha hayatta iken değer görmek gerekir diye düşünüyorum.
CHE GUAVERA yukarıdaki sözü ile sanki Erbakan’ı anlatmış gibi.Hoca tek başına iktidar olacağız demişti.Önceki seçimde oyu % 1 küsürdü iktidar olacağız dediği seçimde ise % 2.5 oy aldığı zaman ben öldüm bittim kaçıyorum demek yerine bardağa dolu tarafından bakarak çok rahat bir şekilde Elhamdülillah biz oyumuzu % 100 artırarak 2.5 yaptık diyordu.
Yani kaybederdi ama vazgeçtiğini ben görmedim.Şu an Milli görüşten ayrılıp kendi partisini kuran üç tane lider’den darbe yediğini düşünse de hiçbir zaman bu iş bitti ben de küsüp bırakıyorum demedi.
Geçen Hafta Sonu Saadet Partisi İstanbul ilçe teşkilatları Merhum Erbakan'ın ruhuna hediye edilmek üzere kuran tilaveti düzenlediler.Bu vesileyle tekraren buradan merhum’a Allah’tan rahmet kederli ailesi başta olmak üzere SAADET camiasına başsağlığı dilerim.
Başbakan halkla iç içe olan adaylara öncelik vermeli
Yıllardır Matbuat ve siyaset aleminin içindeyim. Halk artık iki anahtar vereceğim,size iş bulacağım,yol yapacağım köprü yapacağım vaatlerinden ziyade vekiline acı ve tatlı günümde yanımda ol.Sana ulaşabileyim ve sana dokunabileyim gerisini yaparsan çok daha iyi olur yapmazsan da sana gönül koymam ve kızmam diyor.
Halk artık zübükzade tarzı siyasetçilerden bıktı.Bundan da haklıdır.Geçen Gün Başakşehir Şahintepe’de saldırıya uğrayan Cem evinin yetkililerinden Bektaş Ulusan arkadaşım saldırının ilk günlerinde fotoğraf karelerine girmek için bizi yalnız bırakmayan onlarca milletvekilimizden şu an ne yapıp ettiğimizi soran tek birisi yok demişti.
Vekil olan kişinin ruhunda garip gurebanın yanında yer alma aşkı ve şevki olmaz ise bu hiçbir şeye yaramaz.Vekiller bu makamın her türlü forsundan yararlanacaklar ama meclis toplantılarına katılmamak dahil yapmaları gereken bir çok görevi yapmazlarsa işite orada bir eksiklik var demektir. Ben bunu işine gitmesi gereken birisinin işe gitmeyip kaytarması ile aynı görüyorum.
Allah,rızasını güdüp halkı için çalışan kullarını korusun …
Son birkaç yıl içinde Ak Parti hükümeti yani Başbakan Erdoğan yıllardır halının altına sürülen o kadar nasırlaşmış soruna el attı ki bunlara şükredip başbakan’a dua etmemek için nankör olmak gerek.
Hatırlıyorum da otuz yaşlarında bir genç Sarıyer taraflarında illegal yollarla elde ettiği serveti ile kendisine bir saray kuruyor.Orada Aslanlar besliyor eli silahlı kul hakkı bilmeyen adamları tarafından kaçırılan iş adamlarını günlerce aç bırakılan aslanın yanına getirip yarın saat 13’e kadar bize 500 bin dolar getirmezsen seni bu aslan’a yem ederiz dediği günler çok eski değil.BUGÜN BUNLAR YOK.Her gün sokak ortasında bir mafyanın diğer mafya üyesini kurşunladığı yok.Her gün Sarıkız,Siyah kız,ay ışığı,gün yüzü darbe isimlerini duymuyorsak bu CESUR YÜREK “NOVEMBER PAŞALI TAYYİP BABA’ nın canını ortaya koyup sağladığı bir icraat değimlidir ? Evet bu dönemde bizler gibi orta ölçekli bir çok esnafın işleri
ters gitmiş ve zarar etmiş olabiliriz.Burada hükümetin eksik ve kusurları elbette ki vardır.Ama biz de gelişmelere ayak uydurup üretim şeklimizi veya satış stratejimizi gözden geçirmediğimiz için bizde suçluyuz. Yıllardır İstanbul’da okuyan,yaşayan ve gazetecilik yapan birisi olarak başbakan Erdoğan’ın çok şey yaptığı inkar edilemez.DULARAIM HER DAİM ALLAH’ın rızasını gözeterek çalışan devlet büyüklerimiz ile beraberdir.
Hüseyin ÇETİNER 6 Mart 2011 [email protected]