Mücahit Erbakan’ın ardından

1988 Malatya’dan yeni İstanbul’a gelmişiz.Gece hayatı,bar disco vs. vs.gibi olayları bilmem ve haz etmem.O dönemde iki önmeli kurumla tanıştım.Birincisi Bediüzaman Said Nursi’nin talebelerinin Beyazıt fakülte apartmanında ki sohbetlere katılmaya başladı.Burada benim bu hizmetle tanışmamı sağlayan Bitlis Hizanlı İngilizce kursundan arkadaşım Necip Yüce’ye teşekkür borçluyum.

Fakülte apartmanındaki daire katında onlarca kişi bir kabın içindeki az acılı mercimek çorbasına kaşık salladığım günleri hep özlerim.Hele bu çorbadan sonra önemli şahsiyetlerden Rahmeti Osman Demirci amcamın,Allah daha hayırlı ve uzun ömürler versin Mehmet Kırkıncı hocamın,Rahmi Abi’nin,Çatcaı nemci Abi’nin nükte dolu konuşmalarını hiçbir şeye değişmem.

Yine o yıllarda kendisi ile tanıştığım genç profesörlerimizden olan Diyarbakır Çüngüşlü Prof.Dr.Ahmet Akgündüz Hocamın o heyecanlı sesi ile okuduğu Risale-i nur kulliyatindaki iman hakikatleri ile tanışmam hayatımın birinci dönüm noktası odu.

Hayatımdaki ikinci önemli olay da o zaman Bahçelievler Refah partisine üye olmamdı. Bu üyelik bana aynı zamanda Şirinevler de bulunan Milli Gençlik Vakfı’nın kapılarını da açıyordu.

Milli Genlik Vakfı bir neslin doğru dürüst yetişmesine önemli katkılar yapan bir oluşumdu. Orada en zevkli bir şekilde  izlediğim video görüntüleri Afgan Mücahitlerinin Ruslara karşı zor şartlarda verdikleri mücadelenin görüntüleriydi. Bu görüntüleri izlerken 11-12 yaşlarında izlediğim zaman müthiş zevk aldığım BRUCLEE filimlerindeki gibi beni heyecanlandırıyordu.Bu minik bilgiyi Erbakan Hoca ile nasıl tanıştığımı anlatmak için verdim.

Şimdi Kısa ve öz olarak Erbakan ile alakalı bir yazı yazmak isterim.

Merhum Prof.Dr.Necmettin Erbakan Türkiye’nin en çalkantılı dönmelerinde 1969’dan ruhunu teslim ettiği ana kadar,hatta şu an bile kanunun halen Sadet Partisinin genel başkanlığı  görevi devam ediyor.Bu da gösteriyor ki iki mesleğin emekliliği olmuyor.Birincisi siyaset ikincisi de gazetecilik.Hoca 42 yıllık siyasi yaşamında çok badireler atlatmış bir liderdi.En önemli hasleti lügatinde yandık bittik kül olduk yoktu.Örneğin bu seçimde birinci olacağız derdi.Oy oraları öyle çıkmayınca yüzölçümleri büyük olan yerleri toplardı işte biz bu kadar kilometrede iktidarız der taraflarına pozitif enerji verirdi. Olaylara daima olumlu taraftan bakardı.Orjinal  ve insanın aklında kalan sözleri hafızalara kazınırdı.Mesela Türkiye de 2 Parti parti var.Birincisi Milli Görüş’ün partisi olan Refah ikincisi de diğer tüm partiler derdi.

Demirel Helalleştik diyor ama…

Refahyol Hükümeti yıkıldığı zaman akıl ve mantık CumhurbaşKanı Süleyman Demirel’in hükümeti kurma görevini 2.Parti olan Doğru Yol Partisi lideri Tansu Çiller’e vermesi demokrasi’nin gereğiydi.Ama Demirel  hükümeti kurma görevini gidip 3.Partinin başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.Bu antidemokratik durum bile benim Demirel’e karşı saygımı azalttı,

Eğer Demirel benden önce rahmetli olursa ruhuna bir fatiha okuyup hakkımı helal etmemi istiyorsa samimi ve doğru bir şekilde görevi neden Mesut Yılmaz’a verdiğini açıklasın.Yoksa hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan bir adem oğlu olarak Refah partisine oy veren birisi olarak ruz-i mahşerde Eki Reis-i Cumhurumun yakasına yapışarak OYUM’un hesabını soracağım.

Keşke Prof.Dr.Necmettin Erbakan Demirel’e hakkını helal ederken şartlı bir şekilde yaparak 28 Şubat sürecindeki antidemokratik yaklaşımını samimi ve içten bir şekilde halka itiraf ederse ben hakkımı helal ederim deseydi bana göre çok daha iyi olurdu.Erbabakn Hocanın kalpten bir şekilde Demirel’e hakkını helal edip etmediğini bilemiyorum ama Refah partisine oy veren milyonlarca seçmenin haklarını helal edeceğini sanmıyorum en azında ben ETMİYORUM.

DEVAMI YAZILACAKTIR…