banner196

Erdoğan'a bir gaz verdi ki!

Baykal Meclis grubunda gündemi değerlendirdi. Başbakan'ı beklediğini söyledi ve Kasımpaşalılığına gönderme yaptı.

14 Ekim 2009 Çarşamba 10:22
Erdoğan'a bir gaz verdi ki!
banner171
Baykal Meclis'in yeni yasama yılında ilk grup toplantısını yaptı. Ekonomiden başlayıp açılıma kadar konuştu ama vurucu cümleleri sona sakladı.

Başbakan Erdoğan'ı reddetmenin kendilerine yakışmayacağını söyledi. "Onu büyük bir nezaketle ağırlayacağız" dedi ama daha önce de söylediği şartını yineledi: Konuşma kaydedilmeli...

Bu teklifi reddetme ihtimaline karşı da Erdoğan'a gaz vermeyi ihmal etmedi: "Başbakan düşüncelerinin öğrenilmesinden kaçmaz. Kasımpaşalı bir siyasetçi olarak bizimle buluşmaktan çekinmez" dedi.

Baykal şöyle konuştu:

SON DÖNEMDE 16 İŞADAMI İNTİHAR ETTİ

Eski gündemleri unutturmamak için o tabloyu da gündeminize sunacağız. Bu temel sorun ekonomidir. Halkın izlenen ekonomi politikaları nedeniyle daha büyük sıkıntılar içine girmesidir. Daha geçen hafta Türkiye'nin en önemli Anadolu Kaplanı olarak nitelendirilen Denizli'de üzücü bir olay yaşadık. Çok başarılı, takdir eden bir insan ne yazık ki hayata veda etmek zorunda kaldı. Bu rastlantı değil. Son dönemde 16 saygın işadamı ekonomik nedenlerle intihar etti. Bu tabi bir alarm listesidir. Uyarıcı olması gereken bir tablodur. Olay artık daha başka bir boyut kazandı. Ekonominin hayat direğini oluşturan KOBİ'lerde sessiz sessiz intiharlarla sıkıntı gizlenemez hale geliyor.

EKONOMİK BÜYÜMENİN BAŞLADIĞI DOĞRU DEĞİL

Krizin teğet geçtiği, ekonominin artık düzelmeye başladığı söyleniyor ama gerçek hiç öyle değil. Ağustos ayı sanayi artışına baktığımızda bu yılın temmuz ayına göre yüzde 5,5 azalmıştır. Türkiye AKP iktidarı döneminde büyüme konusunda ülkenin eline geçmiş olan şans kullanılamadı!

TÜRKİYE'Yİ KRİZ YOKKEN DİBE SOKTU

2002 yılında AKP iktidara geldiğinde Türkiye 149 ülke içinde en fazla büyüyen 29. ülkeydi. Daha kriz lafı gündemde yokken 2007 yılında 100. sıraya 2009 yılında da 130. sıraya düştü.

ARTIK HASTA OLMAK VERGİLENDİRİLİYOR

AKP iktidarı bir süre önce sosyal güvenlik reform paketi gündeme getirdi. O paket çıktı. Bizim karşı çıktığımız yerler vardı. Emeklilerin kalkınmadan pay alması engellenmişti. Şimdi onun yansımalarına tanık oluyoruz. Emeklilere bu yılın ikinci yarısında 1,83 lira zam öngörüldü. Bağkur'lu 6 lira, SSK'lıya 11 lira olarak yansıdı. Elektriğe yüzde 10, doğalgaza yüzde 12,5, şekere yüzde, huzurevine yüzde 35 zam yapıldı. AKP son zamanlarda hasta olmayı vergilendirmeye başladı. İnsanlar hastalığının bedelini devlete ödemek zorunda bırakılmışlardır. Hasta olduğunuz zaman doktora görünmek istiyorsanız, doktora görünmek için para ödeyeceksiniz. Aile hekimine 2 lira, devlet ve üniversite hastanelerine 8 lira, özel hastanelere 15 lira ödeyeceksiniz. Halbuki yasa çıkarken başbakan "prim ödesin ödemesin bütün çocukların tüm giderleri devlet tarafından ödenecektir" demişti.

KARABAĞ SORUNUNU ÇÖZECEKLERİNE SINIRI AÇTIRDILAR

Bu hafta ele almamız gereken 2 temel konu var. Hafta başında imzalanan ve Türkiye'nin Ermenistan'la sınırını açmasını öngören protokol konusudur. Ne yazık ki gizlilik içinde bir diplomasi götürüldü. Protokoller hazırlandı. Hazırlandı demek doğru mu bilmiyorum çünkü Ermenistan 'protokolleri biz yazdık' diyor. Önce paraf edildi. Merak etmeyin parafla kalacak dendi, zaten o zaman açıklanmadı. Sonra imzalanması gerekince içeriğini açıklamak zorunda kaldılar. İmza töreninde dikkati çeken unsurlar şunlar. MİNSK grubunun denetiminde gerçekleştiriyor. Peki onların görevi nedir? Azerbaycan'la Ermenistan'ın arasındaki sorunun çözülmesidir. İşte o grup Ermenistan Türkiye sınır kapısının açılmasını himayesinde gerçekleştiriyor. Bu grup bu sınır kapısının açılması için harcadığı çabayı Karabağ'ın işgal edilmiş toprakları için harcasaydı bugün daha başka bir noktada olmayacak mıydık?

İŞGALE SON VERİLMEYECEK

Ne oldu şimdi? Türkiye 'sınırı açmayı taahhüt ediyorum' dedi. İmzayı attı ama benden ibaret değil ki Meclis evet demezse olmaz diyor. Hükümetin sözleri inandırıcı değil! Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın Aliyev konuşma ihtiyacı hissetti. İşgale son verilmesinin öneminin altını çizdi. Hemen ardından Sarkisyan 'böyle bir söz vermedik' dedi. İşgale son verilmesiyle ilgili en ufak bir işaret dahi gelmiş dahi değil.

TÜRKİYE'Yİ BÖLÜYORSUN TABİİ

Geçen haftanın konusu açılım tartışmaları oldu. Buna ne isim vereceğimizi de şaşırdık. Açılım deyip geçiyoruz. Önce Kürt açılımı, sonra demokratik açılım, sonra Milli Birlik Açılımı dediler. Bu da bu projenin ne kadar içi boş, hazırlıksız olduğunu gösteriyor. Kürt açılımı dersek bölüyormuş gibi oluyoruz diyorlar. Bölüyorsun tabi ama adından dolayı değil, etnisiteyi hedef aldığın için

BÖLGE İNSANINI DİNLEDİN Mİ?

Öyle anlaşılıyor ki, iktidar biz bazı şeyleri yaparsak, şehit vermeden, enerji harcamadan sorunları çözeriz diyor. Eğer böyle bir imkan varsa açıklansın. Ne yapacaksın da durum birden bire değişecek? Hangi yoldan? İktidar çözümü nerede arıyor. Eğer çözümü bölgede yaşayan insanların bekleyişinde arıyorsan o zaman o insanların taleplerini dinleyeceksin. "Okullarımızı, dillerimizi, yönetimlerimizi" ayıralım mı diyorlar? Hiç böyle bir şey yok. O insanlar iş, istihdam istiyorlar. Çocukları kendilerinden çok daha ileri düzeye ulaşsın istiyorlar. Eğitim istiyorlar. Ve sahip oldukları hakların kabul edilmesini istiyorlar. Herkes kimliğiyle gurur duyuyor.

BU AÇILIM TERÖR ODAKLARIYLA MI YAPILIYOR?

İktidar bilerek ya da bilmeyerek yanlış kıble seçmiştir. O nedenle açılımı PKK'ya değil, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza yap. Açıkça itiraf etmesen de açılımı bölgede söz sahibi olan terör merkezleriyle uzlaşarak açılım yaparsan bu bil ki ne terörü sona erdirir, ne de bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm olur. Bu senin hedef dediğin terör odaklarının daha çok söz sahibi olmasına neden olur. Bu terör yapanlarla müzakereye girdiğinin ispatı olur. Böylece sen teröre prim vermiş olursun.

TÜRKİYE'Yİ BÖLÜYORSUN TABİİ

Geçen haftanın konusu açılım tartışmaları oldu. Buna ne isim vereceğimizi de şaşırdık. Açılım deyip geçiyoruz. Önce Kürt açılımı, sonra demokratik açılım, sonra Milli Birlik Açılımı dediler. Bu da bu projenin ne kadar içi boş, hazırlıksız olduğunu gösteriyor. Kürt açılımı dersek bölüyormuş gibi oluyoruz diyorlar. Bölüyorsun tabi ama adından dolayı değil, etnisiteyi hedef aldığın için

BÖLGE İNSANINI DİNLEDİN Mİ?

Öyle anlaşılıyor ki, iktidar biz bazı şeyleri yaparsak, şehit vermeden, enerji harcamadan sorunları çözeriz diyor. Eğer böyle bir imkan varsa açıklansın. Ne yapacaksın da durum birden bire değişecek? Hangi yoldan? İktidar çözümü nerede arıyor. Eğer çözümü bölgede yaşayan insanların bekleyişinde arıyorsan o zaman o insanların taleplerini dinleyeceksin. "Okullarımızı, dillerimizi, yönetimlerimizi" ayıralım mı diyorlar? Hiç böyle bir şey yok. O insanlar iş, istihdam istiyorlar. Çocukları kendilerinden çok daha ileri düzeye ulaşsın istiyorlar. Eğitim istiyorlar. Ve sahip oldukları hakların kabul edilmesini istiyorlar. Herkes kimliğiyle gurur duyuyor.

BU AÇILIM TERÖR ODAKLARIYLA MI YAPILIYOR?

İktidar bilerek ya da bilmeyerek yanlış kıble seçmiştir. O nedenle açılımı PKK'ya değil, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza yap. Açıkça itiraf etmesen de açılımı bölgede söz sahibi olan terör merkezleriyle uzlaşarak açılım yaparsan bu bil ki ne terörü sona erdirir, ne de bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm olur. Bu senin hedef dediğin terör odaklarının daha çok söz sahibi olmasına neden olur. Bu terör yapanlarla müzakereye girdiğinin ispatı olur. Böylece sen teröre prim vermiş olursun.

HAYIR GELME DİYEMEZDİK

Başbakan mektup yazdı, cevap yazdık. Çözümlerimizi söyledik ve başbakana dedik ki vaziyet budur, bunları bilerek gelmek istiyorsan, bir başbakana "hayır gelme" demek bize yakışmaz. Sizi ağırlamaktan mutluluk duyarız ama zannetme ki kafanın içinde ne olduğunu bilmiyorum. Zannetme ki beni yönlendirirsin. Gel bir defa burada anlatayım dedim. Bu tabii önemli bir buluşma...

KAPALI KAPILAR ARDINDA OLMAZ

Öcalan dedi ki bu açılım "Atatürk'ün yaptığıyla eşdeğer" dedi. Bir anlamda doğru. Atatürk milli bir devlet kurdu, şimdi onu çözme geriye çevirme çalışmaları var. O da bunu görüyor. Sen bunları konuşalım diyorsun. Olur ama kapalı kapılar ardında değil. Onunla da konuştuk, onu da dinledik deyip bildiği yolda ilerlemesine izin veremeyiz. Tezlerimizi konuşalım ama milletin de iki genel başkanın bu konuda ne düşündüğünü, birbirlerine ne cevap verdiğini bilme hakkı vardır. Türkiye'nin nereye gittiğini bizim görüşmemizi dinledikten sonra vatandaş daha iyi fark edecektir. Müsaade etsin de sayın başbakana yanlışlarını yüzüne doğru söyleyeyim.

BAŞBAKAN DÜŞÜNCELERİNİN ÖĞRENİLMESİNDEN KAÇMAZ

Sayın Başbakanı bekliyorum. Kendisini büyük nezaketle ağırlayacağız. Ama kamuoyu da bu konuşmayı bilmeli. O anda olmayabilir ama zamanı geldiğinde milletimiz bu görüşmenin içeriğini bilmeye hakkı vardır. Sayın Başbakan düşüncelerinin millet tarafından öğrenilmesinden niye kaçacak canım!

O KASIMPAŞALIDIR GELİR

Bazı çevreler gitme diyorlarmış, başbakanın buna itibar etmeyeceğini, bir Kasımpaşalı siyasetçi olarak bizimle buluşmaktan çekinmeyeceğini biliyoruz. Biz başbakana sorular soracağız, düşüncelerimizi açıklayacağız. Senin yol haritanı milletten saklamana biz yardımcı olmayız. Onu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner169