banner175

Adnan Oktar Davasında Gelişme Var

Dört sene önce yaşadıkları yerlere baskın yapılarak tutuklanan Adnan Oktar ve çok sayıda arkadaşının yargılanmaları sırasında bazı konularda usülsüzlük yapıldığına dair Uluslararası Avukatlar İnsan Hakları Grubu Silivri’de 2019 yılının Eylül ayında başlayıp Ocak 2021’de biten sürelerde Adnan Oktar ve arkadaşlarının davalarını inceleyerek bazı konularda haksızlık yapıldığını iddia ettiği bir rapor hazırladı.

Hüseyin Çetiner
Hüseyin Çetiner
20 Kasım 2021 Cumartesi 07:53
Adnan Oktar Davasında Gelişme Var
banner171

YAYIN GRUBU OLARAK HALKIMIZIN HER ŞEYDEN HABERDAR OLMA HAKKI GERERĞİ BU RAPORU YAYINLIYORUZ…

İstanbul Times Yayın Grubu olarak bu raporda yazılanlara ne katılmak gibi bir düşüncemiz var nede karşı olmak… Biz sadece yaşanan gelişmelerden halkımızın haberdar olması için Uluslararası Avukatlar İnsan Hakları Grubu adı verilen oluşumun Adnan Oktar ve 206 diğer sanığın yargılandığı davalar ile alakalı yaptığı tespit ve durum değerlendirmelerini tarafsız ve yorum katmaksızın bize geldiği şekilde aynen yayınlıyoruz.

Solicitors International Human Rights Group

(Uluslararası Avukatlar İnsan Hakları Grubu)

Türkiye Cumhuriyeti

Adnan Oktar ve 206 diğer Sanık

Ağır Ceza Mahkemesi (Özel Yerel Mahkeme)

Silivri- İstanbul – Türkiye

(Mahkeme heyeti) Galip M. P.(Başkan) ve A.T.Ç.ve T.E.

Eylül 2019- Ocak 2021

BİR MAHKEME GÖZLEM RAPORU

Yazan- Lionel Blackman

Baş gözlemci Sarah Hematage’in yardımıyla

WWW. SIHRG.ORG

BİR TÜRK MAHKEMESİNİN BAĞIMSIZ BİR GRUP HAKKINDA AÇTIĞI DAVALAR ÜZERİNE RAPOR

ÖZET

Kolaylık olması açısından bütün sanıkların ilişkili oldukları ya da ilişkili oldukları iddia edilen dindar grubu tarif etmek için “hareket” kelimesini kullandım. “Hareket” Adnan Oktar adında karizmatik bir lider tarafından yönlendiriliyor. “Hareket” İslami inanç ve uygulamalara birçok açıdan Türk toplumundaki hakim İslami geleneklerden farklı bir yaklaşımı desteklemektedir. Bu farklılıklar hareketin örneğin, kıyafet konusunda “liberal” yaklaşım benimsemesi nedeniyle keskinleşmiştir.

Hareket tarafından yönetilen bir TV kanalında kadınlar ve erkekler hafif giyimli olarak görünmüşlerdir. Bu özellikler, söz konusu harekete yönelik bir güvensizlik ortamının oluşmasına ve hareketin faaliyetlerinin “geleneksel” tavırların hakim olduğu Türk medyasında olumsuz şekilde yer almasına katkıda bulunmuştur.

Bu bağlamda, hareketin eski bir üyesinden gelen suçlamalar, dengeli bir soruşturma yürütmek veya sanıklara adil yargılanma sağlamak konusunda oldukça isteksiz olan resmi bir Devlet yapısından aşağı doğru çığ gibi büyüdü.

Hakimler cezai suçlamalarda yasal kesinlik ve ilişkilendirerek suçlamaktan kaçınma şartlarını göz ardı ettiler. Mahkeme savunma avukatlarına göz dağı verdi, sanıkların savunmaları yok saydı ve haksız bir şekilde çoğunluğun tutuksuz yargılanma yönündeki taleplerini reddetti.

SIHRG mahkeme gözlemcileri ekibi ne uluslararası standartlar ne de Türk kanunlarının belirlediği standartlara göre adil olarak nitelendirilebilecek bir yargılama gözlemlemedi.

Savunmanın delilleri ya da argümanlarıyla ilgilenmeyen ve açık bir şekilde sanıkları suçlu bulmaya, uzun hapis cezalarına mahkum etmeye ve böylece söz konusu hareketi tamamen ezmeye kararlı bir süreci tanımlamak için “yargılama” kelimesini bile gönülsüzce kullanıyorum.

Heyetin Görev Tanımı

  • Ceza Muhakemesi Usulleri için Dava Gözlem El Kitabı ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu Uygulayıcılar Kılavuzu 2009 kurallarına uymak.
  • İnsan Hakları Araştırma Komisyonları (fact-finding missions) Yönetmeliği (Lund Üniversitesi Raoul Wallenberg İnsan Hakları ve İnsancıl Hukuk Enstitüsü ve Uluslararası Barolar Birliğinin ortak yayını- Eylül 2009) ilkelerine sadık kalmak
  • Adnan Oktar ve diğer sanıkların yargılamasının 1950 Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmesi ile belirlenen standartlara uygun olup olmadığını raporlamak:

  1. YARGILAMA ÖNCESİ ÖZGÜRLÜK HAKKI
  2. YARGILAMA ÖNCESİ GÖZALTI SIRASINDA ADİL MUAMELE HAKKI

ADİL YARGILANMA HAKKI , özellikle şunları kapsamaktadır:

  1. TARAFSIZ MAHKEME
  2. MASUMİYET KARİNESİ
  3. SUÇLAMADAN HABERDAR EDİLME HAKKI
  4. HAZIR BULUNMA HAKKI
  5. İDDİA MAKAMININ TANIKLARINI SORGUYA ÇEKME HAKKI
  6. HUKUKİ YARDIM ALMA HAKKI

Gözlem Heyeti hakkında kısa bir bilgi

Uluslararası Avukatlar İnsan Hakları Grubu (SIHRG) üyeleri çoğunlukla İngiltere ve Galler’de dava vekilliği (solicitor) görevini icra edenlerden oluşan, Birleşik Krallık merkezli bir sivil toplum kuruluşudur.

Dava vekili (solicitor) nitelikli bir avukattır ve Birleşik Krallık ve deniz aşırı ülkelerde 138.000 faal dava vekili (solicitor) bulunmaktadır.

SIHRG’nin hedefleri dava vekilliği mesleği kapsamında uluslararası insan hakları hakkında farkındalık yaratmak ve dava vekillerini dünya genelinde evrensel insan haklarına saygıyı derinleştirme hareketine katılmaya teşvik etmektir.

SIHRG Birleşik Krallık ve deniz aşırı ülkelerde uluslararası insan hakları hukuku eğitimi vermektedir.

SIHRG bir duruşmayı gözlemlemek için kendisini davet eden veya sponsor olan her kim olursa olsun, yaklaşımının objektif olacağı konusunda net bir ilke belirlemiştir.

Gözlem ekibi şu kişilerden oluşmaktadır:

Lionel Blackman- Dava vekili- avukat- Uluslararası Avukatlar İnsan Hakları Grubu (Solicitors International Human Rights Group) direktörü. www.sihrg.org adresinden ulaşılabilecek birçok uluslararası mahkeme gözlem raporunun yazarı.

Sarah Hermitage- İnsan hakları aktivisti ve emekli dava vekili

Sandip Basu – aktif görevde olmayan dava vekili ve SIHRG Sekreteri

Suzanne Valentine- Dava vekili

Gözlemci üyeler herhangi bir iş kaybı için tazmin edilmemiş ve herhangi bir ücret ya da karşılık almaksızın zamanlarını ayırmışlardır.

ARKA PLAN VE DEĞERLENDİRMELER

Adnan Oktar çok sayıda kitap yayınlamış bir Türk vatandaşıdır. Kur’an’ın “modern” ancak aynı zamanda kendisinin ve onu takip edenlerin görüşlerine göre “gerçek” yorumunu savunmaktadır.

Kolaylık oluşturması açısından onları toplu olarak “hareket” olarak adlandırdım. Devlet bu hareketin bir “bir suç örgütü olduğunu” iddia etmektedir.

Bay Oktar’ın İslam anlayışının ana temaları başka dinlere ve halklara karşı hoşgörü, dünyada barış, çevrenin korunması ve kadınlara eşit haklar verilmesidir. İnancının “modernliği” hareketin kendi televizyon kanalında erkeklerin ve kadınların sıklıkla “geleneksel” ya da ana akım Müslümanların gözünde fazla dekolte olarak değerlendirilecek giysiler içinde göründükleri programlarla kanıtlanmıştır.

Hareketin tanıkları Türkiye dışından modellerin TV programlarında görünmek üzere işe alındıklarını inkar etmemişlerdir. Bir hakim ve avukatlar tarafından yapılan sorgulama sırasında Bay Oktar kendisinin iddia edilen cinsel gücüne atıfta bulunmuştur.

  1. Oktar ve hareketin 78 diğer takipçisi aleyhine yapılan şikayetlerin temelinde cinsel taciz iddiaları bulunmaktadır. İddia edilen mağdurların hepsi hareketin takipçisi olan veya geçmişte takipçisi olmuş ya da hareketin takipçilerinin tanıdığı kişilerden olan 51 kadından oluşmaktadır. İddia edilen suçlamaların arasında tecavüz ve cinsel saldırı ile birlikte 18 yaş altında müştekilere karşı işlendiği iddia edilen 13 istismar suçu da bulunmaktadır.

Bir duruşma gözlemcisinin amacı gerçeği ya da suçlamaların doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya çıkarmak, ya da bu davada söz konusu hareketin ya da liderlerinin cinsel özgürlüğe yönelik açık ya da iddia edilen tavırlarını yargılamak değildir. Hareketin takipçilerine yöneltilen temel iddiaların, dünya medyasını, Türk ve uluslararası insan hakları sivil toplum örgütlerini davaya ilgi göstermekten caydırdığı da açıktır.

Prosedürel konuları bir tarafa bırakırsak, davanın aşağıdaki özellikleri suçlamaların çoğunda çok azı hariç tüm sanıklar için varılan mahkumiyet kararının doğruluğu konusunda açık görüşlü olmayı gerektirmektedir.

YAZILAN RAPORA EKLEME VE ÇIKARMA YAPMADAN AYNEN YAYINLIYORUZ

  1. raporun ne maksatla ve ne için tutulduğu zaten içinde anlatılıyor. Biz buna yorum katmadan ve davalıların rapordan sonra yaptıkları açıklamalara da yer vermeyerek sadece bahse konu raporun kamuoyuna aktarılmasına çalıştık.

Cinsel saldırı konusunda şikayetçi olan 10 kişi, aynı zamanda suç örgütüne üye olmakla da suçlanmaktadır.

Kendilerinin mağdur olduğu cinsel suçların işlenmesi amacına sahip olmakla suçlanan bir “suç örgütü.”

  1. Suç örgütüne üye olmakla suçlanan 207 sanığın 123 tanesine (26 erkek ve 97 kadın) yöneltilen hiçbir başka suçlama yoktur. Dolayısıyla Kamu namına iddia edilen suça dair davranış modeline göre söz konusu hareketin takipçileri hareketin başka takipçileri ya da liderleri tarafından taciz edilmekte ve bu potansiyel cinsel istismar mağdurları da suç örgütünün üyesi olmak suçundan mahkumiyet almaktadır.
  2. Öncesinde şikayetçi olan bir sanık cinsel saldırıya ilişkin şikayetinin polis tarafından tehdit ve baskı ile şekillendirildiğine dair ifade vermiştir. Böyle yaparak savcılık için şahitlik yapmanın kendisine kazandırdığı özgürlüğü reddetmiş ve bunun yerine bir suç örgütüne üye olmak suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
  3. Yıllar, hatta onlarca yıl önce meydana geldiği iddia edilen olayların gerçekleştiği iddia edilen zamanda hiçbir cinsel istismar/ saldırı şikayeti yapılmamıştır.
  4. Bütün şikayetler bu suçlarla ilgilenmesi alışılagelmiş polis birimleri tarafından değil mali suçlarla ilgili bir soruşturma birimi tarafından yakın zamanda kısa süre zarfında toparlanmıştır.
  5. Başarısız olan 2016 darbe girişiminden önce hareketin takipçileri bu iddia edilen “suç örgütüne” üye olmak suçundan çeşitli soruşturmalarla karşılaşmış ve beraat almışlardır.

Savunma avukatlarına, gerçekte var olmadığını ortaya koymaya çalıştıkları iddia edilen suç örgütüne üye olmakla suçlanma tehdidiyle gözdağı verilmiştir. Bir savunma avukatı gerçekten de bu şekilde suçlanmış ve ceza almıştır.

Yargılama sürecinin adil olup olmadığını değerlendirmek için açık görüşül olmak daima yerinde bir tutum olacaktır. Bir yargılamanın uluslararası adalet standartlarına uygunluğunun değerlendirilmesi ne suçlamaların doğasından ne de suçluluk delilleri ve kararından etkilenmez. Prosedürel adalet hem iddia makamının hem de savunmanın suçlamalara yönelik sunduğu gerçek kanıtlardan ayrı durur.

Başlarken, gözlem ekibinin yargılama usulünü toplamında 147 gün süren yargılamanın yalnızca 19 gününde gözlemleyebildiğini belirterek, bu raporu sınırlandırmalıyım. Gözlem ekibi ve diğer güvenilir kaynaklar tarafından doğrudan gözlemlenen adil yargılanma hakkı ihlallerinin yalnızca bazılarını özetleyeceğim.

Bizlere sağladıkları yardım nedeniyle ilgili kişilere yönelik suç duyurusunda bulunulacağına dair duyulan haklı kaygı nedeniyle kimi zaman doğruluğuna güvenerek dayanak aldığım üçüncü taraf kişilerin kimliklerinin belirtilmesi uygun olmayacaktır.

Yalnızca güvenilir bulduğum üçüncü taraflara ya da savunma ile ilişkili kaynaklara başvurdum. Bu durum, söz konusu kaynakların söylediklerine gerçeklerin delili olarak muamele ettiğim anlamına gelmemektedir. Bununla beraber, bu bilgiler inandırıcıdır ve bizim kendi gözlemlerimizle ve yine Türkiye’deki resmi görevlilerin başka dava ve durumlarda da geniş çaplı raporlanan ve belgelenen yerleşik davranış kalıplarıyla da uyumludur.

Duruşma öncesi konuların SIHRG ekibi tarafından gözlemlenmiş hususlar olmayacağı malumdur, bu nedenle söz konusu döneme dair gerçeklerin izahı güvenilir üçüncü taraflar ya da savunma ile bağlantılı kaynaklar tarafından sağlanmıştır.

Gözlem ekibinin her bir üyesinin duruşmayı anlayabilmek için yerel olarak atanmış bir tercümana güvenmek zorunda olduklarını beyan ediyorum. SIHRG gözlemci ekibi bizimle çalışan tercümanlara güvenmektedir ancak bazı ayrıntıların genellikle çeviri içinde kaybolması kaçınılmazdır.

Ayrıca, mahkeme katılımcılarının sesleri sıklıkla, iki yüzden fazla sanığın , onların avukatlarının, müştekilerin avukatlarının ve iddia makamı ve mahkeme personeli ile güvenlik personelinin de hazır bulunduğu çok geniş bir hangar büyüklüğündeki mahkeme salonunda duyulamamaktaydı.

Halka ayrılan galeri duruşmanın katılımcılarından çok uzak mesafede konumlandırılmıştı. Katılımcılar konuşurken görüntüleri büyük ekranlara yansıtılıyordu.

Sanıklarla bağlantılı kişilerden özellikle geçmişe ilişkin konular hakkında ve bizlerin gözlemlemediği oturumlara ilişkin pek çok bilgi aldım. Duruşmaların büyük çoğunluğunu bizzat gözlemleme imkanımız olmadı. Ancak, ekibimizin göreceli olarak kısa zaman zarfında doğrudan gözlemleriyle birlikte yapılan suçlamaların da çalışılması sonucunda (aşağıdaki tabloda ve görüşlerde açıklandığı şekliyle) tüm yargılama sürecinin bir adli hata olduğuna kanaat getirmiş bulunmaktayım.

Vardığım sonuçlar için geniş ölçüde üçüncü taraflara ya da savunmayla bağlantılı kaynaklara dayanmam gerekmemektedir. Tam tersine. Eğer bu Rapor geniş ölçüde üçüncü taraf ve savunma ile bağlantılı kaynaklardan alıntı yapacak olsaydı, bu tür bilgiler SIHRG’nin kendi doğrudan gözlemlerinin bağımsızlığını ve objektifliğini baltalar mahiyette olurdu. Gözlemlenen sürecin bozuk olduğuna dair sağlam bir görüş oluşturmak için yaptığımız gözlemlerin yeterli olduğu kanaatindeyim.

Suçlamalar, sanıklar ve şikayetleri içeren tablo bu Rapor’un ekinde yer almaktadır.

Okuyucunun raporu okumaya devam etmeden önce bu tabloyu incelemesi tavsiye edilmektedir.

Bir suç örgütüne üye olmak ile ilgili 220. Madde kapsamındaki suçlamalar bakımından yargılama sürecinin uluslararası kabul görmüş hukuki kesinlik prensibine uymadığı sonucuna vardım.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak

“Madde 220

Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Madde metninde altını çizdiğim unsurlar, iddianamelerde ortaya konamamıştır. Bu kusur, iddianamedeki diğer asli suçlamaların varlığıyla da giderilmemiştir. Oysa ki bu hususlar ortaya konmadan bir davalının yalnızca Madde 220(2) kapsamındaki suçlamalarla karşı karşıya olması, sanığın hangi suçu işlemeye niyetli olmakla suçlandığını bilmesini mümkün kılmaz.

İddianamelerde belirtilen tabloda sıralanmış tüm diğer suçlamalar, bireylerin bu amaçla organize olmuş bir grubun parçası olmaksızın rahatlıkla işleyebilecekleri suçlara ilişkindir. Cinsel suçlamalar dışında bütün diğer maddi suçlamaların yalnızca tek ya da birkaç sanıkla ilgili olması dikkat çekicidir.

Bu hareketin suçluluğuna dair karar Mahkeme tarafından yargılama sırasında geçmişe dönük olarak belirlenmiştir. Söz konusu hareket kanunlarla yasaklanmış bir örgüt değildi. Terör örgütlerinin kanunlarca yasaklanmış olması, vatandaşları da terör örgütüne katılmanın yasadışı olduğu konusunda bilgilendirir. Bu durumda Devletin suçlanan bir kişinin, örgüte üyelik dışında herhangi bir özel suç kastını kanıtlama zorunluluğu da ortadan kalkar.

Hareketin bazı üyelerinin esasa ilişkin suçlardan dolayı suçlu olduklarına ilişkin bulgular, suçlanan hareketin tüm takipçilerinin bu nedenle bir suç örgütü üyesi olduğunun nitelenmesine zemin oluşturdu.

Mahkeme, üyelikle suçlanan her bir sanığın söz konusu harekete katılarak hangi suçları işlemeyi amaçladığını belirleme şartından vazgeçmiş bulunmaktadır. Mahkemenin ilişkilendirme yoluyla suçlu bulması (guilt by association) yeterli olmuştur. Suçluluğu yalnızca ilişkilendirme yoluyla tespit etmek, uluslararası hukukun ihlalidir.

TEMEL BULGULAR

Hakimler bir suç örgütünün üyesi olmakla suçlanan sanıklara ilişkin ceza hukukundaki hukuki kesinlik hakkından yararlandırma şartına uymamışlardır.

  1. Bu şarta uymayan Hakimler sadece asli suçlardan suçlu bulunan diğer sanıklarla olan ilişkileri nedeniyle bunlarla ilgisi olmayan bireyler hakkında suçlu şeklinde bir hüküm vererek görevlerini de ihlal etmişlerdir.
  1. Hakimler tarafsız değillerdi. Açıkça görülmektedir ki, hakimler sanıkların büyük çoğunluğuna karşı önyargılıydılar. Bu durum savunma tanıklarının dinlenmesinin reddedilmesi, savunma avukatlarına gözdağı verilmesi, sanıkların savunmalarını sunmaları için yeterli süre verilmemesi, vb. bir dizi adil yargılanma hakkı ihlaliyle kanıtlanmıştır.

Duruşma 17 Eylül 2019’da başlamış ve 29 Aralık 2020’de sonuçlanmıştır; karar ise 11 Ocak 2021 tarihinde açıklanmıştır. Gözlemlediğimiz ilk duruşma 30 Ekim 2019 tarihli duruşmaydı ve katıldığımız son duruşma ise 17 Aralık 2020 tarihliydi.

Mahkemeye İlişkin Bilgiler

Bu davadaki hakimler heyeti Galip Mehmet Perk (Heyet Başkanı), Ahmet Tarık Çiftçioğlu ve Talip Ergen'den oluşmaktadır.

Mahkeme, Silivri “Cezaevi Yerleşkesi” nin güvenlik alanı içerisinde yer almaktadır. Bu bölge, İstanbul'un merkezine arabayla iki saat uzaklıktadır. Mahkeme salonu geniş bir hangar büyüklüğündedir. Tam dolu olduğunda yaklaşık iki bin kişiyi ağırlayabileceğini tahmin ediyoruz. Halka açık oturma alanı, Mahkeme katılımcılarının bulunduğu alandan çok uzaktadır. Konuşmacıların sesleri konuşurlarken yükseltilmiştir ve mahkeme sürecindeki bazı kişilerin yüzleri konuşurlarken dev ekranlara yansıtılmıştır.

DURUŞMA GÖZLEMLERİ

Aksi belirtilmedikçe aşağıda belirtilen maddeler, Türkiye'nin de imzaladığı 1950 Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin maddeleridir. Yine, Türkiye'nin imzalamış olduğu 1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne de atıf yapılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin yukarıda belirtilen uluslararası insan hakları belgelerinde yer alan ilkeleri yansıttığını da tespit etmiş bulunuyoruz. Ancak, bu Raporu yerel usul hukukundan alıntılar yaparak uzatmamayı tercih ettim.

Gözlemcilerimizin orijinal raporlarından seçilmiş birkaç doğrudan alıntıyı farklı başlıklar altına ekledim. Bu raporlardan bazıları, birden fazla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kanıtlamaktadır. Ancak ben bunları, söz konusu temel hakkı göz önünde bulundurarak dahil ettim.

Söz konusu dava, kapsamlı ve ayrıntılı bir tuvali kapsamaktadır. Bu Rapor için “ayrıntılarda kaybolmayıp bütünü görmek” yaklaşımının uygun olduğuna karar verdim. Mahkemenin tarafsız olma, suçlamalardaki hukuki kesinlik şartını sağlama ve savunma avukatlarına saygılı davranma konularındaki görev ihlalleri o kadar barizdir ki, bu “yargılamanın” hiçbir standarda göre adil olmadığını ortaya koymak için adil yargılanma haklarına ilişkin diğer tüm ihlalleri incelemeye dahi gerek bulunmamaktadır.

SÖZ KONUSU HAKLAR:

1. YARGILAMA ÖNCESİ ÖZGÜRLÜK HAKKI

MADDE 5 Özgürlük ve güvenlik hakkı

1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

c. Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesi ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;

3. İşbu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkesin derhal bir yargıç veya yasayla adli görev yapmaya yetkili kılınmış sair bir kamu görevlisinin önüne çıkarılması zorunlu olup, bu kişi makul bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.

4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.

Devlet tarafından iyi planlanmış, titiz bir operasyonun ardından sanıkların neredeyse tamamı aynı gün tutuklandı. Tutuklamaların hepsi olmasa da çoğu aynı modeli izledi. Yani, sanıklar tutuklandı, nedeni kendilerine söylenmedi, uyarılmadı ya da kendilerine hukuki temsil teklif edilmedi. Bunun ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerine nakledildiler. Bu, sanıkların ailelerinden ve avukatlarından mümkün olduğu kadar uzakta cezaevlerine yerleştirilmeleri için kasıtlı bir girişimde bulunulduğunu göstermektedir.

Gözaltılar da aynı yolu izledi. Sanıklar bir polis merkezine nakledildiler ve birkaç gün-gece boyunca tutuldukları bir hücreye yerleştirildiler. Tüm sanıkların kafası karışmıştı ve hukuki temsilcileri yoktu. Hiçbirine başlangıçta neden gözaltına alındıkları söylenmedi.

Hücreler genellikle aşırı kalabalık, penceresi ya da ışığı olmayan ya da yeterli su tesisatına sahip olmayan ortamlardı.

Emniyetin nezarethane hücrelerinde farklı sayıda gecelerden sonra sanıklar, binanın, kendilerine devlet tarafından atanan bir avukatı gördükleri başka bir bölümüne götürüldüler. Söz konusu Avukat, sanıklara itirafçı olmalarını tavsiye ediyor, bunu yapmalarının onlar için daha iyi olacağını söylüyordu. Daha sonra polis tarafından sorgulandılar. Bazılarından el yazısı örnekleri istendi. Hepsine Adnan Oktar Suç Örgütü'ne üye olup olmadıkları soruldu.

Sanıklar saatlerce sorgulandı. Uykusuzdular, aç ve susuz durumdalardı. Bu süreden sonra çoğu elleri kelepçeli olarak Çağlayan Adliyesi'ne götürüldü diğerleri mahkeme salonuna alınıp hakim karşısına çıkarıldılar. Çoğu vaka için bu olay sabahın erken saatlerinde gerçekleşti ve çoğunun hukuki temsilcisi yoktu. Sabah saat 4 civarıydı. Hakimin soruları özellikle ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla şöyleydi:

a. Terör örgütüne üye miydiniz

b. Suç örgütüne üye miydiniz

Cevapları ne olursa olsun, sanıkların çoğunluğu mahkemeden direkt cezaevine gönderildi. Tüm para ve mal varlıklarına el konuldu. Sanıkları barındırmak için Türkiye'nin dört bir yanındaki çeşitli cezaevleri kullanıldı. Yine, görünüşe göre, bireyleri ailelerinden izole etmek için ailelerinden mümkün olduğunca uzağa yerleştirmek için kasıtlı bir girişimde bulunuldu. Türk yasalarına göre her ay düzenli olarak tutuksuz yargılanma başvurusunda bulunmak için bir hakimle video bağlantısı yaparak tutukluluk değerlendirmesi yapılması gerekirken bu yapılmadı.

İddianameler on iki ay sonra yayınlandı.

  1. her ay “kağıt” üzerinden yapılması gereken tutukluluk değerlendirmeleri ne de üç ayda bir mahkeme tarafından yapılması gereken video bağlantısı üzerinden tutukluluk değerlendirmesi yapılmamıştır.

Aşağıdaki gözlemleri, duruşmayı beklerken ve yargılama sırasında süregelen daha geniş bir özgürlük hakkı ihlali kalıbının göstergesi olarak değerlendiriyoruz:

30 Ekim 2019'da Gözlemcimiz, oturumun sonunda savcının yargıca sanıkların tutukluluklarının devam etmesi için başvuruda bulunduğunu kaydetti. Hakim kabul etti, ayağa kalktı ve savunma avukatlarına herhangi bir tutuksuz yargılanma başvurusu yapma fırsatı vermeden mahkemeyi terk etti. Oturum daha sonra aniden son buldu.

Sanıkların ve avukatlarının her biri, tutuksuz yargılanma konusuyla ilgili olarak o tarihte mahkemeye hitap etme hakkına sahiptir.

Görünüşe göre savcının tutuksuz yargılanma talebini reddetme gerekçesi, sanıkların silahlı terör örgütünün parçası olmakla suçlandıkları iddiasıydı. Ancak, terör suçlaması iddianameden çıkarılmıştı, fakat hakim tutuksuz yargılanma talebini reddetme gerekçesi olarak bunu göstermeye devam etti.

31 Ekim 2019'da Gözlemcimiz şunları kaydetti:

“Bugüne verilen ifadelerin sonunda çok öfkeli bir savunma avukatı hakime hitap etmeye başladı. Bu savunma avukatı Bahri Bayram Belen adında bir beydi. Sayın Belen son derece kıdemli ve saygın bir avukattır. Kendisi İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. Kendisi ayrıca, Gezi Parkı davasında da savunma avukatlarından biridir. Bir avukat olarak kırk yıldan fazla deneyime sahiptir. Kendisi, müvekkilleriyle ilgili konularda hakime hitap etmeye çalışıyordu. Tüm sanıkların tutuksuz yargılanma talebi yapmaya hakkı olduğunu ve bir önceki gün kendilerine bu hakkın tanınmamış olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu kitapçığının elinde tutup salladı. Savunma avukatlarının sadece mahkemede oturan kuklalar olmadığını, taleplerini dile getirme haklarının olduğunu belirtti.

Hakimin çok sinirlenmeye başladığını gördüm ama sonra kendini toparlamış gibi göründü.

Yaklaşık 5 dakika avukatı dinleyen hakim sonra mahkeme salonundan ayrılmak üzere ayağa kalktı. Avukat kendisine hitap etmeye devam etti ve Hakim ona “Eğer çeneni kapamazsan seni bu mahkemeden attırırım” dedi.

Avukat odasında bana verilen bilgiye göre; normalde hakimin avukatı dışarı attıracağı, fakat mahkemede duruşma gözlemcisi olduğu için bunun yapılmadığı düşünülüyordu.”

1 Kasım 2019

Gözlemcimiz şunları raporladı:

“Günün sonunda (üç dönem İstanbul Barosu Başkanı olan) saygın bir savunma avukatı olan Prof. Ümit Kocasakal'ın önemli bir konuşması vardı.

Ümit Kocasakal, sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi için Mahkeme'nin uygun gerekçeler sunması gerektiğini belirtti.

Her sanığın tutuksuz yargılanma talep ederken dinlenme hakkına sahip olduğunu açıkladı.

Tutuksuz yargılanma konusunda ve bireylerin bir önceki gün kendilerine tanınmayan talepte bulunma haklarına ilişkin 250 Yargıtay kararı olduğunu kaydetti. Yasalara uygun olmadığı için mahkemeden bizar olduğunu belirtti. Hakime kelimenin tam anlamıyla bağıran bu savunma avukatı olağanüstü tepkiliydi.

Sonunda, Hakim söylenenlerin hepsini reddetti ve avukata bu konuyu üst mahkemelere götürmesini söyledi ve oturumu sonlandırdı”.

29 Kasım 2019

Gözlemcimiz oturum sonunda şunları kaydetti:

a. Üç farklı avukat, sanıkların tahliye edilmesini istedi. Tüm talepler aşağıdaki gerekçelerle reddedildi:

• Sanıklardan bazılarının henüz sorgulanmadığı, bu nedenle tüm sanıklar sorgulanana kadar tüm sanıkların tutuklu kalması gerektiği;

• Suçlamaların niteliğinin tutukluluğun devamını gerektirecek kadar ciddi olması

• Sanıkların salıverilmeleri halinde kaçma riski bulunması.

b. Bir savunma avukatı, Anayasa uyarınca tutukluların serbest bırakılması için etkin bir talepte bulunmaya çalıştı. Talebe cevap verilmedi.

c. Bir savunma avukatı, hakimin kararını (tahliyenin reddini) yazılı olarak istedi. Avukata cevap verilmedi.

  1. YARGILAMA ÖNCESİ GÖZALTI SIRASINDA ADİL MUAMELE HAKKI

Birleşmiş Milletler Medeni Haklar ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi - Madde 10

1. Özgürlüğünden yoksun bırakılan herkes insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahiptir.

2. (a) Tutuklu sanıklar, istisnai haller dışında mahkumlardan ayrı tutulur ve kendilerine mahkum edilmemiş kimselerin statüsüne uygun tarzda ayrı bir muamele uygulanır.

AİHS

MADDE 3

İşkence yasağı

Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz

Cezaevi Koşulları - (güvenilir üçüncü taraf bilgilerine dayanarak)

Koğuşlar genellikle orijinal olarak 8 kişi için inşa edilmiş standart T koğuşlardı. Birçoğunda 14 mahkum bulunuyordu ve bazı koğuşlarda 27'ye kadar mahkum tutulduğuna dair güvenilir raporlar bulunmaktadır.

Cezaevinde bir televizyon vardı ve sanıkların cinsel suçlarla itham edildiği ile ilgili haberler her yerde yayınlanıyordu ve bu da onlar için ciddi problemlere neden oldu. Sanıkların bir çoğu, hükümlü mahkumlar tarafından hücrelerde dövüldü ve gardiyanlar bu davranışı durdurmadı. 20-30 mahkum için günde sadece bir saat sıcak su veriliyordu.

Düzenli egzersiz imkanı çok azdı ya da hiç yoktu.

Birçoğunun akrabaları yaşlarından dolayı ve ziyaret için uzun mesafeler kat etmeleri gerekmesi nedeniyle ziyarete gelemiyordu.

Tıbbi bakıma erişimin engellenmesi bazı sanıklarda kalıcı ve ciddi fiziksel ve zihinsel sakatlıklara yol açtı. Bu sanıkların isimlerini vermek ya da ilgili sağlık sorununu ana hatlarıyla belirtmek güvenli olmayacaktır. Bu sanıkların çoğuna, kendilerinin ve başkalarının çeşitli suçlara karıştığına dair belgeleri imzalamaları halinde tıbbi tedavi görebilecekleri söylendi. Sanıklara yapılan bu muamele insanlık dışıdır.

Sanıkların cezaevinde gördükleri muamele, yargılama öncesi tutukluluk hallerinde adil muamele görme haklarının ihlalidir.

ADİL YARGILANMA HAKKI

  1. TARAFSIZ MAHKEME
  2. MADDE 6: Adil yargılanma hakkı

1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.

Dava üç hakimden oluşan bir heyet tarafından görüldü. Sadece ortada oturan Hakimin yargılamalarla herhangi bir etkileşimi var gibi görünüyordu. Cumhuriyet Savcısı, yüzleri mahkemeye dönük olan hakimlerin yaklaşık 5 metre solunda ve müşteki avukatlarının yakınında oturuyordu.

Savcıların ve hakimlerin mahkeme salonlarındaki fiziksel yakınlığının dünyadaki birçok yasal yargı alanında olağan olduğunu kabul ediyoruz. Bununla birlikte, Cumhuriyet Savcısının hakimlere ve müştekilerin avukatlarına bu kadar yakın konumlandırılmasının, iddia makamı ile hakimler arasında bir ayrım eksikliği görünümü verdiği söylenebilir.

Gözlemciler, hakimin ifade veren sanıkları acele ettirmek, kafalarını karıştırmak ve korkutmak için sürekli olarak zorladığını kaydetti.

Gözlemciler, savunma avukatlarının Hâkim tarafından mahkeme dışına gönderildiğine ve Hâkim tarafından kendilerine bağırılması suretiyle istismar edildiklerine tanıklık etti. Savunma avukatlarının mikrofonları sık sık kapatıldı ve müvekkillerini savunma girişimleri Hakim tarafından sık sık engellendi. Gözlemciler, müştekilerin avukatlarına netliği olmayan tartışmalara girme ve istedikleri sanığa yönelik alakasız görünen sorular sorma özgürlüğü veren Hakimin tarafsızlığını açıkça bozduğuna tanıklık ettiler. Müştekilerin avukatları, sorguladıkları sanıklara kendilerini tanıtmadılar ya da gerçekte kimi temsil ettiklerini belirtmediler. Savunma avukatlarının bu konudaki itirazları Hâkim tarafından geri çevrildi. Müştekiler ifade verirken sanıkların hazır bulunmalarına izin verilmedi. Sanıkların avukatları hazır bulunduruldu, ancak sanıklar kendileri aleyhine yapılan suçlamalara tanık olamadılar. Gözlemciler, Hakim’in savunmanın herhangi bir itirazına yönelik savunma lehine karar verdiği bir duruma tanıklık etmedi.

Hakimlerin seçimi gözlemci heyetin herhangi bir üyesi tarafından gözlemlenebilir bir süreç içermemektedir. Ancak, savunma avukatları tarafından sağlanan detaylı anlatımlar, doğal seçim süreciyle davaya atanan hakimlerin davadan alındığını ve davaya normalde atanmamış hakimlerle yerlerinin değiştirildiğini göstermektedir. Bize sağlanan bu bilgilerin güvenilir bilgiler olduğunu değerlendiriyoruz. Hakimlerin istisnai şartlarla veya özel olarak atanmış olmalarını çevreleyen koşulları, davalılara karşı açıkça önyargılı davranışlarıyla birlikte değerlendirdiğimizde, hakimlerin tarafgirliklerine ve sanıkların yasalarca kurulan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini gösterir güçlü bir delil olarak görüyoruz. 

1 Kasım 2019

Gözlemcimiz şunları bildirdi:

“Günün sonunda tanınan bir savunma avukatı olan Prof. Ümit Kocasakal'ın önemli bir konuşması vardı. Sanıklara sorulan sorulara bir sonuç alamayacağı için itiraz etme zahmetine girmediğini ve bu yargılamada Türkiye Ceza Kanunu'nun uygulanmadığını ifade etti.

Görünüşe göre herhangi birinin bile mahkemeye hitap etmesine izin veriliyor olmasından şikayet etti.

Yalnızca bir müştekinin ifadesine cevaben hazırlanan iddianamelerin Türkiye yasalarına göre geçerli olmadığını belirtti.

Mahkemenin kanunlara uygun hareket etmemesinden bizar olduğunu söyledi. Mahkeme salonunda gördüklerinin hukuk değil, sadece dedikodulardan ibaret olduğunu belirtti. Hakimin müşteki avukatlarının her türlü soruyu sormalarına izin verdiğini ancak sanık avukatları için durumun böyle olmadığını ifade etti. Hâkimin, müşteki avukatlarının sanıkları hakim sıfatı taşıyorlarmışçasına sorgulamasına izin verdiğini belirtti.

Hakime kelimenin tam anlamıyla gürleyen bu avukat olağanüstü tepkiliydi. Hitabı en az 6-7 dakika devam etti ve hakim bu sırada zaman zaman yanında oturan diğer hakimlere dönüp sıkılmış gibi bakarak, avukatı hor gören bir tutum sergiledi.

Sonunda Hakim tüm söylenenleri reddetti ve avukata konuyu yüksek mahkemelere götürmesini söyledi ve oturumu sonlandırdı.

15 Ekim 2020

Gözlemcimiz şunları bildirdi: “Adnan Oktar’ın avukatı Enes Akbaş mahkemeye hitaben bir konuşma yaptı. Herhangi bir savunma avukatının mahkemede hazır bulunmasının anlamsız olduğunu belirtti. Dinlenmelerine, delil sunmalarına veya müştekilere yönelik çapraz sorgulama yapmalarına izin verilmiyordu.

Özellikle o hafta Adnan Oktar'ın sorgulanmasına itiraz etmek için günlerdir beklediğini belirtti. Avukatlarına böyle olacağının bilgisi verilmeden, Oktar'ın ifade kürsüsüne alındığını, kendisine baskın şekilde sorulan soruları yanıtlamasının istendiğini belirtti. Adnan Oktar’ın o hafta kürsüde olacağını, sadece bir sonraki gün buna medyada çok geniş yer veren basının bildiğini belirtti.

Avukat, sorgulamanın alakasız ve bazı açılardan Anayasaya aykırı olduğunu (örn. müvekillinin kişisel hayatı ve cinsel yeterliliği hakkında sorgulandığını) ve hakim dışında hiç kimsenin hakimin ne okuduğunu veya kimin bu iddialarda bulunduğunu göremediğinden bu durumun tamamen hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Avukat, bir savunma hazırlayabilmesi için delillerin kopyalarının avukata ve sanığa verilmesi gerektiğini belirtti.

Hakim ona çenesini kapamasını ve sadece tutuksuz yargılanma için talepte bulunmasını söyledi.

4. MASUMİYET KARİNESİ

MADDE 6

Adil yargılanma hakkı

2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.

Sanıklar tutuklandı ve mahkeme öncesinde on dört aydan fazla tutuklu kaldılar. Bu süre Türk Hukukunda izin verilen süreyi aşmıştır. Duruşmaya kadar tutulan sanıkların çoğu, bir hakimle video bağlantısı yapmalarına izin verildiğinde tutukluluklarına itiraz ettiler. Ancak Türk hukukuna göre tanınması gereken bu hak birçok sanığa tanınmadı. Sanıkların avukatları, sürekli olarak hakime tutuksuz yargılanma konusunu gündeme getirdiler; ne var ki, Hakim, yargılama sırasında aylık bazda gerektiği gibi, tutuksuz yargılanma ile ilgili başka herhangi bir karar vermeyi reddetmiştir.

Gözlemciler, savunma avukatlarının bir çok kez Hakimden uygun zamanlarda bireysel olarak tutuksuz yargılanma yönündeki taleplerini dinlemesini istediklerine tanıklık ettiler ancak Hakim, savunma avukatlarının sözünü kesti, onların mikrofonlarını kapattı ve zaman zaman da savunma avukatlarını mahkeme salonunun dışına gönderdi. Gözlemciler bir çok kez Hakimin savunma avukatlarına “susun yoksa mahkemeden atılırsınız” diye talimat verdiğine tanıklık ettiler.

Cumhuriyet Savcısı, savunma avukatlarının sanıkların tutuksuz yargılanmalarına ilişkin yazılı talepleri ve dinlenmelerine izin verilmemesi konusundaki yazılı başvurularına yönelik bir cevap vermemiştir.

Gözlemcimiz 14-17 Aralık 2020 tarihleri ​​arasında haftanın her günü mahkemede hazır bulundu.

Gözlemci şunları aktardı:

Eğer bu duruşmanın herhangi bir bölümü, tek başına bu yargılamanın ne kadar adaletsiz olduğunu gösterecekse, o bölüm bu haftaydı. Mutlak bir saçmalıktı ve sonuçları korkunç oldu.

Dört gün içinde kırktan fazla erkeğin, birden fazla tecavüz iddiasına ve diğer ciddi kriminal ve cinsel suç isnatlarına karşı savunmalarını yaptıklarına tanık oldum.

Bu uzun yargılama süreci bağlamında, her bir sanığa kendisini savunması için sadece dakikalar verildi. Hakim, en az beş sanığın ifadesini sözlerini keserek engelledi ve sanıkların tamamına sabırsızlıkla ve ne söylediklerine hiç ilgi göstermeden muamele edildi. Sanıkların tüm tanık çağırma talepleri reddedildi.

Bu davada Mahkeme tarafından masumiyet karinesinin gözetilmediği (masumiyet aranmadığı) kanaatindeyim. Davanın sonucu önceden belirlenmişti.

5. SUÇLAMALARDAN HABERDAR OLMA VE DELİLLERİN AÇIKLANMASI VE SAVUNMA HAZIRLAMAK İÇİN YETERLİ ZAMAN VE KOLAYLIKLARA SAHİP OLMA HAKKI

MADDE 6:

Adil Yargılanma Hakkı

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;

Sanıkların tamamına yakını tutuklandıkları sırada ve bazı durumlarda bunu izleyen aylarda kendilerine yöneltilen suçlamalardan haberdar edilmediler.

Sanıkların avukatları, Savcının delilleri ve özellikle de iddia makamının dayandığı dijital delilleri açıklamamasıyla ilgili olarak Hakim'e sürekli olarak endişelerini dile getirdiler.

Mahkemeye, delillerin Türk hukukuna göre muhafaza edilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna dair başvuruların karara bağlanması için çok sayıda başvuru yapılmıştır. Hâkim bu başvurular hakkında karar vermeyi reddetmiştir.

Savcı, avukatların ve sanıkların mahkeme dosyalarına erişimini ısrarla engellemiştir.

Sanıklar hakkındaki iddianameler, sanıklar tutuklandıktan sonra on iki ay boyunca yayınlanmadı. Belge (yayınlandığında) 4.000 sayfa uzunluğundaydı ve duruşmadan sadece iki ay önce açıklandı.

28 Kasım 2019'da Gözlemcimiz şunları bildirdi:

Bir müşteki avukatı mahkemeye, savunmaya herhangi bir bilgi vermeksizin sunulmasına izin veren hakime elden verdikleri bir videoyu gösterdi. Bir savunma avukatı, hazırlanabilmeleri için tüm delillerin savunmaya verilmesi gerektiğini söyleyerek itiraz etti. Hakim, her şeyin iddianamede olduğunu ve hazırlanmak için 16 ayları olduğunu söyledi.

6. HAZIR BULUNDURULMA HAKKI

Birleşmiş Milletler Medeni Haklar ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi - Madde 14 (3) (d) " Duruşmalarda hazır bulundurulma ..."

AİHS - MADDE 6 Adil yargılanma hakkı

1. … Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.

Bize müştekiler ifadelerini verirken sanıkların hiçbirine hazır bulunma hakkının verilmediği bilgisi verildi. Avukatlarının hazır bulunma hakkı olmasına rağmen, çoğunlukla hazır bulunamadılar. Bu durum örneğin zaman çizelgeleri ve (hangi) müştekinin ne zaman ifade vereceği ile ilgili bilginin çok kısa bir süre önce veriliyor olması gibi, mahkemenin kontrolünde olan bir takım faktörden kaynaklandı. Genel olarak, zaman planlaması öngörülemezdi. Duruşmanın aşamaları ve tanıkların sırası vb. için bir zaman çizelgesi oluşturmak amacıyla duruşma yönetimi oturumu yapılmadı. Bu kadar büyük bir dava için bu eksiklik, çoğu başka şehirlerden seyahat etmek zorunda kalan avukatların duruşmaya hazırlanmaları için makul bir süre verilmesini de engelledi.

Bu konuyla ilgili olarak güvenilir kaynaklarca bilgilendirildiğimiz üzere duruşma tutanakları ve SEGBİS kayıtlarının sanıklara ve avukatlarına tebliğ edilmesi ya da ulaşılabilir hale getirilmesi gerekmesine rağmen bu sağlanmadı. Bu nedenle savunma makamı savunmasını hazırlarken sürekli olarak dezavantajlı konuma düşürülmüştür. Duruşmalara katılan avukatların karşı karşıya olduğu öngörülemez zaman planlaması ve bunun sonucundaki lojistik engeller ve müştekilerin ifadeleri sırasında Sanıkların salondan çıkarılması nedeniyle Savunma makamı sürekli olarak Mahkemeye daha önceden hangi delilin sunulmuş olduğunu bilmeden çalışmıştır.

7. TANIK ÇAĞIRMA VE SORGUYA ÇEKME HAKKI

MADDE 6 Adil yargılanma hakkı

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmeleri ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

Hakim, sanıkların savunmalarında tanık çağırma yönündeki tüm taleplerini yargılamanın her aşamasında reddetti ve bu reddi desteklemek için herhangi bir gerekçe göstermedi.

8. HUKUKİ YARDIM ALMA HAKKI

MADDE 6 Adil yargılanma hakkı

3. Bir suçla itham edilen herkes, aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

(c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

Savunma avukatlarının müvekkillerini gerektiği gibi temsil etmeleri sürekli olarak engellendi. Hakim itirazları ısrarla reddetti, mikrofonlarını kapattı ve onları mahkeme salonundan kovdu. Hâkimin, müşteki avukatlarına karşı nazik ve yardıma hazırken, savunma avukatlarına karşı sürekli saldırgan ve engelleyici olduğu gözlemlenmiştir.

Yargılamanın tüm aşamalarında: tutuklama sırasında, tutuklama sonrasında, gözaltı sırasında ve yargılama süreci boyunca, sanıkların yasal temsile erişimleri önemli ölçüde ve sürekli şekilde engellenmiştir.

28 Kasım 2019 günü Gözlemcimiz şunları bildirdi:

“Bir sanığa çocuğunu emzirip emzirmediği; Adnan Oktar'ın kendisine emzirmemesi yönünde bir şey söyleyip söylemediği soruldu.

Sanığın savunma avukatı ayağa kalktı ve kişisel hayata ilişkin bu çizgide sorgulama yapılmasına itiraz etti. Hakim avukata bağırdı ve jandarmaya onu mahkemeden çıkarması için talimat verdi. Avukat hanım 20 civarında askeri polis ve Jandarma çevresini sarmış halde dışarı çıkartıldı.

Başka bir savunma avukatının emzirme sorusunun konuyla ilişkililiğine itiraz etmesine ve bunu sorgulamasına ise izin verildi.”

Lionel Blackman - Solicitors International Human Rights Group - Birleşik Krallık Eylül 2021

Bu rapor serbestçe kopyalanabilir ve yayınlanabilir. Raporun herhangi bir çevirisi, çevirmenin adını ve çeviriye izin veren kuruluşu belirtmelidir. Bir çevirinin Solicitors International Human Rights Group tarafından onaylanıp onaylanmadığını teyit etmek isteyen herhangi bir kişi Grup ile www.sihrg.org adresi üzerinden iletişime geçebilir.

Kaynak.İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)

Son Güncelleme: 20.11.2021 10:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner189

banner201

banner199

banner169