|
SON DAKİKA
Kuzu: Yumurta yağmuru bizi perişan…
ZKSM’de aile ve medya ilişkileri…
Çırpıcı Çayırı Bakırköy kısmı pislikten…
Adıyamanlılar Vakfı güzel işlere imza…
II. Afrika Kıtası Müslüman Ülke ve Toplulukları Dini Liderler ZirvesiBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz hala birbirimizle uğraşıyoruz. Biz dayanışma içinde değiliz. Biz hala birbirimizi anlamıyoruz, anlamamak için elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. 'Ancak Müslümanlar kardeştir' ifadesini biz hala yaşamıyoruz. Bunu kendi ülkem için de, tüm İslam dünyası için de söylüyorum. Önce bunu çözmemiz lazım'' dedi.
Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda Diyanet İşleri Başkanlığının ev sahipliğinde gerçekleştirilecek ''II. Afrika Kıtası Müslüman Ülke ve Toplulukları Dini Liderler Zirvesi''nin açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası camiada bu konuları konuşmalarına rağmen uluslararası camianın hala bir kara propaganda sürdürmeye devam ettiğini söyledi.
''Onlar sürdürürken biz ne yapıyoruz'' diye soran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Biz hala birbirimizle uğraşıyoruz. Biz dayanışma içinde değiliz. Biz hala birbirimizi anlamıyoruz, anlamamak için elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. 'Ancak Müslümanlar kardeştir' ifadesini biz hala yaşamıyoruz. Bunu kendi ülkem için de, tüm İslam dünyası için de söylüyorum. Önce bunu çözmemiz lazım. Müslümanlar üzerine sistemli bir karalama kampanyasının küresel ölçekte yürütüldüğünü hepimiz biliyoruz. Hıristiyan misyonerlerin İslam coğrafyası üzerinde nasıl cirit attığını, gayet iyi biliyoruz. Peki tüm bunlara karşı biz ne yapıyoruz? Biz kendimizi önce bir çek etmemiz lazım. Bizler başkalarını suçlama kolaycılığına kaçmadan, kendi kendimizi sorgulamak, kendi kendimizi sorguya çekmek zorunda olduğumuzu artık reddedilemez bir gerçek olarak görmeliyiz. Ülkelerimiz, halklarımız, topluluklarımız arasında ortaya çıkan ihtilafları, çatışmaları, sürtüşmeleri, sadece ve sadece harici nedenlere bağlamak, kolaycılıktan, bahane üretmekten başka bir anlam taşımaz.'' Başbakan Erdoğan, Afganistan, Irak, Filistin, Somali, dünyadaki tüm insanların vicdanlarında sorgulandığından daha çok, kendilerinin vicdanında sorgulanması gerektiğini söyledi. Tarih boyunca dünyaya insanlık dersi vermiş medeniyetin mensuplarının, insan haklarına saygıyı, dışardan bir dayatmaya gerek kalmaksızın, ithal etmeksizin, kendi öz dinamikleriyle uygulama potansiyeline fazlasıyla sahip olduğuna işaret eden Erdoğan, ağustos ayında Somali'nin Başkenti Mogadişu'yu ziyaretinde tüm insanlık adına hicap duyduğunu dile getirdi. -Müslümanların Müslümanlar tarafından katledilmesi- Erdoğan, ''Müslümanların Müslümanlar tarafından katledilmesi, Müslümanların, bizzat Müslümanlar tarafından aç ve açıkta bırakılması, kardeşlerin, din adına değil, kör ideolojiler, çıkarlar ve iktidar adına birbirlerine silah doğrultmaları kabul edebileceğimiz, tahammül gösterebileceğimiz bir yaklaşım asla olamaz'' diye konuştu. Birinin çıkıp ''ölene kadar savaşacağım'' dediğine işaret eden Erdoğan, ''Kime karşı savaşacaksın? Ülkendeki yönettiğin Müslüman kardeşine karşı mı savaşacaksın? Kime karşı?'' diye sordu. -Irak mezhepsel bir çatışmaya doğru gidiyor''- Türkiye olarak, Afganistan'da barışın yeniden egemen olması için çok yoğun bir gayret içinde olduklarını, Irak'ın yeniden imarı, istikrar ve iç barışa kavuşması için yoğun çaba gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: ''Ama şu anda Irak mezhepsel bir çatışmaya doğru gidiyor veya götürülüyor. Birileri çıkıp diyor ki, 'dışardan bir müdahaleyle bunlar oluyor.' Peki sen ne yapıyorsun? Dışardan müdahaleye niye fırsat veriyorsun? Dışardan müdahaleye fırsat vermeden kendi problemini kendi içinde niçin halletmiyorsun? İşte bir tarafta Şia, bir tarafta Sünni. Ne demek bu? Aslolan Şia mıdır? Aslolan Sünnilik midir, yoksa aslolan İslam mıdır? Eğer 'İslamdır' diyorsak, o zaman zaten böyle bir problem ortada kalmaz. Ama acımasızca bakıyorsunuz Müslüman Müslümanı öldürüyor. Ve canlı bombalar görüyoruz, Müslümanlar arasında. Biz Müslüman olmayanların canlı bomba olmasını anlayabiliriz ama bir Müslümanın Müslüman kardeşine karşı canlı bomba olmasını anlayamayız. Çünkü onun bizim dinimizde kesinlikle yeri yoktur.'' Başbakan Erdoğan, Filistin meselesinin barışçıl yollardan çözümü için aynı şekilde her türlü diplomatik, ekonomik, sosyal desteği sağladıklarını, Mısır'da, Libya'da, Tunus'ta yaşananlara karşı seslerini yükselttiklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, tarih boyunca büyük acılar yaşamış Afrika'nın, ülkelerin, halkların birbirine silah çevirmesini kabullenemediklerini ifade ederek, ''Bu bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı ve husumeti, kardeşliğe, dayanışmaya tahvil etmek en büyük arzumuzdur. Afrika'nın genelinde sürdürmeniz lazım. Bu kürsünün temsilcileri sizlersiniz. Türkiye olarak bizim tüm çabalarımızda, tüm bu haykırışlarımızda çığlıklarımızda referans aldığımız tek bir nokta var. Biz Müslümanların kardeş olduğuna inanıyoruz. Müslümanlar kardeştir. Sadece İslam coğrafyası ölçeğinde değil, küresel ölçekte de yeni bir anlayışı, yeni bir bakış açısını hakim kılmak için samimi mücadele veriyoruz. Dinlerin, toplulukların, kültürlerin, yani medeniyetlerin ortak bir yaşam kültürü oluşturabileceğine inanıyor; Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan Medeniyetler İttifakı projesini büyük bir gayretle sürdürüyoruz'' dedi. Erdoğan, ''Biz, farklı kültürlerin, farklı medeniyetlerin, farklı din ve inanışların, hoşgörü ve karşılıklı saygı içinde birlikte var olabileceğine inanıyor, buna somut karşılıklar bulabilmek için çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|