banner175

Hayatınızda sürekli tekrarlayan sorunlarınız oldu mu? Ya da başınıza sürekli gelen acı verici, kahredici olaylar.? Peki hiç beklemediğiniz bir anda beklenmedik şekilde…

Mesela hiç “ya hep dostlarım tarafından dolandırılıyorum veya sürekli terk ediliyorum ,güvenim boşa çıkıyor. Sürekli güvenim boşa çıkıyor. Sürekli harekete geçebilmek için başkasının müdahalesine ya da desteğine ihtiyaç duyuyorum . peki hiç beklemediğiniz bir anda beklenmedik bir tepki verdiniz mi? Ya da beklemediğiniz bir tepki verildi mi size? Cevap evet ise okumaya devam edelim. Çünkü bunların ne anlama geldiği konusunda biraz kafa yoralım istiyorum. Sizce bunları yaşamanızın ve daha önemlisi bunları sizin yaşamanızın sebebi ne?

Valla sizi bilmem ama bence bütün bu olayların düşünce ve duyguların altında travmalarımız yatıyor. Travmalarımız bilinç altında gizlenir. Orada büyür güçlenir. Travmalar varlığını bilinç altına borçludur ve varlıklarını idame ettirmek için bilinç altına ihtiyaç duyarlar. Çünkü; bilinç altı tam olarak travmaların hafızasıdır. Ego yani insanın kendilik algısı da kendisi için tehlikeli addettiği dışsal uyaranlara karşı savunma mekanizması oluşturur bilinçaltı ile birlikte.

Bastırma, yüceltme, yer değiştirme, yansıtma gibi savunma mekanizmaları ego ile bilinç altının iş birliği ile oluşan birkaç savunma mekanizmasıdır. Bunlar hayatta işlevleri olduğu için varlar. En önemli işlevleri, hayatta kalmamızı, zorluk ne olursa olsun, kendi yöntemleri ile de olsa hayata devam etmemizi sağlar.

Bu birazda ameliyat olması gereken birinin ameliyattan önce uyuşturulması gibidir. Sizi ameliyatı kaldırabilecek seviyeye getirir. Örneğin bastırma, kaygı, üzüntü verici veya hoş olmayan durumları, olayları veya uyarıcıları bilinç altına itme, unutma, bilinçten uzaklaştırma olarak açıklanabilir. Ne yazık ki dostlar, insanın işleyişi bize “anı yaşa” cümlesinin biraz sakat bir cümle olduğunu söyler.

Çünkü, En basitinden düşünsenize, elimizin altında rahatsız edici bir şekilde iş makineleri sesi geliyor veya otobüstesiniz, ve iki üç saat boyunca otobüsün o boğuk rahatsız edici sesini duymak zorunda kalacaksınız, kitap okusanız da sesi bastırmak zorundasınız hayal kurmak isteseniz de… Aynı şey evin altındaki iş makineleri için de geçerlidir.

Her hangi bir işinizi yapmak için düzgün kahvaltı, yemek yapabilmek için bile o sesi bastırmak zorundasınız. Ama bilinç altı karmaşık olduğu kadar otomatiktir de… bu savunma mekanizmalarını çok acı verici olaylar için (ki bu, olması gereken, olağan bir durum) kullanıldığında ve bu unutulduğunda, yani derinlerde kaybedildiğinde hastalık riski, altyapısı oluşabilir. Hiçbir hastalık aniden, kendiliğinden gelmez, gelemez. Çünkü; kendisine barınacak bir yuva oluşturmak zorundadır.

Bunun için de bedenimizin işleyişinin metabolizmamızı, bağırsaklarımızın işleyişini, kan değerlerimizi vb. teslim alması gerekecektir. Eğer teslim alırsa kaybedilmiş travmalarımızla sizi hasta eder. Bedenimizi sağlıklı ve zinde tutmak için de, yediklerimize ve sosyal çevremize, ilişkilerimize özen göstermemiz lazım. Sosyal çevre yaşadığımız ve yaşayacağımız durum ve olaylara karşı algımız şekillendirir, yönlendirir. Ancak öteki insanların da yaşadıkları travmalar ve buna yönelik algıları var. Bazen de toplu halde yaşadıkları…

Hani her yerde söylenir ya… “Tarih tekerrürdür” diye. Hah işte tekerrür diye bahsedilen aslında tarih değil toplumsal travmalarımızdır. Bireysel olduğu kadar toplumsal olarak da sürekli tekerrür eden rahatsız edici, olumsuz olayları, durumları, farkedersek toplumsal travmalarımızı açıklığa kavuşturmuş oluruz. Böylelikle daha iyi bir toplum ve o toplumun fertleri olmak için bir fırsat kazanmış oluruz.

Travmalarımızın alt yapısını çözersek ve bunun üzerine çalışırsak kriz ve travmaları fark edip imha edecek, onları fırsata çeviren ve kendini hayatın getirdiği bu yüksek enerjilerle devamlı yenileyen toplumlar olma yolunda ilerleyeceğiz.

Rahatsız edici tekrarı fark edip imha edebilme cesareti gösteren toplumun fertleri olmak dileğiyle…

Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186

banner169