banner175

BİZ SOROSLARIN DEĞİL TOROSLARIN PARTİSİYİZ…

İSTANBUL TIMES SARIYER İLÇE TEMSİLCİSİ NURETTİN KOÇ HEPAR SARIYER İLÇE BAŞKANI ECE BATUR İLE SARIYER HAKKINDA KONUŞTU…

BİZ SOROSLARIN DEĞİL TOROSLARIN PARTİSİYİZ…

İSTANBUL TIMES SARIYER İLÇE TEMSİLCİSİ NURETTİN KOÇ HEPAR SARIYER İLÇE BAŞKANI ECE BATUR İLE SARIYER HAKKINDA KONUŞTU…

17 Temmuz 2010 Cumartesi 09:15
BİZ SOROSLARIN DEĞİL TOROSLARIN PARTİSİYİZ…
banner171
 

BİZ SOROSLARIN DEĞİL TOROSLARIN PARTİSİYİZ  

İstanbul times SARIYER İLÇE TEMSİLCİSİ NURETTİN KOÇ HEPAR Sarıyer İlçe Başkanı Ece BATUR İLE  Sarıyer hakkında konuştu

 -Sarıyer ‘de halkın HEPAR’a yaklaşımı ne düzeyde  ?

Sarıyer'de 2009 Ekim’inden itibaren farklılığımızı ortaya koyarak yola çıktık.

Tüm kadromuz tamamen halkın içinden. Siyasette isim yapmış kişiler değiliz. Ülkemizin içinde bulunduğu kaostan hoşnut olmayan gerçek vatanseverler olarak bir araya gelmiş bir kadroyuz. Bu belirginliğimizden dolayı halkımızın bize yaklaşımında problem yok. Partimiz tamamen halkın sesi konumunda. Genel Başkanımız Sayın Pamukoğlu’nun da dediği gibi halk hareketiyiz. 

-Öne çıkan bir sloganınız var mı? 

“Başı dik devlet, onurlu millet” HEPAR’ı en net anlatan cümledir. Bizler çökme noktasına gelmiş, yokluk içinde, umutsuz ve yorgun halkımıza geçici değil, kalıcı, gerçekçi çıkış yolları sunmak için varız. Birbuçuk yıl içinde 67 il ve 500 civarı ilçede teşkilatlanmamızı tamamlamış olmamız bu konuda başarımızın oldukça yüksek olduğunu gösteriyor zaten. 

-Teşkilatlanma ciddi bir maliyet gerektiriyor bunu nasıl aştınız?

Kaynağımız tamamen halkımızdır. Devlet ödeneği almıyoruz. Okyanus ötesinden ya da AB fonlarından proje desteği adı altında fonlar gelmiyor. Devletin imkânlarıyla halka buzdolabı dağıtmıyoruz. Maddi olarak destekleyen kuruluş sistemimiz de yok. Tarikatlardan, falanca hocanın, filanca efendinin şirketlerinden de ödeneğimiz yok. Belediye ve Bakanlık ihalelerine giren firmalara önce partimize şu kadar bağış yapacaksınız da demiyoruz. Kamu kurumlarında, örneğin gümrüklerde işe yerleştirdiğimiz bazı kişilerden komisyon aldığımız da yok.

 -Diğer partiler bunları mı yapıyor?

Bunları söylemek belki üzücü ama maalesef ülkemizin gerçekleri bunlar. Bunları herkes biliyor, ama hiç kimse dile getiremiyor. Neden? Çünkü diğer partiler de bir gün biz iktidara geliriz, belediyeleri alırız, bu tür ihale avantajlarını kendimize kullanırız düşüncesi içindeler de ondan. HEPAR’ın farkı burada.  

-Yurtdışı desteğiniz yok mu?

Biz Sorosların değil, Torosların partisiyiz. Bu halkın dürüst, namuslu çocuklarıyız. Üyelerimizden topladığımız 10 TL aidatlarla siyaset yapıyoruz. Faaliyetlerimiz, tanıtımlarımız, gün geçtikçe HEPAR’ı çıkış umudu olarak gören halkımızın özverisiyle yapılıyor.

 -Sarıyer'de sizce halledilmesi gereken en önemli sorunlar nedir ? Halk HEPAR’dan ne bekliyor ? 

İlçemizin ana sorunları zaten ülkemizin de ana sorunları. Hepimiz aynı dertten yakınıyoruz. Ama hep geçici çözümler bulmaya çalışıyoruz. Limanlar, iletişim, sahip olduğumuz milli değerlerimiz, tarım ve hayvancılık, eğitim, madenlerimiz aklınıza gelebilecek ne varsa tamamen bizim dışımızdaki güçlerin elindeyken daha büyük sorun ne olabilir ki.? 

Bunların dışında Sarıyerimizin kendine ait sorunlarını inceleyecek olursak, şu anda başımızdaki en büyük bela Garipçe-Poyrazköy arasında inşası kesinleşen ve resmi açıklaması yapılan 3.boğaz köprüsü projesidir.  

Doğa Katliamaı yapılacak  

Bunun sonucu korkunç bir doğa katliamı ve iktidara yakın badem bıyıklı ensesi kalınların olağanüstü rantlar elde etmesi olacaktır. Bu köprü yapılınca İstanbul’un en büyük ormanlık bölgeleri yok olacaktır. Ayrıca Sarıyer balıkçılığı da çok büyük darbe alacaktır. Fakat içlerinde vicdan, yüzlerinde utanma, gözlerinde nur olmayanların bu ülkeye yaptığı ne ilk, ne de son kötülük bu değildir elbette. Bunların hesabını elbet verecekler ancak özellikle doğaya yapılan kötülüğün geri dönüşü olamıyor maalesef. 

İmar Sorunu Had safhada 

Sarıyer’de çözüm bekleyen bir başka konu da imar iskân meselesi. Bölgede yaşayan halkın çok büyük kısmı tapusuz durumdadır. Mevcut belediye tapu vaadiyle seçim kazanmış olmasına rağmen, bu konuda en ufak bir adım atmamıştır. Açık söylemek gerekirse, bu bir rezalettir. Sırf seçim kazanmak için, barınma ihtiyacı gibi halkın en temel ihtiyacı siyasi malzeme yapılmış, seçimin ertesi günü sözler unutulmuş, rafa kaldırılmıştır. Yapamıyorsan çekip gideceksin. Ben söz verdim ama yapamadım, o halde çeker giderim diyeceksin. Eğer sözünü tutmuyorsan, o makamı da hâlâ işgal ediyorsan, senin bazı özelliklerin şüpheli hâle gelir. Bunların başında da utanma duygusu gelir. O şüphenin altından da kalkamazsın. Bu bir umut hırsızlığıdır. Siyasi ahlâk eksikliğidir. Siz yoksul halkı eviyle barkıyla tehdit edin, ailelerin başını sokacağı bir yuvayla tehdit edin, sonra da size tapu vereceğiz diyerek oy isteyin. Bu olacak iş değildir. Son otuz yılda böyle bir yönetici tipi oluştu ülkemizde, yüzünde deri yok, meşin var. Benim bildiğim, manda gönünden çarık yapılır. İnsan yüzü ise utanınca kızarır. İşte o ar duygusunu kaybettik. İnşallah bir sonraki seçimde Sarıyer halkı HEPAR’a teveccüh ettiğinde bu konuya nasıl çağdaş bir çözüm getireceğimizi herkes görecek. Tapu sorununu, emlâk sorununu çözemeyen bir belediye başkanı, ben medeni bir ülkenin belediye başkanıyım diye gezmesin ortalıkta. Hani adalet mülkün temeliydi? Bu nasıl adalet, bu nasıl mülk? 

Sarıyer’de Kültür Merkezi Yok   

Koskoca Sarıyer diyorsunuz, bir kültür merkezi yok, akıl alır gibi değil! Belli aralıklarla konferanslar düzenlemek istiyoruz, mümkün olmuyor. Neden mi? Çünkü bunu yapacak yer yok. Büyük alışveriş merkezlerini saymazsak, Sarıyer’de halkın bir sineması, bir konser salonu yok.

 Elbette bu saydıklarımın dışında ulaşım, yapılaşma, belediye ihalelerindeki yolsuzluk söylentileri, sayfiye yerleriyle ilgili problemler, dinlenme, oyun ve spor alanları, otopark sorunu, belediye birimlerinin farklı semtlerde farklı binalara dağılmış olması ve geniş bir meydana sahip olmama gibi Sarıyer’in daha birçok sorunu var. Bunların hepsinin farkındayız, bu konularla ilgili komisyonlarımız var, çalışıyoruz ve halka sunmak üzere projeler hazırlıyoruz. Günü geldiğinde bu projelerimizi halkımızla paylaşacağız. Halkın HEPAR’ı işbaşına getireceği önümüzdeki ilk seçimlerden sonra ise bu projelerimizi hak ve eşitlik çerçevesi içinde nasıl halkın yararına uygulayacağımızı herkes görecek. Sarıyer’i bir pilot bölge yapacak şekilde çalışıyoruz. Bizim kitabımızda yalancı vaatlerle halkı kandırmak yazmıyor. Alışılagelmiş yöneticilerden ve badem bıyıklı ensesi kalınlardan farkımızı göreceksiniz.  

-“İşbaşına geldiğimizde” ifadesini kullandınız... Sarıyer’de belediye seçimlerini kazanacağınıza inanıyor musunuz? Ayrıca genel seçimlerde uygulanan %10 barajını aşabilecek misiniz? 

Bizim halkımız koyun mu ki kendi oyunu başkasına göre belirlesin? Herkes kendi vereceği oya bakacak. Yüzde 10 diye bir barajdan bahsettiniz, bu baraj nerede var? Bu baraj insanların zihninde var. Hiç kimse gidip tek başına yüzde 10 diye bir oy vermiyor. Herkesin bir tek oyu var ve yüzde 10 dediğiniz o baraj tek tek oylardan oluşuyor. 

Siz haklı bildiğinize değil de güçlü gördüğünüze oy verirseniz, o zaman haksız ama güçlü kadrolar tarafından yönetilmeyi hak ediyorsunuz demektir. Haksız olup da güçlü olana ise zalim denir. Yani siz doğru gördüğünüze değil, güçlü gördüğünüze oy verirseniz, farkında olmadan zulme hizmet etmiş olursunuz.

 -“Oyum boşa gitmesin” diye yaygın bir laf var. Ne diyorsunuz?

Bunu asla kabul etmiyoruz. Zaten artık halk da kabul etmiyor. Bugüne kadar verdiğin oylar boşa gitmedi mi? Boşa gitmeseydi bu hâlde mi olurduk? Şuraya bakın, ülke öyle bir noktaya geldi ki, bölünsek mi bölünmesek mi, onu tartışıyoruz. Şehit vermeyen aile kalmadı. Bugüne kadar verdiklerin boşa gitti işte, bu defa HEPAR’a ver ki boşa gitmesin.

 -İktidar karşıtı partilerin oyunu bölmüyor musunuz?

Bizim böyle kaygılarımız yok. Biz halkı avutmaya, kandırmaya ve soymaya gelmedik. Biz gerçekçi ve kalıcı, aynı zamanda Türk milletinin haysiyetini koruyacak türden çözümler ürettiğimiz ve sunduğumuz için görüşlerimiz radikal gibi görünebilir, ancak biz marjinal bir parti değil, bir kitle partisiyiz. Cumhuriyet değerlerine, Türklüğe, Atatürk’e sahip çıkan, vatani duyguları kuvvetli herkese kapımız açık. Türk milletinin zor zamanlarda silkinip kendine gelme ve şahlanma refleksi çok kuvvetlidir. Şu anda rüzgar bizden yana döndü. Liderimiz sıradan bir kişi değil, bir halk kahramanı. Halk kimin din tacirliği yaptığını, kimin laiklik ve alevilik tacirliği yaptığını çok iyi biliyor. Milliyetçiliği öne çıkaran bazı kesimlerin ise attıkları her adım öyle çelişkilerle dolu ki, 6 yaşındaki bir çocuğu bile inandıramayacakları sözler ediyorlar. İdamı kaldıran kararnamede imzası olanlar, seçim meydanlarında ip sallıyor. Uygurlar katledilirken Çin’de göbek atıyorlar. Ülke karış karış satılırken neredesiniz? Bu şartlar altında sicili temiz, sabıkasız, vatansever gençlerden oluşan ve halkın desteğiyle ilerleyen tertemiz bir parti çıkmış oy istiyor. Şimdi ben size sorayım, halk HEPAR’a oy vermeyecek de kime verecek? Kendisini soyanlara mı, kandıranlara mı, yoksa avutanlara mı? 

Hiç kuşkunuz olmasın, ilk genel seçimlerde yüzde 10 barajını aşacağız. Tüm işaretler bu yönde. Halkta uyanış başladı. 

-Herkese karşı mısınız yani? 

Hayır herkese karşı değiliz. Tam tersine, kucaklayıcı bir partiyiz. Bugüne dek farklı partilerde siyaset yapmış birçok kişi akın akın bize geliyor. Geçmişte bir dönem parlayıp sönmüş partilerden tutun, şahıs odaklı partilere, iktidardaki partinin mensubu olup da hatasının farkına varanlardan, muhalefet partilerinin samimiyetsizliğini görenlere kadar, hemen her kesimden insan bize koşuyor. Büyük bir yükseliş içindeyiz ve her kesimi kucaklıyoruz. 

Elbette karşı olduğumuz kesimler de var. Bölücülük yapanlar ve teröre destek verenlerle; belediye ve bakanlıklara çöreklenip ihale yolsuzlukları yaparak halkı soyanlarla; şehide kelle diyenlerle; Kürt-Türk ayrışması yetmeyince halkı bir de alevi-sünni diye ayıranlarla; bunların sağda solda utanmazca boy gösteren sözde aydın tabakasıyla; yok üçüncü cumhuriyet, yok beşinci cumhuriyet diyerek halkın kutsal bildiği değerleri yıpratmayı amaç edinmiş dışardan besleme devşirmelerle ve müslüman halkımızın dini hassasiyetlerini siyasi malzeme yapanlarla görecek bir hesabımız var.  

-Partinizin üslubu sert bulunuyor, ne diyorsunuz? 

Genel Başkanımızın bir sözü var, haksever insanlar sert olur. HEPAR olarak alışılmış siyasetçi tiplemesinden değiliz. Milli çıkarlar sözkonusuyken, milletimizin bekası söz konusuyken kimse bizden yumuşaklık, gevşeklik beklemesin. Her günün adamı olmaya çalışmıyoruz. Duruşumuz belli, istikametimiz belli. Doğru bildiğimizi eğip bükmeden söylüyoruz. Halkımız da bunun takdirini yapacak seviyededir, hiç endişe etmeyin. Bu halk dürüst adamla eyyamcıyı ayırmasını bilir. 

-Son bir soru: geçtiğimiz sayılardan birinde yaptığımız röportajda ‘medya bizi görmezden geliyor’ demiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz lütfen?

Türkiye’de etik anlamda ciddi problemlerin yaşandığı sektörlerin başında medya geliyor, bu herkesin malumu. Bunun geneli neyse, yereli de o. Birkaç iyi örneği tenzih ediyorum elbette. Ancak yerel basın dediğiniz kuruluşların birçoğu parayı verenin düdüğünü çalan bir konumda. Sanki ağır bir itham gibi görünüyor fakat işin içinde olan bu sözün ne kadar doğru olduğunu bilir. Bakın bir örnek vereyim: 19 Mayıs günü Sayın Osman Pamukoğlu Büyükdere’de bir konferans verdi. Salon hınca hınç doldu, kalabalık sokaklara taştı, yüzlerce kişi tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Sarıyer’de çok sayıda esnafı ziyaret etti. Sizce bu yerel gazeteler için bir haber değil midir? Hepsine haber verildiği hâlde, çoğunluğu gelmedi. Çünkü bunların bazıları alışmışlar sen beni gör, ben seni göreyim felsefesine. Bize açıkça söylenen ne oldu biliyor musunuz: faturamı öde, haberini yapayım, kiramı öde haberini yapayım, elemanımın maaşını öde, haberini yapayım. İşte Türkiye’deki yerel basının önemli bir kısmının hâli bu maalesef.  

Yemeğe davet ediyoruz, halkın partisiyiz, menümüz mütevazi, tavuk verebiliyoruz, beyler teşrif buyurmuyor. Parti kurmaya kalkan bir ilçe belediye başkanı vardı hatırlarsanız, sonra vazgeçti, o bir davet veriyor, ıstakozlu havyarlı, bir bakıyoruz bu beylerin hepsi orada. Kesenin ağzını açtın açmadın meselesi. Meslek ilkeleri ise yerlerde sürünüyor. İfade ettiğim gibi birkaç iyi örneği tenzih ediyorum. 

Fakat bizim basınımız da halk, medyamız da halk, gücümüz de halk. Bu kokuşmuş düzen böyle gelmiş ama böyle gitmez. Bunların hepsini not ediyoruz, günü gelince gereken yapılacak. Balık baştan kokmuş, kuyrukla uğraşsanız ne olur? Türkiye’de basın da dahil her sektörde ahlâkı, dürüstlüğü ve namusu egemen kılacağız. 

Nurettin Koç / İstanbul Times

Sarıyer İlçe Temsilcisi

 

 

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186