banner175

Arakan Müslümanları Budist mi Olsun ?

Mehmet Özay mesletaşımızın 2013 yılında Metforfoz yayınlarından çıkan kitabı Arakan Müslümanları ile geniş bir bilgiiçeriyor. ARAKAN MÜSLÜMANLARI (Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Halkın Hikayesi) MEHMET ÖZAY METAMOFMOZ YAYINLARI 2013

Arakan Müslümanları Budist mi Olsun ?

Mehmet Özay mesletaşımızın 2013 yılında Metforfoz yayınlarından çıkan kitabı Arakan Müslümanları ile geniş bir bilgiiçeriyor. ARAKAN MÜSLÜMANLARI (Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bir Halkın Hikayesi) MEHMET ÖZAY METAMOFMOZ YAYINLARI 2013

istanbultimes
istanbultimes
29 Ağustos 2017 Salı 23:44
Arakan Müslümanları Budist mi Olsun ?
banner171
Kitapta verilen bilgiler çok önemli işte minik bir özet :

Arakanlılar çoğunluğu Burma’nın Arakan Eyaletinde olmak üzere Bengladeş, Tayland ve Malezya gibi ülkelerde yaşamaktadırlar. Günümüzde 3 milyon olan sayıları ve tarihte Burma yönetiminin zoruyla 4 büyük göçe zorlanan Arakanlılar, soyu tükenmekte olan 10 toplum arasında gösterilmektedirler. Arakan tarihi Güneydoğu Asya tarihi içinde unutulmaya yüz tutmuş olduğundan dolayı yazar kitabın alt başlığını ‘Kayıp Halkın Hikâyesi’ olarak belirlemiştir.

Myanmar 262.000 km2 alanda Çin, Bengladeş, Hindistan, Tayland, Laos ve Malay ülkelerine komşu, Güneydoğu Asya’nın coğrafi genişlik olarak ikinci büyük ülkesidir. 130 küçük etnik unsuru içinde barındıran bu geniş coğrafyada Burma, Shan, Kachin, Chin, Karen, Mon, Rakhine ve Kayah etnik unsurları çoğunluktadır. Burma % 60’lık oran ile ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturmakta Karenler %18 ile ikinci en yoğun etnik unsurdur. Müslümanların nüfusa oranı ise yaklaşık % 4’tür.
Ayrıntılara geçmeden önce 4 Ocak 1948 yılında İngilizlerden özgürlüğünü alan ülke bu zamana kadar, 2 anayasa uygulamaya koymuş ve 3 siyasi evre geçirmiştir. Bu evreler; 1948 - 1962 parlamenter demokrasi, 1962 - 1988 Burma Türü Sosyalizm ve 1988 - 1997 Yasa ve Düzeni Koruma Konseyi. Bu konsey 1997’den sonra Barış ve Kalkınma Konseyi adını almıştır.

Kitaba konu olan halkın ve coğrafyanın adlandırılmasında çeşitli sıkıntılar vardır. Uluslararası çalışmalarda ve medyada bölge için Rohingya, burada yaşayan halk için de Rohingya Müslümanları tabiri kullanılmaktadır. Günümüzde coğrafyayı ve burada yaşayan toplumu ifade etmek için kullanılan Arakan ismi Rakhaing kelimesinin İngilizceleşmiş halidir. Arakanın Bengal körfezine bakan uzun bir sahil şeridi ve Bengladeşle uzun bir kara sınırı bulunmaktadır. Myanmar toprakları içerisinde ise Burmalılarla Arakan Dağ silsilesi ile ayrılmaktadırlar. Bu bölgede iki farklı etnik yapı bulunmaktadır. Bunlar Müslümanlar ve Roang Maghs olarak isimlendirilen Budist Arakanlılardır. Bugün bölgede yaşanan etnik çatışmalar farklı etnik unsura bağlı olduklarını ifade eden Roang Budistlerinin, Arakan Müslümanlarına bir takım tarihsel sebeplerden dolayı cephe almalarından kaynaklanmaktadır.

Arakan bölgesi tarih boyunca sürekli iç ve dış güçlerin kapışma alanı olmuştur. Batılı sömürgeci güçlerin sahil şeritlerinde ticaret şehirlerine sahip olma isteği 16. yüzyılda çatışmalara sebep olmuş, ardından Pegu, Burma Krallıkları ve Moğolların daha sonra da Portekizlilerin saldırılarına maruz kalmıştır. 1784 yılında Budist Burma Krallığı tarafından istila edilmiş, bu dönemde Arakanlılar bölgenin kuzeyinde bulunan Chittangong’a bugünküne benzer şekilde göçe zorlanmışlardır. 1824’lü yıllarda İngilizler tarafından işgal edilen bölge, halk tarafından Burma rejiminin baskıcı uygulamaları nedeniyle ‘kurtuluş’ olarak değerlendirilmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında otonom hakkı verme karşılığında İngilizler Arakanlıları gerilla olarak kullanmış ancak savaş sonrası bu talep yerine getirilmemiştir. 1947 yılında Jafar Kawal adıyla bilinen Mohammad Jafar’ın öncülüğünde “öz savunma” anlayışında olan Mücahitler birliği kurulmuştur. 1948 yılında da Myanmar bağımsızlığını kazanmıştır. Budist Burma yönetiminin Burmalılaştırma çabaları, yozlaşma ve güvensizlik etnik gruplar arasında huzursuzluğa neden olmuştur.

Ayrıca Budist Burmalıların sayısal üstünlüğü ve ellerinde bulunan siyasi, askeri ve ekonomik gücü etnik azınlıklarla paylaşmak istememesi, ülke politikasının şekillenmesinde etkili olmuştur. Devlet, gücünü devam ettirebilmek için Budizmi dini-kültürel aidiyet ve toplumsal çimento olarak görmektedir. Bu yüzden 1960’larda devlet dini olarak Budizm belirlenmiştir. Zamanla Budizm farklı dinden olanların üzerinde bir baskı aracına dönüştürülmüş, özellikle Arakan bölgesinde aynı ırka sahip Müslüman Arakanlılar ve Budist Maghlar arasında çatışmalar olmuştur. II. Dünya Savaşı sonrası Maghların çoğunluğu güneye yerleşmişken Müslüman Arakanlıların çoğunluğu ise kuzeyde bulunmaktaydı.
Arakan sorununun temellerine baktığımızda; bağımsız bir devlet olmuş olmaları tarihi, Müslüman olmaları dini, Arakanlı olarak adlandırılmalarına rağmen Bengladeşli olarak algılanmaları ise milliyetçilik unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Modern dönemde Arakanlılara yönelik baskıları 6 başlık altında kısaca anlatalım.

1-1948-1960 U Nu’lu yıllar: AFPFL’nin başkanı olan U Nu, Myanmar’ın bağımsızlığına kavuştuğu 4 Ocak 1948’de seçimleri kazanarak başbakanlık görevine getirilmiştir. Bağımsızlığını içerisinde bulunan etnik unsurlar ile birlikte kazanan Myanmar, U Nu liderliğinde azınlıklara verilecek haklar konusunda pek istekli olmamış, çoğulcu parti sistemini kabul etmiştir. Bu dönemde, Otonom veya bağımsızlık isteyen Mücahidin silahlı hareketiyle U Nu arasında barış görüşmeleri yapılmışsa da başarıya ulaşmamıştır.

2- 1960 seçimleri ve sivil rejimin sonu: Şubat 1960 seçimleri ile Arakan’a yarı-otonom hakkı vaadinde bulunan U NU oyların çoğunluğunu alarak 4 Nisan günü devlet başkanı olmuştur. Ancak seçim sonrası azınlık sorunlarıyla yoğun bir şekilde karşılaşan U Nu partisinde kopmalar da yaşanınca istifa etmek zorunda kalmıştır. 2 Mart 1962 yılında ise General Ne Win azınlıkların ülkenin bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle ülke yönetimine el koymuştur. Ordunun yönetime el koymasıyla demokratik yollarla haklarını arayamayacak olan Arakanlılar bu dönemde Rohingya Bağımsızlık Gücü (RIF)’nü ve Arakan Ulusal Özgürlük Partisini kurmuş ayrıca bu dönemde Mücahidin hareketine de ciddi katılımlar olmuştur.

3- 1962-1988 Ne Win dönemi: Bu dönemde Ne Win Myanmar’ı dünyaya kapatmış ve kendi halklarına düşman etmiştir, bu yüzdendir ki iki zıt kutup olan Burma milliyetçiliğinin ve etnik özgürlükçü hareketlerin hız kazandığı yıllardır. Ne Win bu hareketlere önlem olarak 1974 yılında anayasa değişikliği yapmış, anayasa ile azınlıklara teritoryal hak verilmiştir. Buna rağmen hükümeti tek parti rejimine tabi kılması nedeniyle etnik unsurların tepkisini çekmeye devam etmiştir. Bugüne kadar devam eden sürecin başlangıcı da bu dönemde kabul edilen Vatandaşlık Yasasıdır. Bu yasa ile belli kriterleri sağlayamayan Arakanlı Müslümanların vatandaşlık hakları ellerinden alınmış, devletsiz toplum durumuna düşürülmüşlerdir. Cunta rejimi 1964’te başlayan Burmalılaştırma projesiyle siyasi, ekonomi, eğitim, sağlık alanlarında Arakan Eyaleti tüm altyapısını yitirmiş, yoksulluğa itilmiş, seyahat özgürlükleri kısıtlanmış ve Arakanlı Müslümanları tamamıyla ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar başlatılmıştır.

4- 1988 kitle gösterileri ve 1990 seçimleri: ülkede yaşayan nerdeyse tüm etnik unsurlar tarafından sevilen Aung San’ın kızı olan Suu Kyi’nin 1984 yılında ülkeye tekrar dönmüş ve 1988 yılında kitle gösterilerinin dozu iyice artmıştır. Askeri cuntanın bu gösterilere cevabı çok sert olmuş ve bu süreçte en çok baskı ve zulme Arakanlı Müslümanlar maruz kalmıştır. 1990’da yapılan seçimde Suu Kyi’nin başkanı olduğu parti oyların %82’sini almış ancak cunta seçimleri tanımayarak yönetimi devretmemiştir.

5- 2000’li yıllar ve reform çabaları: Başbakanlık yapan General Khin Nyunt’un ılımlı siyasi yaklaşımı ülke içerisinde Ulusal Mutabakat adıyla etnik unsurların da geniş katılımıyla bir dizi reformlara başlanabileceği umudunu yeşertmişse de 2005 yılında yolsuzluk nedeniyle görevinden alınmasıyla umutlar tekrar tükendi.

6- 2008-2009 mülteci akını ve reform süreci: Arakanlı Müslümanların çoğu baskı ve zulümler nedeniyle Açe’ye ve Bengladeş’e sığınmışlar ancak her iki ülkede mültecilere karşı pek ılımlı yaklaşmadıklarında, ya sınır bölgesinde açlık sefalet içinde yaşamışlar ya da geri dönerek yasa dışı yollarla çalışmak durumunda kalmışlardır. Ülkede çeşitli reform çalışmaları olmuşsa da sosyo-ekonomik sistem her etnik unsuru asli unsur olarak kabul etmeyeceğinden hiçbir zaman yeterli olmamıştır.

Günümüzde BM’nin kamp yaşamını gıda ile takviye ediyor olması Arakanlılara ferah bir yaşam alanı sunmuyor, sığınmacıların bulunduğu devlet güçlerin ulusal veya uluslararası yardımları kabul etmiyor olması süreci daha da zor bir duruma sokmaktadır. Arakan’la ilgilenen uluslararası yapıların sorunu çözme istekleri ve sorunun boyutları arasındaki fark, Arakanlıları tekrar karşı durulması zor durumlara sokacaktır. Sosyal yatırımların (insani yardım, yoksullukla mücadele vb.) bir değeri olduğuna şüphe yok, ancak Arakanlıların kendilerine yetecek şekilde bağımsız, özgür bir yapıya ulaştıracak ve geleceğe ümitli bakmasını sağlayacak açılımların boyutu çok daha önemlidir. Arakan sorununa bütüncül olarak yaklaşmak gerekmektedir. Bu bağlamda acil müdahale olarak Arakanlıların mülteci olarak yaşadıkları ülkelerde ve Arakan Eyaleti’nde acil temel insani ihtiyaçlar karşılanmalıdır.

Orta vadede Myanmar yönetiminin ortaya koyduğu reformlarda Arakanlıların hak ettiği yeri almasını sağlayacak ulusal, bölgesel ve uluslararası girişimler sağlanmalıdır. Uzun vadede ise sadece Arakanlı Müslümanların değil, ülkedeki bütün etnik unsurların insani haklarını elde etmelerini sağlayacak yasal haklar silsilesi hedeflenmelidir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186