banner175

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba, aylardan beri yazmak ya da yazmamak arasında gidip geliyorum. Nazik günlerin zor şartların kalemi oldum her zaman, kimsenin konuşamadığını, kimsenin yazamadığını hep yazmaya çalıştım.

Bazen ise yazmamak yazmaktan daha iyi olabiliyor. Galiba bu sebeple uzun bir ara verdim. Kimine göre el feneri, kimine göre çıra bile değilim. İnandığım bir şey var ki; o da zaman her şeyin ilacı ve yazı konusunda zaman ne kadar haklı olduğumu gösterecek. Çünkü hiçbir zaman beğenilmek için kalem çalmadım, gevelemedim.

Dostuma dost, düşmanıma namuslu bir düşman oldum. Belden aşağı vurmadım, fırsatını kollamadım. Ne zaman gerektiyse o zaman kalemi elime alıp yazdım ve gerekene hak ettiği şekilde cevap yazdım.

Bugünbazılarının hırsı gerçeklerin önüne geçmiş ve kene gibi yapıştıkları yerlerde hakikatin önüne perde olmaya çalışıyorlar. Uzun zamandır bunlardan kurtulabilmek ümidi ile bekledik, korkumuz o ki bu kesimlerin sıçrattıkları çamurun bizi de kirleteceği… Ama inancımız o ki biz bunlardan kurtulacağız.

Hakikat gizli kalmaz. Hakikat örselenmez ve perdelenemez. Güneşi kapatma arzusunda olanlar sadece kendi dünyalarını karartır, güneş yine çevreyi, dünyayı aydınlatmaya devam eder. Bugün Türkiye, mazlum coğrafyaların ümidi olmaya devam etmektedir. Filistin, Keşmir, Arakan ve bilcümle alemi İslam bizi bekliyor susuz kalmışçasına…

Bu ülkenin lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu şuur ve vizyon başarılı olması halinde yakın gelecekte İslam dünyası için de yeni imkanlar doğurabilir. İslam dünyasında birçok ülkede lider sorunu var. Suudi Arabistan’da Muhammed bin Selman’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nde Zayed’in Mısır’da Sisi’nin İslam alemine sunduğu vizyon ne Müslümanlara ne de kendi ülkelerine fayda getirmezken, bölgesel sorunları daha da derinleştiriyor.

İslam ülkelerine bulaştırılan hastalıklar bugün mukaddes topraklarda da baş göstermiş durumda. Biz ise üstümüze ölü toprağı atılmışçasına körleşmiş, suskunluğa bürünmüş durumdayız. Ülkenin şuurlu insanlarının adına konuştuğunu iddia edenler bir kenarda durup kendisini sorgulamalı. Biz kendimize değil iki milyar Müslüman’a hitap etmeliyiz, onların gönüllerine girmeliyiz.

u sorgulamayı yapanlar ancak daha güzelini inşa edebilir ve yazabilir. Örneğin bizim kalemlerimiz bazı şeyleri anlatmakta yetersiz kaldı. Müslümanların kutsalları birçokları tarafından eğildi, büküldü ve farklı söylemler üzerinden ötekileştirildi. Bugün İslam alemine bakanlar korku ve terör üzerinden Ümmeti toptan zan altında bırakmakta ve değerlerimizin içini boşaltmakta. İşte biz bunları anlatmakta başarısız olduk. Bugün en mahremimize kadar girildi, yine dirilmedik ve bu gidiş hayra alemet değil.

Ey alemi İslam; “Fe-eyne teżhebûn(e) : (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?diye sual eden Cenab-ı Hakka cevabımız nedir? Neden bir avuç mümin birleşmiyoruz, parçalanıp yok mu olmak istiyoruz. Müminler ancak kardeştir diyor Hz Muhammed (sas) unuttuk mu? Yine Cenab-ı Allah; “ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız- onu, Allah’a ve peygambere götürün. Bu, elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlıdır hem de en güzelidir.” Nisa 59 buyuruyor.

Peki, bizler ne yapıyoruz, anlaşmazlığa düştüğümüzde neden Kur’an’a ve Sünnetullah’a müracaat etmiyor da nefsinizin heva ve hevesine uyuyoruz. Bize düşen özümüze dönmek, Kur’an’a, Sünnete dönmek ve hak yol üzere yürümek. Bunun ötesinde karşılaşacağımız sorun ve sıkıntıları yaşadık, tecrübe ettik ve ediyoruz. Bu dünyanın yüksek tepeleri de yok olacak alçak tepeleri de. Ne kadar yükselirseniz yükselin Allah’ın yarattığı dağalara erişemeyecek, gökleri de delemeyeceksiniz.

O yüzden tevazu yolunu seçin ve “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, sizden olan ülü’l-emre de”itaat edin yoksa savrulup gidersiniz.

Bu yüzden bizim bir davamız derdimiz var. Kısır tartışmalarla bu davaya helal getirmeyin, bu dava şahısların davası değil, bir olma davasıdır. Yeniden toparlanma, yola çıkma, önce Türkiye’yi sonrasında bölgemizi ve dünyayı değiştirme inancının davasıdır. Ancak biz düzelmezsek bunların hiçbiri düzelmez. Düzelmemiz için hakkı söyleyen kalemler olmalı. Uyarıcılar olmalı. Doğruyu eğip bükenlerden bize ve ümmete hayır gelmez, gelmedi tarih bunu ispatlıyor. Bilmek isteyenler için nice örnek vardır.

Bu davanın bugün liderliğini yapan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Yola çıktığı ilk günden beri birçok mücadeleye girdi, adeta savaş verdi. Bu dava kişilere indirgenemeyecek kadar değerli, birilerine havale edilmeyecek kadar kutsaldır. Liderler yol gösterici ve ümitsizlik anında dahi yeniden toparlanmak için bir öncüdür. Bugün Türkiye’de siyasal alanda birtakım kırılmalar ve ayrılıklar yaşanmakta ve farklı sinyaller verilmektedir.

Unutmamak gerekir bu dava bir kesime mal edilemez. Ama bu dava Selahaddin Eyyübilerin davası, bu dava Sultan Muhammed Fatih’in davası, bu dava Sultan Abdulhamid’in, bu dava nesilden nesile bize miras kalan kutlu bir davadır. Bu dava baki kalsın diye öz evladına dahi gözünü kırpmadan kıyabilenlerin davası. Unutmayın; birlik olmasaydık Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçiminde bitmiştik, e-Muhtıra da bitmiştik, ETÖ’de bitmiştik, 7 Şubat Mit krizinde bitmiştik, Gezide bitmiştik, 17/25 Aralık yargı darbesinde bitmiştik, 15 Temmuz Alçak FETÖ darbesinde bitmiştik. Şimdi bu birliği, dirliği bozanlar, makamlara yapışanlar bizi bitirmeye çalışıyor, uyanık olalım ve davayı evlatlarımıza, torunlarımıza taşıyalım, taşıyalım ki; yeniden dirilişin eski şanlı günlerine dönelim.

Ama bunun öncesinde öze dönüş yapmalıyız. Kendimizle hesaplaşmalıyız. Hatalarımızı görelim ve üstüne gidelim. Bizim adımıza sağda solda konuşan, yazan isimlere dikkat edelim.

Bu ülkenin istikrarı, istikbali ne kadar güçlü olursa o kadar ilerleme kaydeder ve İslam dünyasının toparlanmasına katkı yaparız. Bunu aşmadığımız müddetçe sadece kendimize konuşmuş oluruz.

Bu noktada toplumumuzun ayakta kalmasında aile yapısı korunmalı, toplumsal sorunların üzerine gidilmeli, erkek, kadın herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ve farklılıklar bir zenginlik olarak korunup gözetlenmelidir. Dua, selam ve hürmetle…

İstanbul Times / Hekimoğlu Süleyman Özcan 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MAŞALLAH BİNGÖL 2019-09-02 23:21:58

Selam aleyküm dayım yazılarını yorumlarını paylaşımlarını inandığın dava yi zevkle okuyup takip ediyorum ama bazı konularda sanki bu yolda eksikler var ve kimsede çıkıp demiyor ki ya bu yanlış ve doğru gördüğüm takip etiğim kadarıyla iyiyse de kötüyse helal isede haram isede anlamayıp dinlemeyip bi alkış bi alkış bu söylenen yarın inkar ediliyor işte böyle bi gariplik var mı var düzelten varmı işte bukonuda kimseyi göremiyorum vesselam başarılar diliyorum hepinize

Avatar
MAŞALLAH BİNGÖL 2019-09-02 23:22:24

Selam aleyküm dayım yazılarını yorumlarını paylaşımlarını inandığın dava yi zevkle okuyup takip ediyorum ama bazı konularda sanki bu yolda eksikler var ve kimsede çıkıp demiyor ki ya bu yanlış ve doğru gördüğüm takip etiğim kadarıyla iyiyse de kötüyse helal isede haram isede anlamayıp dinlemeyip bi alkış bi alkış bu söylenen yarın inkar ediliyor işte böyle bi gariplik var mı var düzelten varmı işte bukonuda kimseyi göremiyorum vesselam başarılar diliyorum hepinize

banner186