banner175
Başbakanın, seçimleri kazandığı ilk dönemi Avrupa Birliği'ne ekipçe adeta kamp kurdu. Mütemadiyen tüm AB başkentlerinde tur atan, Avrupa Birliği'ne Türkiye’nin tam üyeliği için olağan üstü gayretler sarf etti. Türkiye’yi her alanda 1. sınıf demokrasi ülkesi yapmayı ve her alanda pozitif değişim ile dönüşümü taahhüt eden fakir bir aile geleneğinden gelen, bizlerle aynı yöne bakan, herkesin ve her kesimin mağduriyetini gören mağdur bir siyasi hareketin temsilcisi Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakan ve iktidar seçtik.   
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Ak Parti İktidarında en çok çözeceğini taahhüt ettiği iki konu vardı. 
1) “Türkiye mutlaka Avrupa Birliği'ne girecektir. Asgari AB standartlarında anayasamız seçim yasamız ile tüm yasalarımız mümkün olan en hızlı bir takvimle 1. sınıf demokrasilerde olduğu bir seviyeye kavuşturulacağının,   
2) Kürt sorunu, Alevi sorunu, Başörtüsü sorunu vs. tüm var olan bu sorunlar benim sorunlarımdır.  Mümkün olan en kısa sürede var olan sorunları barışçıl bir çerçevede çözüme kavuşturacağının taahhüdü ve sözünü tüm halka verdi. “
Özellikle lokal Ak Parti ve Başbakan şahsına ve iktidarına zarar vereceği kesin olan, Ergenekon tarzı terör yapılarını çözmekle ve hukuk karşısına çıkarmakla çok net tavır takındı. Bu, bir nebze olsun ülkeyi hukuk ve demokrasi adına rahatlattı, ancak yetmedi. Bu anti hukuk yapılarla mücadele bile söz konusu Kürt coğrafyasına gelince yetersiz ve eksik kaldı. Bu bölgede Kürtlere yönelik yapılan faili meçhul cinayetlerin üstüne yeteri kadar gidilmedi. Yapılanlara baktığın zaman onca kanunsuzluklara karşı yeterli cesur adımlar atılmadı. Tüm bu geçmişte işlenen suçların failleri şimdilik hukuk karşısında hak ettiği cezaları bulmadı. 
En çok değişimden söz eden, her uluslararası platformda “insan” birey esaslı pozitif dönüşüm ve öncelikle “insan hakları” vurgusu yapan, şimdilerde ise özellikle yurt içinde bu fikir ve görüşlerinde anlaşılan esame kalmamış. Sanki özgürlükçü fikirlerinden caymış, özelikle Kürt sorunu karşısında aynı geçmiş muktedir statükocular tavrına bürünmüş.   
Başbakanın içindeki o var olan gizli diktatörlükte hep depreşiyor.        
“Eleştiri keskin bıçaktır. Hiç kimsenin canı bu acıya dayanmaz.”
 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, vicdanlı fikir insanlarına, gazeteci, yazarçizerlere, akademisyenlere, aydınlara kadar tüm değişimcileri, “Kürt sorunu” hakkında eleştiri yapanları toptan ima yolu ile olsa dahi tehdit etmesi Türkiye demokrasisi açısından bir talihsizliktir. 
Başbakanın şunu çok iyi bilmesi lazım, bu ülkenin feraset sahibi halkı, demokratları, aydını, entelektüeli, yazarçizeri, düşünen insanları, o tarz nobran tehditlere pabuç bırakmaz. İlk değil Başbakan gibi çokça muktedir, kılıcının iki tarafı keskin iktidarlar bu yolu denemiş, ancak tamamının sonu malumlarınızdır. 
İronidir, şu an anti demokratik tavırlarını şikâyet ettiğim ancak kendim dâhil tüm çevrem, sevdiklerim şimdiye kadar oyunu ve desteğini alan eski İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı şimdiki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şahsında 3. Dönem Ak Partidir.   
Gerçek manada demokrasi ve özgürlük taahhüdü olarak Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunlara kalıcı çözüm sözü maalesef halkın beklentilerine cevap olmamakla beraber, Başbakanın, Milliyetçi ruh hali dışa vurdu.    
Mağdur olan siyasi hareketin temsilcisi partisi ve siyasetçisi diye Başbakanın şahsında Ak Partiye 3. dönem iktidar eden bu ülkede yaşayan yığınlarca dışlanmış, yok sayılmış, ezilmiş halkın ezici çoğunluğunun Ak Parti iktidarına destek vermelerinin çok basit iki nedeni var.
1- İlk dönem mağdur olmasından dolayıdır.
2- Daha sonra AB standardında hak, özgürlükler, yasal, anayasal düzenleme vaadi. Başta Kürt sorunu olmak üzere kronik tüm sorunları Türkiye gündeminde bir daha yaşanmayacak şekilde barışçıl bir yolla çıkaracağına dair söz verdiği için desteklendiğini çok iyi bilsin.  
Soru: Ak Parti siyasal iktidarı tek başına 9. yılında tüm seçilmiş ve atanmış makamlar Ak Partili kadrolara teslim edilmiş iktidar ve muktedir halde,  AB Standardında anayasa ve yasalara sahip, tam bir demokratik ülke olabildik mi? Maalesef HAYIR! Avrupa Birliğine girebildik mi? HAYIR !
İkinci soru: Kürt sorunu başta olmak üzere barışçıl bir metod ile tüm sorunlarımızdan arındık mı? Maalesef o da HAYIR! “Adeta bu konularda ayak sürtüyor“
Başbakanın sıkça atıfta bulunduğu Azeri bir atasözüdür ”Zulüm ilen abad olunmaz”  Sorumlu makamlarda olanların dikkat etmesi gereklidir.  Başbakan, vicdanı kâmil ve inançlı biri olduğu içindir her kesimden bu kadar teveccüh ile 3. kez, üst üste tek başına iktidar edilmiştir. Referandumlarda ezici çoğunluk EVET demiştir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan hiçbir zaman şu gerçeği unutmamalıdır. Verilen her destek bir kul hakkıdır. Taahhüt edilenin ne kadarını gerçekleştirdiğinin karşılığı mutlaka sorulur? Vebal ve günahtır. !
                                                                                                                             Maksut Konyar
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DOGANAY 2011-11-26 22:15:38

BM TERÖR ÇETESİ VE YEREL KOLLARI!
BM terör çetesinin dünya için oluşturduğu terör pilanları vardır.Bu terör pilanları her ülke için ayrı ayrı oluşturmaktadır.Aynı zamanda her ülkede yaşayan insanlar için de ayrı bir pilana sahiptir.Bu pilanlar her ülke için mekezi terör pilanları, BM terör merkezinde yapılıyor.Aynı zaman da her ülkenin, insanları üzerinde oluşturulacak taslaklar içinde çerçeve çizilmektedir.Bu oluşturdukları terör cercevesi içinde insanları örgütleyemediğinde, zaman zaman insanları tırafik kazası süsü vererek öldürüyorlar.Zaman zaman, insanlar köprü olan şehirde yaşıyorsa, köprüden geçerken, manzarayı seyretmek için çeresinden birinden yardım alarak manzarayı izlemeye teşfik etmek süretiyle korkulukların yanına yanaşan insanları aşagı atıyorlar. Sonra intihar etti diye, terör basınında deklare ediyorlar.Daha önceden satın aldığı yakınını ve ya arkadaşına açıklama yaptırarak, intihar süsü veriyorlar.Bir başka katliyam biçimide doğal gaz olan evlere girerek soygun süsü vererek, evdeki doğal gaz borusunu delerek, doğal gaz zehirlenmesi yaratıyorlar.Doğal gaz olmayan evlerde ise kışın yatarken sobalarını yanık bırakmak zorunda kalan aylelerin, soba bacasını caputlarla tıkayarak, sobadan zehirlendiler süsü veriyorlar.Tabi bu olayları yaptıkları yerlere kendi „polislerini“ (yani teröristlerini) gönderiyorlaki, ipiçlarını caktırrmadan yoketsinler.Yada ev sahiblerinin hatasıymiş gibi göstersinler.Zaman zaman da arabaylan, kimi zaman ışıklarda geçerken çarpıyorlar.Kimi zaman da arabanın fireni patlamış süsü vererek insanların üzerine sürerek eziyorlar.Bu sadece, BM terör cetesinin yerelkolarının yaptığı bir kaç örnektir.Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.Bunlar konplo teorisi değildir.Bilakis gözlerinizin gördükleri kadar gerçektir.Nasıl’ki insan gözleri ama olursa göremez ise BM terör cetesi ve yerel kolarıda satın naldıkları dışında kalan kesimi, bu yöntemler olmadan örgütleyezler.Estirdikleri terörle insanları örgütleyerek, insanlığından çıkarıyorlar.Kendileri gibi dipsiz fare yapiyorlar.

Örgütlediği dipsiz farelerle, elit tabaka dipsiz fare olan ABD, AB, RUSYA, CIN, JAPONYA, gibi terör çetelerine ayrıcalık sağlıyorlar.Onların istediği ülkede terör estirerek, onların çıkarları doğrultusunda her şeyi şekillendirmeye çalışıyorlar.Şekillenmediği zaman devreye BM terör örgütünün silahlı kolu olan, NATO terör cetesi devreye giriyor.Daha büyük terör faliyeti devreye giriyor.Ülkelerdeki yönetimi değiştirene kadar sürüyor terör saldırılar.Yönetim değiştikten sonra, onların çıkarlarını en önde tutukları sürece, yönetimler varlığını sürdürüyor.Aksi olduğunda ise yeniden, terör estirerek faliyetlerine hız veriyorlar.Yönetimler geri adım atıpta Onların çıkarlarını her şeyin üstünde tutana kadar sürdürüyorlar.Olmadığında, yeniden NATO terör örgütü devreye giriyor.Yeniden en üst terör faliyetleriylen saldırarak yönetimleri değiştirerek, kendi yer altı zenginlikleri olmasına ragmen BM teröristleri ve kendi elit kesiminin dışındakilerin açlıktan derileri kemiklerine yapışıyor.BM terör çetesi bunuda fırsata çevirmek için oluşturdukları kaplarla, kendine ajan defşiriyor.Sadece büyük teröristler burda ajan defşirmiyor.Küçük teröristlerde burada kendine ajan defşirme peşinde oldukları için rekabet kısmi biçimde yansıtılıyor.Çünkü üçüncü dünya savaşı farklı biçimde cerayan ediyor.Ücüncü dünya savaşı topyekün bir biçimde yaşanmıyor.Ağır aksak yer altından ve kimi zaman büyük terör saldırılarıylan sürmektedir.Üçüncü dünya savaşı, birinci ve ikinci dünya savaşları gibi sürmeyecektir.Şöyle bir düşünelim, birinci ve ikinci dünya savaşlarını, Alman faşizmi savaşa başlarken yeni bir paylaşım vaidiylen, bir çok emperyalist gücün desteğini kazanmıştı.Öncelikli ABD ve JAPOYA konturgerilla emperyalistlerin, Alman faşizmini pof pof lamasıylan başlayan, AB konturgerilla emperyalistlerin desteğiylen başlamıştı.Polonyayla başlayıp Rus otokrasini devirmesi için yapılan pilan dahilinde başlamışti, birinci dünya savaşı.Alman faşizmi polonyadan sanra, yüzünü AB konturgerilla emperyalizmine dönmesi, AB’li konturgerilla emperyalistlerinde hayal kırıklığı yaratmıştır.Ama ABD ve JAPONYA konturgerilla emperyalistlerinde aksine memnuniyete yol açmıştır.ABD ve JAPONYA konturgerilla emperyalistleri üstü örtük biçimde desteğini sürdürmekteydiler.ABD ve JAPONYA‘in desteğiylen, Alman faşizmi, AB’li ülkelerini istila eti.(AB,Ödenem kurulmuş ama ilan edilmemiştiAlmanya, Fıransa, İngiltere, Hollanda, Belçika ve İsviçre den kurulmuştu..Kurulmasının temel nedenlerinden biri, Rus otokrasini devirmek üzerineydi.)ABD ve JAPONYA bu durumda zevkten dört köşe oluyordu.Artık Alman faşizmi üzerinde oluşturacağı baskıyla, o güne kadar dünyadaki pastadan çok daha fazla pay alabileceklerdi.Bu arada Alman faşizmin ilerlemesiylede, Rusya da Ekim devrimi patlak vermiştir.Artık Rusa değil, Sosyalist Sovyetler Birliği vardır.Alman faşizmi SSCB sınırlarına dayandığında, ABD ve JAPONYA konturgerilla emperyalizminin, Alman faşizminin üzerinde baskı kurma olasılığı giderek kayboluyordu.Artık ABD ve JAPONYA konturgerilla emperyalistleride panik yapmaya başlamışlardı.Alman faşizmi artık bütün dünya için bir tehlike oluşturuyordu.Ne zaman’ki SSCB’nin içlerine stalingırat mevzisine dayanmaya başladığında, SSCB askerlerinin Alman faşizmine kök söktürmesiyle, kızıl ordu neferleri müthiş bir özgüven kazanarak, Alman faşizmini kovalamaya başladığında, artık ABD ve JAPONYA konturgerilla emperyalizminin panikleri dünyanın her yerinden duyuluyordu.Artık ABD, JAPONYA ve AB’li konturgerilla emperyalistleri, SSCB’li komünistlerle itifak kurma istekleri bir kabus oluyrdu.ABD konturgerilla emperyalizmi JAPONYA üzerinden gözdağı verme çalışmalarına tam hız veriyordu.SSCB berlin sınırlarına dayandığında, artık JAPONYA konturgerilla emperyalizminin başkanının, basın açıklaması yaparak ABD konturgerillayla yaptığı pilanı, ABD konturgerilla emperyalizminin üzerine bırakmak üzereyken, ABD konturgerilla emperyalizmi, JAPONYA‘nin Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atarak, hem JAPONYA yapacağı açıklamayı iptal ettirdi.Hem’de SSCB’ye dönük göz dağı içeriyordu.Çin konturgerilla emperyalizminin yapacağı açıklamayı durdurmaktan başka bir işe yaramadı.

Artık günümüzde dünya savaşları birinci ve ikinci dünya savaşları gibi olmuyor.Üçüncü dünya savaşı artık bir ülkeden girerek bir başka ülkeden çıkarak gerçekleşmiyor.Artık tek tek ülkelere girerek orayı kendi istediği biçimde bir sömürge ülkeye dönüştürdük ten sonra, o ülke, kendisi icin bataklığa döndüyse, o bataklıktan çıkarak, yerel güçlere devrederek, orda kurduğu karakollarla sınırlandırmaktır.Bir başka yöntemde, yerel güçleri örgütleyerek, NATO terör cetesinin hava saldırılarıylan saldırarak istila etmektir.Kendi kurduğu terör çeteleriylende bu süreci desteklemektedir.Kimi yerlerde özel kurduğu terör çeteleriylen yoğun biçimde terör estirmektedir.Her ülkede BM terör çetesine ayit bir çok terör çetesi vardır.Bunlar aracılığıylan kendine sedekati sağlamaktadır.Hem ülke terörünü yönlendirirken, hem de o ülkede oluşturduğu irili ufaklı terör çeteleriylen, hem terör ülkelerini kendine mecbur ederken, hem de kurduğu irili ufaklı terör çetelerini kendisine muhtaç kiliyor.Terör faliyetlerini bu biçimde ifşa ediyor.

DOĞANAY

banner186