banner175

Ataköy Sahili Halkındı, Yine Halkın Olacak

Gazete ve televizyon olarak son 4 yıldır hakkında kıyı kanuna muhalefet ettikleri, son kara parçasına tecavüz ettikleri halkın sahile inişini engellediklerini ifade ederek kamuoyunu bilgilendirmek adına yaptığımız haberlere karşı açtıkları sayısız davayı kaybeden Kuzu Toplu Konut A.Ş.Ataköy Sahilin’de İndar Gandi tarzı ben yaptım oldu mantığı ile inşaat ettiği SEA PERAL projelerine yargıdan iptal kararı geldi.

Ataköy Sahili Halkındı, Yine Halkın Olacak

Gazete ve televizyon olarak son 4 yıldır hakkında kıyı kanuna muhalefet ettikleri, son kara parçasına tecavüz ettikleri halkın sahile inişini engellediklerini ifade ederek kamuoyunu bilgilendirmek adına yaptığımız haberlere karşı açtıkları sayısız davayı kaybeden Kuzu Toplu Konut A.Ş.Ataköy Sahilin’de İndar Gandi tarzı ben yaptım oldu mantığı ile inşaat ettiği SEA PERAL projelerine yargıdan iptal kararı geldi.

istanbultimes
istanbultimes
10 Nisan 2017 Pazartesi 00:08
Ataköy Sahili Halkındı, Yine Halkın Olacak
banner171

İşte kararlı takibimiz ruhsatı iptal ettirdi

Bakırköy ilçesinin Ataköy sahilinde yargı kararlarıyla defalarca mühürlenen Kuzu Grubu’na ait Sea Pearl rezidansına ait inşaat ruhsatı İstanbul 10. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Ataköy Sahiline Saplanan Hançer olduğunu defalarca İfade ettik ve yıkılana kadar takipçisi olacağımızı ifade ediyorduk

Mahkeme gerekçeli kararında dava konusu parselde yaklaşık yüzde 50 oranında fazla inşaat hakkı tanındığını ve yapılmakta olan inşaatların anayasa, İmar Kanunu ve Kıyı Kanunu’yla öngörülen düzenlemelere aykırı olduğunu belirtti.

Kıyıyı halka kapatıyor

Dava, Bakırköylü yurttaşlar tarafından 3 Aralık 2013 tarihinde onaylanan 5736 A- B- C- D- E- F- G- H- I- J sayılı inşaat ruhsatlarının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılmıştı. Yurttaşların talebini yerinde gören İstanbul 10. İdare Mahkemesi, Ataköy sahilini kapatan projede önemli bir karar aldı.

Anayasa ve Kıyı Kanu’na aykırı

İdare Mahkemesi, dava konusu ruhsatların anayasa ve Kıyı Kanunu’nda yer alan düzenlemelere aykırı olduğunu belirterek iptaline karar verdi.

Mahkeme kararında şu ifadelere yer verdi: “Ayrıca uyuşmazlığa konu yapı ruhsatı düzenlenirken kıyı kenar çizgisinden deniz yönündeki kıyı alanının kamunun kullanımına ait olduğundan yapı ruhsatı verilirken brüt parsel üzerinden değil, kıyı kenar çizgisinden deniz yönündeki kıyı alanı düşüldükten sonra bulunacak net imar parseli üzerinden yapı ruhsatı verilmesi gerektiği gibi dava konusu ruhsatlar ile akaryakıt ve bakım istasyonu kullanımına ayrılmış bir alanda apart otel kullanımı için ruhsat verilerek mevzuata aykırı bir uygulama yapıldığı, dava konusu yapı ruhsatları ile dava konusu parselde yaklaşık yüzde 50 oranında fazladan inşaat hakkı tanındığı ve yapılmakta olan inşaatların Anayasa, İmar Kanunu ve Kıyı Kanunu’yla öngörülen düzenlemelere aykırı olduğu sonucuna varılmakta olup, söz konusu parsele ait inşaat ruhsatlarında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.”

Ne olmuştu?

Ataköy Konakları’nın tam karşısında yaklaşık 125 bin metrekare arazi TOKİ’den 2008 yılında 850 milyon TL’ye Sinpaş-Eksim Holding ortaklığına satılmıştı. Daha sonra bu ortaklığa Katar’ın TOKİ’si olarak bilinen ve dünyanın pek çok yerinde yatırımları bulunan Qatari Diar ile Kuzu Grubu da ortak oldu.

Proje sekiz ayrı blok ve bir otelden oluşuyor. Projede 68 bin metrekare yeşil alan olacağı belirtilmişti. Geri kalan alanda ise rezidanslar, alışveriş konakları, sağlık tesisleri, kafeler, yat kulübü, marina ve eğlence tesisleri yapılıyor.

Kuzu Grubu, Ekonomik gücüne ve siyasi desteklerine güvenerek 1.643 yıldır İmara açılmayan Ataköy sahilini imara açmak için elinden gelen her türlü hukuksuzluğu yapmakta sakınca görmedi ama İstanbul’da yargıçlar var…

İmar mevzuatına uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilen ruhsat için düzenlenen bilirkişi raporunda, 181 parselin dosyadaki bilgilere göre kök parsel olarak 59 ada, 2 parsel iken, önce 564 ada, 167, 176, 177, 178, 179, 180 parseller olarak ifraz edildiği, sonra da bu parsellerin tevhidinden 564 ada, 181 parsel olarak ifraz ve tevhit işlemleri yapıldıktan sonra tescil edildiği ve bu işlemlerin mer’i plana göre yapılıp yapılmadığının bilinmediği kararına varılarak, 181 parsel için verilen yapı ruhsatlarının imar mevzuatına uygun olmadığı belirtildi.

Bilirkişi raporunda göze çarpan diğer ayrıntı ise, yapı ruhsatlarında 27 bin metrekare fazla inşaat hakkı verilmesi.

Bu yapılaşmanın imar planı hükümlerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğunun vurgulandığı raporda, “Uyuşmazlığa konu yapı ruhsatı düzenlenirken kıyı kenar çizgisinden deniz yönündeki kıyı alanı da dahil edilerek brüt parsel alanı hesabıyla inşaat hakkı verildiği, bu nedenle İmar ve Kıyı Mevzuatlarına aykırı olarak düzenlenen dava konusu ruhsatlar ile 227.605,22 m² yerine 254.990,91 m² inşaat hakkı düzenlenerek, yaklaşık %12 oranında (27.385,69 m²) fazla inşaat hakkı düzenlendiği, davaya konu parselle bitişik parselde 1/1000 ölçekli uygulama imar planında hükmedilen Bakım ve Akaryakıt İstasyonunun imar mevzuatına, parselasyon planı ve/veya imar mevzuatı çerçevesinde ifraz ve tevhit işlemleri yapılmadan inşaat ruhsatı verilmiş olması, yine bu planda imar parseli üzerinden verilen toplam yapılaşma hakkının 227.605,22 m² olması gerekirken, ruhsata esas onaylı projede 254.990,91 m² onaylanarak aşılmış olması nedeniyle, Bakım ve Akaryakıt İstasyonu yapılaşma payı hariç olarak toplamda 27.385,69 m² alanın fazladan onaylanmış olması nedenleriyle 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hükümlerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu görülmüştür” denildi.

Tarafların bilirkişi raporuna itiraz etmesi üzerine mahkeme, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını istedi.

İkinci bilirkişi raporunda ise; “Toplam parsel büyüklüğünden (127.648,83m²) sahil şeridinin birinci bölümünde kalan alanın (49.200m²) çıkartılarak, 78.448,83m²'lik alan üzerinden hesap yapılması ve en fazla 156.897,66m²'lik inşaat hakkı verilmesi gerektiği, bu değerlendirme doğrultusunda dava konusu ruhsatlar ile yasal düzenlemelerde öngörülenden en az 98.093,25m², %38 daha fazla yapılaşma hakkı tanındığı, dava konusu işlemin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığının belirlenmesinde daha önce de vurgulandığı gibi bakım ve akaryakıt istasyonu alanı ile kıyı kenar çizgisi, imar parseli sınırı ve verilen inşaat hakkının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirmeler doğrultusunda dava konusu parsel üzerindeki inşaata ilişkin verilen inşaat ruhsatları ile inşaat ruhsatlarının dayanağı olan imar planlarının uygun olmadığı, dava konusu parsel için inşaat hakkı hesaplanırken parselde bakım ve akaryakıt istasyonu kullanımına ayrılan ve sahil şeridinin birinci bölümünde kalan kısmın dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla dava konusu parselin toplam alanından bakım ve akaryakıt istasyonu kullanımına ayrılan alan yaklaşık 8.500m² ve sahil şeridinin birinci bölümünde kalan alan yaklaşık 49.200m² çıkartılarak kalan 69.948,83m²'lik alan üzerinden inşaat emsali verilmesi gerektiği, bu durumda da ancak 139.897,66m²'lik bir inşaat alanının olması mümkün olduğu, bu değerlendirme de dava konusu işlem ile dava konusu parselde yaklaşık %50 oranında fazladan inşaat hakkı tanındığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Kıyı Kanunu’nun 4. maddesinde sahil şeridinin, “Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı” olarak tanımlandığını ve bununla birlikte Genel Esaslar başlıklı 5. maddede, “Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu, kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetileceği, sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği” hükümleri doğrultusunda yorumlanan bilirkişi raporunda ayrıca, “Dava konusu ruhsatlara esas olan projede bu hükme aykırı olarak yapı yaklaşma izninin 20 metre olarak tanımlandığı ve ilk 100 metre genişliğindeki alanda yapılaşmaya izin verildiği, bu alanda inşa edilmesi planlanan yapıların niteliğinin ise aynı Kanunun 8. maddesinde sahil şeridinde yapılabilecek yapılar ile ilgili olarak belirlenen hükümlere uymadığı” belirtildi.

Bu kadar da olmaz dedirten çok şey burada oldurulmaya çalışıldı ama bu işin sonu hüsran

İNŞAAT RUHSATLARI İPTAL! İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın karar metninde, “Uyuşmazlığa konu olan yapı ruhsatı düzenlenirken kıyı kenar çizgisinden deniz yönündeki kıyı alanının kamunun kullanımına ait olduğundan yapı ruhsatı verilirken brüt parsel üzerinden değil, kıyı kenar çizgisinden deniz yönündeki kıyı alanı düşüldükten sonra bulunacak net imar parseli üzerinden yapı ruhsatı verilmesi gerektiği gibi, dava konusu ruhsatlar ile akaryakıt ve bakım istasyonu kullanımına ayrılmış bir alanda apart otel kullanımı için ruhsat verilerek mevzuata aykırı bir uygulama yapıldığı, dava konusu yapı ruhsatları ile dava konusu parselde yaklaşık %50 oranında fazladan inşaat hakkı tanındığı ve yapılmakta olan inşaatların Anayasa, İmar Kanunu ve Kıyı Kanunu ile öngörülen düzenlemelere aykırı olduğu sonucuna varıldığı,” ifade edilerek, 03/12/2013 tarihinde verilen 5736 A – B – C – D – E – F – G – H – I – J sayılı inşaat ruhsatlarının iptaline karar verildi” denildi.

Gazeteci yazar Hüseyin Çetiner Şunları söyledi

Son dört yıldır Kuzu İnşaatın Yönetim Kurulu başkanı Özen Kuzu ve Avukatları Ataköy sahilini halka kapattıklarını, kıyı kanununa muhalefet ettiklerini ifade eden haberler yaptığımız için hakkımızda savcılık suç duyuruları, Sınai Mülkiyet hakları Cumhuriyet savcılıklarında maddi ve manevi tazminat davaları, hiç görmediğimiz İzmir’in Dikili ilçesinde açtıkları davalar ile kamuoyunu bilgilendiren haberlerimizin yayından kaldırılması adına açtıkları bütün davaları kaybettiler. Şu an yerel mahkemede açtıkları maddi ve manevi tazminat davalarını kaybettikleri için Yargıtay’a da dilekçe verdiler.

Bizim İstanbul mimarlar odası ve ilgili uzman kişiler ile yaptığımız söyleşilerde yetkililer kesinlikle SEA PEARL projesinde imzası olan herkesin bir gün mutlaka yargılanacağını ve burada yer satın alanlarında bir çok sorun ve problem yaşayacaklarını ifade ettiklerini daha önceki sayısız haberlerimizde yazmıştık.

Özen Kuzu belki bu iptal kararını bir şekilde delebilir ama yapılan proje sakat.

Er yada geç bu alan eskiden olduğu gibi halka açılacak. Çünkü kıyı kanununa muhalefet var, çünkü halkın sahillere inmesini yasaklayan beton kütleler var. Yayın grubu olarak bu konuda sonuna kadar işin üstüne gideceğiz .Ayrıca mimarlık fakültelerinde ibretlik bir kitap olması adına bu proje için uğratıldığımız mağduriyetleri kitap haline getirmeye başladım. İnşallah en yakın zamanda kitabımızda raflarda yerini alacak” dedi.

Kaynak: İstanbul Times Haber Ajansı (İTHA)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186