banner175
Aptal insanlara hiç tahammülüm yok. Karşımda timsah gözyaşları döküp menfaati için her türlü kılığa giren, iş ahlakı konusunda kendisini geliştirmeye ihtiyacı olan o kadar çok insan var ki çevremde… Bu yaşıma kadar iş konusunda hiç kimseden akıl almadım ve tüm kararlarımı kendim verdim. Neticesinde bir sıkıntı varsa ecrini de ben çektim; başarı elde ettiysem de yine ben kutladım.

Son zamanlarda hissettiğim güzel bir olgu var; sanırım ben artık çocukluğuma doğru büyüyorum. Hayatımın en güzel zamanlarını çalışarak geçirdiğim için mutsuz muyum? Tabi ki hayır… Herkesin keyif aldığı bir yaşam biçimi vardır, ben de işimle ilgilenmeyi seviyorum. Yerin dibine batsın para pul…

Sadece para için çalışmak işin keyfini kaçırıyor, midemi bulandırıyor. Neden mi? Çünkü ben dini, kitabı, hayatı sadece maddiyat üzerine şekillenen dini bütün Müslümanlar tanıdım.

Ofisinin alt katında kocaman mescidi bulunan, neredeyse tüm çalışanları namaz kılan ancak çalışanlarının sigortalarını eksik yatırıp devletten vergi kaçıran patronlar tanıdım. Ben bir mühendisim ve hayatımın büyük bir çoğunluğu yazılım süreçleri ile geçiyor. Biz motivasyon ve hayal gücünün bütünleşmesi ile konsantrasyonumuzu toplayıp ortaya ürün çıkarıyoruz. Yani bizi sevin, yani bizi üzmeyin, yani şirket içi yönetimsel problemlerinizi bize yansıtmayın… Şimdi bir hesap yapacağım.

Aylık 5500 TL maaş alan bir yazılımcı düşünün;

Normal şartlar altında günde 8 saat mesai var. Bir ay içerisinde ortalama 22 iş günü var dersek bu yazılımcının günlüğü 250 TL’dir. 1 saatlik çalışma bedeli de yaklaşık 30 TL’dir. Bu yazılımcı işe her gün yarım saat geç gelirse şirkete günlük 15 TL zararı olur. 10 çalışma arkadaşı her gün işe yarım saat geç kalırsa şirket günde 150 TL zarar eder.

Bu işe geç kalmaların 1 aylık zararı 22 çarpı 150 TL eşittir 3300TL. Hadi bunu 1 sene devam ettirelim; 12 çarpı 3300TL eşittir 39.600 TL oldu mu sana. Vay arkadaş!!! 10 çalışan her gün işe yarım saat geç gelirse şirkete yıllık zararı neredeyse 40 bin TL. Buna hemen bir çözüm bulmalıyız.
 
Peki ne yapacağız? İşte muhteşem çözüm:
 
Patron moduna girip baskıya başlıyoruz…
·   
     
Nerede kaldın?
·         İşe saatinde geliyoruz arkadaşlar bir daha olmasın!
·         Ne durumdayız?(yarım saatte bir)
·         İş bitti mi?(yarım saatte bir)
·         Bugün bu iş bitecek!
·         Hafta sonu ofisteyiz!
·         Neden işten ayrılmak istiyorsun ki ? Biz maaşları hiç geciktirmedik ama…

Tabi tabi… Çalışanların açısından bakalım:
·         Kahretsin geç kaldım, patron aramaya başlar şimdi.
·         Tüh aradı bile (Öhm öhm, Efendim yoldayım geliyorum…)
·         Hatalar var temizlemeye çalışıyorum (Allah’ım çıldıracağım)
·         İş henüz bitmedi Fethi Bey, biraz daha zamana ihtiyacım var (yeni bir iş arama fikri canlanır)
·         Ee şey, tamam bugün bitirmek için çalışırım(Kahrolasıca herif!)
·         Ya benim hafta sonu kuzenim gelecekti ama… Ben ofise gelemem.
·         Fethi bey… Ben işten ayrılmak istiyorum.

Bu diyaloglar; çalışanları işinden soğutur ve çalışanlar zamanla işini sevmemeye başlarlar. Bunun da tek sorumlusu sizsiniz sevgili patronlar.
 
Biz bu baskı sistemine mobbing diyoruz
Siz ister kabul edin ister etmeyin. Mobbing sistemi ile elde edeceğiniz netice %90 bu şekilde olacaktır. Bence patron olmak yerine lider olmayı tercih edin, kaybettiğiniz 40 bin TL olur ancak karşılığında daha büyük yatırımlar kazanabilirsiniz.
Aşağıdaki bir grafik çizdim. Bu grafiğe göre sektörde çalışanları sınıflandırdım.
 
1.      
Kartal: Özveri yüksek, kapasite yüksek. Bu çalışanlar işini çok sever, hep zirvede olur ve onları el üstünde tutunuz ve kaybetmeyiniz. Size hep kazandırır.
2.      
Köpek Balığı:  Kapasite yüksek, özveri az. Bu çalışanlar sadece kan kokusunu hissettiği an avına saldırır. Kapasitesi yüksek olduğu için her işi mükemmel yapar. Elde tutmak zordur. İşine gelmeyince kapıyı vurur çıkar.
3.      
Eşek :  Özveri yüksek, kapasite az. Bu çalışanlar biraz saf olur, binin sırtına vurun kırbacı, çılgınlar gibi çalışır, uzun uğraşlar sonucu güzel iş çıkarır. Genelde tercih edilen bir çalışan tipi değildir.
4.      
Öküz: Özveri de yok, kapasite de yok. Bu çalışanların ne kendisine hayrı var ne de şirkete… Herkes için geçerli olmasa da genelde sevdiği işi yapmayanlarda çok görülen bir türdür. Şirketler durumu fark ettiği an hemen işten çıkarılırlar. (Kusura bakmayın, maalesef öyle…)
Biraz fazla açık sözlü olduğum için kendi patronlarımdan da ciddi tepkiler aldığım oldu. Ben genel konuşuyorum. Üzerine alınanlar bol bol kitap okusun, düşünceye saygıyı öğrensin ve biraz eleştiriye de açık olsunlar ki kendilerini geliştirebilsinler… Ayrıca kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak çok fazla kitap vardır eminim.

Siz grafikte kendinizi hangi bölgede görüyorsunuz?

Kartal olmak istiyorsanız bir an önce aksiyon alıp mutlu olabileceğiniz işlere koyulun ve yükselme döneminizi herkese gösterin. Ülkemizde herkes kartal olmak istiyor ancak sevdiği işi yapan kişi sayısı çok az. Sabahları otobüslerde, metrolarda, trafikte milyonlarca insan işe gitmek için yola koyuluyor ancak büyük bir çoğunluk mayın gibi dokunsan patlayacak bir psikoloji ile güne başlıyor. Neden mi? Çünkü büyük bir çoğunluğumuz işimizi sevmiyoruz, işe giderken ayağımız geri çekiyor ve mutsuzuz. Ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine neden mi çıkamıyor? Çünkü biz yukarıdaki grafikte 3. ve 4. bölgede tutuluyoruz, fırsat verilse neler yapabileceğimizi gösterebilecek kapasitede bir milletiz ancak daha çok sömürme politikası ile ilerlediğimiz için çalışanlardan verim alınamıyor. Kapasite ne kadar yüksek olursa olsun özverili çalışmadıktan sonra verim asla alınamaz ve bu süreçler ülkemizde uygulanmaya devam ederse hiçbir zaman da gelişen bir ülke olamayacağız. Öyleyse yukarıdaki grafikte 1.bölgede yerimizi almak için çalışmaya başlıyor muyuz?
 
Sevgi ve saygılarımla…

İstanbul Times  / Mansur İşçel
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner186